Sabitlenmiş Tweet
Yolcular
80 posts

Yolcular
@Yolcular_22
Yolcular Yazılı-Görsel Arşiv Tarihten geliyoruz, zafere yürüyoruz. İletişim📩: [email protected] Yolcular Blog📝: https://t.co/xx7DV1rwbr
Katılım Mart 2026
1 Takip Edilen533 Takipçiler

FAŞİZM, KİTLE TABANI VE ANTİFAŞİST MÜCADELE
Sıkça gözlediğimiz bir durumdur; faşizm değerlendirmeleri/tartışmaları yapılırken, AKP’nin Almanya ve İtalya’da olduğu gibi sivil milislerinin, sokak gücünün olmadığı söyleniyor veya faşizm tanımı için, söz konusu ülkelerde yaşanmış pratikle şekli benzerlikler aranıyor. Gerçekte bu tür zorlama kıyaslar, yanılma olasılığını artırır. Metropol ülkelerden farklı olarak Türkiye’de faşizm bir devlet biçimidir; yeni sömürgeciliğin koşulladığı sınıf ilişkileri gereği de dönemsel veya seçimle değişen bir olgu değildir, süreklidir.
Türkiye’de 70 yıldır varlığı bilinen faşizmin yukarıdan aşağıya devlet kurumlarını ele geçirerek, kurumsallaşarak (kurumsal faşizm) yerleşmesi, bir sivil taban oluşumunu geciktirdi. Ancak süreç içerisinde özellikle de AKP döneminde faşizmin kitle tabanı oluşturduğunu söyleyebiliriz. Bunun için mutlaka adı, üniforması, ritüelleri vb. olan bir örgütlenme şart değildir. Türkiye’de faşizmin, aynı disipline, organik bağlara sahip olmasa da eş zamanlı olarak tetiklenebilecek, yönlendirilebilecek sanıldığında da büyük bir tabanı var. Gezi sürecinde polisin dibinde bitiveren sopalı gruplar nasıl bir tesadüf değilse, Gezi sonrasında 1 Mayıs dahil hemen her gösteride hızla çoğalan karşıt gruplarla karşılaşılması, linçlerin veya Nuh Köklü, Bahadır Grammeşin gibi ölümlerin olması da bir tesadüf değildir; paramiliter güçlerin döneme özgü biçimini de gücünü de gösteriyor.
Bugün, artık devletin sadece kurumlarından veya kadrolarından değil, hangi noktasından numune alınırsa alınsın, faşizme rastlanıyor. Mesele bir entelektüel tartışma ve rejimin niteliğine dair bir ayrıntı değil; devlet biçiminin sınıfsal tahlilidir. Faşizm doğru tanımlanamadığında faşizme karşı mücadele aksar, eksik kalınır veya yanlışa düşülür.
Faşizmin kurumlaşmasını tamamlamış ve süreklilik arz eden bir nitelik kazanmış olduğu gerçekliği, antifaşist mücadeleyi öncelikli kılarken, faşizmin bir hükümet değil devlet biçimi olması, faşizme karşı mücadeleyi bir devrim sorunu haline getirir.
Devrimci Hareket, Faşizmin tahlili ve anti-faşist mücadele, 2016

Türkçe

Direniş komitelerinin, bütün anti-faşist halk güçlerini içerecek ve temsil edecek bir şekilde, yani cephesel bir örgütlenme şekli olarak kavranması doğru mudur?
Kuşkusuz ki bu yaklaşım doğrudur. Faşizme karşı mücadelemizin ancak, bütün halkın demokratik iktidarının gerçekleşmesi ile zafere ulaşabileceğini söylüyoruz. Ülkemizde demokratik halk devrimi uzun ve dolambaçlı bir halk savaşından geçerek gerçekleşecektir ve iktidar bütün ülkede, bir anda değil, parça parça elde edilecektir. Faşizme karşı mücadelenin, halkın demokratik iktidarını gerçekleştirme doğrultusunda bir devrim sorunu olarak kavranılması, halk iktidar organlarının yaratılması zorunluluğunu da beraberinde getirmektedir. İşte, direniş komitelerinin bu şekilde, en geniş anlamıyla halk iktidar organlarının birer nüvesi olarak kavranılmasının gereği, bu noktada ortaya çıkmaktadır.
Devrimci Yol 16. Sayı, Mart 1978

Türkçe

Günümüz gerçekliğinin aynasında ekonomizm
Günümüzde işçi sınıfının yavaş ve parçalı da olsa içine itildiği ağır koşullara karşı verdiği haklı mücadelesinin örneklerini görüyoruz. İşten çıkarma, sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma, düşük ücretler gibi sebeplere dayalı olarak, çoğu kendiliğinden oluşan tepkiler giderek boyutlanmakta. Bu kendiliğinden hareketler, Lenin’in belirttiği gibi “devrimci eylemi yüreklendiren ve hız veren” yanı itibariyle çok kıymetlidir. Ancak devrimci amaçla ilişkilendirilmediklerinde sisteme dönük bir tehdit içermeyecek ve sönümleneceklerdir. Oysa bu tür hareketlerin yükselmesi, mücadelenin örgütlendirilmesi görevini çok daha yakıcı hale getirir. Ancak ekonomist zihniyet işçilerin ekonomik temelli savaşımının yoğunlaşmasını Lenin’in ifade ettiği gibi “devrimci eylemi yürütme zorunluluğundan kurtaran bir şey olarak” görür. Çünkü o, sınıfın siyasal bilince, verdiği ekonomik savaşımın doğrudan bir sonucu olarak ulaşacağını öngörür. Bu da işçi sınıfının mücadelesini devrimci siyasetten, örgütlülükten koparmaya çalışmak ve dolayısıyla onu burjuva siyasetin kucağına itmek demektir.

Türkçe

Biz Devrimci Yol’cuyuz, Gülümse Ey İnsanlık Yine Sahnedeyiz!
Devrimci Hareket@dhareket40
Menzili devrim olan büyük yolculuğumuz 1 Mayıs 1977'de başladı. Şafakta tek başına dövüşenlerin türküsü ise 49 yıldır dilimizden hiç düşmedi. Öleceğiz, dirileceğiz, yeniden öleceğiz ama Devrimci Yol’umuzdan dönmeyeceğiz!
Türkçe

Zorlu savaşların sonunda alınan yenilgiler, kolay zaferlerden daha değerlidir. Sol, kendine ait olmayan zaferleri kutlama kolaycılığından kurtulmalıdır. Emperyalizmin ihtiyaçları çerçevesinde gerçekleştirilen açılımlar nasıl ki demokratikleşme değilse, Taksim’in devrimcilere kapatılması da zafer değildir. Devletin, emekçileri sistem içi sınırlara hapsetme politikaları doğru okunarak alternatifler geliştirilmelidir.
Devletin bütün kirli oyunları bozulabilir.
Çünkü biz devrimciyiz, Devrimci Yol’cuyuz. Devrimin ciddi bir iş olduğunu, zaferlerin de kolay kazanılmayacağını biliyoruz. Biz, halkın devrimci muhalefetinin tutkalı olan bir ırmakta akıyoruz. Onun için emekçilerin yakıcı taleplerini ortak dilimiz belleyip, devrimci dostlarımızla birlikte 1 Mayıs alanına girmeyi mutlaka başaracağız. 1 Mayıs kürsüsü, halkın kürsüsüdür. Halkın kürsüsünü devlet güdümlü sendikalardan kurtarmak en önemli görevlerimizden biridir.

Türkçe










