Tâlib@TalibTRB
GİZLİ ATEİSTLİK; BİR NİFAK PROFİLİ
Mu'tezile ve Cehmî kafalı reformistler Hanefîliği truva atı olarak kullanıp, Sünnî çizgiye bir alttan bir üstten vuruyorlar. Hanefî kitle de bunları pohpohlayıp alkışlıyor.
İleride "ühü ühü" yok ama kendi kitlenizden Sahîh Buhârî ve Sahîh Muslim'i dinamitleyen gençler çıkarsa.
Gizli ateistlik bir nifak profilidir. Allâh ﷻ bize bu profili şöyle açıklıyor:
— «Onlara: İnsanların (yani Muhâcir ve Ensârın) iman ettiği gibi siz de iman edin, denildiği vakit "Biz hiç, sefihlerin (aklı kıt, ahmak kişilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz!" derler. Bilin ki, asıl sefihler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler (veya bilmezlikten gelirler).» (Bakara Sûresi, 13)
Hemen devamında ise şöyle buyurur ﷻ:
— «(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit "(Biz de) iman ettik" derler. (Kendilerini saptıran küfür ve şirk önderleri) şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise: "Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz" , derler.» (Bakara Sûresi, 14)
Saf ve katıksız, ilk dönem Sünnî literatürünü, Sahâbe, Tâbi'în, Buhârî, Muslim, Abdullah bin el-Mubârek, Sufyân es-Sevrî, İbn Uyeyne, Mâlik, eş-Şâfi'î, Ahmed, İshâk ve benzeri imamların elinden alırsanız, elinizde ne Mu'tezile, ne Cehmî, ne Murcie, ne de başka bir akımın literatürü kalmaz. Ve o dönem sadece bu iki hendek vardı.
Mu'tezile ve Cehmîler de (ki çoğu Hanefî fıkhına tâbî idi) açıkça Sahâbe ve Tâbi'în imamlarını cehâletle ve kıt akıllı olmakla suçluyor ve hatta imamları tekfir ediyorlardı bir çok konuda.
Daha sonra bunların tinerle inceltilmiş, lakin daha tehlikeli hale gelmiş olan kelam ekolü versiyonları ortaya çıkmıştır ve bu sefer "Sünnî" adıyla "Sünnîliğe" vurmaya başlamışlardır.
Günümüzde de bir benzeri yaşanıyor ve Sünnî esas ve ilkeleriyle taban tabana zıt olan görüş ve fikirler savunmalarına rağmen, Sünnî çizgideymiş gibi meydanda at koşturuyorlar ve zehri, alıştıra alıştıra yavaş yavaş veriyorlar.
İmâm Ebû Nasr es-Siczî [ö. 444] ise 1000 yıl önce bu durumu şöyle tarif ediyor:
"Daha sonra Ehl-i Sünnet; bu (Mutezile ve benzerlerinden) sonra, kendilerinin 'ittibâ ehli' olduğunu iddia eden bir toplulukla imtihan edildi.
Bunların zararı, Mutezile ve diğerlerinin zararından daha fazladır. Bunlar:
- Ebû Muhammed bin Kullâb, Ebû’l-Abbâs el-Kalânisî ve Ebû’l-Hasan el-Eş'arî'dir.
- Onlardan sonra ise: Sicistan’da Muhammed bin Ebî Terîd (Ebû Mansûr el-Mâturîdî), Basra’da Ebû Abdullah bin Mucâhid;
- Bizim zamanımızda ise Bağdat’ta Ebû Bekr el-Bâkıllânî, Horasan’da Ebû İshak el-İsferâyînî ve Ebû Bekir bin Fûrek’tir.
Bunlar, Mutezile'nin bazı sözlerini reddederler; fakat Ehl-i Eser’e, Mutezile'ye reddiye verdiklerinden daha fazla reddiye verirler. Bunlardan sonra ise Kerrâmiyye ve Sâlimiyye ortaya çıktı ve onlar da çirkin sözler söylediler.
Bunların tamamı, insanları Sünnet’e muhalefet etmeye ve hadisi terk etmeye çağıran dalâlet önderleridir.
Kendilerinden çekindikleri veya heybetinden korktukları bir 'ittibâ ehli' (hadis âlimi) onlara hitap ettiğinde: 'İnancımız aslında sizin söylediğinizdir, biz kelâmı sadece düşmanlarla münazara etmek için öğreniyoruz' derler.
Oysa söyledikleri bu söz yalandır; sadece hadis ashabının kendilerini kınamaması için bu şekilde gizlenmektedirler.
Kim benim bu sözümü inkar ederse, onların (kelâmcıların) söylediklerine uygun bir hadis getirsin! Allah’a hamdolsun ki buna asla bir yol bulamazlar.
Ve Peygamber ﷺ’den şöyle dediği sabit olmuştur: «Ümmetim adına en çok saptırıcı imamlardan korkarım»."
(es-Siczî, Risâletu's-Siczî ilâ Ehli Zebîd, s. 346)
Günün sonunda bu Mutecehhim sözde Sünnî ekolü, ya aslında Sünnî olmadıklarını ve selef âlimlerine ve Ehli Hadis ulemânın akîdelerine açıkça düşman olduklarını ilan edecekler, ya da akîdelerini gizleyen münâfıklar gibi meydanda at koşturmaya devam edecekler. Bunun Elif-Bêsi böyledir. Lâmı Cîmi yoktur. Hakkı bâtıl ile, bâtıl hakk ile ancak bir yere kadar karıştırabilirler.
Er ya da geç Hakk zâhir olur ve bâtıl zelîl olur, herkes de kendi hendeğinde oturur.
Ama sonra olan, yine sapan kitlelere olur.
Ateistken şartlı müslüman olan tiplerden hayır beklemeyin. O bir balondur. Şişer ve patlar. Sünnî menhec ve akîde ise bâkî kalır, Allah'ın emri gelinceye kadar.
والله المستعان
ولا حول ولا قوة إلا بالله