Sabitlenmiş Tweet

Ocaktaki Süt Taşınca Kim Kazanacak?
Adem Yavuz Arslan, 15 Temmuz’dan iki yıl sonra, “Cemaat kendisini temize çıkarmak ve darbeye karişmadigini ispat etmek zorunda” diyordu. Aradan yıllar geçti. Buna rağmen cemaatten hâlâ açık, net ve kamusal bir açıklama yok.
Bugüne kadar yaşananlara dair onlarca iddia ve suçlama ortaya atıldı. Hem dışarıdan hem de cemaatin içinden. Ama değişmeyen tek şey var: suskunluk.
Aynı tablo miras davası için de geçerli. Bir iddia ne kadar sürüncemede bırakılırsa, onu kendi çıkarına kullananlar o kadar zaman kazanıyor. Belirsizlik uzadıkça, hakikat değil statüko güçleniyor.
Sorulara gelince… Güya hepsinin cevabı var. Ama:
“Şimdi zamanı değil.”
“Açıklarsak cemaat düşmanları kullanır.”
“Cemaat sırları sosyal medyada konuşulmaz.”
Bunun yerine “bizi arayın, her şeyi anlatırız”, hatta “isterseniz sizi muhataplarıyla görüştürelim” deniyor.
Oysa yıllardır ocağın üzerinde kaynayan bir süt tenceresi var. Bu tencere taşmak üzere. Ve altı söndürülmezse, taşan süt eninde sonunda cemaatin ocağını da kirletecek.
“Sırren tenevveret”, “konuşmak hainliktir” diyerek ikna odaları kuranların asıl amacı ne?
Bu süt bilerek mi taşırılıyor?
Yoksa bunlar statükonun kullanışlı araçları mı?
Sustukça temize çıkılmıyor.
Ertelendikçe mesele çözülmüyor.
Aksine, kir büyüyor.
Ve en sonunda şu sorular ortada kalıyor:
Bu suskunluk cemaati gerçekten koruyor mu, yoksa onu daha da mı kirletiyor?
Bu süreçten cemaat kazançlı mı çıkıyor, yoksa her geçen gün güç mü kaybediyor?
Bu kadar suskunluk, hapistekileri kurtarıyor mu; yoksa onları belirsizlik ve umut batağında yavaş yavaş mı boğuyor?
Türkçe












