calciolog@calciolog_tr
Conte’nin kariyerine bakınca artık çok net bir döngü görülüyor.
Bari’de bir buçuk yıl kaldı ardından ayrıldı. Siena’da sadece bir sezon görev yaptı. Juventus’ta üç yılın sonunda ani şekilde istifa etti. İtalya Milli Takımı macerası yalnızca iki yıl sürdü: Avrupa Şampiyonası ve veda. Chelsea’de iki sezonun ardından yönetimle bağları tamamen koptu ve görevine son verildi. Inter’de iki yıl kaldıktan sonra karşılıklı anlaşmayla ayrıldı. Tottenham’da yine iki sezon sürdü ve bir başka erken ayrılık yaşandı. Şimdi de Napoli... Bir maç daha oynanacak ve normalde bir yıl daha devam etmesi gereken sözleşme bir kez daha karşılıklı fesihle sona erecek.
Bu artık rastlantı gibi durmuyor çünkü Conte’nin çalıştırdığı her yerde benzer bir süreç yaşanıyor. Önce büyük bir etki yaratıyor. Takımın mentalitesini değiştiriyor, oyuncuların konfor alanını yok ediyor, rekabet seviyesini yukarı çekiyor ve kısa sürede sonuç alıyor. Zaten onu son yirmi yılın en büyük İtalyan teknik direktörlerinden biri yapan da bu. Juventus, Chelsea, Inter ve Napoli’de kazandı. Gittiği kulüpleri yeniden ayağa kaldırdı.
Fakat Conte’nin futbol anlayışı sürdürülebilir bir denge üzerine değil, sürekli yüksek tansiyon üzerine kurulu. Oyunculardan maksimum fedakârlık istiyor, yönetimlerden sürekli destek bekliyor ve kulüp içindeki her detayı kontrol etmek istiyor. İlk başta bu baskı başarı getiriyor ama zaman geçtikçe ilişkileri aşındırıyor. Oyuncularla, yöneticilerle ve kulüp sahipleriyle aynı sert çizgide uzun süre yürümek zorlaşıyor.
Bu yüzden Conte bugün artık biraz “acil müdahale uzmanı” gibi görülüyor. Bir kulübü kısa sürede yeniden zirve yarışına sokmak gerektiğinde belki de dünyanın en iyilerinden biri. Ama mesele uzun yıllar sürecek bir proje kurmak, sistemi sakin şekilde oturtmak ve aynı yapıyı zaman içinde korumak olduğunda aynı istikrar ortaya çıkmıyor.