Nurettin YİĞİT
1.7K posts


Her bijî mirovahî,
Her bijî rumetâ insan!
***
kislatv.com/makale-detay/m…
Română
Nurettin YİĞİT retweetledi

@DoguErgildogu Üstad, emin olun bu tartışmalar geçmiş yüzyıllarda kalmış ve bitmiş olmalıydı!
Neticede bu söylemlerin günümüz dünyasında kabul görmüş politik teknik ve taktikler serüveninde ussal bir tartı-şma ve karşılıklı anlaşılabilir bir zihinsel süreci tetiklemeyeceği de gayet açık..
Türkçe

Türkiye’de adalet neden bir türlü iktidar(lar)ın gölgesinden kurtulamıyor?
Çünkü, Türkiye’de kurumlar devletin üstünlüğüne ve onu kim yönetiyorsa onun çıkarlarına hizmet edecek tarzda kurulmuş, ilkelere göre değil.
Hakim değil; “hâkimler sistemi” var.
Yasa değil; “yasayı yorumlayan iktidar aklı” var.
Neden böyle? Çünkü şu üç konu kurumlaşamadı:
Hakim güvencesi, siyasi baskıdan arınmış yargı, şeffaflık, hesap verebilirlik...
Şu üç olgu birlikte çalışmazsa adalet ölür:
a) Yasa (hukukun üstünlüğüne olan inanç ve saygı)
b) Hakim (bağımsız, tarafsız)
c) Vicdan (ahlâki değerler)
Adaletin çöküşü, devleti bir güvenlik örgütüne dönüştürüyor.
Vatandaşı da güvenlik arayan bir müşteriye...
Türkçe

@DoguErgildogu Geçmişten günümüze muhafaza edecek birşeylere sahipseniz doğal olarak muhâfazakârsınız!
Detaylarda, isteyen istediği tarafa çekebilir lakin "ins" kalmanın bir gereği olarak her zaman muhafaza edeceğimiz bir şeyler olacaktır elbette!
🤔😉
Türkçe

Muhafazakârlık modern dünyaya karşı bir “direnç”tir. Diğer yandan modernliğin doğurduğu kırılganlıklara karşı bir “sığınma”dır. Son 20 yılda siyaset biliminde ve sosyolojide öne çıkan yeni yaklaşımlar, muhafazakârlığın artık yalnızca geçmişi koruma isteği olmadığını; korku, belirsizlik, ekonomik güvencesizlik ve kimlik kaybı gibi modern çağa ilişkin duygularla iç içe geçtiğini göstermektedir.
Muhafazakârlıkla öğünmek ve bir siyasal kimlik olarak giyinmek isteyenler bu değerlendirme üzerinde azıcık düşünmelidir.
Türkçe

@korayphlvglu Biz HABNİSK deriz! Tanıtım için teşekkürler Hocam!
Türkçe

Habenisk Çorbası:
Her gün bir tane çorba tanıtıyorum. Bu seferki çorbamız zengin Kürt mutfağından.
Kuzu kol eti, dövme buğday, yeşil mercimek, nohut ve kuru soğan kullanılarak yapılan kıvamlı bir çorba hatta başlı başına bir yemektir.
Yanında soğuk ayran da çok iyi gider.
Etsiz de yapılabilir ama tercih tabi.

Türkçe

@DoguErgildogu "Maslahat-ı devam-ı devlet" kavramını binlerce yıllık tarihimizden nasıl söküp atabilirsiniz ki neticede yönetmekle yöneticiye fikir vermek arasında her daim bir esneme hakikati kalmıştır!
Bunu kâle almadığımızda ruhumuzda oluşan boşluğa konuşma hissi en büyük şahittir ! 🤔
Türkçe

26.DİYALOG
Hakikatin Çöküşü, Gücün Yükselişi:Türkiye Bağlamında Siyasallaşmış Adaletin Anatomisi
Hakikat Arayıcısı:
Hocam… Geçen konuşmamızda modern dünyada hakikatin nasıl çöktüğünü, gücün nasıl yükseldiğini anlattınız. Şimdi daha somut bir şey soracağım:
Bu çöküş en çok nerede hissediliyor?
Hoca:
En hızlı çöküş, "başarısız devletler" (failing states) ve artık işlevini kaybetmiş (yıpranmış) kurumlarda olur. Modern devletin üç ayağı vardır: Hukuk, bürokrasi, bilgi rejimi...
Bir ülkede mahkemeler siyasallaşmışsa; bürokraside bilgi, yetenek ve maharet (işbilirlik) sadakate feda edilmişse; bilgi kamusal bir hak ve aydınlanma aracı olmaktan çıkıp propaganda aracına dönüşmüşse, o ülkede hakikatin çöküşü, artık geri döndürülemez bir eşiği geçmiştir.
Hakikat Arayıcısı:
Bu sanki Türkiye tarifine benziyor mu?
Hoca:
Sanki değil; neredeyse bir yansıma.
Adaleti ele alalım: Türkiye’de adaletin siyasallaşması üç aşamada gerçekleşti:
Meşruiyet aşınması:
Yargı, “tarafsız hakem” değil, “iktidarın ceza aygıtı”na dönüştü.
Güç-jeopolitiği:
İç politika ve dış politika birbirine karıştı. Ülkenin imkânları/gücü veya konjektürel fırsatları başka ülkelerin yararına kullanıldı. Bu durumun en iyi örneği, Ortadoğu'dan Avrupa'a gidebilecek milyonlarca göçmenin kimi avantajlar karşılığında Türkiye'de iskân edilmesidir.
Hakikatin kurumsal çöküşü:
Delilin değil siyasal niyetin; hukukun değil iktidarın kaygı ve çıkarlarının; usulün değil algının belirleyici olduğu bir düzen ortaya çıktı.
Hakikat Arayıcısı:
Peki Türkiye’ye özgü ana kırılma noktası neydi?
Hoca:
Türkiye’de kırılma tek bir olay değil; birikimli bir süreç, bir fay hattının sıralı çöküşüne benzetilebilir:
2010 referandumu, yargının bağımsızlığına dönük tartışmaların başlangıcıydı;
2013 sonrası, güvenlik ve devlet-aklı yeniden “merkeze dönerek” siyasal alanı daralttı;
2016 darbe girişimi ustaca araçsallaştırıldı; olağanüstü hâl kalıcı bir yönetim tekniğine dönüştürdü;
Sonrasında, “hukuk devletinden güvenlik devletine” geçiş sessizce ve toplumdan pek itiraz görmeden tamamlandı.
Hakikat Arayıcısı:
Güvenlik devleti derken?
Hoca:
Hukuk devleti “bireyi devlete karşı anayasal ilkeler ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi çerçevesinde koruyan" devlet örgütlenmesidir. "Güvenlik devleti" ise, devleti bireye karşı korur. Onun anayasasında "Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü" yazar. Millet de ülke de devlete aittir.
Türkiye, özellikle son on yılda, güvenlik-devleti mantığını demokratik kurumların üzerine yerleştirdi. Uygulamada "hukuk devleti" (olduğu kadarını) kavramını (iktidarın yaptığı yasaların) yasa devletine dönüştürdü.
Hakikat Arayıcısı:
Hocam, adaletin siyasallaşması derken neyi kastediyoruz?
Hoca:
Sana üç noktaya vurgu yaparak anlatayım:
1. Delilin değil niyetin, ithamın veya suçlamanın soruşturulması:
Bir ülkede mahkemeler delile değil, “kimin neyi (özellikle iktidarın) ima ettiğine” bakarak karar veriyorsa, adalet siyasallaşmıştır.
2. Hukukî kararların politik çıkar ve zamanlamaya göre şekillenmesi:
Bazı davalar seçimlerden önce hızlanıyor, bazıları güç odakları arası pazarlıkların gölgesinde şekilleniyorsa, adalet siyasetin uzantısı hâline gelmiştir.
3. Mahkeme kararlarının dış politika aracına dönüşmesi:
Bazı ülkelere jest olarak ağır suçlamalarla içerde tutulanlar bırakılıyor; bazı ülkelere veya iç kamuoyuna şirin görünmek veya baskı yapnak, mesaj vermek için davalar açılıyorsa; ülke kaynakları siyasal destek veya kimi kazançlarlar için başka ülkeler lehine kullanılıyorsa, hukuk artık uluslararası ilişkilerin bir parçası haline gelmiştir.
Hakikat Arayıcısı:
Bu bize has birşey mi?
Hoca:
Hayır; mesele Türkiye’ye özgü değil; dünyada yükselen otoriter-popülist dalga aynı modeli benimsiyor:
"Kriz yarat, gerçeği belirsizleştir, güvenlik vurgusu yap, muhalefeti kriminalize et!..."
Bu süreç sadece iç politika değil, küresel güç rekabetinin de bir parçası haline geldi.
Hakikat Arayıcısı:
Peki küresel bağlam Türkiye’yi nasıl etkiliyor?
Türkçe

@DoguErgildogu Değerlerine sahip çıkmayan topluluklar, değersiz kalmıştır zaten bir kenara bırakıp yola devam ediniz!
Türkçe

@Asamatg47 Gidilecek yol varsa, yolcusu da elbet olur!
Bu manevi serüvende hayırlı yolculuklar dileriz Mamoste!⛵⛵⛵
Türkçe

@DoguErgildogu SONUÇ
Türkiye’nin geleceği zorlu olacak ama karanlık değil.
Ülkenin potansiyeli var; sorun, bu potansiyelin nasıl bir siyasal iklimde kullanılacağıdır.
Doğru bir toplumsal yönelimle Türkiye yeniden güçlü ve dengeli bir çizgiye oturabilir.
"Yapay zekaya bu konuda katılıyorum!🤔"
Türkçe

@DoguErgildogu Ama uzun vadeli ekonomik toparlanma için siyasal istikrar, öngörülebilir hukuk ve güven gerekiyor.
Bunlar sağlandığında ise Türkiye ciddi bir sıçrama yapabilir.
Özet: Ekonomi, siyasetin niteliğine bağlı olarak ya sıçrama yapacak ya da dalgalı seyretmeye devam edecek.
Türkçe

Yeni Siyasal Düzenin Adı: Yönetilen Hakikat
Geleceğin siyaseti nasıl olacak diye birbirimize soruyoruz. Galiba üç temel kavram öne çıkacak:
Veri – Algı – Güç
Hangi devlet veya kuruluş daha çok veri toplarsa, hangi aktör algıyı daha iyi yönetirse, hangisi gücü daha görünmez kılarsa, o modern dünyada üstünlük sağlayacak.
Pekiyi, hakikat? Üzülerek seziyorum ki, "hakikat", bu üçlü arasında sıkışmış kırılgan bir hatıra olacak! Acı değil mi?
Türkçe








