
46 yıl önce Çorum’da yaşanan katliam, bu toprakların hafızasına kazınmış en büyük acılardan birisidir.
Günlerce süren organize saldırılarda Alevi canlarımız hedef alındı; en az 57 can katledildi, yüzlerce insan yaralandı, evler ve işyerleri yakılıp yağmalandı. Binlerce aile, can güvenliği kalmadığı için doğup büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda bırakıldı.
Çorum’da yaşananlar bir anda ortaya çıkan sıradan olaylar değildi. Yalan haberler, kışkırtmalar, nefret söylemleri ve örgütlü saldırılarla toplum birbirine düşman edilmeye çalışıldı. Günler boyunca insanlar yalnızca inançları ve kimlikleri nedeniyle hedef gösterildi. O gün yaşanan acılar, yalnızca katledilen canların değil, geride kalan ailelerin ve tüm toplumun hafızasında derin izler bıraktı.
Aradan geçen 46 yıla rağmen Çorum Katliamı’nın gerçek anlamda hesabı verilmedi. Katliamın bütün yönleriyle aydınlatılması, sorumluların ortaya çıkarılması ve adaletin eksiksiz sağlanması konusunda ciddi bir yüzleşme gerçekleşmedi. Cezasızlık anlayışı, acıları daha da derinleştirdi; adalet bekleyen ailelerin yarasını her geçen yıl yeniden kanattı.
Çorum’u anmak, yalnızca geçmişi hatırlamak değildir. Bu ülkenin bir daha Maraşları, Çorumları, Sivasları yaşamaması için hakikati savunmak, adalet talebini büyütmek ve toplumsal barışı güçlendirmektir. Çünkü biliyoruz ki gerçeklerle yüzleşmeden, adalet sağlanmadan ne acılar diner ne de toplumsal vicdan huzura kavuşur.
Çorum’da yitirdiğimiz canlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz. Onları unutmayacağız, unutturmayacağız. Eşit yurttaşlık mücadelemiz, bu yüzleşmeler sağlanana kadar devam edecek.

Türkçe























































