
Siyasi etik için anayasaya bir kural konulmalı. Yerel ve genel seçimlerde seçilenler, bir başka siyasi partiye geçerse, seçildiği görevi sona ermeli! #SiyasiEtik
Necil Engür
15K posts

@Tor_Celik
Ank. Atatürk Lisesi (71)/İnş.Yük.Müh.(İTÜ’76) AVRASYA Tüneline, ANKARA-KONYA YHT’ne,KADIKÖY-KARTAL Metrosuna ve 212 İstanbul AVM’ye gittiğinizdeBeniHatırlayınız

Siyasi etik için anayasaya bir kural konulmalı. Yerel ve genel seçimlerde seçilenler, bir başka siyasi partiye geçerse, seçildiği görevi sona ermeli! #SiyasiEtik

Erol Mütercimler'den müthiş tesbit 👌 "Yurtdışında yaşayan gurbetçilere oy kullandırmak yanlış, bunu AKP başlattı. Hem orada yaşayacaksın hem de benim ülkemle ilgili karar vereceksin, böyle bir saçmalık olur mu? Bunu engelleyemiyorsanız gelenlerden ayakbastı parası alacaksınız." Destekleyenler..?!

Sevgili @grok Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın 1 günlük masrafını ve bu masrafı 1 asgari ücretlinin kaç yıllık maaşıyla ödeyebileceğini hesaplar mısın?

MSB bugün İran’dan ateşlendiği belirtilen bir balistik mühimmatın Türk hava sahasına yöneldiğini ve Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından düşürüldüğünü açıkladı. Ancak geçen üç vakada olduğu gibi ortada hâlâ cevap bekleyen kritik sorular var. Füzenin radar izi nerede? Hangi rota ile geldi, hangi irtifada vuruldu? Hangi unsur angaje oldu? (Halen doğu Akdeniz‘de ABD Arleigh Burke sınıfı muhripler dışında bu Angajmanı yapabilecek başka bir unsur yok) Türkiye’nin Kürecik’ten Anamur’a kadar uzanan radar ve erken ihbar altyapısı bu verileri ortaya koyabilecek kapasitededir, dolayısıyla soyut açıklamalar yeterli değildir. Öte yandan bir yanda Adana’da NATO kolordusu, diğer yanda İstanbul Boğazı girişinde NATO deniz unsuru komutanlığı haberleri gündemdeyken, her seferinde füzelerden Türkiye’yi “NATO korudu” vurgusuyla gelen bu açıklamalar güçlü bir algı operasyonu izlenimi doğurmaktadır. Kısacası “füze İran’dan ateşlendi” algısı ile “ söz konusu füze Akdeniz’deki NATO unsurları tarafından önlendi” algısı sürekli tekrar ediyor. Türk milleti bu algı mesajını okumaktadır. Oysa gerçek tablo farklıdır. ABD’nin dışladığı NATO’nun cephane sorunu tartışılıyor, Avrupa ordularının hazırlık seviyesi sorgulanıyor, İngiltere’nin Kıbrıs’taki üssüne bile gemi sevkinde zorlandığı görülüyor. Yani NATO’nun taze kana, gönüllü figüranlara ihtiyacı var. Rusya Ukrayna Savaşında Kiev’e sınırsız sağlanan askeri, finansal ve siyasi desteğe rağmen NATO bu savaşta hedeflerini başaramamıştır. O nedenle Türkiye gibi büyük bir ülkenin aktif olarak Rusya ile olan tarafsız pozisyonunu bozarak Rusya düşmanı olarak yanlarına geçmesi istenmektedir. Çok ciddi finansal kriz içerisine giren Ankara, 100 günden az kalan bir süre içerisinde NATO’nun 2026 zirvesini yapacaktır. Bu nedenle Ankara’daki bürokratlara ve NATO Muhiplerine zirvede prestij sağlayacak projelere de ihtiyaç vardır. Türkiye bir yandan Gazze katliamını eleştiriyor, Filistin halkının çıkarlarını savunuyor ama diğer yandan fiilen İran’da savaşta olan İsrail ve ABD’ye en büyük siyasi ve kısmen askeri desteği sağlayan NATO’nun bir nevi reklam ajansı gibi davranıyor. Böyle bir ortamda Türkiye’nin bu denli NATO dümen suyuna sokulması Karadeniz’de, Doğu Akdeniz ‘de ve Hazar havzasında stratejik risk üretir. Türkiye figüran değildir, kendi hava savunmasını, kendi egemenlik refleksini esas almalı, teknik verileri açıklamalı ve bu tür sahte bayrak kokan yönlendirmelere karşı son derece dikkatli olmalıdır. Türkiye tarafsız rejimini korumalı, ikinci Dünya ve soğuk savaş yıllarında olduğu gibi çevresinde hiçbir tarafın kışkırtma ve manipülasyonlarına alet olmamalıdır.

İBB Başkanı #Ekremİmamoğlu Bilirkişi Davası'nda "Cumhurbaşkanı" tanımını tam olarak şu ifadelerle yaptı. Burada bir isme işaret etmedi. Ekrem İmamoğlu CHP'in Cumhurbaşkanı adayı. "Cumhurbaşkanı nedir biliyor musunuz Sayın Hakim? Cumhurbaşkanı, çok önemlidir yani. Bir eve bakalım, inşallah kadın bir Cumhurbaşkanı da olacak. Bir eve baktığınızda babadır biliyor musunuz? Annedir… Benim için öyledir yani. Demokrasi elbette, taraf elbette, parti elbette ama bir Cumhurbaşkanı, seçildiği an itibarıyla bir baba hüviyetine geçer yani. Kaşları çatık, kızgın, öfkeli; ona oy vermeyen terörist ama ona oy verenlere ‘hahaha hihihi’ sırıtan bir yüz… Hani ayartmışsa atmışsa bir başka partiden bir belediye başkanı, o elini ayağa kaldırmalara falan, şarlatan bir milletvekili falan… Ne kadar mutlu oluyor. Ben anlamıyorum. Ben öyle adamın yanına yaklaşamam yani. Vallahi yaklaşamam… Yanıma yaklaştırmam. Allah uzak tutsun. Bundan keyif alan bir insan olur mu Sayın Başkanım? Bir ülkenin Cumhurbaşkanı herkesi sevecek. Bana göre Cumhurbaşkanı nedir biliyor musunuz? Adalettir, vicdandır, şefkattir, merhamettir. Bana göre Cumhurbaşkanı, Atatürk'tür. Öfke değildir, nefret değildir, kindar nesil yetiştirmeyi hedefleyen değildir. Sevecek ya, çocukları sevecek, bebeği sevecek bebeği; o bebeği sevecek. Anayı sevecek, kendine oy vereni değil bakın; herkesi sevecek, 86.000.000 insanı sevecek. Hakkımızda bakın neler demiş? 2019'da biz arkadaşlarımızla verdiğimiz büyük bir mücadeleyle; bütünüyle el konulan sistemler, iptaller... Anadolu Ajansı devreyi kapatmış, gece 11'de İstanbul bir anda afişlerle donatılmış, sanki seçimi kazanmışlar gibi. O ortamda büyük bir mücadeleyle, 13.600 oyla seçimi kazandığımızı YSK ifade etti. Mazbatamızı aldık. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı ne dedi biliyor musunuz, kelimesi kelimesine: '13.000-14.000 oy farkla kimsenin kazandım deme hakkı yoktur!' Dedi yahu. Bu kayıtta var Sayın Hakim, bu kayıt da var. Biliyorsunuz; seçim kurullarının başında meslektaşlarınız var, öyle değil mi Sayın Hakim? 1 oyla bile seçim kazanılır, öyle değil mi? 1 oy. Hatta eşitse kura atılır. '13.000-14.000 oy farkla kimsenin kazandım demeye hakkı yoktur!' Bunu hangi akıl diyebilir yahu? Bunu hangi vicdan diyebilir yani? Milletini seven, demokrasiyi seven, demokrasiyi bilinecek tramvay yerine koyan bir akıl ancak bunu diyebilir; seven diyemez. Demokrasiye, adalete saygı duyan diyemez, demez. Rahmetli İnönü gibi, bu ülkeye çok partili sistemi getiren Cumhurbaşkanı gibi alır ceketini yürüyerek evine gider. Binlerce evi var. Hangi evine gideceğini şaşırmazsa, Allah korusun yani! Allah korusun. Yıl 2021; aynı bakan çıkıyor, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'na yönelik, bana yönelik —2 yıllık belediye başkanıyım— '15.000 kişiyi işten çıkardılar, 45.000 terör bağlantılı kişiyi işe aldılar' diyor. Yahu bu benim! Peki ne oldu? Devleti sarsacak bir iddiadır bu: '45.000 terör bağlantılı kişiyi işe aldılar' diye kürsüde, grupta, mikrofonda böyle inanarak bunu söylüyor! Mesela benim siyasette tek bir duam vardı; 'Allah'ım' derim, 'Kimseye yapamayacağım sözü, yerine getiremeyeceğim vaadi bana dedirtme. Bir de ‘Allah'ım, bana kimseye yalan konuşturtma.' Olur ya şaşarım falan. Yani yalan konuşmamak, her evde anne babanın evladına en birinci tavsiyesidir yahu; yalan konuşmayacaksın. Bir çocuğa anne babanın ilk söyleyeceği şeydir yani. Devleti sarsacak bir iddia: '45.000 terör bağlantılı kişiyi işe aldılar.' Ben! Ve tarihe büyük bir iftiracı olarak geçti. İnanın bazen düşünürken bile kanım donuyor yani. Öyle sinirlendim ki o zaman. Hani bir şarlatan bakan, o zaman bir şeyleri umursamıyordum ama Cumhurbaşkanı yahu!"

2026 Dünya Artistik Patinaj Şampiyonasına katılmalıydı kanımca :))

Singapur Cumhurbaşkanı “Halime Yakup” Yıllık 300 milyar dolar millî gelir 6 milyon nüfus Dünyanın en güçlü pasaportu Kişi başı yıllık 85 bin dolar gelir Dünyanın en iyi havaalanı Yemenli bir erkekle evli Müslüman bir kadın… Üniversiteden mezun olduktan sonra eşiyle birlikte tek odalı bir evde yaşamışlardı. Arap kökenlidir. Göreve geldikten sonra hükümetle toplantı yaparak şöyle dedi: “Benim adım Halime Yakup. Ben Allah’ın kullarından bir kulum; O’ndan korkarım. Benimle Singapur halkının yararı için çalışmak isteyen, Allah yolunda kardeşimdir. Benim tek derdim Singapur vatandaşlarının yaşam seviyesini yükseltmektir, başka bir şey değil.” Başarıları: Singapur’un gelirini 2 trilyon dolar artırdı. Vatandaşın geliri 85 bin dolara yükseldi. Singapur pasaportu dünyanın en değerli pasaportu oldu. İşsizlik oranı %1’e düştü. Yaklaşık on bin büyük proje gerçekleştirdi. Singapur’da yolsuzluk oranı sıfıra indi. Singapur ürünlerinden alınan tüm vergileri kaldırdı. Millî gelirde 5 trilyonluk fazla sağlandı. Ayrıca, her gün başkentteki bir camide bazı çalışanlarıyla birlikte sabah namazı kılar, namazdan sonra vatandaşların sorunlarını dinler. Başörtüsü, asla geri kalmışlık ya da gericilik değildir. Tam saygı ve takdiri hak eden bir kadın.👏🏻👏🏻👏🏻



📍AKP ve Erdoğan’ı defalarca yendiği için cezaevinde tutulan Ekrem İmamoğlu’nun bugünki duruşmada söylediği tarihe geçen cümleleri sizler için özetledim: — Benim helal bir diplomam var, gösteremeyeceğim bir üniversite arkadaşım yok! — Ben üniversite arkadaşlarımla stadyum doldururum başkası tavla oynanacak birini bile bulamaz! — Öfkem çok büyük sayın hakim. Öfkem artık saklanamaz bir vaziyette! — Bir tane AK Partili belediyeyle ilgili hiç mi soruşturma olmaz? — Bu ülkede artık adalet, 'istediğimizi vermezsen seni aylarca tutuklu yargılarız' şeklinde yapılıyor! — Size soruyorum. Biz mi suç örgütüyüz, yoksa her davayı aynı bilirkişi ve aynı savcılarla kurgulayıp, sonra o isimleri ödüllendiren sistem mi suç işliyor? — 1.5 milyar TL bir duruşuma salonu için harcanmış. Buna bu para harcanır mı? Bunu ancak gayrimenkule meraklı bir yargı mensubu akıl edebilir! — Savcı sorguda bana 'Ekrem Başkan, kusura bakmayın, yarın siz Cumhurbaşkanı olursunuz. O zaman da siz bizi yargılarsınız' dedi. — Ben de kendisine çok net bir şekilde şu cevabı verdim: 'Neden yargılanacağınızı düşünüyorsunuz? Suç mu işliyorsunuz? Siz kim, biz kim? Neyin tarafıyız? Biz bu ülkeye adalet gelsin diye mücadele ediyoruz. Bu düşünce bile başlı başına bir sorun! Ülkeye artık adalet gelmeli! Sadece okuyup geçmeyin, bizler için bedel ödeyen bu insanın her cümlesini her yerde paylaşın. EKREM İMAMOĞLU’NA ÖZGÜRLÜK!

#İBBDavası'nda 12. gün İBB Başkanı #Ekremİmamoğlu Bilirkişi Davası'na "Onunla gurur duydum" dediği İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı #CeyhunAvşar'a mahkemede soru soruluyor. Hakim: İlk ihalede katılan firmaları nasıl belirlediniz? Belirli bir sınırlama var mıydı? 🔺️Ceyhun Avşar: 21/b pazarlık usulü ihalelerde kanuni asgari şart üç firmanın davet edilmesidir. Biz bu sınırın iki katı olan altı firmayı davet ettik. Seçim yaparken Ulaştırma Bakanlığı ve diğer büyükşehir belediyelerinin ihalelerine katılan, rüştünü ispatlamış firmaları tercih ettik. Bazı dev firmaları ise, geçmiş projelerimizde bize "ifa güçlüğü" bildirdikleri veya bizi tahkime verdikleri için davet etmedik. Hakim: İkinci ihalede neden daha önce değerlendirilmeyen Doğuş, Kalyon, Cengiz gibi firmaları davet ettiniz? 🔺️Ceyhun Avşar: İlk ihaleyi "rekabet koşulları oluşmadığı" gerekçesiyle iptal etmiştik. İkinci ihalede riski azaltmak ve rekabeti artırıp daha fazla indirim alabilmek için davetli sayısını on firmaya çıkardık. Bu strateji sayesinde 641 milyon TL'lik bir kamu faydası sağladık. Savcı: İhalenin iptal edilmesinin asıl sebebi nedir? 🔺️Ceyhun Avşar: İki temel sebebi var: Proje Revizyonu: Eski projelerde ihtiyaç fazlası tünel ve ekipmanlar vardı. İşletme altındaki hattın sinyalizasyon, elektrifikasyon ve araç modernizasyonu işlerinin kaba inşaatla birlikte, bir bütün halinde ihale edilmesinin daha doğru olacağına karar verdik. Tasarruf Tedbirleri: O dönem çıkan Cumhurbaşkanlığı tasarruf kararnamesi doğrultusunda süreci değerlendirdik. Savcı: İptal kararı hukuki denetimden geçti mi? 🔺️Ceyhun Avşar: Evet; Kamu İhale Kurulu, Danıştay ve Valilik incelemeleri sonucunda iptal kararı kesinleşti. Ayrıca hakkımızda yapılan suç duyurularında da herhangi bir aykırılık tespit edilmedi. Savcı: Bilirkişi raporuna göre, ihaleyi alan Yapı Merkezi'nin ihale tarihinde SGK borcu olduğu ve ihaleye girmeye yeterli olmadığı belirtiliyor. Bunu nasıl açıklarsınız? 🔺️Ceyhun Avşar: Sorgulama Yükümlülüğü: İhale tarihinde idarenin sistem üzerinden SGK borcu sorgulama zorunluluğu yoktu; ilgili ekranlar ancak 2025 Ağustos'unda açıldı. SGK Kayıtları: SGK'nın bizzat kendisi 7 Ekim (ihale tarihi) itibarıyla "borcu yoktur" yazısı vermiştir. Mantık Çerçevesi: 67,5 milyon TL borcu olduğu iddia edilen bir firma, 697 milyon TL'lik teminat mektubunu neden riske atsın? Borçları olsa bile bunu ödeyip borçsuzluk yazısını alabilecek mali güçtedirler. Savcı: Duygu AŞ'nin iş bitirme belgesinin geçersiz olduğu iddiasına ne diyeceksiniz? 🔺️Ceyhun Avşar: Bu belge TCDD tarafından düzenlenmiş resmi bir belgedir. Eğer ihale bu firmada kalsaydı ve tereddüt oluşsaydı TCDD'ye sorardık; belge uygun değilse teminatını yakardık. İptal edilen bir ihaledeki ikinci firmanın belgesini tartışmanın sonucuna etkisi yoktur. Hakim: İhaleden bir gün önce bir şahsın "ihalenin kime ve hangi fiyata gideceğini" notere onaylattığı ve bu belgenin sızdırıldığı iddia ediliyor. Bu konuda bilginiz var mı? 🔺️Ceyhun Avşar: Dosyada bahsedilen o "noter evrakı" nerede? Biz böyle bir evrak görmedik. Ogün Kuzu isimli şahsın dilekçesinden ise ihale iptalinden 14 gün sonra haberimiz oldu. Raylı sistem sektöründeki herkes projelere bakarak yaklaşık maliyeti tahmin edebilir; bu bir sır değildir. 5. WhatsApp Konuşmaları ve "%5 - %10 Pay" Meselesi Savcı: Şube müdürünüzle yaptığınız yazışmada geçen "%10 alacağız", "Fatih abi %5 alsa yeter" ifadeleri ne anlama geliyor? 🔺️Ceyhun Avşar: Kişi Karışıklığı: Mesajda geçen "Fatih abi", iddia edildiği gibi Fatih Keleş değil; Metro İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Fatih Gültekin'dir. İçeriğin Mahiyeti: Metro İstanbul, İBB'nin bir iştirakidir. Kendi pazar payını (mühendislik ve müşavirlik işlerini) artırmak istiyordu. Fatih Gültekin bizi sürekli "iş hacmimi %10'a çıkarın" diye sıkıştırdığı için aramızda şakalaşıyorduk. Zamanlama: Bu mesajlar ihaleden 6,5 ay önce atılmıştır ve söz konusu ihale ile hiçbir ilgisi yoktur."

İBB Başkanı #Ekremİmamoğlu #BilirkişiDavası'nda konuşuyor: "Savcı cübbesiyle “asrın yolsuzluğu” diyen, sonra bakan koltuğunda aynı ifadeyi kullanan kim? Sormak gerekir: Bunu görmüyor muyuz? Gerçekten görmüyor muyuz? On binlerce hâkim ve savcı bunu görmüyor mu? Bu ülkenin muhalefet partilerinin liderleri bunu fark etmiyor mu? Bu nedir? Bunlar yargıya müdahale değil midir? Sayın Hâkim, bu bir müdahale teşebbüsü değil midir? 🔺️Siyasi iktidar aklıyla hareket eden, görevde bulunan en üst düzey kişiler aracılığıyla yargıya doğrudan bir müdahale söz konusudur. Henüz sonuçlanmamış dosyalar hakkında insanlar çıkıp hüküm veriyor. İnsanlar açıkça hedef gösteriliyor. Yargının yapması gereken işi başkaları üstlenmiş durumda. Adeta sizin işinizi başkaları yapıyor. Bu kabul edilebilir mi? Sonra çıkıp “Mahkeme salonları siyaset arenası değildir” deniliyor. O halde sormak gerekir: Daha yargılama başlamadan hüküm dağıtan kim? Dosyayı değil manşeti esas alan kim? 🔺️Savcı cübbesiyle “asrın yolsuzluğu” diyen, sonra bakan koltuğunda aynı ifadeyi kullanan kim? “Asrın yolsuzluğu” demek ne demektir? Bu açıkça bir ithamdır ve gerçeği yansıtmayan bir söylemdir. Devlet; öfkeyle, sloganla ya da keyfi söylemlerle yönetilemez. Devlet, adaletle ve hukukla yönetilir. Toplumda yaygınlaşan bazı anlayışların “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” gibi artık terk edilmesi gerektiği açıktır. Yozgatlı amcanın sözü "Turpunan Şalgamınan devlet yönetilmez" atasözü olmalıdır."

Murat Ağırel’in bu konuşması sokaklarda, dev ekranlar kurup dinletilmeli Helal olsun 👏👏


“Karar mı alındı, bize mi duyuruluyor?” Toplantı gündeminde Adana’da NATO Kolordusu, Boğaz’da Deniz Unsur Komutanlığı kurulması var mı? Yoksa bunlar artık tartışılan konular değil de, önceden alınmış kararların kamuoyuna “alıştıra alıştıra” duyurulması mı? TBMM nerede? Hukuki zemin ne? Milletin iradesi devre dışı bırakılarak güvenlik politikası mı şekillendiriliyor? Bu sorulara açık ve net cevap verilmeden atılacak her adım, ciddi bir meşruiyet tartışması doğurur. #TBMM #Egemenlik #NATO #Türkiye #Güvenlik #Siyaset #Şeffaflık

TÜRKİYE’DE “OLMADIK” ŞEYLER GÜNDEMDE Yunanistan’ın ABD üsleri neredeyse tüm ülkeyi sardı; Dedeağaç, Girit, Larissa… Hedefin Türkiye olduğu açık. Şimdi benzeri bir tablo kendi topraklarımızda mı kuruluyor? İncirlik, Kürecik yetmedi, şimdi Adana Kolordusu ve Boğaz’daki Deniz Unsur Komutanlığı mı? TBMM bypass edilerek “oldu-bitti” mi dayatılıyor? Hukuk ve Meclis onayı yok sayılırsa, egemenlik sadece bir kelime olur. Açıklama, net ve hukuki olmalı. #NATO #ABDÜsleri #Türkiye #Egemenlik #TBMM #Hukuk #Siyaset #OluBitti

Bu "Nümâyiş" gazeteciler tutuklu meslektaşları için yürümesin diye.. Meslektaşlarının tutuklanmasını protesto eden gazeteciler, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı için halkla beraber yürüyecekti. Gazeteciler ve halk ablukaya alındı..yürüyüş engellendi! #GazetecilereÖzgürlük #GazetecilikSuçDeğildir

📍Şu skandala bakın. Konya Çumra’da dertli bir vatandaş geliyor, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye derdini anlatıyor. Önce bir dinleyelim: “— Mazota, gübreye, elektriğe yetişemiyorum. 3.5 milyon borcum var, kafayı bozucam. Bankalarda faizler uçtu gidiyor…” Tam konuşmaya devam edecekken gelip adamı kolundan tutup uzaklaştırıyorlar! Hani bakan için “hafız” diye övünüyordunuz. Kuran bize ne der? “Vicdanlı olun, insana değer verin, kendiniz büyük görmeyin!” Gariban vatandaşı dinlemeye bile tahammülünüz yok. Onlara inat bu amcamızın sesini tüm Türkiye’ye duyuralım, paylaşalım!

Türk milleti adına karar veren Danıştay'ın kararını uygulamayarak beni göreve başlatmayan HSK üyelerinin bu tavrı Türk milletinin egemenliğine karşı olduklarını, Anayasamızı ihlal ettiklerini, sadakatlerinin Anayasamıza olmadığını göstermez mi?

Yer: HSK Bina önü, Tarih: 01 Nisan 2026, Saat:09.00 Erdoğan, üçüncü kez Cumhurbaşkanı olamaz diye itiraz eden yargıç Ahmet Çakmak'ın bu nedenle ihraç edilmesi karşısında, Kendisini HSK GENEL KURULU önünde avukatı olarak savunacağım. Duyarlı meslektaşlarımızın ve halkımızın dayanışmasıyla.