Mustafa Alimoğlu

35K posts

Mustafa Alimoğlu banner
Mustafa Alimoğlu

Mustafa Alimoğlu

@alimoglu_

Kendime Yazılar - Çokça İroni & Hayli Yörük Üstelik Vefa'lı- AÜHF/89

Katılım Haziran 2012
427 Takip Edilen11.5K Takipçiler
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
MHP’deki kavgada herkes konuyu anlamak için sorular soruyor. Mesela kim kiminle beraber, hangi ekip kimlerle ittifak halinde, bunlar kimleri destekliyor ve bu kavgada esasen kim haklı şeklinde paylaşımlar yapılıyor. Benim fikrim her iki grup da haklı. !(Eğer başka gruplar varsa onlar da haklı !) Umarım bütün gruplar haklı olmanın verdiği özgüven ve cesaretle hareket eder ve gereğini yapar. !!! Davadan döneni ….!
Türkçe
0
0
1
333
Mustafa Alimoğlu retweetledi
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
MHP’de herkesin bildiği ama kimsenin konuşamadığı iç kavga nihayet ilk kurbanını verdi. Genel Başkan Yardımcısı ve Devlet Bahçeli sonrasının genel başkan namzeti olarak öne çıkan İzzet Ulvi Yönter görevinden istifa ettiğini açıkladı. İstifa etmeden hemen önce isim vermeden bir kişiyi hedef almıştı. “MHP’ye sızan ajan seni her cihetten izliyoruz. Sen doğruluktan ne anlarsın! Merak etme seninle mutlaka hesaplaşacağız… Paran da işe yaramayacak dümenci alçak. Allah bes baki heves. Bir umuttur yaşamak…Ulan dümenci senin yıldızın bizim ayağımızın altındadır. Artık tam hesaplaşma sayfası açıldı. Namussuz MHP düşmanı…” şeklinde konuştuğu kişinin, Devlet Bahçeli’nin başdanışmanı Eyyup Yıldız olduğu biliniyor. Yıldız’da, bu açıklamadan birkaç saat önce: “Söz çoktur, hakikat az… İnsanı yücelten, söylediği değil; yaşadığıdır. Nefsini terbiye edemeyen, başkasına nasihatle yol gösteremez. Biz, söze değil hâle bakarız. Doğru olanın, dosdoğru duranların yanında olmayı tercih ederiz...” paylaşım yapmıştı. Ben en çok “Nefsini terbiye edemeyen, başkasına nasihatle yol gösteremez.” İfadesini önemsedim. Kulislerde ve savcılık iddianamelerinde, tanık ve sanık beyanlarına göre bazı MHP’li yöneticilerin kaset iddialarından bahsediliyordu ki ben Yıldız’ın bu sözlerinden böyle bir anlam çıkardım. İzleyip göreceğiz.
Aykırı@aykiri

İzzet Ulvi Yönter’in isim vermeden hedef aldığı kişinin, Devlet Bahçeli’nin başdanışmanı Eyyup Yıldız olduğu iddia edilirken, Yıldız’ın 5 saat önce yaptığı son paylaşımındaki göndermeler dikkat çekiyor. “Söz çoktur, hakikat az… İnsanı yücelten, söylediği değil; yaşadığıdır. Nefsini terbiye edemeyen, başkasına nasihatle yol gösteremez. Biz, söze değil hâle bakarız. Doğru olanın, dosdoğru duranların yanında olmayı tercih ederiz. Rabbim; kalbiyle dili bir olanlardan eylesin… Hayırlı cumalar.”

Türkçe
2
4
8
10.8K
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
MHP’deki kavgada herkes konuyu anlamak için sorular soruyor. Mesela kim kiminle beraber, hangi ekip kimlerle ittifak halinde, bunlar kimleri destekliyor ve bu kavgada esasen kim haklı şeklinde paylaşımlar yapılıyor. Benim fikrim her iki grup da haklı. !(Eğer başka gruplar varsa onlar da haklı !) Umarım bütün gruplar haklı olmanın verdiği özgüven ve cesaretle hareket eder ve gereğini yapar. !!! Davadan döneni ….!
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_

Liderlik sonrası kavgalar, bir MHP rutinidir. Bu kavgalar, mevcut liderin gücünü yitirip sona yaklaştığı anlaşıldığında hayli çetin geçer. Öyle ki, kemik sesleri bile sürecin ucuz atlatıldığı anlamına gelir. Umarım sadece kafa-göz patlatmakla atlatılır.

Türkçe
0
1
2
201
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
İzzet Ulvi Yönter’in istifasını Devlet Bahçeli istedi diye paylaşımlar yapılıyor. Yahu kim isteyecekti, Eyyup Yıldız mı.!!!
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_

MHP’de herkesin bildiği ama kimsenin konuşamadığı iç kavga nihayet ilk kurbanını verdi. Genel Başkan Yardımcısı ve Devlet Bahçeli sonrasının genel başkan namzeti olarak öne çıkan İzzet Ulvi Yönter görevinden istifa ettiğini açıkladı. İstifa etmeden hemen önce isim vermeden bir kişiyi hedef almıştı. “MHP’ye sızan ajan seni her cihetten izliyoruz. Sen doğruluktan ne anlarsın! Merak etme seninle mutlaka hesaplaşacağız… Paran da işe yaramayacak dümenci alçak. Allah bes baki heves. Bir umuttur yaşamak…Ulan dümenci senin yıldızın bizim ayağımızın altındadır. Artık tam hesaplaşma sayfası açıldı. Namussuz MHP düşmanı…” şeklinde konuştuğu kişinin, Devlet Bahçeli’nin başdanışmanı Eyyup Yıldız olduğu biliniyor. Yıldız’da, bu açıklamadan birkaç saat önce: “Söz çoktur, hakikat az… İnsanı yücelten, söylediği değil; yaşadığıdır. Nefsini terbiye edemeyen, başkasına nasihatle yol gösteremez. Biz, söze değil hâle bakarız. Doğru olanın, dosdoğru duranların yanında olmayı tercih ederiz...” paylaşım yapmıştı. Ben en çok “Nefsini terbiye edemeyen, başkasına nasihatle yol gösteremez.” İfadesini önemsedim. Kulislerde ve savcılık iddianamelerinde, tanık ve sanık beyanlarına göre bazı MHP’li yöneticilerin kaset iddialarından bahsediliyordu ki ben Yıldız’ın bu sözlerinden böyle bir anlam çıkardım. İzleyip göreceğiz.

Türkçe
0
1
2
601
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
Savunmalarınızın en havada kalanı da: İktidar bize ahlak ve dürüstlük dersi vereceğine kendisine baksın diyerek bir sürü örneğin ardı ardına sıralanmasıdır. Bakınız bunun hiçbir anlamı yok. Çünkü, yanlış yapmamaya ve ahlaki üstünlüğe ihtiyacı olan muhalefet kurumudur. İktidarın böyle bir kaygısı yokki. !
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_

Uşak belediye başkanı ve yakın ekibinin gözaltına alındığını duyunca nedense hiç şaşırmadım. Şaşırdığım tek şey; CHP’ye, adliye ve cezaevlerinin yol ve mesken yapıldığı, en küçük bir açıklarının bile operasyonlara gerekçe oluşturduğu, Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hayatının bitirildiği, nerdeyse CHP’nin bütün belediyelerine ve yöneticilerine operasyonların yapıldığı böyle bir konjonktürde bir belediye başkanının sanki Norveç’te yaşıyormuş gibi davranarak gösterdiği bu rahatlık ve pişkinlik Neymiş efendim, kimsenin özel hayatı kimseyi ilgilendirmezmiş. İki yetişkin insanın kendi rızası ile olan birlikteliği kendilerini bağlarmış, hem zinayı suç olmaktan çıkaran AK Partinin kendisiymiş, üstelik iktidar mensupları bu konulara madem hassaslar önce kendilerine baksınlarmış. Bu sözleri ifade edenler, Sanki ahlakın evrenselliği/bireyselliği hakkında yüksek felsefi değerlendirmeler yapan bir toplumda yaşıyor. Bu sözler kulağa hoş geliyor olabilir ama realite bu değil ki. Bir siyasetçinin özel hayatı evinde olur kardeşim. Onun dışında özel hayatı falan olmaz. Tüm dünyada bu böyledir. Öyleki, en seküler ülkelerde bile siyasetçilerin aldatma, cinsel meseleleri ve diğer bilinen konuları kamuoyunun ve basının üzerine gittiği konulardır. Üstelik bu siyasetçilerin özel hayatı hele ki böyle kırılgan zamanlarda, milyonların özel /genel hayatlarının içine ediyor. Özellikle muhalif toplum kesimlerinin moralini bozuyor, şantaj malzemesine dönüştürülüyor ki bu durumda benim özel hayatım kimseyi ilgilendirmez diyemezsiniz. Zaten İktidar uzunca bir süredir ülkeyi öyle bir hale getirdi ki, otoriterlik, höt-zöt ve yolsuzluk zihniyetini muhalefet de dahil toplumun her bir kesimine bulaştırdı, resmen bütün her şeyi enfekte etti. Ardından, tamam bizim şeyimiz kara ama muhalefet de bizim gibi hatta daha kötü propagandasından başka bir çıkış yolu kalmadı. Tüm bu operasyonların belki de en önemli amacı (Eİ’nun saha dışına atılması dışında) genel olarak kendi eksikliklerini gözlerden uzak tutup siyasi meşruiyetini, karşı tarafın enkaz haline getirdiği meşruiyetlerinin üstüne inşa etme çabasından ibarettir. Şimdi tüm bu gerçekler ortada iken, muhalefet, Türk milletine, ülkeye ve genç nesillere nasıl bir Türkiye vaat ediyor? Nasıl bir hikayesi var mesela? Yoksa iktidara hatırlı gerekçeler verdikleri operasyonlara toplumda hiçbir karşılığı olmayan savunmalarla zaman öldürmeye devam mı edecekler. !! Muhalefet ama özellikle de ana muhalefet, siyaset tarzını değiştirip, daha muhalefetteyken senin adamın benim kankim demeden bütün çürük elmalardan kurtulmadığı, umut ve güven veren yeni bir hikaye ile AHLAKİ ÜSTÜNLÜĞÜ tesis edemediği gibi, ikircikli söylem ve uygulamaları ile güven vermek yerine bu haliyle iktidara can suyu olmaktadır. Tek bir çürük elma bile sepetteki bütün elmaları çürütür. Kurumlara değil kişilere endekslenen bu siyaset anlayışının ülke ve insanımıza umut vermesi de mümkün değildir. Siyaset bu konuda hep ya hiç demek zorundadır. Yoksa, bütün projektörlerin üstünüzde olduğu böylesi netameli zamanlarda pişkin bir denyo çıkar bütün dengenizi bozar. Ondan sonra da bu denyoları kurumsal ve toplumsal muhalefet adına savunmak için zihni sinir gerekçeler havada uçuşur. Savunmaların en havada kalanı da: İktidar bize ahlak ve dürüstlük dersi vereceğine kendisine baksın diyerek bir sürü örneğin ardı ardına sıralanmasıdır. Bakınız bunun hiçbir anlamı yok. Çünkü, yanlış yapmamaya ve ahlaki üstünlüğe ihtiyacı olan muhalefet kurumudur. İktidarın böyle bir kaygısı yok. . Yaşadığımız son olaylar esasen bir siyasetçinin en meşru argümanının ahlaki üstünlük, siyaset kurumunun da ahlaklı siyasetçilere ihtiyacı olduğunu bir kere daha ispat etmiştir. Hasılı; gerçek bir hikaye yazmayanlar, başkalarının masallarında; tilki, karga, kurt, kırmızı başlıklı kız, uçan kaz, gulyabani, Don Kişot ve ardından malamat olurlar.

Türkçe
0
0
0
46
Gökçe Gökçen
Gökçe Gökçen@GokceGokcen_·
İstanbul’dan tüm Türkiye’ye operasyon çekiliyor. Uşak Belediye Başkanımız Özkan Yalım bu sabah gözaltına alındı. Yine halkın tercihleriyle, halkın seçimleriyle savaşıyorsunuz. Yanlış yapıyorsunuz. Yarın pişman olacağınız şekilde hukuku ayaklar altına alıyorsunuz. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı açıklamayı her görüşten vicdan sahibi tüm hukukçuların okumasını ve masumiyet karinesinin nasıl ihlal edildiğini görmesini tavsiye ederim. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Türkiye başsavcılığı gibi davranıyor ve kendi hukukunu uyduruyor olması açık bir anayasa ihlalidir, burada suç işlenmektedir. Bir başsavcılığın kendi yetkisinde olmayan konularda hem kendi mevkidaşlarının yetkisini gaspeden hem de hukuku çiğneyen bu uygulamaları elbette sonsuza kadar sürmeyecek. Halk tercihine sahip çıkar, darbe rejimi sonlanır, bugünlerde kimin hukuksuzluklara ortak olduğu mutlaka hatırlanır. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın.
Türkçe
150
78
471
11.5K
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
Savunmaların en havada kalanı da: İktidar bize ahlak ve dürüstlük dersi vereceğine kendisine baksın diyerek bir sürü örneğin ardı ardına sıralanmasıdır. Bakınız bunun hiçbir anlamı yok. Çünkü, yanlış yapmamaya ve ahlaki üstünlüğe ihtiyacı olan muhalefet kurumudur. İktidarın böyle bir kaygısı yokki.
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_

Uşak belediye başkanı ve yakın ekibinin gözaltına alındığını duyunca nedense hiç şaşırmadım. Şaşırdığım tek şey; CHP’ye, adliye ve cezaevlerinin yol ve mesken yapıldığı, en küçük bir açıklarının bile operasyonlara gerekçe oluşturduğu, Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hayatının bitirildiği, nerdeyse CHP’nin bütün belediyelerine ve yöneticilerine operasyonların yapıldığı böyle bir konjonktürde bir belediye başkanının sanki Norveç’te yaşıyormuş gibi davranarak gösterdiği bu rahatlık ve pişkinlik Neymiş efendim, kimsenin özel hayatı kimseyi ilgilendirmezmiş. İki yetişkin insanın kendi rızası ile olan birlikteliği kendilerini bağlarmış, hem zinayı suç olmaktan çıkaran AK Partinin kendisiymiş, üstelik iktidar mensupları bu konulara madem hassaslar önce kendilerine baksınlarmış. Bu sözleri ifade edenler, Sanki ahlakın evrenselliği/bireyselliği hakkında yüksek felsefi değerlendirmeler yapan bir toplumda yaşıyor. Bu sözler kulağa hoş geliyor olabilir ama realite bu değil ki. Bir siyasetçinin özel hayatı evinde olur kardeşim. Onun dışında özel hayatı falan olmaz. Tüm dünyada bu böyledir. Öyleki, en seküler ülkelerde bile siyasetçilerin aldatma, cinsel meseleleri ve diğer bilinen konuları kamuoyunun ve basının üzerine gittiği konulardır. Üstelik bu siyasetçilerin özel hayatı hele ki böyle kırılgan zamanlarda, milyonların özel /genel hayatlarının içine ediyor. Özellikle muhalif toplum kesimlerinin moralini bozuyor, şantaj malzemesine dönüştürülüyor ki bu durumda benim özel hayatım kimseyi ilgilendirmez diyemezsiniz. Zaten İktidar uzunca bir süredir ülkeyi öyle bir hale getirdi ki, otoriterlik, höt-zöt ve yolsuzluk zihniyetini muhalefet de dahil toplumun her bir kesimine bulaştırdı, resmen bütün her şeyi enfekte etti. Ardından, tamam bizim şeyimiz kara ama muhalefet de bizim gibi hatta daha kötü propagandasından başka bir çıkış yolu kalmadı. Tüm bu operasyonların belki de en önemli amacı (Eİ’nun saha dışına atılması dışında) genel olarak kendi eksikliklerini gözlerden uzak tutup siyasi meşruiyetini, karşı tarafın enkaz haline getirdiği meşruiyetlerinin üstüne inşa etme çabasından ibarettir. Şimdi tüm bu gerçekler ortada iken, muhalefet, Türk milletine, ülkeye ve genç nesillere nasıl bir Türkiye vaat ediyor? Nasıl bir hikayesi var mesela? Yoksa iktidara hatırlı gerekçeler verdikleri operasyonlara toplumda hiçbir karşılığı olmayan savunmalarla zaman öldürmeye devam mı edecekler. !! Muhalefet ama özellikle de ana muhalefet, siyaset tarzını değiştirip, daha muhalefetteyken senin adamın benim kankim demeden bütün çürük elmalardan kurtulmadığı, umut ve güven veren yeni bir hikaye ile AHLAKİ ÜSTÜNLÜĞÜ tesis edemediği gibi, ikircikli söylem ve uygulamaları ile güven vermek yerine bu haliyle iktidara can suyu olmaktadır. Tek bir çürük elma bile sepetteki bütün elmaları çürütür. Kurumlara değil kişilere endekslenen bu siyaset anlayışının ülke ve insanımıza umut vermesi de mümkün değildir. Siyaset bu konuda hep ya hiç demek zorundadır. Yoksa, bütün projektörlerin üstünüzde olduğu böylesi netameli zamanlarda pişkin bir denyo çıkar bütün dengenizi bozar. Ondan sonra da bu denyoları kurumsal ve toplumsal muhalefet adına savunmak için zihni sinir gerekçeler havada uçuşur. Savunmaların en havada kalanı da: İktidar bize ahlak ve dürüstlük dersi vereceğine kendisine baksın diyerek bir sürü örneğin ardı ardına sıralanmasıdır. Bakınız bunun hiçbir anlamı yok. Çünkü, yanlış yapmamaya ve ahlaki üstünlüğe ihtiyacı olan muhalefet kurumudur. İktidarın böyle bir kaygısı yok. . Yaşadığımız son olaylar esasen bir siyasetçinin en meşru argümanının ahlaki üstünlük, siyaset kurumunun da ahlaklı siyasetçilere ihtiyacı olduğunu bir kere daha ispat etmiştir. Hasılı; gerçek bir hikaye yazmayanlar, başkalarının masallarında; tilki, karga, kurt, kırmızı başlıklı kız, uçan kaz, gulyabani, Don Kişot ve ardından malamat olurlar.

Türkçe
0
0
0
17
Dr. Aytun Çıray
Dr. Aytun Çıray@TCAytunCiray·
@emrahgulsunar Menderes bu yüzden Yassıada'da yargılandı, CHP'li İçişleri Bakanı bir beyanatla makamını bıraktı, AP'li Bakan da istifa etti. Baykal da Genel Başkanlığı bırakmak zorunda kaldı. Belli makamlarda eline, diline, beline hakim olacaksın. Yemeğe gideceğin kişiyi bile seçeceksin.
Türkçe
27
13
348
14.5K
Emrah Gülsunar
Emrah Gülsunar@emrahgulsunar·
Uşak Belediye Başkanı'nın otel odasında gözaltına alınmasına "kendi özel hayatı, kimseyi ilgilendirmez" gibi şeyler deniyor da, işin doğrusu, bizim millet olaya hiç öyle bakmaz. Karşı tarafın zaten bahane aradığı içinden geçilen şu süreçte sorumsuzca bir davranış bence bu.
Türkçe
281
57
1.4K
87.9K
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
Kani bey, bu türden bir savunmanın bir karşılığı yok. Savunmaların en havada kalanı da:: İktidar bize ahlak ve dürüstlük dersi vereceğine kendisine baksın diyerek bir sürü örneğin ardı ardına sıralanmasıdır. Bakınız bunun da hiçbir anlamı yok. Çünkü, yanlış yapmamaya ve ahlaki üstünlüğe ihtiyacı olan muhalefet kurumudur. İktidarın böyle bir kaygısı yok. .
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_

Uşak belediye başkanı ve yakın ekibinin gözaltına alındığını duyunca nedense hiç şaşırmadım. Şaşırdığım tek şey; CHP’ye, adliye ve cezaevlerinin yol ve mesken yapıldığı, en küçük bir açıklarının bile operasyonlara gerekçe oluşturduğu, Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hayatının bitirildiği, nerdeyse CHP’nin bütün belediyelerine ve yöneticilerine operasyonların yapıldığı böyle bir konjonktürde bir belediye başkanının sanki Norveç’te yaşıyormuş gibi davranarak gösterdiği bu rahatlık ve pişkinlik Neymiş efendim, kimsenin özel hayatı kimseyi ilgilendirmezmiş. İki yetişkin insanın kendi rızası ile olan birlikteliği kendilerini bağlarmış, hem zinayı suç olmaktan çıkaran AK Partinin kendisiymiş, üstelik iktidar mensupları bu konulara madem hassaslar önce kendilerine baksınlarmış. Bu sözleri ifade edenler, Sanki ahlakın evrenselliği/bireyselliği hakkında yüksek felsefi değerlendirmeler yapan bir toplumda yaşıyor. Bu sözler kulağa hoş geliyor olabilir ama realite bu değil ki. Bir siyasetçinin özel hayatı evinde olur kardeşim. Onun dışında özel hayatı falan olmaz. Tüm dünyada bu böyledir. Öyleki, en seküler ülkelerde bile siyasetçilerin aldatma, cinsel meseleleri ve diğer bilinen konuları kamuoyunun ve basının üzerine gittiği konulardır. Üstelik bu siyasetçilerin özel hayatı hele ki böyle kırılgan zamanlarda, milyonların özel /genel hayatlarının içine ediyor. Özellikle muhalif toplum kesimlerinin moralini bozuyor, şantaj malzemesine dönüştürülüyor ki bu durumda benim özel hayatım kimseyi ilgilendirmez diyemezsiniz. Zaten İktidar uzunca bir süredir ülkeyi öyle bir hale getirdi ki, otoriterlik, höt-zöt ve yolsuzluk zihniyetini muhalefet de dahil toplumun her bir kesimine bulaştırdı, resmen bütün her şeyi enfekte etti. Ardından, tamam bizim şeyimiz kara ama muhalefet de bizim gibi hatta daha kötü propagandasından başka bir çıkış yolu kalmadı. Tüm bu operasyonların belki de en önemli amacı (Eİ’nun saha dışına atılması dışında) genel olarak kendi eksikliklerini gözlerden uzak tutup siyasi meşruiyetini, karşı tarafın enkaz haline getirdiği meşruiyetlerinin üstüne inşa etme çabasından ibarettir. Şimdi tüm bu gerçekler ortada iken, muhalefet, Türk milletine, ülkeye ve genç nesillere nasıl bir Türkiye vaat ediyor? Nasıl bir hikayesi var mesela? Yoksa iktidara hatırlı gerekçeler verdikleri operasyonlara toplumda hiçbir karşılığı olmayan savunmalarla zaman öldürmeye devam mı edecekler. !! Muhalefet ama özellikle de ana muhalefet, siyaset tarzını değiştirip, daha muhalefetteyken senin adamın benim kankim demeden bütün çürük elmalardan kurtulmadığı, umut ve güven veren yeni bir hikaye ile AHLAKİ ÜSTÜNLÜĞÜ tesis edemediği gibi, ikircikli söylem ve uygulamaları ile güven vermek yerine bu haliyle iktidara can suyu olmaktadır. Tek bir çürük elma bile sepetteki bütün elmaları çürütür. Kurumlara değil kişilere endekslenen bu siyaset anlayışının ülke ve insanımıza umut vermesi de mümkün değildir. Siyaset bu konuda hep ya hiç demek zorundadır. Yoksa, bütün projektörlerin üstünüzde olduğu böylesi netameli zamanlarda pişkin bir denyo çıkar bütün dengenizi bozar. Ondan sonra da bu denyoları kurumsal ve toplumsal muhalefet adına savunmak için zihni sinir gerekçeler havada uçuşur. Savunmaların en havada kalanı da: İktidar bize ahlak ve dürüstlük dersi vereceğine kendisine baksın diyerek bir sürü örneğin ardı ardına sıralanmasıdır. Bakınız bunun hiçbir anlamı yok. Çünkü, yanlış yapmamaya ve ahlaki üstünlüğe ihtiyacı olan muhalefet kurumudur. İktidarın böyle bir kaygısı yok. . Yaşadığımız son olaylar esasen bir siyasetçinin en meşru argümanının ahlaki üstünlük, siyaset kurumunun da ahlaklı siyasetçilere ihtiyacı olduğunu bir kere daha ispat etmiştir. Hasılı; gerçek bir hikaye yazmayanlar, başkalarının masallarında; tilki, karga, kurt, kırmızı başlıklı kız, uçan kaz, gulyabani, Don Kişot ve ardından malamat olurlar.

Türkçe
0
0
1
58
Kani BEKO
Kani BEKO@kanibekochp·
Görevi boyunca şehrine özveriyle hizmet eden aynı dönemde Meclis’te görev yaptığımız Uşak Belediye Başkanımız Özkan Yalım yalnız değildir! Gözaltılar derhal son bulsun!
Kani BEKO tweet media
Türkçe
540
40
429
53.4K
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
@MilenaEmmastrt @1stGuler Liderlik sonrası kavgalar, bir MHP rutinidir. Bu kavgalar, mevcut liderin gücünü yitirip sona yaklaştığı anlaşıldığında hayli çetin geçer. Öyle ki, kemik sesleri bile sürecin ucuz atlatıldığı anlamına gelir. Umarım sadece kafa-göz patlatmakla atlatılır.
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_

MHP’de herkesin bildiği ama kimsenin konuşamadığı iç kavga nihayet ilk kurbanını verdi. Genel Başkan Yardımcısı ve Devlet Bahçeli sonrasının genel başkan namzeti olarak öne çıkan İzzet Ulvi Yönter görevinden istifa ettiğini açıkladı. İstifa etmeden hemen önce isim vermeden bir kişiyi hedef almıştı. “MHP’ye sızan ajan seni her cihetten izliyoruz. Sen doğruluktan ne anlarsın! Merak etme seninle mutlaka hesaplaşacağız… Paran da işe yaramayacak dümenci alçak. Allah bes baki heves. Bir umuttur yaşamak…Ulan dümenci senin yıldızın bizim ayağımızın altındadır. Artık tam hesaplaşma sayfası açıldı. Namussuz MHP düşmanı…” şeklinde konuştuğu kişinin, Devlet Bahçeli’nin başdanışmanı Eyyup Yıldız olduğu biliniyor. Yıldız’da, bu açıklamadan birkaç saat önce: “Söz çoktur, hakikat az… İnsanı yücelten, söylediği değil; yaşadığıdır. Nefsini terbiye edemeyen, başkasına nasihatle yol gösteremez. Biz, söze değil hâle bakarız. Doğru olanın, dosdoğru duranların yanında olmayı tercih ederiz...” paylaşım yapmıştı. Ben en çok “Nefsini terbiye edemeyen, başkasına nasihatle yol gösteremez.” İfadesini önemsedim. Kulislerde ve savcılık iddianamelerinde, tanık ve sanık beyanlarına göre bazı MHP’li yöneticilerin kaset iddialarından bahsediliyordu ki ben Yıldız’ın bu sözlerinden böyle bir anlam çıkardım. İzleyip göreceğiz.

Türkçe
0
0
0
39
milena (yeni hesap)
milena (yeni hesap)@MilenaEmmastrt·
Dünyanın dikkati İran'ın Hürmüz Boğazı ablukasına ve Kızıldeniz'deki Bab el-Mandeb Boğazı'nın yaklaşan kapanmasına odaklanmışken, bir diğer önemli denizcilik darboğazı da ABD-Çin ticaret savaş alanı haline gelebilir.
Türkçe
2
1
13
599
Mustafa Alimoğlu retweetledi
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
Liderlik sonrası kavgalar, bir MHP rutinidir. Bu kavgalar, mevcut liderin gücünü yitirip sona yaklaştığı anlaşıldığında hayli çetin geçer. Öyle ki, kemik sesleri bile sürecin ucuz atlatıldığı anlamına gelir. Umarım sadece kafa-göz patlatmakla atlatılır.
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_

MHP’de herkesin bildiği ama kimsenin konuşamadığı iç kavga nihayet ilk kurbanını verdi. Genel Başkan Yardımcısı ve Devlet Bahçeli sonrasının genel başkan namzeti olarak öne çıkan İzzet Ulvi Yönter görevinden istifa ettiğini açıkladı. İstifa etmeden hemen önce isim vermeden bir kişiyi hedef almıştı. “MHP’ye sızan ajan seni her cihetten izliyoruz. Sen doğruluktan ne anlarsın! Merak etme seninle mutlaka hesaplaşacağız… Paran da işe yaramayacak dümenci alçak. Allah bes baki heves. Bir umuttur yaşamak…Ulan dümenci senin yıldızın bizim ayağımızın altındadır. Artık tam hesaplaşma sayfası açıldı. Namussuz MHP düşmanı…” şeklinde konuştuğu kişinin, Devlet Bahçeli’nin başdanışmanı Eyyup Yıldız olduğu biliniyor. Yıldız’da, bu açıklamadan birkaç saat önce: “Söz çoktur, hakikat az… İnsanı yücelten, söylediği değil; yaşadığıdır. Nefsini terbiye edemeyen, başkasına nasihatle yol gösteremez. Biz, söze değil hâle bakarız. Doğru olanın, dosdoğru duranların yanında olmayı tercih ederiz...” paylaşım yapmıştı. Ben en çok “Nefsini terbiye edemeyen, başkasına nasihatle yol gösteremez.” İfadesini önemsedim. Kulislerde ve savcılık iddianamelerinde, tanık ve sanık beyanlarına göre bazı MHP’li yöneticilerin kaset iddialarından bahsediliyordu ki ben Yıldız’ın bu sözlerinden böyle bir anlam çıkardım. İzleyip göreceğiz.

Türkçe
0
2
2
1.1K
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
@herongoruntusu @UlviYonter Liderlik sonrası kavgalar, bir MHP rutinidir. Bu kavgalar, mevcut liderin gücünü yitirip sona yaklaştığı anlaşıldığında hayli çetin geçer. Öyle ki, kemik sesleri bile sürecin ucuz atlatıldığı anlamına gelir. Umarım sadece kafa-göz patlatmakla atlatılır.
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_

MHP’de herkesin bildiği ama kimsenin konuşamadığı iç kavga nihayet ilk kurbanını verdi. Genel Başkan Yardımcısı ve Devlet Bahçeli sonrasının genel başkan namzeti olarak öne çıkan İzzet Ulvi Yönter görevinden istifa ettiğini açıkladı. İstifa etmeden hemen önce isim vermeden bir kişiyi hedef almıştı. “MHP’ye sızan ajan seni her cihetten izliyoruz. Sen doğruluktan ne anlarsın! Merak etme seninle mutlaka hesaplaşacağız… Paran da işe yaramayacak dümenci alçak. Allah bes baki heves. Bir umuttur yaşamak…Ulan dümenci senin yıldızın bizim ayağımızın altındadır. Artık tam hesaplaşma sayfası açıldı. Namussuz MHP düşmanı…” şeklinde konuştuğu kişinin, Devlet Bahçeli’nin başdanışmanı Eyyup Yıldız olduğu biliniyor. Yıldız’da, bu açıklamadan birkaç saat önce: “Söz çoktur, hakikat az… İnsanı yücelten, söylediği değil; yaşadığıdır. Nefsini terbiye edemeyen, başkasına nasihatle yol gösteremez. Biz, söze değil hâle bakarız. Doğru olanın, dosdoğru duranların yanında olmayı tercih ederiz...” paylaşım yapmıştı. Ben en çok “Nefsini terbiye edemeyen, başkasına nasihatle yol gösteremez.” İfadesini önemsedim. Kulislerde ve savcılık iddianamelerinde, tanık ve sanık beyanlarına göre bazı MHP’li yöneticilerin kaset iddialarından bahsediliyordu ki ben Yıldız’ın bu sözlerinden böyle bir anlam çıkardım. İzleyip göreceğiz.

Türkçe
0
0
2
192
Dr.İzzet Ulvi YÖNTER
Dr.İzzet Ulvi YÖNTER@UlviYonter·
Gördüğüm lüzum üzerine MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa ediyorum. Kamuoyunun bilgisine arz ederim.
Türkçe
2K
716
6K
3.1M
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
@nurhancetinkaya Sadece Uşak mı, Belçika’dan niye uzamış, Bulgaristan ne iş? Tam bir….!
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_

Uşak belediye başkanı ve yakın ekibinin gözaltına alındığını duyunca nedense hiç şaşırmadım. Şaşırdığım tek şey; CHP’ye, adliye ve cezaevlerinin yol ve mesken yapıldığı, en küçük bir açıklarının bile operasyonlara gerekçe oluşturduğu, Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hayatının bitirildiği, nerdeyse CHP’nin bütün belediyelerine ve yöneticilerine operasyonların yapıldığı böyle bir konjonktürde bir belediye başkanının sanki Norveç’te yaşıyormuş gibi davranarak gösterdiği bu rahatlık ve pişkinlik Neymiş efendim, kimsenin özel hayatı kimseyi ilgilendirmezmiş. İki yetişkin insanın kendi rızası ile olan birlikteliği kendilerini bağlarmış, hem zinayı suç olmaktan çıkaran AK Partinin kendisiymiş, üstelik iktidar mensupları bu konulara madem hassaslar önce kendilerine baksınlarmış. Bu sözleri ifade edenler, Sanki ahlakın evrenselliği/bireyselliği hakkında yüksek felsefi değerlendirmeler yapan bir toplumda yaşıyor. Bu sözler kulağa hoş geliyor olabilir ama realite bu değil ki. Bir siyasetçinin özel hayatı evinde olur kardeşim. Onun dışında özel hayatı falan olmaz. Tüm dünyada bu böyledir. Öyleki, en seküler ülkelerde bile siyasetçilerin aldatma, cinsel meseleleri ve diğer bilinen konuları kamuoyunun ve basının üzerine gittiği konulardır. Üstelik bu siyasetçilerin özel hayatı hele ki böyle kırılgan zamanlarda, milyonların özel /genel hayatlarının içine ediyor. Özellikle muhalif toplum kesimlerinin moralini bozuyor, şantaj malzemesine dönüştürülüyor ki bu durumda benim özel hayatım kimseyi ilgilendirmez diyemezsiniz. Zaten İktidar uzunca bir süredir ülkeyi öyle bir hale getirdi ki, otoriterlik, höt-zöt ve yolsuzluk zihniyetini muhalefet de dahil toplumun her bir kesimine bulaştırdı, resmen bütün her şeyi enfekte etti. Ardından, tamam bizim şeyimiz kara ama muhalefet de bizim gibi hatta daha kötü propagandasından başka bir çıkış yolu kalmadı. Tüm bu operasyonların belki de en önemli amacı (Eİ’nun saha dışına atılması dışında) genel olarak kendi eksikliklerini gözlerden uzak tutup siyasi meşruiyetini, karşı tarafın enkaz haline getirdiği meşruiyetlerinin üstüne inşa etme çabasından ibarettir. Şimdi tüm bu gerçekler ortada iken, muhalefet, Türk milletine, ülkeye ve genç nesillere nasıl bir Türkiye vaat ediyor? Nasıl bir hikayesi var mesela? Yoksa iktidara hatırlı gerekçeler verdikleri operasyonlara toplumda hiçbir karşılığı olmayan savunmalarla zaman öldürmeye devam mı edecekler. !! Muhalefet ama özellikle de ana muhalefet, siyaset tarzını değiştirip, daha muhalefetteyken senin adamın benim kankim demeden bütün çürük elmalardan kurtulmadığı, umut ve güven veren yeni bir hikaye ile AHLAKİ ÜSTÜNLÜĞÜ tesis edemediği gibi, ikircikli söylem ve uygulamaları ile güven vermek yerine bu haliyle iktidara can suyu olmaktadır. Tek bir çürük elma bile sepetteki bütün elmaları çürütür. Kurumlara değil kişilere endekslenen bu siyaset anlayışının ülke ve insanımıza umut vermesi de mümkün değildir. Siyaset bu konuda hep ya hiç demek zorundadır. Yoksa, bütün projektörlerin üstünüzde olduğu böylesi netameli zamanlarda pişkin bir denyo çıkar bütün dengenizi bozar. Ondan sonra da bu denyoları kurumsal ve toplumsal muhalefet adına savunmak için zihni sinir gerekçeler havada uçuşur. Savunmaların en havada kalanı da: İktidar bize ahlak ve dürüstlük dersi vereceğine kendisine baksın diyerek bir sürü örneğin ardı ardına sıralanmasıdır. Bakınız bunun hiçbir anlamı yok. Çünkü, yanlış yapmamaya ve ahlaki üstünlüğe ihtiyacı olan muhalefet kurumudur. İktidarın böyle bir kaygısı yok. . Yaşadığımız son olaylar esasen bir siyasetçinin en meşru argümanının ahlaki üstünlük, siyaset kurumunun da ahlaklı siyasetçilere ihtiyacı olduğunu bir kere daha ispat etmiştir. Hasılı; gerçek bir hikaye yazmayanlar, başkalarının masallarında; tilki, karga, kurt, kırmızı başlıklı kız, uçan kaz, gulyabani, Don Kişot ve ardından malamat olurlar.

Türkçe
0
1
2
271
Nurhan Çetinkaya
Nurhan Çetinkaya@nurhancetinkaya·
Uşak’ta herkesin konuştuğu ama kimsenin yüksek sesle sormadığı sorular var… Belediye başkanı siyasete girmeden önce ne yapıyordu? Bu kadar kısa sürede oluşan tır filosunun hikayesi ve sonradan gelen paralar ne? Siyasete girerken ve mv olurken harcanan paranın kaynağı ne? Garip olan şu: Bu sorular sorulmuyor değil… ama cevaplayan da yok. Not: Bu bir itham değil, kamu adına merak
Türkçe
17
42
242
23.7K
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
Neymiş efendim, kimsenin özel hayatı kimseyi ilgilendirmezmiş. İki yetişkin insanın kendi rızası ile olan birlikteliği kendilerini bağlarmış, hem zinayı suç olmaktan çıkaran AK Partinin kendisiymiş, üstelik iktidar mensupları bu konulara madem hassaslar önce kendilerine baksınlarmış. Bu sözleri ifade edenler, Sanki ahlakın evrenselliği/bireyselliği hakkında yüksek felsefi değerlendirmeler yapan bir toplumda yaşıyor. Bu sözler kulağa hoş geliyor ama realite bu değil ki. Bir siyasetçinin özel hayatı evinde olur kardeşim.
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_

Uşak belediye başkanı ve yakın ekibinin gözaltına alındığını duyunca nedense hiç şaşırmadım. Şaşırdığım tek şey; CHP’ye, adliye ve cezaevlerinin yol ve mesken yapıldığı, en küçük bir açıklarının bile operasyonlara gerekçe oluşturduğu, Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hayatının bitirildiği, nerdeyse CHP’nin bütün belediyelerine ve yöneticilerine operasyonların yapıldığı böyle bir konjonktürde bir belediye başkanının sanki Norveç’te yaşıyormuş gibi davranarak gösterdiği bu rahatlık ve pişkinlik Neymiş efendim, kimsenin özel hayatı kimseyi ilgilendirmezmiş. İki yetişkin insanın kendi rızası ile olan birlikteliği kendilerini bağlarmış, hem zinayı suç olmaktan çıkaran AK Partinin kendisiymiş, üstelik iktidar mensupları bu konulara madem hassaslar önce kendilerine baksınlarmış. Bu sözleri ifade edenler, Sanki ahlakın evrenselliği/bireyselliği hakkında yüksek felsefi değerlendirmeler yapan bir toplumda yaşıyor. Bu sözler kulağa hoş geliyor olabilir ama realite bu değil ki. Bir siyasetçinin özel hayatı evinde olur kardeşim. Onun dışında özel hayatı falan olmaz. Tüm dünyada bu böyledir. Öyleki, en seküler ülkelerde bile siyasetçilerin aldatma, cinsel meseleleri ve diğer bilinen konuları kamuoyunun ve basının üzerine gittiği konulardır. Üstelik bu siyasetçilerin özel hayatı hele ki böyle kırılgan zamanlarda, milyonların özel /genel hayatlarının içine ediyor. Özellikle muhalif toplum kesimlerinin moralini bozuyor, şantaj malzemesine dönüştürülüyor ki bu durumda benim özel hayatım kimseyi ilgilendirmez diyemezsiniz. Zaten İktidar uzunca bir süredir ülkeyi öyle bir hale getirdi ki, otoriterlik, höt-zöt ve yolsuzluk zihniyetini muhalefet de dahil toplumun her bir kesimine bulaştırdı, resmen bütün her şeyi enfekte etti. Ardından, tamam bizim şeyimiz kara ama muhalefet de bizim gibi hatta daha kötü propagandasından başka bir çıkış yolu kalmadı. Tüm bu operasyonların belki de en önemli amacı (Eİ’nun saha dışına atılması dışında) genel olarak kendi eksikliklerini gözlerden uzak tutup siyasi meşruiyetini, karşı tarafın enkaz haline getirdiği meşruiyetlerinin üstüne inşa etme çabasından ibarettir. Şimdi tüm bu gerçekler ortada iken, muhalefet, Türk milletine, ülkeye ve genç nesillere nasıl bir Türkiye vaat ediyor? Nasıl bir hikayesi var mesela? Yoksa iktidara hatırlı gerekçeler verdikleri operasyonlara toplumda hiçbir karşılığı olmayan savunmalarla zaman öldürmeye devam mı edecekler. !! Muhalefet ama özellikle de ana muhalefet, siyaset tarzını değiştirip, daha muhalefetteyken senin adamın benim kankim demeden bütün çürük elmalardan kurtulmadığı, umut ve güven veren yeni bir hikaye ile AHLAKİ ÜSTÜNLÜĞÜ tesis edemediği gibi, ikircikli söylem ve uygulamaları ile güven vermek yerine bu haliyle iktidara can suyu olmaktadır. Tek bir çürük elma bile sepetteki bütün elmaları çürütür. Kurumlara değil kişilere endekslenen bu siyaset anlayışının ülke ve insanımıza umut vermesi de mümkün değildir. Siyaset bu konuda hep ya hiç demek zorundadır. Yoksa, bütün projektörlerin üstünüzde olduğu böylesi netameli zamanlarda pişkin bir denyo çıkar bütün dengenizi bozar. Ondan sonra da bu denyoları kurumsal ve toplumsal muhalefet adına savunmak için zihni sinir gerekçeler havada uçuşur. Savunmaların en havada kalanı da: İktidar bize ahlak ve dürüstlük dersi vereceğine kendisine baksın diyerek bir sürü örneğin ardı ardına sıralanmasıdır. Bakınız bunun hiçbir anlamı yok. Çünkü, yanlış yapmamaya ve ahlaki üstünlüğe ihtiyacı olan muhalefet kurumudur. İktidarın böyle bir kaygısı yok. . Yaşadığımız son olaylar esasen bir siyasetçinin en meşru argümanının ahlaki üstünlük, siyaset kurumunun da ahlaklı siyasetçilere ihtiyacı olduğunu bir kere daha ispat etmiştir. Hasılı; gerçek bir hikaye yazmayanlar, başkalarının masallarında; tilki, karga, kurt, kırmızı başlıklı kız, uçan kaz, gulyabani, Don Kişot ve ardından malamat olurlar.

Türkçe
0
0
2
345
Cemile Bayraktar
Cemile Bayraktar@cemilebayraktr·
CHP bu kadar mercek altındayken, CHP içinde en küçük görevde olan herhangi bir CHP’linin bile, yoldan geçerken elinin çarptığı banka dikkat etmesi gerekirken, çalışanınla tuhaf ilişkilere girmek, sadece kişisel sorumsuzluk değil koskoca CHP camiasına, hem de bu zor süreçte, ihanettir.
Türkçe
20
2
81
6.7K
Mustafa Alimoğlu retweetledi
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
Muhsin Yazıcıoğlu cinayeti ile ilgili olarak manüplasyon ve karartmayı (bilerek/bilmeyerek) sanılanın aksine en çok muhterem başkanın beraber siyaset yaptıkları güya bazı dava arkadaşları ile bugün onun ismini kullanarak siyaset ve bürokraside mevzi kazanmış figürler yapıyor. Muhsin Yazıcıoğlu bu figürler için siyaset başta olmak üzere birçok alanda kendilerine meşruiyet ve sempati kazandıran bir kişiliğe dönüştürülmüştür. Bu kişiler kuru övgü, hamasi nutuklar ve gönül eyleyen hatıralar anlatmak yerine gerçekten bu cinayetin ve rahmetlinin davasının takipçisi olsalardı (ki siyasette ve bürokraside etkili yerlerdeler) mevzu bu derece saçma bir tartışmanın konusu olmaz, ak koyun kara koyun da ortaya çıkardı. Kimi elde ettikleri makam-mevki, kimi elde edecekleri yeni makamların hayali ve vaadi ile aslında bu cinayetin göz boyayıcılarıdır. Ağzını açtıklarında Muhsin Yazıcıoğlu güzellemesi ile söze başlayıp bunun kendilerine kazandırdığını düşündükleri sempati ve saygıyı yine kendi piarları için kullanan figürlerin de yavaş yavaş gazı da tadı da günden güne kaçıyor. Muhsin Yazıcıoğlu başkanımın siyasetine gelince: O, Türkiye siyasetinde; milliyetçi, dindar, muhafazakar kesimlerin her daim temennisi, umudu ve ulaşılabileni olmuştur ama aynı kesimlerin hiçbir zaman realitesi olmamıştır. (Pragmatik ve dönek olmayan bir dava insanının pragmatik ve oportünist mahallesiyle imtihanı !) O bir yerde, herkes tarafından övülen, platonik hisler beslenen ama evlenmek için kimsenin yanaşmadığı mazbut yörük kızı gibiydi. Şimdi birileri miras bıraktığı civanmertliğinin, vefa ve kadirşinaslığının “nebbaşlığına” soyunmuş yüksek ökçeleriyle ortalıkta fink atıyor. ! Yıllar önce genç bir hukuk öğrencisi iken evlendiğimde o kıt imkanlarla bana yaptığını, düğününe bizzat gelerek beni o genç yaşımda nasıl onurlandırdığını, sağlık sorunlarından dolayı yurt dışına gittiğimde eşime/aileme sahip çıkmasını ve sonrasında yaşanılanları kalbimin en mutena yerinde muhafaza ediyorum. Başkanıma rahmet diliyorum, mekanı cennet makamı âli olsun
Türkçe
1
3
6
398
Mustafa Alimoğlu retweetledi
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
ENFLASYON NEDİR, NASIL ANLAŞILIR: ▪️▪️ 2010 yılında asgari ücret 600 TL. idi. En büyük banknot olan 200 TL, 2009 yılında tedavüle girmişti. Bir tanıdığım yanında çalışan 30 kişiye maaşlarını ödemek için cebine sığan bir deste 200 TL ile çalışanlarının maaşını elden verdiği söyledi. O kadar kolaydı ki diyor, her birine üç tane 200 TL lik banknotu verdiğimde maaş ödemesi bitiyordu. Düşünsenize iç cebinizeki bir deste parayla 30 işçinin maaşının ödendiği günlerden bavul dolusu para ile bile ödeme yapılamayan günlere... ▪️▪️ 5 TL ilk çıktığında; • 8 ekmek, • 1 kilo tavuk, • 6-7 kilo patates, • 3 kutu gazlı içecek, • 2 kilo toz şeker, • 2 kilo dondurma alınabiliyordu. En büyük paramız 200 TL 1 Ocak 2009’da piyasaya ilk çıktığında dolar kuru 1.52 TL idi. Yani 131 dolara karşılık geliyordu. Bugün dolar kuru 45 TL yani 200 TL 4.4 dolara karşılık geliyor. Yani en küçük kâğıt 5 Euronun bile altında ve şu an 131 dolar 5.895 TL Enflasyon nedir? ▪️15 yılda 1 desteden 43 desteye çıkan 200 liralık banknot. ▪️En büyük banknotun 131 dolardan 4.5 dolara düşmesi.
Türkçe
1
5
9
1.3K
Mustafa Alimoğlu retweetledi
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
Neymiş efendim, kimsenin özel hayatı kimseyi ilgilendirmezmiş. İki yetişkin insanın kendi rızası ile olan birlikteliği kendilerini bağlarmış, hem zinayı suç olmaktan çıkaran AK Partinin kendisiymiş, üstelik iktidar mensupları bu konulara madem hassaslar önce kendilerine baksınlarmış. Bu sözleri ifade edenler, Sanki ahlakın evrenselliği/bireyselliği hakkında yüksek felsefi değerlendirmeler yapan bir toplumda yaşıyor. Bu sözler kulağa hoş geliyor ama realite bu değil ki. Bir siyasetçinin özel hayatı evinde olur kardeşim.
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_

Uşak belediye başkanı ve yakın ekibinin gözaltına alındığını duyunca nedense hiç şaşırmadım. Şaşırdığım tek şey; CHP’ye, adliye ve cezaevlerinin yol ve mesken yapıldığı, en küçük bir açıklarının bile operasyonlara gerekçe oluşturduğu, Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hayatının bitirildiği, nerdeyse CHP’nin bütün belediyelerine ve yöneticilerine operasyonların yapıldığı böyle bir konjonktürde bir belediye başkanının sanki Norveç’te yaşıyormuş gibi davranarak gösterdiği bu rahatlık ve pişkinlik Neymiş efendim, kimsenin özel hayatı kimseyi ilgilendirmezmiş. İki yetişkin insanın kendi rızası ile olan birlikteliği kendilerini bağlarmış, hem zinayı suç olmaktan çıkaran AK Partinin kendisiymiş, üstelik iktidar mensupları bu konulara madem hassaslar önce kendilerine baksınlarmış. Bu sözleri ifade edenler, Sanki ahlakın evrenselliği/bireyselliği hakkında yüksek felsefi değerlendirmeler yapan bir toplumda yaşıyor. Bu sözler kulağa hoş geliyor olabilir ama realite bu değil ki. Bir siyasetçinin özel hayatı evinde olur kardeşim. Onun dışında özel hayatı falan olmaz. Tüm dünyada bu böyledir. Öyleki, en seküler ülkelerde bile siyasetçilerin aldatma, cinsel meseleleri ve diğer bilinen konuları kamuoyunun ve basının üzerine gittiği konulardır. Üstelik bu siyasetçilerin özel hayatı hele ki böyle kırılgan zamanlarda, milyonların özel /genel hayatlarının içine ediyor. Özellikle muhalif toplum kesimlerinin moralini bozuyor, şantaj malzemesine dönüştürülüyor ki bu durumda benim özel hayatım kimseyi ilgilendirmez diyemezsiniz. Zaten İktidar uzunca bir süredir ülkeyi öyle bir hale getirdi ki, otoriterlik, höt-zöt ve yolsuzluk zihniyetini muhalefet de dahil toplumun her bir kesimine bulaştırdı, resmen bütün her şeyi enfekte etti. Ardından, tamam bizim şeyimiz kara ama muhalefet de bizim gibi hatta daha kötü propagandasından başka bir çıkış yolu kalmadı. Tüm bu operasyonların belki de en önemli amacı (Eİ’nun saha dışına atılması dışında) genel olarak kendi eksikliklerini gözlerden uzak tutup siyasi meşruiyetini, karşı tarafın enkaz haline getirdiği meşruiyetlerinin üstüne inşa etme çabasından ibarettir. Şimdi tüm bu gerçekler ortada iken, muhalefet, Türk milletine, ülkeye ve genç nesillere nasıl bir Türkiye vaat ediyor? Nasıl bir hikayesi var mesela? Yoksa iktidara hatırlı gerekçeler verdikleri operasyonlara toplumda hiçbir karşılığı olmayan savunmalarla zaman öldürmeye devam mı edecekler. !! Muhalefet ama özellikle de ana muhalefet, siyaset tarzını değiştirip, daha muhalefetteyken senin adamın benim kankim demeden bütün çürük elmalardan kurtulmadığı, umut ve güven veren yeni bir hikaye ile AHLAKİ ÜSTÜNLÜĞÜ tesis edemediği gibi, ikircikli söylem ve uygulamaları ile güven vermek yerine bu haliyle iktidara can suyu olmaktadır. Tek bir çürük elma bile sepetteki bütün elmaları çürütür. Kurumlara değil kişilere endekslenen bu siyaset anlayışının ülke ve insanımıza umut vermesi de mümkün değildir. Siyaset bu konuda hep ya hiç demek zorundadır. Yoksa, bütün projektörlerin üstünüzde olduğu böylesi netameli zamanlarda pişkin bir denyo çıkar bütün dengenizi bozar. Ondan sonra da bu denyoları kurumsal ve toplumsal muhalefet adına savunmak için zihni sinir gerekçeler havada uçuşur. Savunmaların en havada kalanı da: İktidar bize ahlak ve dürüstlük dersi vereceğine kendisine baksın diyerek bir sürü örneğin ardı ardına sıralanmasıdır. Bakınız bunun hiçbir anlamı yok. Çünkü, yanlış yapmamaya ve ahlaki üstünlüğe ihtiyacı olan muhalefet kurumudur. İktidarın böyle bir kaygısı yok. . Yaşadığımız son olaylar esasen bir siyasetçinin en meşru argümanının ahlaki üstünlük, siyaset kurumunun da ahlaklı siyasetçilere ihtiyacı olduğunu bir kere daha ispat etmiştir. Hasılı; gerçek bir hikaye yazmayanlar, başkalarının masallarında; tilki, karga, kurt, kırmızı başlıklı kız, uçan kaz, gulyabani, Don Kişot ve ardından malamat olurlar.

Türkçe
0
2
3
274
Mustafa Alimoğlu retweetledi
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
İsrail, tüm dünyayı İran ile meşgul ederken yavaş yavaş Lübnan’ı işgal ediyor. İsrail, Lübnan’ın güneyini kontrol altına aldı. İsrail ordusu Litani Nehri üzerindeki köprüleri bombalayarak bölgeyi Lübnan’ın geri kalanından kopardı ve burada yaşayan halkı nehrin diğer tarafına göç ettiriyor. İsrail, Suriye’de tatlı su kaynaklarına sahip Hermon dağı ve stratejik Golan tepelerine yerleşmişti. Şimdi benzer özelliklere sahip bir bölge olan güney Lübnan’nı ele geçirdi. Bu arada; Dişleri sökülmekle birlikte potansiyel tehlike (!) olarak kalması planlanan bir İran, İsrail’in işine yarar. İsrail’in mevcut varlığı da İran rejiminin meşruiyet gerekçesi için hayatidir. Aralarında simbiyotik ilişki bulunan bu iki din devletinin savaşı asıl operasyonları dikkatlerden kaçırmak için de hayli işlevseldir. Ölen masumlar ise kimsenin umrunda değil..!
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_

—Batı medeniyeti çöktü ! —ABD’de iç savaş çok yakın.! —Önce Teksas bağımsızlığını ilan edecek, ardından Kaliforniya ! —Siyahiler ve latinler Amerikayı bitirecek —NATO feshediliyor. ! —Hamas İsrail’i beklemediği bir darbeyle yıkacak. ! —Hizbullah, İsrail’i yok etmek için emir bekliyor. ! —ABD, tıpkı Vietnam’daki gibi Venezuela’da burnu sürtülecek! —ABD/İsrail İran gibi bir ülkeye saldırmakla cami duvarına işedi. . . İran kazandı ! —ABD/İsrail kaybetti. ! On yıllardır ABD çöktü, batı bitti, İsrail yakında yok olacak şeklindeki haber ve yorumları dinler dururuz. Duayenlerin, aydınların ve mürekkep yalamış birçoklarının bu türden yorum ve analizlerinin tam olarak hangi somut gerekçelere dayandığını ise bir türlü öğrenemiyoruz. Genellikle belli ideolojilere sahip kişilerin dönemsel ve arızi gelişmelere bakarak bu nevi yorumlar yaptıkları görülüyor. Elbette bütün devletler birgün zamanı geldiğinde tıpkı insanlar gibi; doğar, büyür ve ölürler. (İbn-I Haldun). Ancak bu sosyolojik gerçeklik birilerinin “wishful thinking” minvalindeki analizlerinin bir gerekçesi olmamalıdır. Hem bu analizcilerin es geçtikleri bir diğer sosyolojik gerçeklik de: Teknolojiye, ekonomik güce, kaliteli insan kaynağına, istihbarata ve kollektif akla sahip devletlerin, bu özelliklerini devam ettirip, rakiplerini de büyümeden elimine ettikleri ve uzun vadeli stratejiler yaptıkları sürece kolay kolay yıkılmayacaklarıdır.

Türkçe
0
2
0
220
Mustafa Alimoğlu retweetledi
Mustafa Alimoğlu
Mustafa Alimoğlu@alimoglu_·
Uşak belediye başkanı ve yakın ekibinin gözaltına alındığını duyunca nedense hiç şaşırmadım. Şaşırdığım tek şey; CHP’ye, adliye ve cezaevlerinin yol ve mesken yapıldığı, en küçük bir açıklarının bile operasyonlara gerekçe oluşturduğu, Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hayatının bitirildiği, nerdeyse CHP’nin bütün belediyelerine ve yöneticilerine operasyonların yapıldığı böyle bir konjonktürde bir belediye başkanının sanki Norveç’te yaşıyormuş gibi davranarak gösterdiği bu rahatlık ve pişkinlik Neymiş efendim, kimsenin özel hayatı kimseyi ilgilendirmezmiş. İki yetişkin insanın kendi rızası ile olan birlikteliği kendilerini bağlarmış, hem zinayı suç olmaktan çıkaran AK Partinin kendisiymiş, üstelik iktidar mensupları bu konulara madem hassaslar önce kendilerine baksınlarmış. Bu sözleri ifade edenler, Sanki ahlakın evrenselliği/bireyselliği hakkında yüksek felsefi değerlendirmeler yapan bir toplumda yaşıyor. Bu sözler kulağa hoş geliyor olabilir ama realite bu değil ki. Bir siyasetçinin özel hayatı evinde olur kardeşim. Onun dışında özel hayatı falan olmaz. Tüm dünyada bu böyledir. Öyleki, en seküler ülkelerde bile siyasetçilerin aldatma, cinsel meseleleri ve diğer bilinen konuları kamuoyunun ve basının üzerine gittiği konulardır. Üstelik bu siyasetçilerin özel hayatı hele ki böyle kırılgan zamanlarda, milyonların özel /genel hayatlarının içine ediyor. Özellikle muhalif toplum kesimlerinin moralini bozuyor, şantaj malzemesine dönüştürülüyor ki bu durumda benim özel hayatım kimseyi ilgilendirmez diyemezsiniz. Zaten İktidar uzunca bir süredir ülkeyi öyle bir hale getirdi ki, otoriterlik, höt-zöt ve yolsuzluk zihniyetini muhalefet de dahil toplumun her bir kesimine bulaştırdı, resmen bütün her şeyi enfekte etti. Ardından, tamam bizim şeyimiz kara ama muhalefet de bizim gibi hatta daha kötü propagandasından başka bir çıkış yolu kalmadı. Tüm bu operasyonların belki de en önemli amacı (Eİ’nun saha dışına atılması dışında) genel olarak kendi eksikliklerini gözlerden uzak tutup siyasi meşruiyetini, karşı tarafın enkaz haline getirdiği meşruiyetlerinin üstüne inşa etme çabasından ibarettir. Şimdi tüm bu gerçekler ortada iken, muhalefet, Türk milletine, ülkeye ve genç nesillere nasıl bir Türkiye vaat ediyor? Nasıl bir hikayesi var mesela? Yoksa iktidara hatırlı gerekçeler verdikleri operasyonlara toplumda hiçbir karşılığı olmayan savunmalarla zaman öldürmeye devam mı edecekler. !! Muhalefet ama özellikle de ana muhalefet, siyaset tarzını değiştirip, daha muhalefetteyken senin adamın benim kankim demeden bütün çürük elmalardan kurtulmadığı, umut ve güven veren yeni bir hikaye ile AHLAKİ ÜSTÜNLÜĞÜ tesis edemediği gibi, ikircikli söylem ve uygulamaları ile güven vermek yerine bu haliyle iktidara can suyu olmaktadır. Tek bir çürük elma bile sepetteki bütün elmaları çürütür. Kurumlara değil kişilere endekslenen bu siyaset anlayışının ülke ve insanımıza umut vermesi de mümkün değildir. Siyaset bu konuda hep ya hiç demek zorundadır. Yoksa, bütün projektörlerin üstünüzde olduğu böylesi netameli zamanlarda pişkin bir denyo çıkar bütün dengenizi bozar. Ondan sonra da bu denyoları kurumsal ve toplumsal muhalefet adına savunmak için zihni sinir gerekçeler havada uçuşur. Savunmaların en havada kalanı da: İktidar bize ahlak ve dürüstlük dersi vereceğine kendisine baksın diyerek bir sürü örneğin ardı ardına sıralanmasıdır. Bakınız bunun hiçbir anlamı yok. Çünkü, yanlış yapmamaya ve ahlaki üstünlüğe ihtiyacı olan muhalefet kurumudur. İktidarın böyle bir kaygısı yok. . Yaşadığımız son olaylar esasen bir siyasetçinin en meşru argümanının ahlaki üstünlük, siyaset kurumunun da ahlaklı siyasetçilere ihtiyacı olduğunu bir kere daha ispat etmiştir. Hasılı; gerçek bir hikaye yazmayanlar, başkalarının masallarında; tilki, karga, kurt, kırmızı başlıklı kız, uçan kaz, gulyabani, Don Kişot ve ardından malamat olurlar.
Türkçe
0
4
11
2.8K