
Dün, Özgür Özel’in veda niteliğinde yaptığı grup toplantısını izledim.
Yanımda politika ustaları, tecrübeli gazeteciler ve bir grup iş insanı vardı.
Bu insanlar tamamen tarafsız ve birikimli kişilerdi. Konuşma bitti, herkes birbirine baktı.
Soru şuydu:
* Özgür Özel ne dedi?
* Partinin adı ve logosu ne?
* Kurucular kimler?
* Partinin kuruluş amacı ne? Programı ne?
* Ekonomi, güvenlik, eğitim, enflasyon ve işsizlik konusunda çözümü ne?
Yok, yok, yok.
Akılda kalıcı hiçbir şey yoktu. İnsanları tatmin edecek hiçbir açıklama da yapılmadı.
Dün itibarıyla bu partinin bir tabela partisi olacağı yönünde güçlü bir izlenim oluşmuştur.
Özgür Özel, tamamı toplama olan 200 kişinin alkışına kanmıştır.
Hâlbuki bu ülkede 86 milyon vatandaş var.
Özgür Özel, toplumun yeni Osman Bölükbaşı’sı olmuştur. Yani kalabalık toplamakta usta, oy almakta ise çırak.
Sakın ha! Belediye seçimlerinde aldığı oylara güvenmesin. O oylar, Atatürk’ün kurduğu CHP’ye verilmiştir.
Senin kurduğun ise Ekrem’in partisidir.
İkisi aynı şey mi? Eğer “Aynı şey.” diyorsan, sana şunu hatırlatayım:
Atatürk; bir cihan lideri, bir dâhi ve müstesna bir devlet adamıdır.
Senin adına parti kurduğun Ekrem ise hakkında çok sayıda suçlama bulunan ve yargı süreci devam eden bir isimdir.
Bak, sakın yanılma. CHP’nin kurumsal kimliğiyle aldığı oylara sahip çıkıp, “Ben aldım.” dersen, vatandaş da dönüp, “Yolsuzluk iddialarıyla anılan isimler gitti, CHP temizlendi.” diyebilir.
O zaman oylar yine CHP’ye gider; yeni partiye ise yalnızca dizini dövmek kalır.
Türkçe







