Kelebek
220 posts

Kelebek
@Ulku78305213
Metu / Architect / Sports / Travel
İstanbul, Türkiye Katılım Eylül 2020
1.6K Takip Edilen66 Takipçiler
Kelebek retweetledi
Kelebek retweetledi

Ünlü İtalyan serbest dalgıç Enzo Maiorca, 2009 yılında kızı Rossana ile birlikte Siraküza kıyılarında dalış yaparken gerçekten özel bir olay yaşadı.
Enzo suyun derinliklerine doğru inerken, aniden sırtında hafif bir dokunuş hissetti. Arkasını döndüğünde, oynamak için orada olmayan ama yardım istediği belli olan bir yunus gördü .
Yunus aşağı doğru yüzdü ve Enzo da onu takip etti. Yüzeyin yaklaşık 15 metre altında , eski bir balık ağına takılmış başka bir yunus buldular. Enzo hiç vakit kaybetmeden kızından bir bıçak istedi ve yunusu kurtarmak için ağı dikkatlice kesti.
Yunus serbest kalır kalmaz Enzo'nun daha sonra "neredeyse bir insan çığlığı" olarak tanımladığı bir ses çıkardı.
Hepsi su yüzüne çıktığında Enzo ve Rossana serbest bırakılan yunusun hamile bir dişi olduğunu gördüler ve birkaç dakika sonra açık denizde doğum yaptı.
Erkek yunus etraflarında yüzdü, sonra yavaşça Enzo'ya yaklaştı, burnuyla yanağına dokundu -yumuşak bir öpücük gibi- ve yeni ailesiyle birlikte yüzerek uzaklaştı.
Enzo daha sonra düşüncelerini şöyle paylaştı:
"İnsanlar doğaya saygı duymayı ve onunla iletişim kurmayı öğrenene kadar, bu gezegendeki yerlerini asla tam olarak anlayamayacaklar."

Türkçe
Kelebek retweetledi
Kelebek retweetledi

Her adımımızda, her doğruyu arayışımızda, karanlığa inat yaktığımız her ışıkta izini taşıyoruz.
Hüzünlüyüz, çünkü onu özlüyoruz… Ama bir o kadar da kararlıyız; çünkü bıraktığı devrimlerin bekçisiyiz.
Cumhuriyet’in aklıyla düşünecek, aydınlığıyla yürüyecek,adaletine sarılacak ve onun gösterdiği yoldan asla ayrılmayacağız.
Bugün sadece Ulu önderimizi anmıyor; ona layık olmayı bir kez daha kendimize hatırlatıyoruz.
Saygı,özlem ve minnetle…

Türkçe
Kelebek retweetledi
Kelebek retweetledi

Tarihin Kıskandığı Lider, 1937 yılında bugünleri görmüş gibi, uyarıda bulunur:
“Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.”
#Atatürk #mustafakemalatatürk

Türkçe
Kelebek retweetledi

Hiç Sordunuz mu,
Neden bir tane bile ev, bir tane bile saray yapmadı da, 48 tane fabrika yaptı diye ?
Sormadınız.
Siz onun Devrimciliğini nerden bileceksiniz ?
Hiç Sordunuz mu,
Neden kendine teklif edilen makam ve mevkileri kabul etmedi de, bütün rütbelerini söküp, Samsun'a çıkarak her şeye sıfırdan başladı diye ?
Sormadınız
Siz onun Cumhuriyetçiligini nerden bileceksiniz ?
Hiç Sordunuz mu,
Neden Paşalar gibi, Saraydan boğazı seyretmek yerine, yıllarca Cephe cephe gezdi, ömrünü savaş meydanlarında tüketti diye ?
Sormadınız.
Siz onun Milliyetçiliğini nerden bileceksiniz ?
Hiç sordunuz mu,
Neden Beyoğlu diye diye, Konak diye diye değil de, Selanik diye diye yandığını, ağladığını ?
Sormadınız.
Siz onun Vatanseverliğini nerden bileceksiniz ?
Hiç Sordunuz mu,
Bir ömrün Vatan ve Özgürlük uğruna neden ve nasıl seve seve feda edildigini ?
Sormadınız.
Siz onun kıymetini nerden bileceksiniz ?

Türkçe

Adım Adım ile İyilik Peşinde Koşuyorum, koşuma anlam katıyorum, işte kampanya sayfam: ipk.adimadim.org/kampanya/CC131… #iyilikpesindekos
Türkçe
Kelebek retweetledi

YARBAY ÇOMORA
Ertuğrul’un Japonya’ya gönderilmesinin görünürdeki birinci nedeni Padişah II. Abdülhamit’in Japon İmparatoruna gönderdiği nişanı götürmekti. İkincil neden ise o yıl Deniz Harp Okulu’ndan mezun olacak son sınıf öğrencilerine Hint Okyanusu’nda, Pasifik’te ve Japonya sularında açık deniz eğitimi yaptırmaktı.
Japonya’ya giden Ertuğrul’un Komutanı Ali Bey, Cumhuriyet döneminin ilk Milli Eğitim Bakanları’ndan Hasan Ali Yücel’in dedesi ve ünlü şair Can Yücel’in büyük dedesidir. O da şehitler arasındadır. Ertuğrul’un 610 kişilik personelinden sadece 6 subay ve 63 er kurtulmuş ve onlar da Hei ve Kongo adlı Japon kruvazörleri ile Ocak 1891’de İstanbul’a getirilmiştir.
Ertuğrul faciasında nitelikli çok can kaybettik ve şehit verdik. Ama bu olay yeni başlayan Osmanlı-Japon daha sonra Türk-Japon ilişkileri açısından gerçekten dönüm noktası olmuştur. Türkler Asya’daki hısımlarını tanımışlardır. Biliyorsunuz, iki halk grameri birbirine çok benzer aynı ailenin (Ural-Altay) dillerini konuşmaktadır.
Türk-Japon ilişkileri Ertuğrul faciasından sonra daima yükselen bir grafik göstermiştir. Bu ilişkilerden bahsederken Yarbay Çomora’dan söz etmezsek haksızlık olur.
Birinci Dünya Savaşı devam ederken 1917’de Rusya’da Bolşevik İhtilali olur. Rusya’da düzen altüst olur ve ülkede büyük bir otorite boşluğu doğar. Japonlar Nisan 1918’de Vladivostok’a çıkarma yapar, Sibirya’da ilerleyerek Baykal Gölü civarına kadar gelirler. Japonlar işgal ettikleri yerlerde esir kamplarında Türkleri bulurlar. İstanbul ile irtibata geçilir ve girişimlerden sonra Türk esirlerin deniz yolu ile İstanbul’a gönderilmesine karar verilir. Ama bu işe İngiltere muhalefet etmektedir. Çünkü savaş hala devam etmektedir.
Japonya askeri yetkilileri Türk esirleri taşımak için Heymeymoro (Parlak barış) adlı şilebi Vladivostok limanına gönderir. Heymeymoro’ya 1030 kişi biner. Bu sayının 1018’i Türk esiri, 12’si ise orada evlendikleri eşleridir. Geminin Komutanı Yarbay Çomora’dır. Türk esirler gemiye geldikten sonra konuşma yapılır. “Efendiler, Birkaç güne kadar memleketinize gideceksiniz. Bütün sevinçlerinize biz de iştirak ediyoruz. Biz de sizin gibi Asyalıyız. Dünya hakimiyeti şarktan garba geçti. Bir zaman olacak ki, yine şarka geçecektir. Bu nedenle çalışmaktan geri durmayınız…” diye başlayan uzun bir konuşma olur.
Yolculuğun İstanbul’a kadar 45 gün sürmesi planlanmıştır. Fakat Yarbay Çomora komutasındaki gemi 5 Nisan 1921’de Midilli adası önlerinden geçerken Anadolu’ya İngilizlerin desteği ile saldıran ve Batı Anadolu’nun bir kısmını işgal eden Yunanlıların harp gemilerinden birisi tarafından durdurulur.
Heymeymoro gemisi Midilli’ye getirilir. Esirlerin teslim edilmesi istenir, çok baskı yapılır, gemiye aylarca kumanya verilmez, aç bırakılır ama Yarbay Çomora Türk esirleri asla teslim etmez. “Bu bayrak Japon bayrağı, bu gemi Japon gemisi ve ben bir Japon komutanım, Türkler bana emanet, onları İstanbul’a teslim edeceğim” der ve Türkleri asla Yunanlı’ya vermez. Hikaye bayağı uzun. Tamamını Cemalettin Taşkıran’ın “Kanlı Mürekkeple Yazın Çektiklerimizi” kitabındaki “Esaretten esarete” hikayesinde okuyabilirsiniz.
Heymeymora uzun ve çileli bir mücadeleden sonra önce Pire’ye daha sonra İtalya’ya yönelir. 18 Ekim 1921’de Akdeniz’de kayalık bir ada olan Azinora’ya ulaşır. Esirlerin sayısı ölümler nedeniyle artık 620’ye düşmüştür. Yapılan girişimler sonucunda Türkiye’den Ümit vapuru Azinora’ya gelir, Türkleri Japonlardan teslim alır ve 25 Haziran 1922’de İstanbul’a getirir.
turkererturk.com.tr/yarbay-comora/

Türkçe
Kelebek retweetledi
Kelebek retweetledi
Kelebek retweetledi

Bursa’da bugün yanan ormanlık alan, kısa süre önce Yıldırım Belediyesi tarafından maden ocağı kurulması planlanan bölge olarak duyurulmuş.
Bursa Hakimiyet gazetesinde 2024 yılında yayımlanan habere göre, Orman Kanunu’nun 16. maddesi kapsamında gerekli izinler alınarak, Dışkaya Köyü ve çevresindeki ormanlık alanda maden işletmeciliği yapılması hedefleniyordu.
Bugün çıkan orman yangını ise tam da bu sınırların içinde, hemen bitişiğinde yer alıyor. Özellikle Dışkaya, Ericik ve Barakfakih hattı; hem maden sahası haritasında hem de yangın bildirilen bölgelerde ortak olarak geçiyor.
Sizce bu bir tesadüf mü?

Türkçe
Kelebek retweetledi

Lozan açılışında toplantı başkanından sonra İngiliz Lord Curzon, küstahça havalarla gelir bir konuşma yapar.
İsmet İnönü'de hemen söz ister.
Söz verilmeyince çevik adımlarla kürsüye çıkar.
Herkes susar, kimse engel olamaz.
İsmet İnönü, Lozan'ın ilk gününü anlatıyor, hem de Türkçe.
"Mahvettiniz ülkemi, yenilip kaçarken bile yok ettiniz imarlı yerlerimizi.
Yaktınız yıktınız.
Nasıl utanmıyorsunuz yaptıklarınızdan da buraya gelmiş bir de harp tazminatı konuşuyor kapitülasyonlardan bahsediyorsunuz?
Biz sizlerden Fransız ihtilali ile öğrenmedik mi hürriyet adalet müsavat kardeşlik kavramlarını, millet olmayı?
Nasıl bakıyorsunuz suratıma sanki kaybetmemiş gibi.
Kaybettiniz, kaybettiniz.
Ermeni, Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan, başta da Rus..
Ama hepiniz kaybettiniz.
Karşınızda kaybeden hep kaybeden ezik tembel inançsız, teslim olmuş Osmanlı diplomatı yok.
Ben varım ben.
Türk.
Ben "muzaffer Türk" buradayım.
Sizi Çanakkale'de yendim.
İstiklal savaşında yendim.
Mudanya'da yendim.
Şimdi burada da yeneceğim."
Kimse ses çıkartamaz.
İnönü sessizliğin içerisinde muzaffer bir şekilde yürür yerine oturur.
Saygı ve minnetle anıyoruz
#ismetinönü
#LozanAntlaşması 'nın 102. yılı kutlu olsun
Türkçe
Kelebek retweetledi
Kelebek retweetledi
Kelebek retweetledi


















