Teoman MUTLU

3.9K posts

Teoman MUTLU banner
Teoman MUTLU

Teoman MUTLU

@TeomanMutlu

Yerli ve Milli Parti Genel Başkanı

İstanbul, Türkiye Katılım Aralık 2009
161 Takip Edilen9.4K Takipçiler
Teoman MUTLU
Teoman MUTLU@TeomanMutlu·
Dün, Özgür Özel’in veda niteliğinde yaptığı grup toplantısını izledim. Yanımda politika ustaları, tecrübeli gazeteciler ve bir grup iş insanı vardı. Bu insanlar tamamen tarafsız ve birikimli kişilerdi. Konuşma bitti, herkes birbirine baktı. Soru şuydu: * Özgür Özel ne dedi? * Partinin adı ve logosu ne? * Kurucular kimler? * Partinin kuruluş amacı ne? Programı ne? * Ekonomi, güvenlik, eğitim, enflasyon ve işsizlik konusunda çözümü ne? Yok, yok, yok. Akılda kalıcı hiçbir şey yoktu. İnsanları tatmin edecek hiçbir açıklama da yapılmadı. Dün itibarıyla bu partinin bir tabela partisi olacağı yönünde güçlü bir izlenim oluşmuştur. Özgür Özel, tamamı toplama olan 200 kişinin alkışına kanmıştır. Hâlbuki bu ülkede 86 milyon vatandaş var. Özgür Özel, toplumun yeni Osman Bölükbaşı’sı olmuştur. Yani kalabalık toplamakta usta, oy almakta ise çırak. Sakın ha! Belediye seçimlerinde aldığı oylara güvenmesin. O oylar, Atatürk’ün kurduğu CHP’ye verilmiştir. Senin kurduğun ise Ekrem’in partisidir. İkisi aynı şey mi? Eğer “Aynı şey.” diyorsan, sana şunu hatırlatayım: Atatürk; bir cihan lideri, bir dâhi ve müstesna bir devlet adamıdır. Senin adına parti kurduğun Ekrem ise hakkında çok sayıda suçlama bulunan ve yargı süreci devam eden bir isimdir. Bak, sakın yanılma. CHP’nin kurumsal kimliğiyle aldığı oylara sahip çıkıp, “Ben aldım.” dersen, vatandaş da dönüp, “Yolsuzluk iddialarıyla anılan isimler gitti, CHP temizlendi.” diyebilir. O zaman oylar yine CHP’ye gider; yeni partiye ise yalnızca dizini dövmek kalır.
Türkçe
714
30
210
62.9K
Teoman MUTLU
Teoman MUTLU@TeomanMutlu·
İmamoğlu–Özel ortaklığı Hazine Yardımını alamayınca, artık sosyal medya destekçilerini ve kendilerine yakın medya çevrelerini besleyemiyor. Böyle olunca, dikkat ediyorum; saldırılar, edepsizlikler ve hatta yazma-çizme işleri çok azaldı. Bu işler böyledir. Siz hep yağmur yağacak sanırsınız. Siz hep devran böyle gidecek sanırsınız. Ama hayatın akışı öyle değildir. Hiçbir şey istediğiniz gibi olmaz. O nedenle, sizi elinizden tutup bir yere getirenlere vefasızlık etmeyeceksiniz. Halk bunu görür ve notunu kırar. Eğer siyaset yapacaksan, asla çelişkiye düşmeyeceksin. “Bay Kemal’i tanımam.” deyip sonra ona dilekçe verip, bir talepte bulunursan, halk bunu görür ve notunu kırar. “Ben Genel Başkanım.” deyip de, illerin-ilçelerin görevden alınışına engel olamıyorsan, halk bunu görür ve notunu kırar. Ve son olarak, “Ben seçilmiş Genel Başkanım.” deyip böyle bir unvan kullanırsan, ama Ekrem İmamoğlu’na sormadan adım atamıyorsan, halk bunu görür, notunu kırar, hem de haklı olarak şu soruyu sorar: Sen seçilmişsin de, Bay Kemal yasal kabul edilen son kongrede seçilmedi mi? O kongrede seçilmiş olduğu için görev otomatikman ona düşmedi mi? Eee, o zaman senin hangi teşhisin doğru kardeşim? Aradan bu kadar zaman geçmiş olmasına rağmen, sizinle hareket edecek Milletvekillerinin sayısı hala netleşmiş değil. Niye Milletvekillerin çıkıp bir kelime etmiyor? Seninle olan çıksın konuşsun görelim. Sen “Şu kadar vekil benimle.” diyorsun ama çıkıp açıklayan yok. Ortada vekiller yok. Herkes sessiz… Bunlar hayra alamet şeyler değil. Halk her şeyi biliyor, görüyor ve notunu kırıyor. Sakın anketlere inanma. Rahmetli Baykal “Anketlerde birinciyiz.” dediği dönemde, koskoca CHP baraj altında kalmıştı. Unutma bunu…
Türkçe
204
10
61
8K
Teoman MUTLU retweetledi
ORC ARAŞTIRMA
ORC ARAŞTIRMA@orc_arastirma·
"TEMMUZ 2026" SİYASİ PARTİ OY TERCİHLERİ 🗓️17-19 Temmuz 2026 👥 26 İl / 2900 Katılımcı #genelsecim
ORC ARAŞTIRMA tweet media
Türkçe
2
18
45
31.9K
Teoman MUTLU
Teoman MUTLU@TeomanMutlu·
Özgür Özel diyor ki: “Buyrun, kayıtlı üyelerle seçim yapalım. %90’ın altında oy alırsam, siyaseti bırakırım.” Yani diyor ki; 2 milyon kayıtlı üyenin 1 milyon 800 bini benim yanımda. O hâlde şu soruyu soralım: Madem mevcut kayıtlı üyelerin %90’ı seni destekliyor, Eylül ayında başlayacak kongrelere neden girmiyorsun? Sonuçta seçilecek ilçe delegelerinin de, il delegelerinin de, hatta kurultay delegelerinin de %90’ı senin olacak. Ortada bu kadar garantili bir seçim varken, daha ne istiyorsun? Seçimler mevcut üyelerle yapılacak. Yeni üye kaydı da olmayacak. Seçmen kitlesi belli ve değişmeyecek. Yani %90 kesin ise, sen alemin kralısın. Eğer gerçekten %90 desteğe sahipsen, her seçime hiçbir tereddüt duymadan girmen gerekmez mi? Şimdi Bay %90’a bir soru daha soralım: Madem bu kadar güçlüsün, neden partiyi bölmeyi tercih ediyorsun? Neden yeni bir parti macerasına giriyorsun? İnsan, %90 desteğe sahip olduğunu iddia ettiği bir partiyi bırakır mı? Sonuç olarak; Bay %90, bu söylediklerine gerçekten kendin inanıyor musun? Yoksa her zeminde konuştuğun gibi, temelsiz ve asla inandırıcı olamayan “laf olsun, torba dolsun” mu diyorsun? Senin çelişkili açıklamalarına artık herkes alıştı. Ancak görünen o ki, “Büyük Patron” olarak görülen Ekrem İmamoğlu aynı kanaatte değil. Çünkü Ekrem İmamoğlu’nun, “Böyle bir gücümüz yok. CHP’de bize ekmek yok. Acilen yeni bir parti kurun.” dediği iddia ediliyor. Bir tarafta Ekrem İmamoğlu’nun “Ne %90’ı, bırakın bu palavrayı.” yaklaşımı, diğer tarafta Özgür Özel’in ”%90’ın altında oy alırsam siyaseti bırakırım.” sözü… İşte bu derin fikir ayrılığı, yeni kurulacak partinin ölü doğacağını göstermektedir.
Türkçe
1.2K
24
131
60.1K
Teoman MUTLU
Teoman MUTLU@TeomanMutlu·
Sosyal medya kullanıcılarına bir çift sözüm var. Sizde hiç akıl, mantık, muhakeme, zerre kadar ileri görüş yok mu? Besbelli ki, yazdığınız yazı sonunda takibat açılacak, besbelli ki %90 tutuklanacaksınız. O hâlde bu sağduyudan uzak ve kimseye hayrı olmayan paylaşımları neden yapıyorsunuz? Dilan Polat, saçına euro bigudi takmasa bunlar olur muydu? Nasuh Mahruki, evinde huzur içindeyken, hukuki sorun doğurabilecek paylaşımlar yapmasaydı, başı derde girer miydi? Haluk Levent, kendisini sosyal medyada ön plana çıkarıp şimşekleri üzerine niye çekti? Bunlar sadece birkaç örnek. Değerli kardeşlerim; 1. Sosyal medya basit bir iletişim aracıdır. Eşinize, dostunuza, sizden haber iletir. 2. Sosyal medya içinizdeki olumsuz düşünceleri kusacağınız bir mecra değildir. 3. Sosyal medya, görünce hazırola geçeceğiniz insanlara hakaret edeceğiniz bir yer değildir. 4. Ve sosyal medyada bilir bilmez, aklınızın ermediği, kültürünüzün yetmediği konularda ahkâm keseceğiniz bir kürsü değildir. 5. Memlekette bunca maddi sıkıntı varken, her gün kebap yerken resminizi koyduğunuz bir görgüsüzlük sahnesi de değildir. Hani derler ya; “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe.” Ben de diyorum ki; Sosyal medyayı bu kadar sorumsuzca ve sonunu düşünmeden kullanırsanız, bir gün mutlaka devlet peşinize düşer ve sosyal medya gülü olacağınıza, sosyal mevta oluverirsiniz.
Türkçe
14
3
11
2K
Teoman MUTLU retweetledi
MDRaporlar
MDRaporlar@MDRaporlar·
Yerli ve Millî Parti Genel Başkanı Teoman Mutlu ile ilgili genel kanaatiniz nedir? A - Olumlu B - Olumsuz C - Kararsız
MDRaporlar tweet media
Türkçe
88
4
27
17.8K
Teoman MUTLU
Teoman MUTLU@TeomanMutlu·
Türkiye’de ekonomi, enflasyon, adalet, üretim, eğitim… Say sayabilirseniz sorunlar dağ gibi. Ama açın televizyonları, kahvelere gidin, aile toplantılarına bakın. Konuşulan tek konu CHP. “Özgür Özel yeni parti kurarsa ne olur? Kaç oy alır?” Vesaire… 1) Ortada henüz bir parti yok. Doğmamış çocuğa don biçilir mi? Konuşulanların tamamı temelsiz, siyasi öngörüden yoksun dedikodulardan ibaret. Bomboş laflar… 2) Özgür Özel ile birlikte kaç milletvekilinin gideceği bile belli değil. Biri 50 diyor, biri 90 diyor. Ortada netleşmiş bir milletvekili sayısı bile yok. 3) Bol kepçeden para dağıtılarak anketçiler ve televizyon yorumcuları konuşturuluyor. Kurulmamış bir partinin oyunun %30 olduğu söyleniyor. Kendileri söylüyor, kendileri inanıyor. Peki halk buna inanıyor mu? Birkaç ay sonra gerçeklerle yüzleşince herkesin aklı başına gelecektir. 4) Televizyonlar müzik ve filmler için telif hakkı öder. Bu nedenle birçok televizyon, saatlerini bedava akıl oturumlarıyla doldurmayı tercih ediyor. Dikkat edin… Her konuda konuşan, kendisini ordinaryüs profesör edasında sunan insanlar var. Kanal kanal dolaşıp ahkâm kesiyorlar. Televizyon sahipleri de bu durumdan memnun; çünkü yayın saatlerini hiçbir maliyet olmadan dolduruyorlar. Peki gerçekten izleyen var mı? Yok. İzleyip de inanan var mı? O da yok. Oysa çözüm çok basit. Saatlerce boş tartışmalar yapmak yerine, işin muhatabı olan lideri televizyona çıkarırsınız; bütün soruları sorarsınız, o da cevaplarını verir. Bu kadar basit. Bu iş artık futbol yorumculuğuna döndü. Maç bitmiş, üç puanı alan almış. Yorumcular ise saatlerce konuşuyor: “Top sağdan mı geldi, soldan mı gitti? Hakem ne yaptı?” Bitmek bilmeyen tartışmalar… Oysa maç bitmiş; yani süt dökülmüş. Dökülmüş sütün davası olur mu? CHP’de yaşanan tartışmalar da buna benziyor. İmamoğlu “Parti kurun.” demiş. Siz ise hâlâ gerçekleşmemiş ihtimaller üzerinden neyi tartışıyorsunuz?
Türkçe
4
3
11
1.4K
Teoman MUTLU
Teoman MUTLU@TeomanMutlu·
Ben ve partim (YMP), Devletin Bekasının ve milletimizin refahının şu 5 temel ilkeye bağlı olduğuna inanıyoruz: 1. Dürüst, donanımlı ve millî duruşa sahip bir lider. 2. Hukukun üstünlüğü. 3. Ekonominin bağımsız ve liyakatli yöneticiler tarafından yönetilmesi. 4. Devlet kurumlarının dürüstlük ve adalet anlayışıyla yönetilmesi. 5. Liyakat sahibi olmayan kişilerin asla yetkili makamlara getirilmemesi. Bu ilkelerin tamamı bir arada olmalıdır. Bunlardan biri eksik kaldığında, demokrasi de huzur da tam anlamıyla sağlanamaz. İşte bu düşünceden hareketle dün bir kampanya başlattık. Dedik ki; asırlık kuruluşumuz Kızılay’a, şu veya bu sebeple güven azalınca, hayırsever milletimiz yardımlarını farklı kuruluşlara yönlendirdi. İşte AHBAP da bunlardan biridir. Bu olaydan ders çıkaralım. Yıllardır her yaraya merhem olan Kızılay’ı bu olumsuz algıdan kurtaralım. Başlatılacak güçlü bir kampanya ile Kızılay’ı yeniden hak ettiği itibara kavuşturalım. İlgili makamlar da bu tarihî kuruma en ehil, en dürüst ve en çalışkan yöneticileri atasın. Bu köklü kurum yeniden şahlansın. Peki, bunu söyledik diye neler olmadı ki? Akılsız mı diyeyim, cahil mi diyeyim, yoksa gözü öfkeyle kararmış AK Parti karşıtları mı diyeyim? Bana saldırıp durdular. Diyorlar ki: “Sen AK Parti’nin Kızılay’da yaşanan yolsuzluk iddialarını örtüyorsun. Bu yaptığın, iktidara hizmet etmektir.” Allah’ım, aklımızı muhafaza eyle. Allah’ım, ülkemizi bu kara cehaletten koru. Yahu, Kızılay millî bir kurumdur. Ne AK Parti’nindir ne CHP’nindir. İktidarlar gelir geçer; fakat Kızılay, devletimizin ve milletimizin ortak değeridir. Kızılay’a yapılan yardım, bir partiye ya da bir hükümet mensubunun evine mi gidiyor? Sonuç olarak; bizi ne ekonomik sıkıntılar ne de savaşlar yıkabilir. Bizi asıl yıpratan, birbirimize düşmemize sebep olan cehalettir. Aman, buna fırsat vermeyelim.
Türkçe
6
3
17
1.2K
Teoman MUTLU
Teoman MUTLU@TeomanMutlu·
Demokrasi, güçlü kurumların olduğu bir rejimdir. Devletin resmî kurumlarının yanında, toplumun birlik ve dayanışmasını güçlendiren sosyal yardım kuruluşları da vardır. İşte bu kurumlar, millet olma bilincini pekiştirir, birlik ve dirliğimizi korur. AHBAP olayı hepimiz için önemli bir ders olsun! Eğer bir millet, devletin köklü ve güvenilir bir kurumuna olan inancını kaybederse, yardımını başka yapılara yönlendirebilir. Bu durum, yalnızca vatandaşın tercihi olarak değil, o güveni zedeleyen anlayışın da sorgulanmasını gerektirir. Bugün sorulması gereken soru şudur: Milyonlarca liralık yardımları başka adreslere yönelten vatandaş mı suçludur, yoksa geçmişi fedakârlık destanlarıyla dolu Kızılay’ı bu noktaya getiren anlayış mı? Yıllardır; Liyakat diyoruz, Adalet diyoruz, Vicdan diyoruz. Ne yazık ki bu değerlere yeterince sahip çıkılamadığı için vatandaşın önemli bir bölümü Kızılay’dan uzaklaşmıştır. Olanda vardır hayır. Gelin, bu tartışmalardan milletimiz hayrına bir saadet çıkaralım. Buradan hükümete, siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına, medya kuruluşlarına, iş dünyasına, bankalara ve aziz milletimize açık bir çağrıda bulunuyorum. Gelin, Türkiye’nin gördüğü en büyük dayanışma kampanyalarından birini birlikte başlatalım. Kızılay’ı yeniden ayağa kaldıralım. Herkes imkânı ölçüsünde katkı sunsun. Televizyonlarımız bu dayanışmaya öncülük etsin. Toplanan bağışlarla Kızılay daha da güçlensin; yeniden güvenin, merhametin ve fedakârlığın sembolü hâline gelsin. Kızılay, geçmişte olduğu gibi afet anlarında milletimizin ilk sığındığı kurum, ihtiyaç sahiplerinin umut kapısı olsun. Bu sadece bir tekliftir. Elbette planlamayı ve uygulamayı ilgili kurumlarımız yapacaktır. Haydi Türkiye! Boş tartışmaları bir kenara bırakalım; birlik olalım, elimizi taşın altına koyalım. Kızılay’ı yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın en güçlü insani yardım kuruluşlarından biri hâline getirelim. Her dara düşenin güvenle sığındığı bir liman olsun. Türkiye bunu başaracak güce sahiptir. Yeter ki ortak bir hedefte birleşelim, ortak akıl etrafında kenetlenelim ve milletçe dayanışmamızı gösterelim. Birliğimizi ve dirliğimizi ortaya koyacak böylesine anlamlı bir kampanyayı Kızılay’ımızdan esirgemeyelim. Çünkü güçlü devlet, güçlü kurumlarla; güçlü kurumlar ise milletin güveniyle ayakta kalır.
Türkçe
2
2
9
610
Teoman MUTLU
Teoman MUTLU@TeomanMutlu·
Dün akşam Kemal Kılıçdaroğlu, TV100’e çıktı. Dikkatle dinledim. Ne kapkara troll gözlüğüyle bakalım ne de pembe gözlük takıp her şeyi güllük gülistanlık görelim. Sonuç şu: 1. Kemal Kılıçdaroğlu, “Özgür Özel ve ekibini FETÖ destekliyor.” dedi. Eyvah ki eyvah! Bu ispatlanırsa bu ekip sokağa çıkamaz. 2. “Genel Başkan benim. Bu, yasal olarak böyle. O zaman Özgür Özel’e ne oluyor? Parti içinde paralel yapıya izin vermem.” dedi. Yine “Eyvah!” diyelim. Çünkü “paralel yapı” denince akla FETÖ geliyor. Özgür Özel ya hukuka saygı gösterip paralel yapıya son verecek ya da bunun faturasını ödeyecek. 3. “Partiden ayrılmak isteyen, partiyi bölmek isteyen Özgür Özel. Bu kime yarar? Elbette AK Parti’ye yarar. O hâlde Özgür Özel, AK Parti’ye çalışıyor.” dedi. Eyvah ki eyvah! Bu kadar yeter! Bu konuşmalar dikkatle ve tarafsızca incelenirse, Özgür Özel ayrı parti kurarsa bölücü kendisi olacak; partide kalırsa biat etmiş olacak. Yani iki taş arasında kaldı. Bir de turpun büyüğü var. Nedir o? Büyük Patron İmamoğlu! Dikkat edin; konuşmada Kemal Kılıçdaroğlu ondan hiç bahsetmedi. Niye? Çünkü İmamoğlu ile Özel’in mutlaka, ama mutlaka, bir yerde çatışacağını biliyor. Böylece Özel, iki taş arasında değil, üç taş arasında kaldı. Toparlar mı? Belki. Ama tam toparlarken, dördüncü taş, yani aleyhine çıkacak bir yargı kararı çıkıverirse ne yapacak? Eeee, hesapsız, kitapsız, tarih bilmeden, siyaseti hiç okumadan TOMA’nın üstüne çıkarsan böyle olur. Lider olamazsın ama kargalara yem olursun.
Türkçe
639
24
176
57.2K
Teoman MUTLU retweetledi
MLS Araştırma
MLS Araştırma@mlsarastirma_·
SİYASİ PARTİ GENEL BAŞKANLARI'NIN "TOPLUMDAKİ BEĞENİ DÜZEYİ" 🗓️29-30 Haziran 2026 👥26 İl / 2250 Katılımcı
MLS Araştırma tweet media
Türkçe
18
6
31
6.8K
Teoman MUTLU
Teoman MUTLU@TeomanMutlu·
ORC Araştırma’nın açıkladığı son oy potansiyeli tablosunda, Yerli ve Milli Parti olarak %4,1’lik oy potansiyeline ulaşmış bulunuyoruz. Bu sonuç; makama değil millete, çıkara değil devlete, günübirlik siyasete değil Türkiye’nin geleceğine inananların eseridir. Bizim pusulamız bellidir: Güçlü Devlet, Güçlü Millet, Güçlü Türkiye. Hiç kimseyi ötekileştirmeden, milli birlikten taviz vermeden, devletimizin bekasını ve milletimizin refahını önceleyen siyaset anlayışımızı büyütmeye devam edeceğiz. Yolumuz uzun ama inancımız tam. Devletimiz güçlü, milletimiz birlik içinde olduğu sürece Türkiye mutlaka kazanacaktır.
Teoman MUTLU tweet media
Türkçe
18
2
16
1.8K
Teoman MUTLU
Teoman MUTLU@TeomanMutlu·
İmamoğlu-Özel takımı gün geçtikçe puan ve güven kaybediyor. Haklarındaki suçlamalar açıklığa kavuşmadan, memleket için bir tek proje üretmeden, yüzyıllık CHP’yi hiç düşünmeden her gün yeni tartışmalara yol açan işler yapıyorlar. Devletin onayladığı, hukukun tanıdığı Kılıçdaroğlu’nu tanımıyor; üstelik onu itibarsızlaştırmak için her türlü oyunu oynuyorlar. Yüz kişi alkışlıyor, 86 milyon bunlara gülüyor. “Parti kuracağız” dediler, ortada bir şey yok. Paralı anketler hayalî partiyi yüzde 10 gösteriyor. Yüz kişi alkışlıyor, 86 milyon gülüyor. Seçime girme hakkı olan partilerle bile anlaşamadılar. Her görüşmeleri sonuçsuz kaldı. Peki, neden bu kadar yanlış yapıyorlar? Herkes karnından konuşuyor. Herkes kendi hesabını düşünüyor. Biz doğruyu söyleyelim, teşhisi koyalım: Mesele, Ekrem İmamoğlu’nun büyük, büyük, büyük parasına güvenip patron olması. Özgür Özel kıpırdayamıyor; çünkü parasız politika olmaz. İmamoğlu’na mecbur, sıkışmış durumda. Öte yandan, kendisi ve takımı hakkında ağır suçlamalar var. Tamam, bunları anladık da 135 Milletvekili içinde çıkıp soru soracak, itiraz edecek bir kişi yok mu? Bu kadar mı korkaksınız? Her şeyi biliyor ve görüyorsunuz. Neden çıkıp konuşmuyorsunuz? Neden hesap sormuyorsunuz? Millet sizi susup oturasınız diye mi seçti? Sonuçta İmamoğlu patron konumunda, Özel ise iki arada bir derede kalmış. Milletvekilleri ise son derece pasif bir görüntü veriyor. Böyle bir siyasi hareketten ne bekliyorsunuz? Çok değil; 6 ay veya 1 yıl sonra bu arkadaşlardan “tarihten bir yaprak” olarak bahsedileceğinden emin olabilirsiniz…
Türkçe
492
8
71
15.5K
Teoman MUTLU retweetledi
MDRaporlar
MDRaporlar@MDRaporlar·
Yerli ve Milli ile ilgili genel kanaatiniz nedir? A - Olumlu B - Olumsuz C - Kararsız Yanıtınızı kısa bir gerekçeyle desteklemeniz çalışmamıza katkı sağlayacaktır.
MDRaporlar tweet media
Türkçe
27
3
22
4.4K
Teoman MUTLU
Teoman MUTLU@TeomanMutlu·
Bugün 10 Temmuz. Dünya Hukuk Günü. Madem ki bugün tüm Türkiye CHP’yi konuşuyor, biz de CHP’yi hukuk açısından değerlendirelim. CHP, Ankara’dan İstanbul’a “Hukuk” için yürüyen bir partidir. Kim yürüdü? Kemal Kılıçdaroğlu yürüdü. Arkasında kimler vardı? Özgür Özel ve ekibi vardı. Peki ne oldu da, bir dönem ölümüne bağlı göründükleri Kılıçdaroğlu’na etmedikleri hakareti bırakmadılar? Bu tavır hukuka da sığmaz, ahlaka da sığmaz. Sonra ne oldu? Bir mahkeme, kurultay davasını reddedince “Aman Allah’ım!” diyerek Hâkimleri göklere çıkardılar. Ardından başka bir mahkeme “butlan” kararı verince, bu kez aynı Hâkimleri ve hukuku yerin dibine sokmaya kalktılar. Peki, bu çelişkili tutum hukuka sığar mı? Elbette sığmaz. Bitmedi… Özgür Özel’in birlikte hareket ettiği Ekrem İmamoğlu, duruşma salonunda Hâkime; “Ben sizi yargılamaya geldim.” dedi. Dünyanın hangi hukuk düzeninde olursa olsun, bir yargı makamına karşı bu üslupla konuşmanın bir karşılığı vardır. Hâkim de görev ve yetkisi çerçevesinde gereğini yaptı. Bu kez de kıyameti kopardılar. “Hukuk yok, adalet yok, savunma hakkı yok…” söylemleri peş peşe geldi. Peki, bu yaklaşım hukuka, ahlaka ve devlet ciddiyetine sığar mı? Elbette sığmaz. İmamoğlu ve Özgür Özel ekibi, bu çelişkili tutumla hiçbir yere varamaz. Eğer hukuku esas alıyorsan, hukukun ortaya çıkardığı sonuçlara da saygı göstermek zorundasın. Dün kabul ettiğin hukuku, bugün işine gelmediği için reddedemezsin. Hukuk ya vardır ya da yoktur. İşine geldiğinde alkışlanan, işine gelmediğinde hedef gösterilen bir hukuk anlayışı; hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz. Bugün 10 Temmuz. Dünya Hukuk Günü. Hukuk sadece adliye koridorlarında aranmaz. Bir de kardeşlik hukuku, vefa hukuku vardır. Sizi siyasette yoktan var eden, yıllarca yanında taşıyan, emek veren bir lidere; yollar ayrıldıktan sonra para dağıtılarak “hain” diye slogan attırılması ne hukukla bağdaşır ne ahlakla ne de bizim törelerimizle.
Türkçe
17
8
23
1.6K
Teoman MUTLU
Teoman MUTLU@TeomanMutlu·
Yerli ve Milli Parti, dürüstlüğün ve adaletin sembolüdür. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, Atatürk döneminden bugüne kadar hiçbir iktidar, 32 Devlet Başkanını aynı organizasyonda Ankara’da buluşturmayı başaramamıştır. Bu tablo, Türkiye’nin uluslararası itibarı, güvenilirliği ve diplomatik gücünün tüm dünyaya açık bir göstergesidir. Bu başarıyla; kökeni, ırkı, dini, dili ve siyasi görüşü ne olursa olsun, her Türk vatandaşı gurur duymalıdır. Ben, Yerli ve Milli Parti Genel Başkanı Teoman Mutlu olarak; ebed-müddet devlet anlayışına inanan ve Hakk’a bağlı bir insan sıfatıyla hükümetimizi bu önemli organizasyon başarısı sebebiyle tebrik ediyorum. Siyasette rakip olmak ayrıdır; devletimize kazandırılan değeri teslim etmek ise bambaşka bir erdemdir. AK Parti elbette siyasi rakibimizdir. Onu sandıkta yenmek, demokratik mücadelemizin doğal hedefidir. Ancak sırf rakibimiz olduğu için Türkiye adına elde edilen böylesine önemli bir başarıyı görmezden gelmek ne siyasete ne de devlet ciddiyetine yakışır. Bu tavır hem eksikliktir hem de milletimize karşı haksızlıktır. Temennim; bütün siyasi partilerin bu başarıyı ortak bir gurur vesilesi olarak görmesi ve millî birlik ruhunu hep birlikte ortaya koymasıdır. Nasıl millî takımımız sahaya çıktığında siyasi görüş ayrımı gözetmeden tek yürek oluyorsak, ülkemize prestij kazandıran bu büyük organizasyonda da aynı ortak duruşu sergilemeliydik. Partiler geçicidir, makamlar emanettir. Ancak vatan, bayrak ve millî gurur her şeyin üzerindedir. AK Parti ile seçim meydanlarında şerefle ve namusla mücadele ederiz. Bu, demokrasinin gereği ve her siyasi partinin en doğal hakkıdır. Fakat Türkiye’nin kazandığı bir başarı söz konusu olduğunda, siyasi rekabeti bir kenara bırakıp hakkı teslim etmek de milletimize karşı sorumluluğumuzdur. Nitekim Maide Suresi’nde şöyle buyrulmaktadır: “Birine duyduğunuz husumet onun hakkını teslim etmenize engel olmamalıdır.” Rakip olmak, adaletten uzaklaşmayı gerektirmez. Rekabet ayrıdır, devlet ve vatan menfaati ayrıdır. Adında “Millî” kelimesini taşıyan Yerli ve Milli Parti; Türkiye’ye gurur yaşatan her başarıyı, kim tarafından gerçekleştirilmiş olursa olsun, hakkaniyetle takdir etmeyi ilke edinmiştir. Bu bizim siyaset anlayışımızın ve devlet duruşumuzun gereğidir.
Türkçe
8
5
21
1K