Agop Keskeyan

8.4K posts

Agop Keskeyan banner
Agop Keskeyan

Agop Keskeyan

@almanernst_

Vive liberté, égalité, fraternité!

Beşiktaş JK Genel Kurul Üyesi Katılım Ocak 2011
146 Takip Edilen259 Takipçiler
Agop Keskeyan
Agop Keskeyan@almanernst_·
Daha montu çıkarmadan wifi’a geçmeyivereyim ya
Türkçe
0
0
1
10
Agop Keskeyan
Agop Keskeyan@almanernst_·
Anarko Türkçü olmaktan başka çaremiz kalmadı. Bu derece ihanetle başa çıkabilmenin bir başka yolu yok.
Türkçe
0
0
0
27
Agop Keskeyan retweetledi
Bahadırhan Dinçaslan
Bahadırhan Dinçaslan@bdincaslan1·
3 Mayıs'ta ne olmuştu, ana hatlarıyla hatırlayıp bize verdiği mesajı anlamak lazım. Sabahattin Ali'nin, Hasan Ali Yücel'in talebiyle Atsız'a açtığı hakaret davasının ilk duruşmasını takiben, Atsız keskin kalemiyle epey bir "ekabir"i kalaylar. Bu kalaylayış öyle sokak ağzı küfürler, pespaye ithamlar, iftiralarla değildir. Hem ciddi ve incelikli bir dille kaleme alınmıştır hem de yalnız hakikatler üzerine inşa edilmiştir. Yazı ses getirir, ses getirdiği için mahkemenin-mahkemeyi yönlendirenlerin kızgınlığı ile insanların mahkemeye tepkisi artar. 3 Mayıs'taki ikinci duruşmada, bir kısmı örgütlü olsa da büyük bir çoğunluğu örgütlü olmayan, ancak insiyaki tepkisiyle Atsız'ın yanında durmak gerektiğini düşünen gençler büyük bir tantana çıkarırlar. Hem mahkeme salonu ve çevresinde hem duruşmayı takip eden saatlerde toplanan kalabalık nümayişler yapınca, "devlet" endişelenir. İlk polis müdahalesi ve gözaltılar başlar. Akabinde Atsız'a mektup yazanlar, Orhun kadrosu ve müdavimleri, elebaşı olduğu düşünülen figürler; tabii ki Atsız'la birlikte, tutuklanır. Artık iş, "Irkçılık-Turancılık Davası"na dönmektedir. Bütün bu süreçte yalnız gözaltı ve tutuklama değil, yıldırma politikasının bütün yöntemleri kullanılmıştı. Atsız'ın ve Necdet Sançar'ın eşleri mağdur edildiler mesela. Telefonlarla, telgraflarla birçok isim bu "mimli"lerden uzak durmaya davet yahut ihtar edildi. İnsanların ekmeğiyle, şerefiyle ve duygularıyla oynadılar. Atsız esasen "lider figürü" değildi, o zamana dek Türkçü meyiller gösteren çevrelerin eli kalem tutan, takip edilen entelektüellerinden biriydi. Ama bütün bu sürece o vesile olduğu ve hedefe en çok o alındığı için bir tür "ruhani lider"e dönüştü. Kişiliği ve iradesi ile bu zulme direnme süreci birleşti. Bunu layıkıyla yerine getirdiğini söylememiz şarttır. Meşhur savunmasını ilk derece mahkemeye karşı kaleme alan ve müthiş bir belagatle mahkemeye ders veren Atsız ve arkadaşları cezalar aldılar. Ancak üst mahkeme, Askeri Yargıtay kararı bozdu. Yeniden yargılamada Atsız ve arkadaşları beraat ettiler. İsmet İnönü'nün yakınen tanıdığı Askeri Yargıtay üyelerine o tarihten sonra soğuk davrandığı söylenir. Ali Fuat Erden, İsmail Hakkı Berkok ve Kemal Alkan Atsızlar hakkındaki kararı bozan heyeti teşkil ediyorlardı. Bu tarihten sonra ortaya bir manzara çıkmıştı: Milliyetçilik devlet tarafından kontrol edilemiyordu. Hele 1920'lerde doğan gençler, aldıkları milliyetçi eğitimin etkisiyle oldukça idealist ve Türkçü bir tavırla, vaktiyle onlara o eğitimi veren devletin karşısına dikilmeyi vazife sayıyorlardı. Bir nevi devlet ve müfredat, bir Frankenstein canavarı yaratmıştı - dönemin hakimlerinin gözünden Frankenstein canavarı elbette. Hem Atsız hem onun ekibindekiler; hem de onlarla alakası olmayan başka gruplar bunu gördüler. Sonrasındaki seyir, kendiliğinden ortaya çıkan bu akışı kimin kontrol edeceği kavgasıdır. Hem tabandan gelen milliyetçi hareketler hem devlet hem art niyetli sızmalar (mesela birtakım İslamcı hareketler) bu akışı kontrol almak için mücadele ettiler. Günümüzde devlet bu savaşı büyük oranda kazanmış gibi duruyorsa da seküler milliyetçilik kısıtlı imkanlarıyla bu sürecin karşısına dikilmeye devam ediyor. (Aşağı yukarı aynı yıllarda yaşanan Boraltan vakası diye meşhur vakayı ve tepkileri de ayrıca paralel okumak niyetindeyim, Pazartesi videomuzda bunu yapalım.) Bütün bu manzaradan çıkarılacak ilk ders şudur: Cumhuriyet, özellikle Atatürk müfredatının sonucu biziz. Sonraları cumhuriyeti yönetenler bu sonuçtan memnun olmamış olabilirler; bir babanın kendi yetiştirdiği çocuğundan memnun olmaması gibi. Fakat Türklük esaslı ve Türklere özgüven-özsaygı aşılama misyonlu bir anlatı inşa edersen ortaya çıkacak sonuç budur, Türkçülerdir. O yüzden Atsız'ı hiç tanımayan birçok genç bir anda, örgütsüz ve plansız olarak, kendisini bu "dava"nın içinde bulmuştur. İkincisi, milliyetçiliğin kendi devletinin dahi himaye ve yönlendirmesini kabul etmeyen müstakil karakterini korumak şarttır. Bu, demokrasimiz için en büyük denge mekanizmalarından biridir. Millete hizmet aygıtından ötesi olmayan devletin kendisine çeki-düzen verebilmesinin yegane yolu yalnız milletle bütünleşen ve örgütlü milliyetçilerin varlığıdır. Ancak onlar müfredata sokulan zırvaları kaldırtabilirler, ancak onlar, mesela, TSK'nın kuruluş tarihini M.Ö. 209 diye resmileştirebilirler. Üçüncüsü, istibdada karşı girişilen hareketlerde hakim zümreler yıpratmayı, itibarsızlaştırmayı, rütbesizleştirmeyi, çevreye baskı yapıp yalnızlaştırmayı seçerler. Bugün 3 Mayıs'ı kutlarken kendinize sorun: Hiç böyle bir operasyona alet oldunuz mu? Bir Türkçüye iftira attınız mı? Onu yıpratmaya çalıştınız mı? Lüzumsuz tartışmalarla, insiyaki gelişen süreçleri baltayanlardan oldunuz mu? Bir grup Türkçü bunu yapmadığı için bugün Tayyip Erdoğan'dan izin almadan faaliyet gösterebiliyoruz. Bir tarafı bozuk olanın her tarafı bozuktur. Bir insanın bir işe yeteneği olmayabilir. Bir konuya dair bilgisi yahut fikri olmayabilir. Ama bir işte ahlaki bozukluk gösteriyorsa başka işte düzgün olmaz. Bir konuda düşünce ahlakı aşağılıksa, yıllarca yüksek ideallerden bağıra çağıra bahsetsin, asla yüksek seciyeli bir işe imza atamaz. O yüzden "siyasetin gereğidir" diye meşrulaştırdığınız davranışları bir düşünün derim. Bunlar siyasetin gereği değil. Bunlar, milliyetçiler bir daha birlik olup otoriteye dikilemesin diye tezgahlanmış tuzaklar. 3 Mayıs'ta ve sonrasında gözaltına alınanlar, tutuklananlar, işkence görenler bazen farklı düşündüler bazen aynı. Fakat 3 Mayıs'ta sembolleşen duruşu gerçekleştirirken hepsi ahlakça aynıydılar. Akademide yükselmesi engellenmiş, ömrü boyunca ekmeğe muhtaç olsun diye uğraşılmış, türlü iftiralara maruz kalmış Atsız yok olup gitmediyse, bugün milyonlarca gencin hafızasında hala yer ediyorsa, o ahlak sayesindedir. 3 Mayıs Türkçüler günü kutlu olsun. Türkçülüğün çeşitli günleri vardır, yeni yeni günleri de doğabilir. Ama bu günün "Türkçülük"e değil de "Türkçüler"e hasredilmesinin sebebi yukarıda zikrettiklerimdir. Bu günü kutlarken kendinize sorun: Kimin tarafındasınız?
Türkçe
6
50
409
20.1K
Agop Keskeyan retweetledi
kabuk
kabuk@yokki0lsa·
1 Mayıs mesai ücreti 5 katı yatıcakmış
Türkçe
1
0
19
509
Agop Keskeyan
Agop Keskeyan@almanernst_·
DM’den sildiğim konuşmalar bir süre sonra neden geri geliyor amk
Türkçe
0
0
1
29
Agop Keskeyan
Agop Keskeyan@almanernst_·
Süzme yoğurt bulmada geçmişe göre zorluk yaşayan var mı? Süzme yoğurt kıtlığı beni endişelendiriyor
Türkçe
0
0
0
47
Agop Keskeyan
Agop Keskeyan@almanernst_·
Sürekli yarış içinde olup sürekli son anlarda şampiyonluğu kaybetmektense Beşiktaşım gibi ortadan kaybolup arada gelip şampiyon olmak daha iyi gibi ya. Fenerlilere gerçek anlamda üzülüyorum.
Türkçe
0
0
3
34
Agop Keskeyan
Agop Keskeyan@almanernst_·
@iiiremkk Kaç gün olunca sigarayı bıraktığına ikna olursun
Türkçe
1
0
1
101
irem🇹🇷
irem🇹🇷@iiiremkk·
sigarayı bırakıyorum 2. gün
Türkçe
4
0
7
441
Agop Keskeyan retweetledi
Beşiktaş JK
Beşiktaş JK@Besiktas·
Today our guest 👀 𝐅𝟏 🇹🇷🏁
Beşiktaş JK tweet media
English
256
3.7K
47.6K
2.4M
Agop Keskeyan retweetledi
Formula 1
Formula 1@F1·
🇹🇷
ART
2.1K
17.6K
148.8K
11M
Agop Keskeyan retweetledi
Haci Productions
Haci Productions@Haciproductions·
ZXX
16
1.9K
7.5K
337.3K