akbabaların melih

373 posts

akbabaların melih banner
akbabaların melih

akbabaların melih

@akbabalarla

insan terbiyecisi

Katılım Mayıs 2024
234 Takip Edilen49 Takipçiler
akbabaların melih retweetledi
Kendine Muhabir
Kendine Muhabir@KendineMuhabir·
“Dün Silivri’de dehşet bir şeye tanık olundu. İddianamede İmamoğlu’nun kasası olarak görülen ve itirafçı olarak duyurulan Murat Kapki dün mahkeme salonunda adeta çığlık attı. Dedi ki: ‘Savcılar beni karımla tehdit etti.’ Dedi ki: ‘Eşimi gözaltına alıp tutuklanacağını ima ettiler. Ben de karımı kurtarmak için ne derseniz evet diyeceğim dedim. Önüme konan her şeyi de imzaladım. Savcı o gün Roma’yı da sen mi yaktın deseydi yine evet diyecektim. Halbuki değil Ekrem İmamoğlu’nun kasası olmak, değil suç örgütünde bulunmak, suç örgütünün yöneticisi olmak; Ekrem Bey’le hayatımda bir kere bile konuşmadım.’ dedi. Evet İmamoğlu yargılamalarında en büyük dayanak yapılan Murat Kapki dün mahkemede bunları söyleyerek adeta iddianameyi paramparça etti, davayı bitirdi. Şimdi anladınız mı İmamoğlu duruşmaları neden televizyonda canlı yayınlanmıyor? Canlı yayın olsaydı ‘karımla beni tehdit etti’ ifadesi millet tarafından duyulup öğrenilecek ve büyük tepki yaratacaktı. Bakın yakın tarih, yakın geçmiş ortada. AKP’lilerin tamamının zulüm mahkemesi dediği 1960 Yassıada yargılamalarında bile o dönem televizyon olmadığı için radyodan naklen yayın yapıldı. Evet, darbeciler bile mahkemede olanları milletten saklamayı düşünmediler. Bugün ise tam tersi yapılıyor. Her şey saklanıyor. Çünkü orada edilecek sözlerden korkuyorlar. Emin olun bilseler mahkemede İmamoğlu rezil olacak, AKP fayda sağlayacak; vallahi 15 kanal canlı yayın yapar.” (Sabahattin Önkibar)
Kendine Muhabir tweet media
Türkçe
614
5.4K
20K
685.1K
akbabaların melih retweetledi
🎙️ Muhbir
🎙️ Muhbir@ajansmuhbir1923·
Ekonomist Onur Çanakçı, müfredatta kavram değişikliği yapan Yusuf Tekin’e yüklendi: “İyi ki futbol terimlerine el atmamışlar. ‘Ofsayt’ yerine ‘taarruz-u beleş’ derlerdi belki. Düşünebiliyor musunuz? Degajın adı değişiyor ‘Şeddül Minare’ oluyor. Geçen gün okullarımızda bir katliam yaşandı, dünya kadar evladımızı kaybettik. Devlet okulları bugün birçok açıdan özel okulların gerisinde kalmış durumda. Özel okullar çok büyük bir başarı hikayesi demiyorum ama devlet okullarının ciddi şekilde geride kaldığı da ortada. Cumhuriyet tarihinin belki de eğitim açısından en çok konuşulan, dönemini yaşarken Milli Eğitim Bakanlığı’nın uğraştığı şeylere bakın. Gerçekten inanılır gibi değil.”
🎙️ Muhbir tweet media
Türkçe
7
20
137
28.9K
akbabaların melih retweetledi
Eğitim İş Genel Merkezi
Genel Başkanımız Kadem Özbay, siyasi iktidarın eleme mekanizması olarak kullandığı, üniversite diplomalarını değersiz kılan Milli Eğitim Akademisi’ni NOW TV’ye değerlendirdi. @kademozbay_
Türkçe
1
13
55
1.6K
akbabaların melih retweetledi
Kadem Özbay
Kadem Özbay@kademozbay_·
Milli Eğitim Bakanlığı’nın hayata geçirdiği “Yönetici Yetiştirme Eğitimi” uygulaması, eğitimi ciddiye almayan yönetim anlayışının yeni bir örneği olmuştur. Okul müdürleri ve müdür yardımcıları, bir kez daha plansızlığın, keyfiliğin ve “ben yaptım oldu” anlayışının bedelini ödemeye zorlanmıştır. Türkiye’nin dört bir yanından gelen bilgiler, bu sürecin eğitimciler açısından adeta bir eziyete dönüştüğünü göstermektedir. Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkarılırken yaptığımız itirazların ne kadar haklı olduğu bugün bir kez daha ortaya çıkmıştır. Çünkü bu yasanın yarısından fazlası Milli Eğitim Akademisi’ne ayrılmış, bizler de o günlerde bunun gerçek bir akademi değil; “makbul memur” yetiştirme projesi olduğunu açıkça ifade etmiştik. Bugün yaşanan tablo, kaygılarımızın ne kadar yerinde olduğunu göstermektedir. 16 Mayıs Cumartesi sabahı yalnızca Ankara merkez ve ilçelerinden tam 969 okul yöneticisi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in sadece 20 dakikalık konuşması için sabahın erken saatlerinde Talim ve Terbiye Kurulu salonuna çağrılmıştır. Tarihi günler öncesinden belli olan bir organizasyonun bu şekilde apar topar yürütülmesi basit bir koordinasyon sorunu değil, eğitimcilere yönelik açık bir saygısızlıktır. Katılımın başvuru şartı yapılıp aynı anda “isteğe bağlı” gibi sunulması tam anlamıyla dayatmadır. Hafta sonu, bayram tatili, özel yaşam demeden eğitim emekçilerinin hayatını yok sayan bu anlayış; çoğu yalnızca slayt sunumlarından oluşan içerikleri yüz yüze katılım zorunluluğuyla dayatmaktadır. Uzaktan yapılabilecek eğitimlerde özellikle yüz yüze ısrar edilmesi, eğitimin niteliğiyle değil “katılım göstermiş olma” görüntüsüyle ilgilenildiğini göstermektedir. Erasmus görevi nedeniyle yurt dışında bulunanlar, sınav görevi olanlar, aylıksız izinde bulunanlar ya da aylar öncesinden program yapmış yöneticiler bu plansızlığın mağduru olmuştur. Üstelik bu mağduriyet yalnızca Ankara’yla sınırlı değildir. Türkiye’nin birçok ilinde eğitim yöneticileri benzer dayatmalarla karşı karşıya bırakılmıştır. Bakanlık çevrim içi eğitim taleplerine kulak tıkarken; 40 kişilik salonlara yöneticileri doldurup video ve sunum izletmeyi “yüz yüze eğitim” olarak sunmaktadır. Bu tablo, eğitim kavramının içinin nasıl boşaltıldığını açıkça göstermektedir. Dinlenme hakkı gasp edilen yöneticiler, bazı illerde 200–300 kilometreyi bulan yolları kendi imkânlarıyla gitmek zorunda bırakılmıştır. Buna rağmen tek kuruş yol ücreti ya da harcırah ödenmemesi kabul edilemezdir. İşin daha vahim tarafı ise eğitimde görevlendirilen eğitmenlerin önemli kısmının görevlendirildiklerini 1-2 gün önceden, hatta bazı durumlarda bir akşam önce öğrenmiş olmasıdır. Birçok eğitimci “Akşam aradılar, sabah eğitime geleceğimi o zaman öğrendim” diyerek plansızlığı bizzat ifade etmiştir. Sadece eğitimciler değil, kursun yapılacağı okullara bile bazı yerlerde 1-2 gün önceden bilgi verilmiştir. “Akademi” tarafından yürütüldüğü söylenen bu eğitimlerin akademik planlamadan uzak olduğu, yükün doktora yapmış öğretmenlere, müfettişlere ve il-ilçe yöneticilerine bırakıldığı görülmektedir. Ortada gerçek anlamda akademi değil; her zamanki gibi “mış gibi yapan” bir anlayış vardır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortaya koyduğu tablo; plansızlık, ciddiyetsizlik ve dayatmadır. Yusuf Tekin ve Milli Eğitim Bakanlığı şunu bilmelidir: Eğitim emekçilerini yok sayarak, eğitimcileri değersizleştiren uygulamalarla ne nitelikli yönetici yetişir ne eğitim sistemi güçlenir. Eğitim, günü kurtarma işi değildir; ciddiyetin, planlamanın ve liyakatin işidir. “Mış gibi yönetim” anlayışıyla ancak “mış gibi eğitim” düzeni kurulabilir. Bugün yaşanan tam da budur: İçeriği zayıf, planlaması eksik bir gösteri organizasyonu… Milli Eğitim Bakanlığı’nı bu plansız uygulamadan vazgeçmeye çağırıyoruz. Eğitimcileri değersizleştirmekten vazgeçin! @tcmeb
Türkçe
10
31
152
17.5K
akbabaların melih retweetledi
Cumhuriyet
Cumhuriyet@cumhuriyetgzt·
Eğitim-İş Başkanı Özbay: 969 okul yöneticisi Tekin'in konuşmasına 'plansızca' çağrıldı Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in konuşması için 969 öğretmenin plansız bir şekilde salona getirilmesine tepki gösteren Egitim-iş Genel Başkanı Kadem Özbay: "Dinlenme hakkı gasp edilen yöneticiler, bazı illerde 200–300 kilometreyi bulan yolları kendi imkânlarıyla gitmek zorunda bırakılmıştır. Buna rağmen tek kuruş yol ücreti ya da harcırah ödenmemesi kabul edilemezdir. İşin daha da vahim tarafı ise eğitimde görevlendirilen eğitmenlerin önemli bir kısmının görevlendirildiklerini 1-2 gün önceden, hatta bazı durumlarda bir akşam önce gelen telefonlarla öğrenmiş olmasıdır." cumhuriyet.com.tr/turkiye/egitim…
Cumhuriyet tweet media
Türkçe
5
15
69
19.7K
Onur Babaç
Onur Babaç@OnurluOgretmen·
Milli Eğitim Akademisi için bana gönderilen ve "YOK ARTIK DAHA NELER" dedirten mesajlar - 1 5 aylık bir bebeğim var ve anne sütüyle besleniyor. Akademiye ilk kaydolurken özellikle durumu söylemiştim. Bana yardımcı olacaklarını, öğlen biraz erken çıkabileceğimi söylediler. Hatta bunun için bir izin kâğıdı yazıp elime verdiler. Ben de buna güvenerek birkaç hafta erken çıktım. Sonra idare böyle bir uygulamaya izin veremeyeceklerini, yetkilerinin olmadığını söyledi. Sanki böyle bir izin hiç verilmemiş gibi davranıldı. Elimdeki izin kâğıdına da kimse bakmadı bile. Hocaların yanında beni yalancı duruma düşürdüler. Ben sadece bebeğimin mağdur olmaması için çözüm istiyorum. Gerçekten çok zorlanıyorum. @tcmeb @afarici @Yusuf__Tekin
Türkçe
8
65
540
64.2K
akbabaların melih
akbabaların melih@akbabalarla·
Bizim ilçedeki temsilcisi de aynı zamanda görevlendirme şube müdürü. Yetkili sendika belirleme çalışmaları kapsamındaki toplantımıza hangisi katılacak hangisi katılmayacak merak ediyorum. Masanın hangi tarafına oturacak acaba 😁
Hamza KUTAY@HamzaKUTAY1

Sn. İlçe Milli Eğitim Müdürü, eski ilçenizin sendika temsilcisi ile gecenin bir saati oturup ne çalışıyorsunuz? Yeni müfredatı mı yoksa son zamanlarda telden arayıp sendikanıza geçmesi yönünde telkin edebileceğiniz daha kaç kişi kaldığının liste çalışmasını mı? +++

Türkçe
1
0
1
76
Selçuk Türkoğlu
Selçuk Türkoğlu@YS_Turkoglu·
MİLLİ EĞİTİM’DEKİ KANAYAN YARA; “ÜCRETLİ ÖĞRETMENLERİN HAK GASPINI” DİLE GETİRDİK!.. 📍Ücretli öğretmenler ile ilgili devletin gözü önünde yaşanan bir büyük hak gaspını, TBMM Karma Komisyon toplantısında yüksek sesle dile getirdik. Konu ile ilgili emek sömürüsüne ve doğrudan işlenen “anayasal suç”a dikkat çektik! 📍Aynı işi yapan, aynı görevi yerine getiren, hatta fazla ders saatiyle mesai yapan ücretli öğretmenlerin, 65-70 yıl çalışsa bile emekli olamamaları Milli Eğitim’in en büyük ayıplarından biridir. #ücretliöğretmen @csgbakanligi @tcmeb @Yusuf__Tekin @HurEgitimSen @EgitimBirSen @egitimsen @egitimajansi @egitimis @egitimgucusen @maarifsen @turanegitimsen @EksenEgitimSen @egitimilkesen @eysensendikasi
Türkçe
92
119
378
11.5K
Eğitim İş Genel Merkezi
Eğitim İş Genel Merkezi@egitimisorg·
SOMA KATLİAMI’NDA YİTİRDİĞİMİZ 301 MADENCİYİ SAYGIYLA ANIYORUZ 13 Mayıs 2014’te Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin ölümüyle sonuçlanan katliamın üzerinden 12 yıl geçti. Sadece Türkiye tarihinin değil, dünyanın en ölümcül işçi kıyımlarından biri olan Soma’yı unutmadık, unutturmayacağız. Hiçbir emekçinin fıtratında ölüm yoktur. Bu katliam bir “kaza” değil, insan hayatını hiçe sayan sermaye odaklı politikaların sonucudur. On yıllardır süregelen özelleştirme, taşeronlaştırma ve sermaye sınıfının bitmek tükenmek bilmeyen kâr hırsı; işçinin emeği kadar canını da ucuzlatmıştır. Katliamdan yalnızca 1 gün sonra acısını haykıran bir madenciye atılan tekme, siyasi iktidarın emeğe ve emekçiye duyduğu düşmanlığın simgesi olarak tarihe kazınmıştır. Sürecin hukuki boyutu da bu düşmanlıkla paralel ilerlemiştir. Göstermelik cezalar alan üst düzey yöneticiler ve sorumlular, infaz düzenlemeleri ve denetimli serbestlik gibi yollarla birer birer tahliye edilmiştir. Halihazırda hiçbir tutuklunun bulunmadığı davanın Mart 2026 itibarıyla zamanaşımına uğrayarak kapanması, adaletin de göçük altında kaldığının en net kanıtıdır. Devamını okumak için tıklayınız: egitimis.org.tr/sendika-haberl…
Eğitim İş Genel Merkezi tweet media
Türkçe
1
37
71
1.2K
akbabaların melih
akbabaların melih@akbabalarla·
@yel_selma Lagaluga. Bi şeyi haklı göstermek için illa ki bi bahane bulunur. Yarın da Türkistan değil Orta Asya olarak kullanalım derler, yine güzel bi gerekçe buluverirler ve yine alkışlayanları çıkar.
Türkçe
0
0
0
107
Prof.Dr. Selma Yel
Prof.Dr. Selma Yel@yel_selma·
Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu tarafından oluşturulan alt komisyonlardan, şahsımın da yaklaşık iki yıla yakın süre görev yaptığı Kültür ve Gönül Coğrafyası Komisyonunun yanı sıra Mavi Vatan Komisyonu tarafından teklif edilip kabul edilen kavram değişiklikleri; yalnızca kelime tercihi değil, tarihî bakış açısı, millî hafıza ve medeniyet tasavvuru açısından da önemli bir anlam taşımaktadır. Özellikle Kültür ve Gönül Coğrafyası Komisyonumuz, “Orta Asya” yerine “Türkistan” ifadesinin tercih edilmesi konusunda ısrarcı olmuş ve bunun tarihî hafıza açısından önemli bir kazanım olduğunu savunmuştur. Çünkü Türkistan, yalnızca coğrafi bir alan değil; Türk milletinin tarihî hafızasını, kültürünü ve medeniyet köklerini ifade eden kadim bir isimdir. “Haçlı Seferleri” yerine “Haçlı Saldırıları” denilmesi de Anadolu ve İslam coğrafyasının maruz kaldığı askerî işgal ve yıkım gerçeğini daha doğru ifade etmektedir. Çünkü mesele yalnızca bir “sefer” değil, aynı zamanda büyük bir istilâ hareketidir. İçinde Prof. Dr. Necdet Hayta, Doç. Dr. Cihat Yaycı ve Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan gibi kıymetli akademisyenlerin bulunduğu Mavi Vatan Komisyonu tarafından teklif edilen “Ege Denizi” yerine “Adalar Denizi” ifadesinin kabulü sürecinde bazı sorunlar yaşanmış olsa da anlaşılan o ki bu yanlıştan dönülmüş ve tarihî hafıza açısından son derece önemli bir adım atılmıştır. Çünkü “Adalar Denizi” ifadesi, hem tarihî kaynaklarla hem de Türkiye’nin jeopolitik yaklaşımıyla daha uyumlu bir kavramdır. Benzer şekilde “Coğrafi Keşifler” yerine “Sömürgeciliğin Başlangıcı” denilmesi de Batı merkezli tarih anlatısının dışında, yaşananların gerçek sonuçlarını ortaya koyan daha adil bir bakış açısını yansıtmaktadır. Çünkü bu süreç yalnızca keşif değil; milyonlarca insanın sömürülmesi, işgaller ve küresel eşitsizlik düzeninin kurulması anlamına gelmiştir. Ancak tarih ve sosyal bilimler alanında milletimizin hafızasını güçlendirecek şekilde yeniden değerlendirilmesi gereken daha pek çok kavram bulunmaktadır. Eğitim dili; kimlik, aidiyet ve tarih şuuru inşa eder. Kavramlara hâkim olan, zihinlere de hâkim olur. #millieğitim #millieğitimbakanlığı
Türkçe
107
237
911
62.5K
akbabaların melih retweetledi
Yeliz Toy
Yeliz Toy@yeliznaz1978·
YUSUF TEKİN'E ANLATIR GİBİ ANLATALIM Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in mesleki eğitimdeki eleştirileri "anlayamadığına" dair beyanları, ne yazık ki Türkiye’deki çocuk işçiliği gerçeğinden ve kendi bakanlığının yarattığı sonuçlardan ne kadar kopuk olduğunun itirafıdır. Bir kez daha, Yusuf Tekin'e anlatır gibi(!) madde madde anlatalım: *Çocuklar ucuz işgücü değildir. "İş dünyasıyla iş birliği" adı altında sunulan model, yoksul ailelerin evlatlarını okul sıralarından koparıp sermayenin en ucuz dişlisi haline getirmektir. Eğitim, bir sektörün ara eleman ihtiyacını karşılamak için değil, bireyin zihinsel ve sosyal gelişimini tamamlaması için yapılır. *MESEM’ler yaşam hakkı ihlalidir: Son bir yılda İSİG Meclisi verilerine göre en az 72 çocuk işçi can vermiştir. 1 yıl içinde MESEM'lerde en az 15 çocuk iş cinayetine kurban gitmiştir. Bu çocuklarımızı "mesleki eğitim" adı altında isleyen bu sistem, denetimsizlik ve kâr hırsı öldürmüştür. Bakanlığın görevi çocukları iş cinayetlerine "teslim etmek" değil, onları korumaktır. *Eğitim okulda, öğretmenle Olur: Eğitimin mekânı atölyeler veya fabrikalar değil, okullardır. Eğitimin öznesi ise usta başları değil, pedagojik formasyon almış öğretmenlerdir. Çocukları fiziken ve psikolojik olarak kendilerini koruyamayacakları ortamlara sürmek, eğitimin özüne ihanettir. *Bakanlık bihaber olma makamı değildir: "Niye eleştiriliyoruz anlamadık" demek, sorumluluktan kaçmaktır. Bir Eğitim Bakanı, MESEM’lerde can veren çocuklardan, okuldan koparılan gençlerden ve derinleşen çocuk yoksulluğundan bihaber olamaz! Sonuç olarak; Milli Eğitim Bakanlığı, sermayenin insan kaynakları departmanı gibi çalışmaktan vazgeçmelidir. Çocuklarımızın emeğini ve canını pazarlık konusu yapan her politikanın karşısında, laik, bilimsel ve kamusal eğitimi savunmaya devam edeceğiz. Çocuklarımızı sermayenin kucağına da, denetimsiz işyerlerinin insafına da bırakmayacağız! @tcmeb @Yusuf__Tekin #mesem
Kısa Dalga@kisadalgamedya

📌 Yusuf Tekin: Niye eleştiriyle karşı karşıya kaldığımızı anlamadık "'Mesleki ve teknik eğitimde iş dünyasıyla iş birliği yapalım' diyoruz. 'Öğrencilerimizi sermayenin kucağına atıyorsunuz' diye eleştiriyorlar. Bunu da anlamış değilim. Niye böyle bir eleştiriyle karşı karşıya kaldığımızı anlamadık." 👉 İSİG Meclisi verilerine göre; son bir yılda en az 72 çocuk işçi hayatını kaybetti. Son bir yılda MESEM’lerde hayatını kaybeden çocuk işçi sayısı ise en az 15 oldu. kisadalga.net/haber/gundem/y…

Türkçe
2
5
42
6.4K
akbabaların melih retweetledi
Yeliz Toy
Yeliz Toy@yeliznaz1978·
Okul saldırılarında kaybettiklerimizin acısı hala taze; okulların içi olay yerine, dışı çete bekleme salonuna dönmüş. Hem okulları biraz olsun güvenli hale getirecek hem de 165 bin insana istihdam sağlayacak bir teklif yapılıyor ama sonuç yine aynı. "Hayır" diyen Cumhur İttifakı, artık okullarda yaşanacak her adli vakanın asli sorumlusudur! #perşembe
Halk TV@halktvcomtr

Okullarda güvenlik teklifi AKP-MHP oylarıyla reddedildi halktv.com.tr/gundem/okullar…

Türkçe
0
15
42
1.7K
akbabaların melih retweetledi
Sabri Anıl Özkan
Sabri Anıl Özkan@sabrianilozkan·
Adapazarı İlçe Örgütü olarak Uzun Çarşı esnafımızı ziyarette bulunduk, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in selamlarını ilettik. Her zaman olduğu gibi; dün, bugün ve yarın sahada olmaya devam edeceğiz. Sıkılmadık el bırakmayacağız.
Türkçe
3
10
21
573
İsviçre çakısı
İsviçre çakısı@gazanferaabi·
@mustafaliyilmaz Hocam bu çocuğun çişi bu renge dönene kadar neredeydiniz? Hiç mi takip etmiyorsunuz su içme sıklıklarını. Bu kadar ilgisizlik fazla. Siz bence öğretmenliğinizi sorgulayın. Muhtemel MEB tepkisi.
Türkçe
8
1
813
35.4K
mustafa ali yılmaz
mustafa ali yılmaz@mustafaliyilmaz·
8. sınıf öğrencisi sıranın üzerine böyle bir şey bırakmış. Şimdi bir şey çok merak ediyorum. Pedagoglar ve eğitim profesörleri açıklayabilir mi? Bunu yapan bir öğrenci eğitilebilir mi? Nasıl eğitilmeli?
mustafa ali yılmaz tweet media
Türkçe
1.3K
415
9.3K
1.6M
Ali YILDIZ
Ali YILDIZ@yildizali19·
📌 Genel Başkanımız Ali Yalçın’ın Yanında Hakikati Savunmaya Devam Edeceğiz! Son zamanlarda, mahşeri cümbüşçülerin, benzemezlerin, rekabete namussuzluk bulaştıran ideolojik çevrelerin Konfederasyonumuzun Genel Başkanı Sayın Ali Yalçın’a ve onun şahsında Memur-Sen’e yönelik itibar suikastı planlarını yeniden devreye aldıklarını görüyoruz. Biz Genel Başkanımızı da, çirkefi meslek edinen çevreleri de, bunların neden Genel Başkanımıza saldırdıklarını da gayet iyi biliyoruz: ▪️Aile düşmanları, LGBT borazancıları saldırıyor çünkü Ali Yalçın ve Memur-Sen her zeminde aileyi, ahlakı, fıtratı savunuyor. ▪️Siyonist muhibbi çevreler saldırıyor çünkü Ali Yalçın ve Memur-Sen her fırsatta Filistin’i, Gazze’yi, Mescid-i Aksa’yı savunuyor. ▪️İnanç ve medeniyet düşmanları saldırıyor çünkü Ali Yalçın ve Memur-Sen her zaman inanç ve medeniyet değerlerimizi savunuyor. ▪️Yetkiyi rüyalarında bile göremeyecek olan çevreler saldırıyor çünkü Ali Yalçın liderliğinde Memur-Sen kamu görevlisine kazandırdıkça memurun güvenini ve teveccühünü kazanmaya, o çevreler de nal toplamaya devam ediyor. Ali Yalçın ve Memur-Sen hakikati haykırdığı, dik durduğu için aynı kaptan yemeyecek ama Memur-Sen düşmanlığında bir araya gelen benzemezlerin saldırısına uğruyor. Ama güneş balçıkla sıvanmaz. Aileye düşman olanlar, LGBT borazanlığı yapanlar, Gazze denince dut yemiş bülbüle dönenler, terör seviciliği yapanlar, köhnemiş ideolojilerini hakikat vehmedenler, memur için bir tek kazanımları bile olmayanlar utanmadan Ali Yalçın ve Memur-Sen’i karalamaya kalkıyorlar. Ne demiş Ziya Paşa; “Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât / Bin türlü teseyyüp bulunur hânelerinde” Biz, Sayın Genel Başkanımızın yanındayız, yanında olmaya da devam edeceğiz. Kıymetli kamu görevlileri de nasıl ki bugüne kadar itibar suikastlarına prim vermediyse bundan sonra da vermeyecektir. 1 milyon 78 bini aşkın üyemiz bunun en açık göstergesidir. Her zaman olduğu gibi it ürür kervan yürür. Biz bu şarlatanlara gülüp geçiyor, Ali Yalçın başkanımızın liderliğinde hakikatin izinde soylu mücadeleye devam ediyoruz.
Ali YILDIZ tweet media
Türkçe
113
111
245
8.5K
Edip Üzen
Edip Üzen@edipuzen·
Öğretmenler mağdur, sefer sayısı artmalı Gaziantep Milli Eğitim Akademisi eğitim merkezinde eğitim gören öğretmenler toplu taşımadan dolayı mağdur. Sefer sayısının azlığı öğretmenlerin uzun kuyruklar oluşturmasına neden oluyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, öğretmenlerin mağduriyetini gidermeli. Sefer sayısını artırmalı. @FatmaSahin
Türkçe
134
74
700
235K
akbabaların melih retweetledi
Yeliz Toy
Yeliz Toy@yeliznaz1978·
ÖĞRETMENE PUSU, SUÇLUYA TAHLİYE: BU CEZASIZLIK DÜZENİ ÖLDÜRÜYOR! Bursa’da yaşanan son korkunç olay, eğitim emekçileri üzerindeki şiddet sarmalının artık okul duvarlarını aşarak evimizin kapısına kadar dayandığını acı bir şekilde göstermiştir. Bir meslektaşımızın, göreviyle ilgili bir husus nedeniyle evinin önünde ağır yaralanması ve bu saldırıyı gerçekleştiren failin, suç kayıtlarına rağmen serbest bırakılması; Türkiye’deki cezasızlık kültürünün ve suçlunun sırtının sıvazlandığı bu köhne düzenin geldiği son noktadır. Ne okulda ne de evimizde güvenliğimizin kalmadığı bu düzenin derhal değişmesi şart! Bunun için en büyük adımlardan biri de öğretmen ve veliyi karşı karşıya getiren yanlış uygulamaların revize edilmesi olacaktır. Örneğin; bugün yaşanan şiddet olayları münferit birer öfke patlaması değil, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bizzat inşa ettiği hantal ve sorun çözmekten uzak sistemin bir sonucudur. MEB, yanlış işleyişiyle veli ve öğretmeni sürekli karşı karşıya getirmekte, krizleri yönetmek yerine derinleştirmektedir. Bu sistemin en somut tıkanma noktalarından biri de "sınıf değiştirme" prosedürüdür. Mevcut işleyişte, sorunlu bir öğrencinin veya saldırgan bir velinin bulunduğu bir sınıfta öğretmen, adeta bir krizle baş başa bırakılmaktadır. Bir öğrencinin sınıfı ancak velinin talebiyle değiştirilebilmektedir. Öğretmen; hakarete uğradığında, tehdit edildiğinde veya adli bir süreç yaşadığında dahi o krizin orta yerinde bırakılmaktadır. Oysa veli tahakkümüne dayalı bu işleyiş, basit bir sınıf değişikliğiyle sönümlenebilecek olayların 3.sayfa haberlerine dönüşmesine yol açmaktadır. MEB ortadaki bu saçmalığı görmezden gelmeyi bırakıp derhal yeni bir işleyiş inşa etmelidir. İzlenecek yol belli: · Bir öğretmen, veli ya da öğrenciyle adli/idari bir süreç yaşadığında, şiddet veya hakaret girişimi söz konusu olduğunda; öğretmenin öğrenciyi başka sınıfa aldırma hakkı yasal güvenceye kavuşturulmalıdır. · Tıpkı doktorların şiddet riski durumunda hastaya bakmayı reddetme hakkı olduğu gibi, öğretmenlerin de pedagojik ve güvenlik açısından "karar hakkı" olmalıdır. Bu ülkeye kelle koltukta eğitimi reva görenler emin olsun ki şiddet sarmalını eğitim emekçileri ve halk omuz omuza kıracak! Okullarımız şiddet sarmalı tarafından kuşatılmış, eğitim emekçisi evinin önünde pusuya düşürülür hale gelmiştir. MEB’i; öğretmen ve veliyi karşı karşıya getiren bu hantal yapıyı derhal terk etmeye, eğitim çalışanlarının can güvenliğini sağlayacak somut adımlar atmaya davet ediyoruz. @tcmeb @Yusuf__Tekin
bursasaati@bursasaati

Bursa'da veli nişan günü öğretmenin evini basıp kemiklerini kırdı! bursasaati.com.tr/bursada-veli-n… #Bursa

Türkçe
0
14
41
1.6K
akbabaların melih
akbabaların melih@akbabalarla·
@edipuzen Siz oradayken bi çocuk işçi katledilmedi di mi oralarda, emin misiniz?
Türkçe
0
0
0
19
Edip Üzen
Edip Üzen@edipuzen·
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in, Ankara Yenimahalle’de meslek lisesi ziyaretine eşlik ettik.
Edip Üzen tweet mediaEdip Üzen tweet mediaEdip Üzen tweet media
Türkçe
194
0
58
57.5K
akbabaların melih
akbabaların melih@akbabalarla·
@_aliyalcin_ Bi de şey verilsin…… sosyal konut! :D zuahzuzhauzha ALİİİİİİİİİ TOKİ ALİİİİİİ 😆
Türkçe
0
0
0
4
Ali YALÇIN
Ali YALÇIN@_aliyalcin_·
🔴 TUTMAYAN HEDEFİN FATURASINI MEMUR ÖDEMESİN MEMUR ve EMEKLİSİNE SEYYANEN ZAM VERİLSİN ! Nisan ayı enflasyon oranı %4,18 olarak açıklandı. Ocak-Nisan enflasyonu %14,64 olarak gerçekleşti. Anlaşamadığımız 8. Dönem Toplu Sözleşme’de 2026’nın ilk 6 aylık dönemi için Hakem Kararıyla reva görülen %11’lik zam enflasyona yenilmiş ve daha bu aydan %3,28 enflasyon farkı gerçekleşmiştir. Mart ayından itibaren başlayan akaryakıttaki artışlar ile Nisan ayı başında doğalgaz ve elektriğe yapılan %25 artış; hanelerin bütçelerine açıklanan enflasyon rakamlarından daha fazla yansıdığı tartışmasız bir gerçektir. Giyim, konut ve ulaştırma fiyatlarında yaşanan artış enflasyonun yukarı yönlü tırmanmasına neden oluyor. 4 ayda gerçekleşen enflasyon, 2026 yılı için hedeflenen/beklenen enflasyonu neredeyse yakalamıştır. Hedefi tutturana kadar enflasyon tahminini devamlı yenileyen kamu işvereni; kamu görevlisine verdiği zammı da hedefi yenilediği gibi yenilemeli ve Seyyanen Zammı bir an önce vermelidir. Yılın başındaki tahminle sonundaki gerçek arasındaki farkın bedelini “hedefi yanlış belirleyenler mi?” yoksa “asılsız ve tutarsız hedefi belirlemede hiçbir etkisi olmayan kamu görevlilerimiz mi?” ödemeli sorusunun cevabı artık verilmelidir. Ocak-Mart ayındaki bütçe gerçekleşmeleri; emeğe ayrılması gereken giderlerin faize aktarıldığını açıkça göstermektedir. Bütçeyi emekle, alın teriyle büyütenlere karşılık, bütçede emeğin payını küçültmek sosyal devlet ilkesine yakışmıyor. 1 Mayıs’ta Çorum’dan da haykırdık. “Kamu kurumlarında tartışmalar artıyor, huzursuzluk büyüyor. Alım gücü düşüyor, fatura emekçiye/emekliye kesiliyor. Acilen yanlışın görülüp düzeltilmesi gerekiyor.” dedik. Formül basit… 🔴Beklenen/hedeflenen enflasyon tutmadıysa ve piyasada beklenen disiplin sağlanamadıysa; enflasyon hedefini yenilediğiniz gibi kamu görevlisi ve emeklilerimizin maaşları/ücretleri yenilensin, tutmayan enflasyonun faturası sabit ücretlilerimize ödetilmesin, seyyanen zam verilsin ve tartışmalar bitsin.
Ali YALÇIN tweet media
Türkçe
809
655
1.3K
98.9K