Sabitlenmiş Tweet
Yolcular
86 posts

Yolcular
@Yolcular_27
Yolcular Yazılı-Görsel Arşiv Tarihten geliyoruz, zafere yürüyoruz. İletişim📩: [email protected] Yolcular Blog📝: https://t.co/xx7DV1rwbr
Katılım Mart 2026
1 Takip Edilen564 Takipçiler

Bugün faşizme karşı mücadele ederken, faşizmi teşhir edip halk saflarındaki tereddütleri gidermek ve faşizme karşı birleşmek gereğini izah ederken CHP'ye umut bağlamış olan milyonlarca insanın tereddütlerini de dağıtmak en önemli görevlerimizden birisidir.
CHP kurmaylarının son tutum ve politikalarının halkın saflarında yarattığı şaşkınlıktan faşizmin istifade etmesine engel olalım. Sabırla ve inatla faşizme karşı mücadeleden başka bir kurtuluş yolu olmadığını anlatalım. Halkın kurtuluşunun kendi çıkarları için örgütlenip mücadele etmekten geçtiğini; mücadeleyi, gerçek bir demokratik halk iktidarı sonucuna ulaştırmak anlayışıyla devrimci yoldan yürüyerek yükseltmek gerektiğini sabırla ve inatla anlatalım.
"HALKIN UMUDU CHP" HAYALLERİ YIKILMALIDIR, Devrimci Yol Özel Sayı, Ekim 1977

Türkçe

"Tarihten geliyoruz, zafere yürüyoruz"
DEV-GENÇ militanları "Tek Yol Devrim" yazılı pankartın önünde ABD bayrağını yakıyor, 1977

Tele2 Haber@tele2haber
Devrimci Gençlik Dernekleri'nin NATO bayrağı yakma protestosuna polis müdahalesi!
Türkçe

Faşizm ve Faşizme Karşı Mücadele Sorunu (1)
Faşizmin farklı biçimlerinden söz edilebilir mi? Dimitrov “Lenin bizi ‘kalıplaşmış yöntemlere, mekanik genelleştirmelere, taktik kuralların-mücadele kurallarının, aynı tutulmasına‘ karşı kesin olarak uyarmıştı“ diyordu! “Faşizmin hiç bir genel tarifi -doğru olsa bile- değişik aşamalardaki bütün ülkelerde gelişiminin ve faşist diktatörlüklerin çeşitli biçimlerinin özel niteliklerinin incelenmesi gereğini ortadan kaldırmaz.” Mekanik genelleştirmelere saplanıp kalanlar, soyut tanımlar çevresinden ayrılamazlar ve Marksist teoriyi bir bilgiçlik oyunu haline çevirirler. Dimitrov bunları “alay konusu haline getirmesini bilmeliyiz” diyordu. Ama sorun sadece bilgiçlik göstericilerinin alay konusu konumunu açığa çıkarmak olarak görülmemelidir.
Bizim açımızdan daha da önemlisi, böyle bir mekanik genelleştirme eğiliminin faşizme karşı mücadelede yarattığı büyük handikaplardır. Faşizm, böyle bir yaklaşımla kapitalist Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan klasik biçimleriyle özdeşleştirilir. Ülkemizin özellikleri tümüyle göz ardı edilir. Faşizme karşı mücadele. konusunda başka ülkelerde önerilen ya da uygulanılan yollar, aynen bizde de geçerli hale getirilir. İşte bu yüzden yukardaki hatalı eğilim, çizdiği kaba tarihsel paralelliklerle faşizme karşı mücadele görevlerimizi tehlikeli bir şekilde saptıran bir niteliğe bürünmektedir. Kapitalist Avrupa ülkeleri, burjuva demokratik devrimini tamamlamış ülkeler için önerilen mücadele biçimlerinin, mücadele deneylerinin, farklı durumlar için aynen aktarılması büyük hatalara yol açmaktadır.
Dimitrov’un şu sözleri bu bakımdan zengin bir anlamla yüklüdür. “Sömürge ve yarı sömürge ülkelerde de bazı faşist gruplar gelişmektedir. Fakat şüphesiz Almanya, İtalya ve diğer kapitalist ülkelerde görmeye alışık olduğumuz faşizm cinsinden değildir, buralardaki faşizm. Burada özel ekonomik, politik ve tarihsel şartları incelemeli ve dikkate almalıyız. Ayrıca bütün bunlara bağlı olarak da faşizm kendine özgü biçimler almaktadır ve almaya devam edecektir. Düşünce tembelliği içindeki bazı arkadaşlar, gerçek hayat fenomenlerine somut olarak yaklaşamamakta, gerçek durumun ve sınıf güçleri arasındaki ilişkinin dikkatli ve somut bir incelemesi yerine genel, yüzeyde formüller getirmektedirler. Bunlar bize, yanılmaz bir amaçla ateş eden keskin nişancıları değil; ya çok yükseğe ya çok
aşağıya, ya çok yukarı, ya da çok uzağa ateş ederek her zaman hedefi şaşıran ‘yaman’ silahşörleri hatırlatmaktadırlar.”
Evet bizde her zaman hedefi şaşıran yaman silahşörden çok ne var ki!
Sömürge ve yarı sömürge ülkelerde faşizm ve faşizme karşı mücadele, özgül koşulları çerçevesi içinde incelenmelidir. Bu yapılmadan buralarda faşizme karşı mücadele görevlerinin başarıya ulaşması olanaklı olamaz.
Devrimci Yol, Sayı 12, Ocak 1978

Türkçe

FAŞİZM, KİTLE TABANI VE ANTİFAŞİST MÜCADELE
Sıkça gözlediğimiz bir durumdur; faşizm değerlendirmeleri/tartışmaları yapılırken, AKP’nin Almanya ve İtalya’da olduğu gibi sivil milislerinin, sokak gücünün olmadığı söyleniyor veya faşizm tanımı için, söz konusu ülkelerde yaşanmış pratikle şekli benzerlikler aranıyor. Gerçekte bu tür zorlama kıyaslar, yanılma olasılığını artırır. Metropol ülkelerden farklı olarak Türkiye’de faşizm bir devlet biçimidir; yeni sömürgeciliğin koşulladığı sınıf ilişkileri gereği de dönemsel veya seçimle değişen bir olgu değildir, süreklidir.
Türkiye’de 70 yıldır varlığı bilinen faşizmin yukarıdan aşağıya devlet kurumlarını ele geçirerek, kurumsallaşarak (kurumsal faşizm) yerleşmesi, bir sivil taban oluşumunu geciktirdi. Ancak süreç içerisinde özellikle de AKP döneminde faşizmin kitle tabanı oluşturduğunu söyleyebiliriz. Bunun için mutlaka adı, üniforması, ritüelleri vb. olan bir örgütlenme şart değildir. Türkiye’de faşizmin, aynı disipline, organik bağlara sahip olmasa da eş zamanlı olarak tetiklenebilecek, yönlendirilebilecek sanıldığında da büyük bir tabanı var. Gezi sürecinde polisin dibinde bitiveren sopalı gruplar nasıl bir tesadüf değilse, Gezi sonrasında 1 Mayıs dahil hemen her gösteride hızla çoğalan karşıt gruplarla karşılaşılması, linçlerin veya Nuh Köklü, Bahadır Grammeşin gibi ölümlerin olması da bir tesadüf değildir; paramiliter güçlerin döneme özgü biçimini de gücünü de gösteriyor.
Bugün, artık devletin sadece kurumlarından veya kadrolarından değil, hangi noktasından numune alınırsa alınsın, faşizme rastlanıyor. Mesele bir entelektüel tartışma ve rejimin niteliğine dair bir ayrıntı değil; devlet biçiminin sınıfsal tahlilidir. Faşizm doğru tanımlanamadığında faşizme karşı mücadele aksar, eksik kalınır veya yanlışa düşülür.
Faşizmin kurumlaşmasını tamamlamış ve süreklilik arz eden bir nitelik kazanmış olduğu gerçekliği, antifaşist mücadeleyi öncelikli kılarken, faşizmin bir hükümet değil devlet biçimi olması, faşizme karşı mücadeleyi bir devrim sorunu haline getirir.
Devrimci Hareket, Faşizmin tahlili ve anti-faşist mücadele, 2016

Türkçe

Direniş komitelerinin, bütün anti-faşist halk güçlerini içerecek ve temsil edecek bir şekilde, yani cephesel bir örgütlenme şekli olarak kavranması doğru mudur?
Kuşkusuz ki bu yaklaşım doğrudur. Faşizme karşı mücadelemizin ancak, bütün halkın demokratik iktidarının gerçekleşmesi ile zafere ulaşabileceğini söylüyoruz. Ülkemizde demokratik halk devrimi uzun ve dolambaçlı bir halk savaşından geçerek gerçekleşecektir ve iktidar bütün ülkede, bir anda değil, parça parça elde edilecektir. Faşizme karşı mücadelenin, halkın demokratik iktidarını gerçekleştirme doğrultusunda bir devrim sorunu olarak kavranılması, halk iktidar organlarının yaratılması zorunluluğunu da beraberinde getirmektedir. İşte, direniş komitelerinin bu şekilde, en geniş anlamıyla halk iktidar organlarının birer nüvesi olarak kavranılmasının gereği, bu noktada ortaya çıkmaktadır.
Devrimci Yol 16. Sayı, Mart 1978

Türkçe

Günümüz gerçekliğinin aynasında ekonomizm
Günümüzde işçi sınıfının yavaş ve parçalı da olsa içine itildiği ağır koşullara karşı verdiği haklı mücadelesinin örneklerini görüyoruz. İşten çıkarma, sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma, düşük ücretler gibi sebeplere dayalı olarak, çoğu kendiliğinden oluşan tepkiler giderek boyutlanmakta. Bu kendiliğinden hareketler, Lenin’in belirttiği gibi “devrimci eylemi yüreklendiren ve hız veren” yanı itibariyle çok kıymetlidir. Ancak devrimci amaçla ilişkilendirilmediklerinde sisteme dönük bir tehdit içermeyecek ve sönümleneceklerdir. Oysa bu tür hareketlerin yükselmesi, mücadelenin örgütlendirilmesi görevini çok daha yakıcı hale getirir. Ancak ekonomist zihniyet işçilerin ekonomik temelli savaşımının yoğunlaşmasını Lenin’in ifade ettiği gibi “devrimci eylemi yürütme zorunluluğundan kurtaran bir şey olarak” görür. Çünkü o, sınıfın siyasal bilince, verdiği ekonomik savaşımın doğrudan bir sonucu olarak ulaşacağını öngörür. Bu da işçi sınıfının mücadelesini devrimci siyasetten, örgütlülükten koparmaya çalışmak ve dolayısıyla onu burjuva siyasetin kucağına itmek demektir.

Türkçe

Biz Devrimci Yol’cuyuz, Gülümse Ey İnsanlık Yine Sahnedeyiz!
Devrimci Hareket@dhareket44
Menzili devrim olan büyük yolculuğumuz 1 Mayıs 1977'de başladı. Şafakta tek başına dövüşenlerin türküsü ise 49 yıldır dilimizden hiç düşmedi. Öleceğiz, dirileceğiz, yeniden öleceğiz ama Devrimci Yol’umuzdan dönmeyeceğiz!
Türkçe









