Patriot
64.7K posts









🟥 Heybeliada Ruhban Okulu meselesine; yalnızca bir okulun açılıp açılmaması değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları, Lozan’dan doğan hukuki dengeler ve devletin üniter karakteri bakımından stratejik bir konu olarak bakmak lazım. 🟥 Fener Rum Patrikliği’nin Yunanistan’da “Ekümenik” sıfatıyla ve “Konstantinopolis Başpiskoposu” unvanıyla takdim edilmesi; Türkiye’nin resmî hukuk tezleriyle açık biçimde çelişiyor. 🟥 Çünkü Türkiye Cumhuriyeti açısından Patrikhane’nin statüsü siyasî değil, Fatih sınırları içerisinde faaliyet gösteren yerel bir dinî kurum statüsü. 🟥 Daha da vahimi; böylesine kritik bir konuda açıklamanın Türkiye’de değil, Yunanistan’da yapılması. 🟥 Eğer iktidarın bu süreçten bilgisi varsa millet neden bilgilendirilmemiştir? Bilgisi yoksa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi egemenlik alanına ilişkin gelişmeleri yabancı ülkelerden öğrenen bir görüntüye nasıl düşürülmüştür? Bunun izah edilmesi zorunluluğu vardır. 🟥 Batı Trakya’da Türk kimliği sistematik olarak baskı altındayken, Türk okulları kapanırken, seçilmiş müftüler tanınmazken ve soydaşlarımızın temel hakları ihlal edilirken; mütekabiliyet ilkesini yok sayan tek taraflı adımlar, Türkiye’nin elini zayıflatır. 🟥 Lozan Antlaşması yalnızca geçmişin değil, Türkiye’nin bugün de tapu senedidir. Bu dengeleri bozabilecek her girişim; gelecekte uluslararası baskılara, yeni statü taleplerine ve Türkiye’nin iç hukukuna müdahale arayışlarına zemin hazırlayabilir. 🟥 Sessizlik bazen siyasî tercihtir; bazen ise tarih önünde ağır bir sorumluluktur. 🟥 Milli egemenlik konusunda susanlar, yarın ortaya çıkabilecek sonuçların siyasî ve tarihî mesuliyetinden kaçamayacaktır. 🟥 Türk milleti; slogan değil, devlet vakarına yakışır açık bir irade ve şahsiyetli bir duruş bekliyor.

🟥 Heybeliada Ruhban Okulu meselesine; yalnızca bir okulun açılıp açılmaması değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları, Lozan’dan doğan hukuki dengeler ve devletin üniter karakteri bakımından stratejik bir konu olarak bakmak lazım. 🟥 Fener Rum Patrikliği’nin Yunanistan’da “Ekümenik” sıfatıyla ve “Konstantinopolis Başpiskoposu” unvanıyla takdim edilmesi; Türkiye’nin resmî hukuk tezleriyle açık biçimde çelişiyor. 🟥 Çünkü Türkiye Cumhuriyeti açısından Patrikhane’nin statüsü siyasî değil, Fatih sınırları içerisinde faaliyet gösteren yerel bir dinî kurum statüsü. 🟥 Daha da vahimi; böylesine kritik bir konuda açıklamanın Türkiye’de değil, Yunanistan’da yapılması. 🟥 Eğer iktidarın bu süreçten bilgisi varsa millet neden bilgilendirilmemiştir? Bilgisi yoksa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi egemenlik alanına ilişkin gelişmeleri yabancı ülkelerden öğrenen bir görüntüye nasıl düşürülmüştür? Bunun izah edilmesi zorunluluğu vardır. 🟥 Batı Trakya’da Türk kimliği sistematik olarak baskı altındayken, Türk okulları kapanırken, seçilmiş müftüler tanınmazken ve soydaşlarımızın temel hakları ihlal edilirken; mütekabiliyet ilkesini yok sayan tek taraflı adımlar, Türkiye’nin elini zayıflatır. 🟥 Lozan Antlaşması yalnızca geçmişin değil, Türkiye’nin bugün de tapu senedidir. Bu dengeleri bozabilecek her girişim; gelecekte uluslararası baskılara, yeni statü taleplerine ve Türkiye’nin iç hukukuna müdahale arayışlarına zemin hazırlayabilir. 🟥 Sessizlik bazen siyasî tercihtir; bazen ise tarih önünde ağır bir sorumluluktur. 🟥 Milli egemenlik konusunda susanlar, yarın ortaya çıkabilecek sonuçların siyasî ve tarihî mesuliyetinden kaçamayacaktır. 🟥 Türk milleti; slogan değil, devlet vakarına yakışır açık bir irade ve şahsiyetli bir duruş bekliyor.





SENİ SİNSİ - UYANIK YANDAŞ SENİ! Yıllarca, kendi cenahının siyasetçilerinin 0'dan 100'e ilerleyişini sessiz sedasız ve gıptayla izledin. Hani şu Mahmutpaşa veya Çıkrıkçılar'dan alınmış ucuz, sakil 15 TL'lik çaputtan dikilmiş "pantul"lardan, Zegna ve Gucci'lere terfi eden tayfayı diyorum. Murat 124'den, TOFAŞ'tan, Range'lere, Audi'lere, Bentley'lere, Maserati'lere dikey geçiş yapan "hızlandırılmış hırsız" tayfasına alkış tutmandan, Sultangazi'den Suadiye'ye, Bağcılar'dan Teşvikiye'ye "mancınıkla" atılıverenlerden bahsediyorum. Şimdi utanmadan, kalkmış "bu muhalifler bu parayı nereden buldu? Bu villaları, bu lüks arabaları nereden edindi? Çocukları Londra'ya, Los Angeles'a nasıl yolluyorlar?" diye sorguluyorsun. Ben de lânetle sorguluyorum. Siyasette mahalle - ilçe teşkilatından "güç merkezine" jet hızıyla zıplayıveren çakal siyaset tayfasının yükselişini, ezilen, sömürülen kesim olarak, özellikle de gazeteci sıfatımızla tabii ki sorgulayacağız. Ama her ikisini de... "Senin cenah - benim cenah" demeden. Ayrım yapmadan. "Muktedirin gözüne gireyim de ben de küpüme birkaç sikke atıvereyim. Belki Tayyare-i Hümayûn'a ben de kabul edilirim. Şaşaalı saray iftar sofrasına ben de ilişiveririm" hesabı yapmadan. Var mısın? Her ikisini de eleştireceksin. Bizim yaptığımız gibi. Çalan çırpan nerede varsa, sesini yükselteceksin. Soracaksın, "Nereden buldun?" diye. Belgesiyle ortaya koyup yargılayacaksın. Ama, belgesiyle. Öyle "duydum, söylemişler, bi gören olmuş, valla ööle diyollar" şeklinde değil. Çalınan, bizim (halkın) cebinden çalınıyor çünkü. Uyanıklık, çakallık yok. Muktedire dil uzatmaya "paçan" yiyor mu? Seni şark kurnazı seni!

Kaybettiklerimizi düşünüyorum , asla işin içinden çıkamıyorum. Enkaz başında bile çok daha inançlı ve güçlüydüm. Çünkü ihtimaller vardı . Ama şimdi bakıyorum ailem yok, evim yok, memleketim benim için bitti, bir sürü insanı hayatımdan çıkarttım, ADALET yok , kayıplarımız ve verdiğimiz mücadele kimsenin aklına bile gelmiyor ; ailemin katillerinden biri 1,5 yıldır firari . Ülkede yaşamak için umudu olanların da can güvenliği yok . Mücadele edenlerin sesini kısmak için her türlü çirkin müdahale var . Elde var bana güvenen 3 mezar taşı … Tüm bu yaşamak savaşı onlar için. Ama yoruldum yorulmanın ötesinde özlemenin yükü çok ağır . #6subat2023 #deprem #adalet










Emin Pazarcı'nın Akşam gazetesiyle yolları ayrıldı. İlk kez açıklıyorum; bu duruma yol açan kişi Ali Koç'tur. Ali Koç iyi transfer yapsaydı Fenerbahçe şampiyon olurdu. Galatasaray şampiyon olmasaydı Emin Pazarcı'nın kızı Av. Begüm Ece Pazarcı şampiyonluk kutlamasına gitmeyecekti. Çakarlı araç gündeme gelmeyecek ve bir kriz oluşmayacaktı; Akşam'da yazmaya devam edecekti! Ali Koç bu denli tesirli adamdır.




