Selvi Sarıtaç@__Selvi_
#ibbdavası MEHMET PEHLIVAN
“Bu süreç; siyaset, yargı ve medyanın eş güdümüyle yürüyen bir süreçtir. Kamuoyunun tüm bu yasa dışılığa ikna edilmesi medya kanalları ile sağlanır.”
“4.500 HABER, TEK BİR OLUMLU İÇERİK”
Pehlivan, İmamoğlu hakkında yapılan haberlere dikkat çekerek şunları söyledi:
“2019’dan bu yana 4.500’den fazla haber yapıldı. Son iki yılda tek bir olumlu haber var. O da seçim sonucuna dair bir durum tespiti.”
Medyanın rolüne ilişkin eleştirilerini sürdüren Pehlivan,
“Yandaş medya yüzlerce sahte haber üretti. Hakkımızda aleni iftiralar atıldı ama bunlarla ilgili suç duyuruları sonuçsuz kaldı” dedi.
“HANGİ PARALAR, HANGİ RÜŞVET?”
Savunmasında medya üzerinden yayılan iddiaları tek tek sorgulayan Pehlivan, şu ifadeleri kullandı:
“Hani para dolu bavullar? Hani Florya’ya gömülen paralar? Hani cenaze aracıyla kaçırılan rüşvetler? Bunların hepsi yalandı ve bunu ortaya koyduk.”
Bu iddialar üzerinden yapılan işlemlere de dikkat çeken Pehlivan, yalnızca bir tanık beyanıyla gözaltı ve tutuklamalar yapıldığını vurguladı.
“ETKİN PİŞMANLIK BİR KAMPANYAYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”
Pehlivan, etkin pişmanlık sürecinin sistematik şekilde kamuoyuna servis edildiğini belirterek,
“Etkin pişmanlık ve tahliye haberleri ay ay, tarih tarih duyuruldu. Bu bir bilgilendirme değil, bir kampanyadır” dedi.
Bu sürecin psikolojik baskı aracı olarak kullanıldığını savunan Pehlivan şöyle konuştu:
“Doğruluğu mahkemede tartışılmamış beyanlar mutlak gerçek gibi sunuldu. Masumiyet karinesi açıkça ihlal edildi.”
“SAHTE İTİRAFÇILAR ÜRETİLDİ”
Pehlivan, medyada yer alan “itirafçı” iddialarına da tepki gösterdi:
“Murat Ongun’un, Fatih Keleş’in itirafçı olduğu söylendi. Aynısını benim için de yazdılar. ‘Konuşmak istiyor ama engelleniyor’ dediler. Böyle bir şey yok.”
Daha çarpıcı bir iddiayı da dile getiren Pehlivan,
“Nezaretteyken savcı, beni tanımayan insanlara ‘itirafçı oldu’ demiş. Bunun tek amacı itiraf beklentisi yaratmaktır” ifadelerini kullandı.
“BU YÖNTEM TARİHTE DE VAR”
Savunmasında tarihi benzetmelere yer veren Pehlivan, süreci şu sözlerle değerlendirdi:
“Bu yöntemler yeni değil. Engizisyon’da da benzer süreçler vardı. İnsanlara ne söylemeleri gerektiği dolaylı olarak öğretilir.”
Etkin pişmanlık ifadelerinin güvenilirliğini de sorgulayan Pehlivan,
“İfadeler kopuk, çelişkili ve çoğu zaman ‘basından duyduğum kadarıyla’ şeklinde. Bu, yönlendirme olduğunu gösterir” dedi.
“MEDYA HABERİ ÖNCE YAPTI, İFADE SONRA ALINDI”
Pehlivan’ın dikkat çektiği bir diğer nokta ise medya ve soruşturma ilişkisi oldu:
“Bir kişinin ifadesi yok ama medyada ‘ifade verdi’ diye haber çıkıyor. İki gün sonra ifade alınıyor. Bu normal bir süreç değil.”
“HUKUKUN YERİNE ALGILAR KONULDU”
Savunmasının son bölümünde hukuki ilkelere vurgu yapan Pehlivan,
“Hukuk, önceden kurulmuş bir hakikati kabul etmez. Hakikat, yargılama sürecinde birlikte inşa edilir” dedi.
Masumiyet karinesine ilişkin ise şu soruyu yöneltti:
“Henüz yargılama sürerken, ‘delillere güveniyorum’ açıklamaları yapmak masumiyet karinesinin ihlali değil midir?”
“ORTADA DELİL YOK, ALGI VAR”
Pehlivan, savunmasını şu sözlerle özetledi:
“Dosya boş değil denildi, büyük deliller var denildi. Ama iddianame ortaya çıktığında gördük ki ortada delil değil, sahte itiraflar var.”
Son olarak sürecin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Pehlivan,
“Biz burada sadece kendimizi savunmuyoruz; hukuki hakikatin nasıl çarpıtıldığını da ortaya koymaya çalışıyoruz” dedi.
Pehlivan savunmasına devam ediyor.