Tolgahan DEMİRBAŞ

35 posts

Tolgahan DEMİRBAŞ banner
Tolgahan DEMİRBAŞ

Tolgahan DEMİRBAŞ

@TolgahnDemirbas

Tolgahan Demirbaş Resmi X Hesabıdır. Başka Hesabım Yoktur.

Katılım Ekim 2024
141 Takip Edilen1.1K Takipçiler
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
Türk - İslam aleminin ve bu alemin şah damarı olan ülkücü hareketin tüm mensuplarının Ramazan bayramını tebrik ederim. Paylaşımlarında bizleri unutmayan, dualarını esirgemeyen tüm dava ve yol arkadaşlarıma da teşekkür ederim. Devletimiz - Milletimiz var olsun.. Allah Türk’ü korusun ve yüceltsin.🇹🇷 AMİN
Türkçe
68
139
298
13.1K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
Doğum günüm olması vesilesiyle iyi dileklerini ileten tüm dava arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Milletimiz, Devletimiz var olsun🇹🇷
Türkçe
20
27
128
6.6K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
Şimdi sizlere soruyorum; Ben 1-) Kimi, 2-) Nerede, 3-) Ne zaman, 4-) Neye, 5-) Neden azmettirdim de ömür boyu hapis yatmam isteniyor? Cevapları ben bilmiyorum. Yargılandığım dosyada yok çünkü. Bilen varsa söylesin! “Şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir..”
Türkçe
103
221
386
57.9K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
Yargı Korkusuz Hareket Etmeli… “Yargı hiçbir beklenti veya korku içinde olmadan, kamuoyunun ve sosyal medyanın baskısı ve etkisi altında kalmadan tamamen ve sadece gerçekler ve deliller ışığında vicdani kanaatine göre hareket etmelidir.” Bu başlık ve anlamlı cümle, adli yıl açılış töreninde konuşma yapan Sn. Yargıtay Başkanına aittir. Bende bir kesim kamuoyunun ve marjinal sosyal medya trollerinin baskısı ile mağdur olmuş bir vatandaş ve adalet arayan tutuklu bir sanık olarak bu cümleyi gazetede okuduğumda çok mutlu oldum. Çünkü bu safhaya gelinceye kadar hukuka uygun hiçbir davranış göremedim. Gerçeği yansıtmayan bir iddianame - iddianamenin kopyalanıp yapıştırıldığı savcılık mütalaası - 2 celsede biten, hiçbir araştırma yapmayan ve gerekçe bile yazamayan yerel mahkeme - dosyayı okumadan taleplerimizin esastan reddine karar veren istinaf ve daha birçok usulsüz işlemlerle karşılaştım. Bugün lambadan cin çıksa ve tek bir dileğin var mı diye sorsa isteyeceğim tek şey hakimlerin dosyayı okumaları ve delillere göre vicdanları ile karar vermeleri olur. Kendime güvenmesem tek dilek hakkımı bunda kullanır mıyım? Hiçbir alakam yok iken bu olayı benim üzerime oturtarak beni ve ailemi de yaşarken infaz ediyorlar, üstelik aleyhime 1 tane delil, beyan, emare hatta ve hatta azmettiren olduğumu gösteren şüphe bile olmamasına rağmen.. Düşünsenize bir olay oluyor, olaydan haberiz yok, olayı yapanları tanımıyorsunuz, maktül ile şahsi husumet-bağ-bağlantı yok, olay yerinde bile değilsiniz, sizi suçlayan kimse yok iken bir anda tüm hayatınız değişiyor ve kendinizi azmettirici olarak ömür boyu hapis cezası almış biri olarak hücrede buluyorsunuz. Ne diyim. Allah tuzakları bozanların en hayırlısıdır. İşin kötü tarafında her şeyin farkında olmamdır. Bu sebeple benim, oğlum ve ailemin hayatına kast etme niyetinde olanlara söyleyeceğim tek şey Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi “Şayet utanmıyorsan, dilediğini yap!..”
Türkçe
15
75
149
25.4K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
Beni kim / kimler takip etti? Hücrede vakit bolluğu sebebiyle dosyada ki evrakları incelerken bir tanesi dikkatimi çekti. Yüklenen evrakta da göreceğiniz üzere soruşturma savcısı Sn. D.A.K bir talepte bulunmuş. Madde 135 ve 140 kapsamında teknik - fiziki takip istemiş bizimle alakalı. Tarih 19 Ocak ve talep yazısında İLK KEZ diyerek de özellikle belirtmiş. Bu iki maddenin (135-140) aynı anda uygulanması da hukuken sakatmış ama benim dikkatinizi çekmek istediğim husus başka ve önemli!!! Tüm dosya kapsamında, bu tarihten öncesine ait (19 Ocak) hiç bir karar ve talep yazısı olmadığına göre; 1- Beni olayla ilişkilendirebilecek hiç bir emare bile olmadığı halde, olaydan hemen sonra belki de öncesinde de kim/kimler hakim kararı olmadan beni / bizi teknik - fiziki takibe aldı / aldırdı? 2- Şahsi aracım ile AT plakalı aradı hakim kararı olmadan KGYS (mobese) ile kim / kimler takip etti? Dosyada bunlarla alakalı, olayın olduğu günüde kapsayan fotoğraf ve tutanaklar var fakat resmi kararlar YOK!!! Örneklerini yükledim.. 3- Dosyada yargılanan 22 sanıktan ilk ifadesi alınan benim. Tüm sanıkların ilk ifade verme tarihlerini de yükledim. Buradan da anlaşılacağı üzere, bana iftira bile atan olmamışken, kim veya kimler beni karar olmadan gözaltına aldırıp, daha sonra FETÖ iltisaklı basın ve sosyal medya hesapları aracılığı ile beni sanki kırmızı bültenle aranan bir firari sanık yakalanmış gibi ertesi gün kriminalleştirip toplumun önüne attı veya attırdı da karar olmaksızın gözaltına alındım… Kararsız bir şekilde gözaltına alınmam için hakim kararı olmadan kim/kimler telefondan alınan sinyaller ile konumumu tespit edip, KGYS - Mobese ile aracımı izleyerek beni takip etmek suretiyle şahsıma yönelik teknik - fiziki takip yaptı / yaptırdı? 4- Bu kişiler madde 135 ve 140’ı açıkça ihlal ederek sadece beni mi yoksa kaç tane ülkücüyü takip ediyorlardı? Bize kaçırdık mı kaçırmadık mı, olayı yapanları tanıyor muyuz, tanımıyor muyuz diye bize ısrarla yokun savunmasını yaptırdılar. Bizde maalesef bu tuzağa düştük. Halbuki dosya en başından itibaren usulen çökmüş, hukuksuz yürütülmüş ve çöp statüsündeymiş. Bu sebeple ki bence mahkemede hızlıca karar verdi ki bu konular (usul) ayyuka çıkmasın diye. Neredeyse tüm önemli işlemlerde ya hakim/savcı kararı yok ya da kanunda emredilen zaman aralıklarında yapılmamış. Bu sebeple madde 140’da açıkça ihlal edildiğinden tüm KGYS - PTS görüntüleri de olayla alakalı olmasalarda hukuka aykırı elde edildikleri için yok hükmündedir. Ne demek istediğimi yüklediğim emsal yargıtay kararı ile anlayacaksınız.Bu davanın Pensilvanya da biteceğine bende eminim çünkü bu kadar hukuksuz işi hiç bir devlet memuru yapmaz. Bu konu çok ciddi bir mevzu olup bizlere kurulan kumpasın şifreleri ve cevapları sorduğum sorularla ortaya çıkacaktır. Ben az yazıyorum siz çok anlayın… Not: Birde bana diyorlar ki Konya yolunda 1 saat içinde eşgale uygun sadece senin araban vardı! Kaynakları da KGYS ve PTS’ler.. Normalde böyle bir şey yok, doğru değil yani! Ama şimdi ki aklım olsa vereceğim ilk cevap “ Siz beni hangi yasal yetki ve kararla takip ettiniz ki??” demek olurdu!! Kimse de cevap veremezdi!!! Tıpkı CMK M.134 uyarınca hukuka aykırı incelenen telefonum gibi bu işlemler de hukuk dışı…
Tolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet media
Türkçe
24
102
197
36.7K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
Şu günlerde Tv’de gördüklerime gerçekten anlam veremiyorum. İnsanoğlu bu kadar tutarsız ve karaktersiz olur mu diye düşünüyorum. Olaydan 1 gün sonra gözaltına alındığım andan itibaren tam 25 gün boyunca operasyon medyasının tüm kanallarında ve haber programlarında beni haber yaptınız. Sosyal medyada trolleriniz “ Tolgahan Demirbaş tutuklansın” diye kaç kez tt yaptı. Bir sürü komplo teorileri ürettiniz, hikayeler yazdınız. Üstelik ortada hiçbir suçum ve suçla ilişkilendirilecek bir emare olmamasına rağmen. Şimdi aynı operasyon medyası ortada bir çok belge, delil, itirafçı olmasına rağmen; itirafçı olmasın diye “tutuksuz yargılanmak esastır” diye yaygara koparıyor, insan haklarından, adil yargılamadan bahsediyor. Tabi sizden olunca suçlu da olsa devleti de soysalar dışarıda kalsın; ülkücü olunca delilsiz de olsa içeride çürüsün. Sizin insan haklarından anladığınız bu. Bizim dava dosyamızda tüm bilgi ve belgeler gizlilik kararı olmasına rağmen algı yaratmak için an be an operasyon medyasınca kırpılıp, kesilerek paylaşılıyordu. Tutuklanmam için yapmadıkları kalleşlik kalmamıştı. Ben şimdi sizlere emniyette verdiğim ifademin orijinal halini paylaşıyorum okuyun bakalım.. Operasyon medyasının bahsettiği gibi tutuklanmamı gerektirecek, ortalığı velveleye verecek, suç ve suçlulularla ilişkilendirilecek bir husus var mıymış? Takdirlerinize bırakıyorum..
Tolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet media
Türkçe
9
99
195
17.9K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
SONUÇ OLARAK; Dosyayı bir kez bile okuyan herkes yazdıklarımın doğru olduğunu, bizlere iftira atılıp algı operasyonları ile tutuklu kaldığımızı anlayacaktır. Öncelikli hedefleri de bizi peşin suçlu ve kriminal gösterip insanları da korkutarak bizden uzaklaştırıp, yalnızlaştırmaktı. Kısmen başarılı da oldular.. Tüm dost ve arkadaşlarım bilsin ki; çok şükür başımız dik, alnımız ak. Yazdığım usul - esas ile alakalı maddelerin sadece bir tanesi bile Yargıtay tarafından bozma sebebidir. Ben ise sadece burada 26 madde yazdım. Bundan sonrası yüce Türk milleti adına karar verecek olan Sayın Yargıtay hakimlerimizin takdiri olacak. Bu ülkede kanunların mı, yoksa sosyal medya mahkemelerinin mi sözü geçiyor hep beraber göreceğiz. Ülkücü bir vatandaş olarak devletimizin adaletine güvenim tamdır. Vicdanım da son derece rahattır. Kıymetli ve değerli bir devlet büyüğümüzün de dediği gibi: “Devlet bazen geç devreye girer, ama girer!”
Türkçe
13
75
212
27.1K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
Dosyanın genel kapsamında bugüne kadar olan tüm süreçte (ESAS YÖNÜNDEN) deliller açısından; 1) Olayı gerçekleştirenlerle hiçbir zaman, hiçbir yerde, hiçbir yol ve yöntemle bağlantımın olmadığı, 2) Hukuka aykırı yolla elkonulup incelenen cep telefonumdan, olayla bağlantılı ve illiyeti olan hiçbir bilginin elde edilmediği, fakat varmış gibi kamuoyuna lanse edildiği, telefonuma birtakım eklemeler yapıldığına dair emin olmama rağmen, tarafıma verilmesi zorunlu olan telefon imaj kayıtlarımın verilmediğinden karşılaştırma yapamadığımı, 3) Arabamda farklı kişilere ait parmak izleri tespit edilmesine rağmen; bırakın fail EÖ’ ye ait, herhangi suça karışmış kimseye ait bir izin bulunmadığı; bu durumda benim de başka kişilere ait izleri bırakıp sadece EÖ'ye ait izleri silme kabiliyetinin olmadığı göz önünde bulundurulduğunda aracımla ilgili hiçbir şaibenin kalmadığı, ayrıca AT plakalı araçta da tüm seyahat boyunca 3.bir kişiye ait en ufak bir görüntü, tespit vs. delil yoktur. Var diyen yalan söylüyordur. Zaten bunun farkında olan Savcılık Makamı da bu araçta tahkikat yapmaya bile gerek duymamıştır. 4-)Faili yol kenarından alan aracın bırakın benim arabam olduğu iftirasını; gerçekten faili kaçıran aracın dahi hiçbir tespiti yoktur. Bu konuda “Görüntüler var”, “Tespitli” diyen olursa, rahatlıkla “çıkar göster!” diyebilirsiniz. Zaten beni tanıyan herkes böyle bir olayın içinde olup da her türlü imkanın olmasına rağmen yol kenarına kendi arabam ve üzerimde telefonumla gidecek kadar aptal olmadığımı bilir. 5) HTS raporu ve görgü tanığım da benim yol kenarında değil başka bir yerde olduğumu doğrulamaktadır. Kısacası tetikçiyi biz kaçırmadık. 6) Azmettirmeyi bırakın bir kenarai suça karıştığım iftirasını destekleyebilecek bir tane bile delil, emare, beyan - tüm hukuk dışı çabalara rağmen- üretemediler. Bu yüzden adalet arayan insanları manipüle etmek, beni de toplum önünde peşinen suçlu çıkarıp kriminal göstermek amacıyla operasyon medyası üzerinden algı çalışması yaptılar. 7) Olayın olduğu yer, oluş şekli ve zamanı ile alakalı hiçbir bilgiye vakıf olmadığım sabittir. 8) Benim Emre’ye attığım iddia edilen konum ile faillerin internette arattığı lokasyon bilgilerinin söylenileninin aksine birbiriyle uyuşmadığı fakat uyuşuyor ve aynı diyerek bizlere yasal işlem yapıldığı hatta bu husus tutuklama gerekçesi sayıldığı, gizlilik kalktığında gerçeğin bizlere sorulduğu gibi olmadığı 9) “Tolgahan’ın arabasında cephanelik çıktı” diye yapılan haberlerin yalan haber olduğu, beni kriminal biri göstermek maksadıyla uydurulduğu, aracımda 1 adet ruhsatlı tabanca haricinde herhangi silah, mühimmat, cephanelik, LAW silahı, mitralyöz, el bombası, mayın, kalaşnikof, akrep, nükleer başlık, drone, İHA, SİHA, roketatar, sniper, dinamit lokumu vs bulunmadığı anlaşılmıştır. 10) Operasyon medyasının ne yapmak, nereye varmak istediği, kime hizmet ettiği, okyanus ötesi ve Almanya ile bağlantıları ortaya çıkan/ çıkacak olan kişilerin iddia ve iftiralarının, kısıtlama kararı ve gizlilik devam ederken sanki dosyada konuş verilmiş gibi algı yaratmalarının aksine; hiçbir kamu kurum ve kuruluşu tarafından maktülün konum bilgilerinin ben dahil kimseye verilmemiş olduğu ispatlanmıştır.
Tolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet media
Türkçe
9
57
115
11.9K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
14- Kovuşturma sırasında tanık dinlenilmesi, keşif yapılması, suçlamaların gerçek dışı olduğunu ispatlamaya elverişli olan belgelerin araştırılmadığı, beyanlarımın doğruluğu resmi merciler tarafından dahi teyit edilebilecekken gözardı edildiği, tüm tahkikat- araştırılmasını istediğimiz hususlar- taleplerimizin reddedildiği, bu suretle savunma hakkımızın, hukukta silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği; gerçeklerin, suçsuzluğumun ortaya çıkmasının engellendiği, 15- Tüm soruşturma ve kovuşturmanın, “delilden şüpheliye” olması gerekirken, “şüpheli ilan edilenden, sanıktan delile” giden bir yöntemle yapıldığı, üretilmeye, yaratılmaya çalışılan delillerin gerçekle hiçbir ilgisinin bulunmadığı, bu sebeple kanuna aykırı yöntemlerle birbiriyle ilgisi olmayan konuların, kişilerin cinayetle bağdaştırılmaya çalışıldığı, kanuna aykırı yöntemlerin dosyayı ve olayı adaletten ve gerçeklerden uzaklaştırdığı, 16- Failin, kendisini kaçıran kişinin ismini vermesine rağmen, bu kişiye yönelik kapsamlı bir araştırma yapılmadığı, bu yönüyle de yargılamanın eksik yapıldığı Bu hususta da daha kapsamlı açıklamalarda bulunacağım. O zaman, insanların milli manevi duygularıyla, hassasiyetleriyle, aklıyla kim alay ediyor; kendi hayal ürününü dosya gerçeğiymiş gibi kim lanse edip halkı kandırıyor, dosyadaki gerçekleri sanki hayal ürünüymüş gibi kim örtbas ederek menfaat sağlıyor, herkes öğrenecektir!
Türkçe
10
38
75
5.7K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
USUL YÖNÜNDEN PART 2 7- Soruşturma aşamasında elkonulan dijital materyallerin, yani delillerin, adli emanete alınması gerekirken, 10 ay boyunca sayın savcı bey tarafından nerede tutulduğunun anlaşılamadığı, sayın savcının adli emanette muhafaza altına alması gereken delilleri uhdesinde tutma sebebinin kanuni gerekçesinin bilinmediği; bu hususun, soruşturmada görev alan başka bir sayın savcının, kendisini güvence altına almak için tuttuğu tutanakla ortaya çıktığı; 8- Bahsi geçen tutanakta yalnızca durumu farkeden sayın savcının ve katibinin imzasının olduğu, kendisinden teslim alınan sayın savcının imzasının bulunmadığı, bir teslim- tesellüm mahiyetinde olmadığı, imzalamayan savcının imzadan imtina mı ettiğinin, bu tutanak içeriğinden habersiz mi olduğunun anlaşılamadığı, soruşturma ve delillerin sıhhati yönünden haklı bir şüphe oluştuğu, bu nedenle sayın savcıların bu hususta HSK veya ilgili mercilere herhangi ihbar yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerinin belirsiz olduğu/ karanlıkta kaldığı 9- Ayrıca bahsi geçen delillerin sebebi anlaşılamayan bir şekilde birden fazla kopyasının çıkarılmış olduğunun görüldüğü, adli emanete alınmak üzere tutanak altına alınan bu materyallerin başka kopyasının olup olmadığının, çoğaltılıp, kısıtlama kararı olan dosya kapsamına çıkarılıp/ yetkisiz kişilere sızdırılıp sızdırılmadığının, eksiltme, ekleme, değiştirme, yok etmenin söz konusu olup olmadığının, sonradan üretme yani yasal yollarla elde edilen delillerin arasına yasal olmayan yollarla elde edilmiş, tahrip edilmiş, gerçek dışı, hukuk dışı verilerin bu suretle eklenip eklenmediğinin araştırmaya muhtaç olduğu, 10- Alınan telefon imajlarının bir kopyasının- kanunda emredici bir kural olarak düzenlenen, yani verilip verilmemesi kolluğun da yargının da inisiyatifine bırakılmayan CMK md 134/ 4 fıkrası gereğinin yerine getirilmediği, yani bizlere (şüpheli olarak kaydedilen telefon sahipleri veya vekillerine- müdafilerine) verilmediği, bu suretle verilerin denetime elverişliliğinin imkansız hale getirildiği ve savunma hakkımızın kısıtlandığı, fakat iddianameye” imajların bir kopyasının şüphelilere verildiği” şeklinde gerçek dışı ibarelerin yazıldığı, 11- Soruşturma sırasında, ifade tutanaklarımın “sızma oluyor” adı altında, kanuni bir zorunluluk olmasına rağmen şahsıma ve avukatıma verilmediği, fakat ne hikmetse ifademden yarım saat sonra, bana bir sureti verilmeyen ifade tutanağımın kırpılmış halinin, manipüle edilerek operasyon medyası tarafından yayınlandığı, gerçek dışı haberlerle toplumun kandırıldığı, adaletin ve gerçeklerin çarpıtıldığı, yanıltıcı ve gerçek dışı bilgilerin doğrusunu ispat etmemin önüne geçildiği 12- İfade alma ve sorguda yasak usullerle, yasak yöntemlerle, iradem zedelenmeye çalışılarak, yanıltarak, yanlış bilgiler verilerek, tüm düzeltmelerime, itirazlarıma rağmen, “olmayanlar varmış gibi”, “var olan tespitler yokmuş gibi” dosya yürütülmüştür. CMK md 148 çiğnenmiştir. Bu husus SEGBİS ile alınan ek ifademden açıkça anlaşılacağı için, SEGBİS kaydının çözümlemesi yapılması gerekirken yapılmadığı, SEGBİS ifademin video kaydının - sanık vekillerine bile verilmezken- kırpılarak, manipüle edilerek operasyon medyasına sızdırıldığı, 13- Şehir dışına çıktığımız araçta ve gittiğim çiftlikte Olay yeri incelemesi - parmak izi araştırması yapılmayarak lehime olan hususlar karartılmıştır. Soruşturma eksik yürütülmüş, şahsıma atılan iftira niteliğindeki iddiaların gerçek olmadığını ispatlamam engellenmiştir. Çiftlikteki bekçinin ifadesinin alınmış olmasına rağmen, dosya kapsamından çıkarılmış olduğu, tüm bu yöntemlerle beyanlarımın doğruluğunu ispat eden delillerin/ tanık beyanlarının karartıldığı,
Türkçe
11
65
124
14.9K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
Bugüne kadar şahsıma yönelik organize ve sistemli bir şekilde itham, algı ve iftira operasyonlarına ilişkin, belgeleriyle sunmuş olduğum tüm paylaşımlarımı toparlayacak olursak, Tüm dosya kapsamında; USUL YÖNÜNDEN (PART-1) 1-) Gözaltına alındığım sırada Savcının gözaltı kararı vermemiş olduğu, kuvvetli suç şüphesi görmemiş olacak ki salıverilmem talimatını verdiği buna rağmen kanunda  ancak kuvvetli suç şüphesinin varlığı halinde cep telefonum incelenebilecekken basit şüphe dahi duymayarak beni serbest bırakan aynı Savcının aşağıda belirteceğim cep telefonumla ilgili işlemlerde kendisiyle çeliştiği, 2-) Usulsüz olarak el konulan, rızamla verdiğime dair evrak imzalamama rağmen cep telefonumda alelacele şekilde hakim-savcı kararı olmadan illegal şekilde inceleme yapıldığı, 3-) Cep telefonumda arama (inceleme), el koyma yapılabilmesi için (CMK m.134) Savcının bu kararı 24 saat içerisinde hakim onayına sunması gerekirdi. Ancak birileri cep telefonumu illegal şekilde incelemeye dalmışken Savcı da 24 saatlik süre kısıtını tam 13 saat aşmıştır. Usulsüzlük adliyede sonradan fark edilmiş olacak ki Savcının Hakim onayına sunduğu evrak dosyadan çıkarılmış, avukatlarımdan gizlenmiştir. Bu suretle adil yargılanma ve savunma hakkımın gasp edildiği, 4-) Usulsüz el koyma ve arama (inceleme) nedeniyle hem cep telefonum hem cep telefonumdan elde edilen / edildiği iddia edilen tüm veriler, ''hukuka aykırı olarak elde edilen delil'' statüsündedir. Olayla alakası olmayan, fakat kasti şekilde olaya uyarlanmak istenen tüm verilerin yok hükmünde olduğu; kopyasının tarafıma verilmeyerek telefonum ile kopyasını (hash değerlerini) kıyaslamamın, yasak inceleme ile değiştirilen verileri ispatlamamın önüne geçildiği, 5-) Bilirkişi raporunu tanzim eden ve yorumlamalarıyla asıl gerçeği çarpıtan bilirkişinin şaibeli olduğu, soruşturma sırasında telefonumu illegal yollarla inceleyen adli kolluk olduğu, kanunen yasaklı olmasına rağmen bir de üstüne üstlük bilirkişi tayin edildiği (Yasaklı bilirkişi CMK m.69,24,22), görevini kötüye kullanıp yetkisini aştığı, kim tarafından görevlendirildiği ve neye hizmet ettiği ortaya çıkacak olan şaibeli bu kişinin delil yaratmak ve operasyon medyasını heyecanlandırmak için hazırladığı raporun da kendisi gibi yok hükmünde olduğu, 6-)Hakim kararı ve savcı talimatı olmaksızın teknik ve fiziki takip/ler yapıldığı anlaşılmıştır. (Bu konuya daha sonra özel olarak değineceğim!) Ben de belki sizler gibi dışarıda olsaydım bu kanun maddelerinin ne anlama geldiğini bilmezdim. Bu paylaşımlarımı çevrenizdeki bir hukukçuya gösterip vereceği '' Bu kadarı da olmaz''  tepkilerini ve şaşkınlıklarını da hafızanızdan hatıra olarak ömür boyu çıkarmayın. Bunlar daha fırtına öncesi sessizlik... Her okuduğunuzda çok şaşıracağınız paylaşımlarım olacaktır, devamı gelecektir. Selam ve dua ile🇹🇷
Türkçe
35
134
295
31.8K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
E tabi mangal gibi yüreği olanlar ancak alevlerden korkmaz… Gerek teknoloji alanında gerek eğitim ve kültür alanında olduğu gibi yeşil vatan için canını hiçe sayarak Devletimiz ile koordineli bir şekilde çalışan korkusuz bozkurtları yazılı ve görsel medyada görmekten büyük gurur duyuyorum. Bu vesile ile ülkemiz için canhıraş bir şekilde mücadele eden, katkı sağlayan Ülkü Ocaklarının Sayın Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım beyefendi ile kıymetli yönetimini, sahada mücadele eden il ve ilçe ocaklarımızın kıymetli başkanları ve yöneticilerini bir ülküdaşları olarak saygı ile selamlıyorum. Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Kahrolsun Şer Odakları Yaşasın Ülkü Ocakları 🇹🇷
Tolgahan DEMİRBAŞ tweet media
Türkçe
13
80
193
9.4K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
Şu Kaçırma Mevzusunu Kapatalım 1️⃣HTS-Baz sinyal raporu somut bir delildir. Failin motordan inip arabaya bindiği yer Gölbaşı-Oğulbey mevkiidir. Benim gittiğim çiftlik ise Gökçehöyük mevkiidir. Yüklenen raporda göreceğiniz üzere, ben aynı zaman diliminde yol kenarında değil, çiftlikten sinyal veriyorum. Görgü tanığımı ve beni doğrulayan bu resmi rapor başka bir somut delildir. Bugün ben size farklı bir gerçeklikle suçsuzluğumu ispatlayacağım. Bugüne kadar belgesini yayınladığım tüm delilleri bir kenara koyun, sadece anlatacağıma odaklanın yeter. 2️⃣Tutanaklara göre failin motordan inip arabaya bindiği saat 13:54’tür. Peki oradan çiftlik kaç dakika? Yargılama sırasında bu detayları talep etmemize rağmen hiç bu konuya girilmedi! Ben söyleyeyim, 12-15 dakika arası bir mesafe. Biz 10 dakika olarak baz alalım, ışık hızında gitmiş olayım… bu mantığa göre çiftliğe varış 14:04 oluyor. Orada birini indirip, yerleştirmek ve çıkmak 2 dakika olsa en az 14:06 oluyor. Aynı şekilde hızlıca geri dönüş de 10 dakika olacağına göre saat 14:16 oluyor. Yani saat 14:16’da failin araca bindiği yere geri gelinmiş oluyor. Yüklenen PTS tutanağında ben saat 14:19’da Ankara-Merkez Balgattayım. Bu iki noktanın arası 22 km. bu mantığa göre ben 22 km’yi 3 dakikada mı aldım! Helikopter olsa 3 dakikada ancak yerinden kalkar. Düşünün ki olayı yapanlar olay yerinden bu bölgeye motorla 15 dakika civarında ulaşmışlar. Kısacası fizik kurallarına göre de faili 13:54’te alıp bir yere götüren araçla 14:19’da Balgatta görülen aracın aynı olması mümkün değil! Zaten bunu bilen mahkeme de gerekçeli kararında “Tolgahan faili alıp çiftliğe VEYAHUT BAŞKA BİR YERE bıraktı” diye yazmıştır. Ceza yargılamasında VEYAHUT diye bir kavram olamaz! VEYAHUT neresidir? Tespit yok demek değil midir bu? Sırf bu husus bile bu mevzunun şüphede kaldığının en somut, en net delilidir! Normalde şüpheden sanık yararlanırdı fakat bizim mahkememizde tam tersine şüpheden ve eksik incelemeden dolayı ömür boyu hapis cezası alınır oldu. 3️⃣Sonuç olarak; Hiç kimse bir delil, beyan, veri vasıtasıyla bize tetikçiyi kaçırdılar diyemez. Zaten dosyada bununla alakalı bir tane bile somut delil yoktur. İhtimal ve varsayımlarla oldu bitti yaparak olayı algılarla, dedikodularla üzerimize yıkmak istiyorlar… 4️⃣Aylardır söylüyorum, yine söylüyorum; söylediklerimin aksini iddia eden varsa belgesini benim gibi yüklesin de hep beraber görelim. Yükleyemezler çünkü algıların aksine dosyanın içi aleyhimize delil anlamında bomboşdur! Cezaevinde geçirdiğimiz her dakika hukuka aykırıdır.
Tolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet media
Türkçe
10
87
160
10.1K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
Sonuç: Daha önce de sıklıkla ifade ettiğim üzere benim telefonumu gayriresmi olarak incelediler! Olayı siyasallaştırmak ve olayla bizi ilişkilendirmek için organize bir şekilde planlar yaptılar! Önce delil olmadan bizi tutukladılar, sonra da bu şekilde DELİL YARATTILAR! Hatırlarsanız sürekli olarak basına çıkıp “iddianame neden yazılmıyor, soruşturma neden bu kadar uzun sürdü” diyenler vardı. Algı için “siyasi bir el dosyayı açtırtmıyor” diyorlardı. Burada kastedilen siyasi el Milliyetçi-Ülkücü camiaydı. Fakat belgelerden de anlıyoruz ki, dosyayı açtırtmayanlar, kusursuz bir kumpas için soruşturmayı zamana yayanlar başkalarıymış! Olayla alakası olmayan konuları müşteki ve tanıkların yalan ifadeleriyle birebir uyumlu hale getirdiler! İfadeler alındıktan sonra, telefonum ilk kez resmi olarak YASAKLI VE ŞAİBELİ bilirkişiye 7. ayda gönderdiler, tutanakta açıkça yazıyor zaten. Neden bu kadar bekledi bu işlem? Ocak ayının ilk haftası neden yollanmadı? Tüm bu süreç sonucunda bilirkişi de ifadelerle uyumlu olarak hatalı ve şaibeli bir rapor hazırladı ve bu şekilde konuları ve ithamları birbirine bağladılar! Nasılsa teyidi yok diye, organize bir şekilde, ölmüş birinin ağzından yalan beyan verip, isimlerini geçirdikleri üst düzey Ülkücü yöneticilerle, önceden suçlu çıkarıp kriminalize ettikleri benimle aramızda olaydan önce ve sonra sık görüşmem veya mesajlaşmam var diye bilirkişi raporu düzenleyip, algı için el altından basına sızdırıp Halk TV’de şemalar çizdiler. Toplum önünde bizi suçlu ilan edip, bu şemalarla daha önce bir araya bile gelmemiş insanlardan bir suç örgütü yaratmak istediler! Masumiyet karinesini ihlal edip bizlere açık açık iftiralar attılar, bugün mağdur edebiyatı yapanlar aslında dünün en zalimiydi! Ülkücülerden 15 Temmuzun intikamını alıp, Cumhur İttifakına nifak sokmak isteyen bu sinsi yapı karşısında çelikten sağlam bir irade ve duruş görünce emellerine ulaşamadılar. İşte bu yüzden de bir kez daha Rabbim sağlıklı ve uzun ömürler versin! Planlanan ve emek verilen operasyon boşa gidip ziyan olunca zamanında “köprü kurmak için” rehin aldıkları ben ve Emre’ye şu an hukuk adı altında eziyet ediyorlar. Olayı gerçeklerden uzaklaştırıp, siyasi alanda tutmak için hukuk dışı her yolu ve yöntemi zorlayan bu yapının şu anki amacı da bu dosyayı onaylatmak… Biz ise sadece adalet ve hukuk istiyoruz! Kısaca burada yazdığım tüm bu hususlar camiamıza yapılan organize bir operasyondur! Bu kumpasa dahil olan herkes illaki hukuk önünde hesap verecektir!!! Sizlerden ricam burada adı geçen şahıslara değil, KUMPASA ODAKLANMANIZDIR! Şahıslarla bir işimiz yok! Ayrıca bana verilen bu cezanın amacının suçum olduğu için değil “eğer bize istediğimiz isimleri vermezsen olay sana kalıyor” mesajı için verildiğini biliyorum, anlıyorum! Benim de bu mesaja cevabım; “Haberimin, bilgimin, alakamın olmadığı bir olayda sırf dışarı çıkmak için başka bir insana, yol ve dava arkadaşıma iftira atacağıma, adalet yerini bulana kadar şerefimle, başı dik bir şekilde zindanda yatarım daha iyi!” Hiç kimse inanmış bir Ülkücüyü kahpelik ve korkuyla sınayamaz! Yanlış anlamayın, soruşturma safhasında değil, ömür boyu hapis cezası almış, son düzlüğe gelmiş bir Ülkücü olarak söylüyorum bunları! Vesselam…
Tolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet media
Türkçe
8
94
144
11.3K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
Normalde eşi çatışmada ölen birisi, hele ki eşi tarafından önceden bilgilendirildiğini iddia eden birinin ilk yapacağı iş hemen emniyete gidip bildiklerini anlatmak olmalıyken, göreceğiniz üzere maktulün eşi ilk kez olaydan 4 ay 17 gün sonra ifade vermiş! Emniyet hemen davet etmiş ama reddederek ben savcılığa ifade vereceğim demiş… Maktulün arkadaşları da aynı şekilde bekleyip 5. ve 6. Aylarda ilk kez ifade vermişler, niye acaba? İnceleyelim bakalım! 1️⃣06 YCL 82 plakalı araç kimin? Cevap: Eşimin arkadaşı ve avukatı A.Y.’ye ait, eşim Mart ayı itibariyle kullanıyordu! Ben cevap vereyim: YALAN! Selman Bozkurt emniyette maktulün aracının başka araç olduğunu zaten belirtmiş. İfade tutanağında yazıyor. Peki olay yerinde olmayan, maktule ait olmayan, olayı yapanların bilmediği hayalet bir arabayı sayın savcı neden sormuş ki? Bu plakayı nereden biliyor da maktulün eşine bunu sorabiliyor? Bu çelişkinin kaynağı farklı zamanlarda birbirlerinden ayrı yerlerde ifade vermeleridir!!! 2️⃣Bu adres kimin? Cevap: Eşimin arkadaşı ve avukatı A.Y.’ye ait, eşim buraya ara ara giderdi. Ben cevap vereyim: YALAN! HTS raporlarına göre maktul 365 günün sadece 110 günü Ankara’da kalmış ve bu adrese hiç gitmemiş!!! Olayla alakası olmayan bu adres niye sorulmuş ki? Nereden biliniyor da maktulün eşine sorulabiliyor? Maktulün eşi neden ısrarla yalan beyanlar veriyor? 3️⃣Çağrı Ünel ile alakalı paragrafı okuyunuz! Ben cevap vereyim: YALAN! O hafta değil, o aylarda da maktul ile Çağrı Ünel arasında bir telefon görüşmesi HTS kayıtlarında YOK! Ha, Facetime’dan konuştular derseniz onu bilemiyoruz, çünkü MAKTULÜN FACETİME GÖRÜŞMELERİ DOSYADAN ÇIKARILMIŞ!!! Artık gizlenmek istenen ne ise bilmiyorum! 4️⃣Araçla ilgili talepler kısmını okuyunuz. Ben cevap vereyim: YALAN! O tarihlerde basında AT plakalı araç ile alakalı bir tane bile haber yoktu! Var diyen yüklesin! Şimdi; 1. ve 2. maddedeki sorular olaydan 8-9 ay öncesine ait telefonumdaki mesajlaşma içeriğinde olan hususlar olup, olayla alakası ve bağı yoktur! Bu konu eski paylaşımlarımda da var. Peki benim telefonum ilk kez el konulduktan 7 ay sonra incelenmek üzere bilirkişiye gitmiş ise, içindeki bilgiler nasıl oluyor da incelemeden önceki bir tarihte soru olarak sorulabiliyor? Bu iki soru bile benim telefonumun öncesinde gayriresmi olarak incelendiğinin somut delilleridir. Amaç da “8 ay önceden takip ettiler” algısını oturtmaktı! Nasılsa cevapları kimse araştırmaz diye hesap ettiler! 3. ve 4. madde de olayı Mersin olayı ile ilişkilendirip AT plakayı dosyaya sokarak işi kurumsallaştırmak amacını taşıyordu!
Türkçe
23
110
212
27K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
1️⃣Öyle bir kumpas kurdular ki algılara inanmayan kalmamıştı! Hatırlarsanız bir konum meselesi vardı, benim Emre’ye attığım konum, katili kaçırandan çıktığını (motorcu) iddia ederek bizi suçladırlar. Dosya açıldı ve gerçekler ortaya çıktı ki böyle bir şey yoktu! Şimdi ise daha farklı bir skandaldan bahsedeceğim, devamı da var! Benim telefonumdan çıkan hiçbir bilginin olayla uzaktan yakından ilgisi yoktu, “geri döndürüldü, kurtarılıp çıkarıldı” sözleri tamamen kumpas cümleleriydi! Nasılsa aleyhe yaratılan delillerin içeriğini kimse araştıramaz diye hesap ettiler. 2️⃣Aşağıya yüklenen evrak bilirkişi evrakıdır. Ne diyor evrakta; “maktulün adresi kayıtlıymış.” ben şimdi söylüyorum, bana inanmayan bu adrese gitsin, mektup yollasın, muhtara sorsun, belediyeye sorsun, bırakın maktulü hiç kimseye ait böyle bir adres yok! Olmayan sanal bir adresi maktulün adresi diye raporlaştırıp, basına sızdırıp somut delil algısı yarattılar. Kimse adresin doğru olup olmadığının peşine düşmez diye hesap ettiler ama peşine düşen akıllı insanların olduğunu hesap etmediler! 3️⃣Bu raporu hazırlayan şahıs soruşturma sırasında görev alan polis memurudur! Gayri resmi olarak, hakim kararı olmadan telefonumu inceleyen, sonra da birileriyle kafa kafaya verip 7 ay sonra resmiyet adı altında bilirkişi sıfatıyla rapor hazırlayan da aynı şahıstır. Bu yüzde kanun gereği yasaklı bilirkişi olduğu ve yaptığı işlemler kanun dışı olduğu için hazırladığı raporlar da hukuken YOK HÜKMÜNDEDİR! Bilirkişi raporunun yenilenmesini mahkemede talep etmiştik ama bu talebimiz de “elverişli değil” deyilerek reddedilmişti!!!
Tolgahan DEMİRBAŞ tweet media
Türkçe
9
104
189
13.8K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
ÇOK ÖNEMLİ 2!!! 1️⃣Bir önceki paylaşımda sorduğum soruları hatırlarsanız iyi olur! Benim cep telefonumu hakim kararı olmadan kimler inceledi? Materyallerimiz soruşturma sürecinde adli emanette mi muhafaza edildi? Bu soruların cevapları çok önemli çünkü soruşturmada bir şaibe olup olmadığının ortaya çıkmasını görmüş olacağız. 2️⃣Yüklenen evrak baya kafamızı karıştırıyor. Dosyayı 10 ay sonra devralan sayın savcımız A.A. bey, dosyada bulunan benim telefon imajının da içinde bulunduğu hard diskler de dahil tüm delilleri adli emanetten değil, görevi devreden sayın savcı D.Ö.’den elden almış! Bunu da tutanak altına almış. Basına sızan savcılık ifade videomdan hatırlarsanız o gün ifademi alan, bu tutanakta da imzası bulunan sayın savcı A. A. Bey, “dosyada gariplikler var” minvalinde bir cümle kurmuştu!!! 3️⃣Şimdi yine soruyorum; 10 ay boyunca bu deliller nerede muhafaza edildi? Çekmecede mi? Arabada mı? Evde mi? Birilerinin elinde mi? Böyle şaibeli soruşturma olur mu? Devlete emanet olan deliller böyle gayri ciddi bir şekilde adli emanete alınmadan muhafaza edilebiliyor mu? Hukukçular ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklar! Sırf bu husus bile bizim davamızın mutlak bozma sebebidir!!! Başka da göstereceğim, okuyacağınız diğer hususlar gibi…
Tolgahan DEMİRBAŞ tweet media
Türkçe
16
120
202
20.5K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
ÇOK ÖNEMLİ!!! 1️⃣Hayatın her noktasında olduğu gibi ceza yargılamalarında da usul esastan önce gelir! Usule aykırı yapılan soruşturma ve yargılamanın hükmü olmaz!!! Bizim davamıza bakacak olursak, davanın seyrini değiştirecek çok önemli bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Benim cep telefonuma 31.12.2022 saat 22:30 civarında gözaltı kararı olmadan gözaltına alındığım sırada, emniyete giderken polis arabasının içinde el koyma kararı olmadan elimden alınmak suretiyle el konulmuştu! El koyma tutanağını 00:20, imaj alım (kopyalama) işlemini de 01:50’de yapmışlar. Evrakta da göreceksiniz, iddianamede de yazılan yalanın aksine kanunen zorunlu olmasına rağmen, bana veya avukatıma telefonumun alınan imajının (kopyasının) 1 örneği verilmemiştir. Hala da yok! 2️⃣Kanunlara göre eğer bir telefona, bilgisayara vs. el konuluyor ise, rızaen teslim bile olsa kanuna ve usule uygun olması için en geç 24 saat içinde savcılık tarafından Sulh Ceza Hakimliğine el koyma işleminin onayı için başvuru yapılması gerekiyor! 24 saati 1 dakika bile geçerse o elektronik cihazın içinde darbe planı bile çıksa hukuka aykırı yolla elde edilmiş delil statüsünde olduğu için YOK HÜKMÜNDE olup, acilen imha edilmesi gerekmektedir. Bunları ben söylemiyorum, Anayasa’nın 38. Maddesi, CMK 217, CMK 134, Yargıtay’ın tüm daireleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu diyor! Öyle ki; olağanüstü / sıkıyönetim halinde dahi 24 saat katı ve kesin olarak uygulanmak zorundadır. 3️⃣Gelelim benimle alakalı kısma; hatırlarsanız “Benim hakkımı Amerika mı arayacak?” diye geçmişte bir paylaşım yapmıştım. Kumpas mağduru Komiser M. E. A.’nın telefon şifresini ABD’den istemişlerdi. ABD Adalet Bakanlığı da bunun üzerine bizim yargılandığımız mahkemeye “Siz Tolgahan Demirbaş’ın telefonunu hangi yasal yetki/hakim kararı ile incelediniz?” sorusunu sormuştu. Biz de dosyada böyle bir evrak, karar olmadığı için verilecek cevabı merak ediyorduk. Bu sorunun cevabını 2.5 yıl sonra öğrenmiş olduk!!! Peki madem bu karar vardı, o zaman asıl bulunması gereken yer olan bizim dosyamızda niye bu evrak yoktu, kim, neden bu kararı sakladı ? 4️⃣Arkadaşlarım ilgili evraka bu şekilde ifşa olmasıyla ulaşınca ortaya neden bu evrakın gizlendiği ve dosyaya konulmadığı çıktı! Savcılık makamı el koyduğu telefonun izni için 24 saat içinde yapılması gereken hakim onayı başvurusunu 37. saatte yapmış… Yüklenen evrakta bunu göreceksiniz (13:42). Bu sebeple bu çok önemli açıklarının ortaya çıkmaması için, kimsenin dikkatini çekmeme adına bu evrakı dosyadan çıkartmışlar! Dosyadaki gizlilik kararı da bu anlamda bu hukuksuz işlemi yapanlar için avantaj olmuş… yargılandığımız davaların neden hızlı hızlı sonuçlandığını şimdi çok iyi anlıyorum! Bu evraka yeni ulaştık, tam istinafa başvuru yapacak iken dosya Yargıtay’a taşındı… İşin bu kısmı çok manidar oldu! 5️⃣Sonuç olarak; benim telefonumu hakim kararı olmadan illegal yollarla incelediler. Olayla alakası ve bağı olmayan geçmiş konuları bu olaya bağlamak için kurgu planladılar. Bu sırada da camiamıza ve ocağımıza yapılacak operasyonun heyecanı ile ilgili kanunu unutup 24 saati geçirdiler. Yapılan hatayı fark edince de hem mesleki korkudan, hem de kurgulanan kumpasın kendi elleriyle çökmemesi için evrakı dosyadan çıkartıp YOK ETTİLER! 6️⃣Şimdi soruyorum; benim Devlete emanet ettiğim telefonu illegal yollarla kim inceledi? Telefonum kimin elindeydi? Kanunen zorunlu olmasına rağmen imajın bir kopyası bana neden verilmedi ? Bana imaj verilmemesine rağmen iddianamede neden verildi diye yazıldı ? Soruşturma sürecinde el konulan dijital materyaller nerede muhafaza edildi? Adli emanete alındı mı? Ezcümle; telefonumdan çıkan ve olaya göre YASAKLI BİLİRKİŞİ tarafından kurgulanan tüm işlem ve bağlantılı yargılamalar kanunen hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller sebebiyle YOK HÜKMÜNDEDİR! Oldu bitti yaparak bizi zindanlarda çürütemeyeceksiniz! Bu husus bizlerin tahliye sebebimizdir! Bu konunun artık üstü kapatılamaz! Söylediklerimin aksini iddia eden varsa buyursun!
Tolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet media
Türkçe
43
138
236
29.1K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
1️⃣Biz sadece hukuk işlesin, adil kararlar çıksın isterken net olarak belli oldu ki bizim dosyamızda hukuk ve vicdan yoktur. Mahkeme kararlarına, devletine bağlı birisi olarak saygı duyuyorum ama bundan sonrası alenen kul hakkına girmektir. Bunun günahı ve vebalini kimse ödeyemez! Bu olayın olmasına zerre kadar katkım varsa, olayın olacağından haberim varsa, olayı yapanlarla bağım ve bağlantım varsa cezasını aslanlar gibi yatarım. Fakat ben bunları yapmadım. Sözlerimi yalanlayacak 1 tane bile delil olmadan tek seçenek olan, uzaktan telepati yöntemi ile haberleşerek tanımadığım bir kişi ile plan yaptı diye, geçen 2,5 yılın ardından belli ki hücrede kalmaya devam edeceğiz. 2️⃣Birileri ısrarla ilk günden beri, fırsattan istifade edip, zamanında yalan ve algılarla, dostane tavsiyelerle tuzak kurmak suretiyle ele geçirdikleri bize ve ailelerimize hukuk adı altında açık açık eziyet ve zulüm ediyorlar. 40 yaşındayım, bu yaşıma kadar yetiştiğim camiadan kurt olmayı öğrendim, kendimden küçüklere de kurt olmayı öğretmiş biriyken bu saatten sonra kuzu olmamı kimse benden bekleyemez! Adaleti ve hakkımı sonuna kadar arayacağım, dosyada yapılan usulsüzlüklere karşı sessiz olmayacağım. Bu size ve evladıma sözüm olsun! 3️⃣Hiç kimse işlemediğim bir suçun cezasını bana çektiremez, beni ömür boyu evladımdan ayıramaz! Burası muz cumhuriyeti değil, Türkiye Cumhuriyetidir. Kanunlar açık ve bellidir. Cezaevinde haksız geçen 1 dakika bile hukuk ve vicdan sistemimizde kabul görmez iken, hiçbir somut delil olmadan, beyan, ifade, teknik veri olmadan, lehime olan hususları yok edip, hukuka aykırı olarak elde edilmiş ve olayla alakası ve illiyeti olmayan konuları bahane ederek hayatımın gasp edilmesine müsaade etmeyeceğim. Beni tanıyanlar iyi bilir ki bende yorulmak, yılmak, yıkılmak, korkmak olmaz. Her şartta mücadele eden, geri adım atmayan bir Ülkücüyüm ben. Şu anda da sabırla beklediğim hücremde atılan iftiralar kadar spor yapıyor, algılar kadar kitap okuyorum. Eskiye göre daha sağlıklı ve bilgiliyim. Kendimi geliştirmeye çalışıyor, eksik kaldığım konuları öğreniyorum. Bu sebeple aklınız bende kalmasın. 4️⃣Fakat beni çok üzen ise, başkaları teröristlerine bile destek olup, onlar için mücadele ederken, zor zamanımızda bizi yalnız bırakan, kafalarını kuma gömen, Ülküdaşları kavga ederken uzaktan izleyen, hukuken desteğini esirgeyen, hesap yapan, denge gözeten, selam almaya-vermeye korkan, az sayıdaki insanları bir şekilde geçmişte tanımış, duymuş olmamdır. Yazık! Tarih dost ve kardeşlerimle verdiğimiz mücadele ve gösterilen Ülküdaşlık hukukunu yazacakken, sizleri de unutmayacaktır! Bizden sosyal medya başta olmak üzere desteğini esirgemeyen, ailemi arayıp soran tüm dava ve yol arkadaşlarıma bin selam olsun. Allah razı olsun… Emekleriniz unutulmaz... 5️⃣Nasılsa adalet yerini bulacak ve herkes görecek ki bana iftiralarla kumpas kuruldu. İşte o zaman şuan yanımda olan dostlarımla daha gür sesle konuşacak iken, bugün dosyanın içeriğinden haberdar olmadan bize vebalı muamelesi yapanlar kendinden utanacaktır. Çünkü önemli ve kıymetli olan zor zamanda yapılandır! Adalet yerini bulup tahliye olacağım güne kadar ben de tek kaldığım hücremde gerekirse başımı vereceğim ama başımı asla öne eğmeyeceğim! İnanmış bir Ülkücü olarak medreseye çevirdiğim bu yerde dimdik şerefimle yaşayacağım. Çünkü herkes kendine yakışanı yapar. Vesselam…
Türkçe
40
142
309
40.9K
Tolgahan DEMİRBAŞ
Tolgahan DEMİRBAŞ@TolgahnDemirbas·
BİR DE BİZDEN DİNLEYİN 1️⃣Olaydan sonra yol kenarında bekleyip faili alan araç bana ait değildir. Uzaktan alınmış, mercimek gibi görünen, ne olduğu belli olmayan bir fotoğraf üzerinden benim olduğumu iddia etmek sadece peşin hüküm vermektir. Yüklenen Emniyet tutanağına göre olaydan 2 gün sonra dahi yapılan araştırmalarda o aracın marka, model, plaka vs. tespiti yoktur. Var diyen evrak koysun. Sadece arabaya bindiği yere aktarım noktası (Oğulbey), bindiği saate de aktarım saati (13:53) diyelim. Aktarım noktasından 4 km gerideki PTS’den, aktarım saatinden 1 saat önce (12:50) geçmiş olduğum olduğumdan dolayı o geçişin fotoğrafını dosyaya koyup, basına sızdırmak suretiyle bir somut tespit var algısı ile bu mevzu üzerime oturtulmuştur. Bu konuda somut bir tespitin yapılmadığının evraklarını sizinle paylaşıyorum. Emniyete göre aktarım saatinde “YOL kenarındayım”, savcılığa göre “Gölbaşı civarında bir yerlerde”, mahkemeye göre Shell benzinlikte” bekliyorum… Bu arada Shell benzinlik yolun karşı istikametinde olup, aktarım noktasından 1.5 km geridedir! Şimdi soruyorum; Emniyetin dediği doğru ise yol kenarında 1 saat beklediğimi gösteren video nerede? Dosyada YOK! Savcılığın dediği doğru ise, civar diye bahsedilen yer neresidir? Tespit YOK! Mahkemenin gerekçeli kararı doğru ise, Shell benzinlikte failleri beklediğimin videosu veya görüntüsü nerede? Dosyada bu da YOK! Zaten kim bir katili o kadar ıssız olan yer varken bir benzinlikte bekler ki? Ben ifademde “arkadaşımı beklerken benzinlikte arabamla alakalı işler yaptım, gelemeyeceğini söyleyince de çiftliğe geçtim” diyorum. Emniyet hayır gitmemişsin diyor. Peki gitmediysem beni yalanlayacak olan, gitmediğimin videosu nerede, bu da dosyada YOK! Bu kadar YOK varken Emniyet-Savcılık ve mahkeme arasında bile açık çelişkiler mevcut iken bana yönelik böyle bir hüküm verilmesi, üstelik kaçırdığı için azmettiricidir ve ömür boyu hapis yatmalıdır demek ne kadar vicdani ve hukukidir? 2️⃣Güya aktarım noktasının 4 km gerisindeki PTS’yi incelemişler ve Ankara-Konya gibi yoğun bir otoyolda sadece sedan veya Citroen marka olarak ben geçmişim, başka benzer araç geçmemiş bir saat boyunca. Bu yüzden benim olduğum DEĞERLENDİRİLMİŞ. Peki başka benzer aracın geçip geçmediğini biz nereden bileceğiz? 1 saatlik PTS videosundan görebiliriz ama göremiyoruz çünkü bu video da dosyada YOK! Yüklenen haritaya baktığınızda 1 nolu kamera noktası (PTS) ile aktarım noktası (9 nolu) yer arasında 11 tane alternatif yol mevcuttur. Yani bu 11 yolu kullanan herhangi bir araç PTS’ye takılmadan aktarım noktasına gelebiliyor. Yan yollar, U dönüş olanlar mevcuttur. Bu alternatif yollar üzerinde hiçbir araştırma yapılmamıştır. Öyle bir algı yaratıldı ki sanki tüm araçlar o PTS’nin altından geçmek zorunda gibi lanse ettiler, benim arabamın da videosu değil, önceden alınmış fotoğrafı konularak (bir saat önceki geçişim) “tespit edildi” algısı ve suçlamasını oturttular basın üzerinden. Biz mahkemeden bu alternatif yollar ile alakalı araştırma yapılmasını talep ettik fakat sayın mahkeme sebepsizce reddetti… 3️⃣Aracımda olay yeri inceleme ekipleri tarafından yapılan biyolojik bulgu çalışmalarında fail E.Ö’ye ait hiçbir iz bulunmamıştır. Evrakını yüklüyorum. Sırf bu evrak bile bu araçta bir suç unsuru olmadığının en somut delilidir. Ayrıca fail kendisini kaçıranın başkası olduğunu, bizi tanımadığını hem soruşturma hem de mahkeme evrelerinde belirtmiş, aramızda da hiçbir irtibat kurulamamıştır. Ayrıca fail ve motorcunun tarif ettiği aracın rengi de benim aracımla aynı değildir! Söylediklerimin aksini iddia eden herkes evrak yükleyebilir. Bir sonraki paylaşımımda bu konu ile alakalı farklı evraklar da yükleyeceğim…
Tolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet mediaTolgahan DEMİRBAŞ tweet media
Türkçe
27
128
252
20.3K