Alper Akbulut

1K posts

Alper Akbulut banner
Alper Akbulut

Alper Akbulut

@alperakbu

Kooperatifçi, Kalkınmacı, Mühendis, Projeci, Anlam Arayıcısı🦩

İzmir, Türkiye Katılım Ekim 2009
5.1K Takip Edilen588 Takipçiler
Alper Akbulut retweetledi
Gökçe Katun
Gökçe Katun@gokceekatuun·
Festivalde tezgah açarak harçlığını çıkaran çocuk: Ben Ceza dinlerim. Lvbel C5, terbiyesizliği sanat olarak sunuyor. Üniversite okuyanların %90'ı işsiz, okumayanların da %90'ı çalışıyor, öyle bir eğitim sistemimiz var.
Türkçe
2
7
32
823
Alper Akbulut retweetledi
Ahmet Hakan Çakıcı
Ahmet Hakan Çakıcı@AhmetHakanakc1·
... Bunlar genel sonuçlardı Amerika bir de özel bir sonuç çıkardı bu savaştan: Bütün büyük rakiplerinin kendileri için savaşabilecek ve ölebilecek Müslümanları vardı ama kendisinin yoktu. Bu büyük açık büyük bir hızla kapatılmalı Amerika için ölecek Müslümanlar bir sonraki savaşa kadar hazır edilmeliydi ... Amerikanın Aldığı Büyük Ders: Türk Amerikancılığının Kökenleri -1 Başlıklı bir kaç satır Muhatabına islamianaliz.com/makale/2800669…
Ahmet Hakan Çakıcı tweet media
Türkçe
1
2
6
568
Alper Akbulut retweetledi
Alper Akbulut retweetledi
Lusnika 🇹🇷
Lusnika 🇹🇷@thelusnikaa·
Artvin’de suya düşen küçük kızı kurtarmak için hiç düşünmeden suya atlayan abim… Allah senden bin kere razı olsun 🙏
Türkçe
879
1.1K
27.6K
696.6K
Alper Akbulut retweetledi
DW Türkçe
DW Türkçe@dw_turkce·
Türkiye ve İngiltere’den market fiyatlarının karşılaştırıldığı tablo görenleri şaşırttı İngiltere’nin başkenti Londra, dünyanın en pahalı şehirlerinden biri Fakat İstanbul’dan temel gıda maddeleri fiyatları, İngiltere’yi sollamış görünüyor
Türkçe
114
847
2.6K
255.5K
Alper Akbulut retweetledi
Avukat Cemil
Avukat Cemil@avcemilcicek·
📍VE TUTUKLANDI! Başlığı okuyunca suçlu, kriminal biri sandınız di mi? O halde dikkatle okuyun: — AKP Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş'ın 12. sınıfta okuyan oğlunun okula silahla geldiği, silahı okul arkadaşlarına doğrultarak fotoğraf çektirdiği iddia edildi. — Bu iddiayı haberleştiren yerel gazeteci Yelis Ayaz hakkında halkı yanıltıcı bilgiyi yaymak suçlamasıyla soruşturma açıldı, apar topar gözaltına alındı. — Ancak gazeteci, 4 öğrencinin durumu CİMER'e şikayet ettikleri ortaya çıkarttı ve CİMER şikayetleri savcılık dosyasına sunuldu! — Peki ne mi oldu? Öğrencilerin CİMER şikayetleri dosyaya sunulmasına rağmen Gazeteci Yelis Ayaz az önce “yalan bilgi yaymaktan” tutuklanarak cezaevine gönderildi! (Aydın Post-Etkili Haber) Yani şahıs gözaltına alınacağına, olayı haber yapan gazeteci Yelis Ayaz tutuklanmış! Yelis hanımı soğuk betonlarda yalnız mı bırakacağız? Bu yanlıştan dönülmeli, Yelis Ayaz derhal serbest bırakılmalı!
Türkçe
938
10.3K
34.2K
1.1M
Alper Akbulut retweetledi
Whisper
Whisper@whisperhaber·
Ekonomist Onur Çanakçı: Reuters, Amerika'nın savaş maliyetini yazdı bugüne kadar. 29 milyar Dolar. Bizim 4 ayda faize ödediğimiz para 25 milyar Dolar, Mayıs ayı içinde yok bu arada. Bir savaş maliyeti kadar faiz ödemesi yapıyoruz. Bunu kimse anlatamaz.
Türkçe
87
2K
7.2K
237.4K
Alper Akbulut retweetledi
Cem GÜRDENİZ
Cem GÜRDENİZ@cemgurdeniznet·
Türkiye ile Azerbaycan “iki devlet bir millet” şiarına dayalı tarihi, kültürel ve stratejik kardeşlik bağlarıyla birbirine bağlıdır. Bu bağ sadece Azerbaycan için değil, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan için de geçerlidir. Türk dünyasının denizlere açılan tek jeopolitik kapısı Anadolu’dur ve onun sahibi Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye, nüfusu, üretim kapasitesi, genç ve çalışkan insan gücü ile üç kıtanın kesişimindeki eşsiz coğrafyası sayesinde son derece yüksek bir stratejik manevra alanına sahiptir. Ancak bu büyük avantaj aynı zamanda çok hassas ve dikkatli bir jeopolitik yönetim zorunluluğunu da beraberinde getirir. Bugün 500 yıllık Batı egemenliği çözülürken, krizler, yaptırımlar, vekâlet savaşları, ekonomik baskılar, hibrit operasyonlar ve manipülasyonlarla yeni dünya düzeninde pozisyon alınmaya çalışılıyor. Rusya-Ukrayna savaşı da, İran’a yönelik baskılar da bu büyük jeopolitik dönüşümün parçalarıdır. Türkiye ise tarihinde ilk kez, yaklaşık 500 yıl sonra yeniden Asya ile, Türk dünyasıyla, Avrasya ile doğal jeopolitik ekseninde buluşma fırsatı yakalamıştır. Bu, sadece ekonomik değil, kültürel, siyasi, savunma ve medeniyet ölçeğinde tarihi bir fırsattır. Bu rota aslında Mustafa Kemal Atatürk’ün bir asır önce işaret ettiği rotadır. Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’nun kuruluş felsefesi de budur. Atatürk, Anadolu’nun geleceğini Avrasya gerçekliğinden bağımsız düşünmemiştir. Son iki yüz yılın jeopolitik teorileri Avrasya’nın dünya hakimiyetinin merkezi olduğunu anlatır. 500 yıllık Atlantik sistemi ise Avrasya’nın birleşmesini engellemek için her yolu denemiştir. Bugün de denemeye devam etmektedir. Ancak artık Batı’nın sınırsız güç dönemi sona ermektedir. ABD ve Avrupa Birliği kriz çıkarıyor fakat sonuç alamıyor. Direnen devletler ve direnen cepheler artık bu baskı düzenine karşı koyabiliyor. Türkiye’nin bu süreçteki yeri, yeniden yükselen Avrasya jeopolitiğinin belirleyici merkezlerinden biri olmaktır. Bu nedenle Türk-Rus ilişkileri son derece dikkatli yönetilmelidir. Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler, Batılı güçlerin provokasyonlarına, manipülasyonlarına ve oldu-bittilerine teslim edilmemelidir. Aynı şekilde kardeş Türk cumhuriyetleri de Rusya ve Çin ile ilişkilerinde, geri çekilen Atlantik sisteminin kışkırtıcı stratejilerine alet olmamalıdır. Zelenski yönetiminin Ukrayna’yı hangi noktaya sürüklediği ortadadır. Güney Kafkasya’da ve Orta Asya’da yeni Zelenskilere ihtiyaç yoktur. Türkiye de Rusya da çok dikkatli olmak zorundadır. Her iki devlet de, Cumhuriyetimizin kuruluşunda ve Kurtuluş Savaşı yıllarında birbirlerine verdikleri tarihi desteğin bilinciyle hareket etmelidir. Yeni dünya düzeninde izlenecek rota, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaklaşık 100 yıl önce işaret ettiği bağımsız, dengeli, ve egemenlik temelli rotadır. Finans kapitalin yaldızlı vaatleri belirli kesimleri mutlu edebilir ancak jeopolitiğin tunç yasalarını değiştiremez. Bu rota asla Washington’da, Brüksel’de veya Londra’da çizilemez.
Türkçe
0
145
525
21.1K
xilouris efe
xilouris efe@XilourisEfe·
Kendimle çoğu zaman süper barışığım ama Hemofili olmaktan kan veremediğim zaman tiksiniyorum. İmkanınız varsa ricacınızım
xilouris efe tweet media
Türkçe
3
29
18
3K
Alper Akbulut retweetledi
Selâhattin Aydın
Selâhattin Aydın@selahattnaydiin·
Aydın Söke'deki kağıt fabrikası zehirli kül atığını Sazlıköy ve Argavlı arasındaki buğday tarlasının ve zeytinlerin yanına döküyor. Öğrendiğime göre sulak alanlara da döküyormuş. Yer altı suyu, toprak, sulak alanlar ve insanlar göz göre göre zehre bulanıyor. @csbgovtr bu nedir?
Türkçe
30
1.2K
2.8K
158.4K
Alper Akbulut retweetledi
Deniz Yavuzyılmaz
Deniz Yavuzyılmaz@yavuzyilmazd·
Tüm İzmirlilerin ve yolu İzmir’den geçenlerin dikkatine! Çok yakında, İzmir Çevre Yolu artık ücretsiz değil, paralı olacak! Karayolları Genel Müdürlüğü’nün ücretsiz olarak işlettiği İzmir Çevre Yolunun 25 yıllığına özelleştirilmesinin planlandığını tespit ettik. Yap-İşlet-Devret modeli otoyolların fiyat tarifeleri baz alındığında; Özelleştirildikten sonra İzmir Çevre Yolunda uygulanacak araç geçiş ücret tarifesini paylaşıyorum⬇️ 🔴Balçova-Gaziemir: 33 TL 🔴Gaziemir-Otoyol Ayrımı: 31 TL 🔴Otoyol Ayrımı-Üniversite Ayrımı: 40 TL 🔴Üniversite Ayrımı-Karşıyaka: 33 TL Bağlantı yolları dahil toplam 51 km❗️ 2025 yılında İzmir Çevre Yolundaki araç geçiş sayısı: 141 Milyon 298 Bin adet❗️ 2010 yılındaki özelleştirme paketinde de yer alan İzmir Çevre Yolunun, 2026 yılı itibariyle özelleştirilmesi gerçekleşirse⬇️ Şirket, bu otoyolları, Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan otoyolların ortalama kilometre başına araç geçiş fiyatlarıyla işlettiğinde; 🔴Şirketin bir yılda vatandaştan tahsil edeceği geçiş ücreti en az 4 Milyar 326 Milyon Lira olacak❗️ 🔴25 yıllık özelleştirme sürecinde şirketlerin kasasına girecek tutar: 108 Milyar Lira❗️ 🔴Güncel kurla en az 2 Milyar 402 Milyon Dolar❗️ Maliyeti yıllar önce vatandaşın vergileriyle ödenmiş olan çevre yollarını özelleştirmek vatandaşa ihanettir! Derhal bu özelleştirme planından vazgeçin! Kaynak: KGM 2025 Trafik ve Ulaşım Bilgileri Raporu, CİMER, 2010 Yılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı, Çevre Otoyolu Haritası
Deniz Yavuzyılmaz tweet media
Türkçe
467
2.7K
8.5K
312.3K
Alper Akbulut retweetledi
Türker KILIÇ
Türker KILIÇ@turkerkilic·
BİLİMİN SINIRLARI, YAŞAMIN AĞI: Bağlantısallık Bilimi ve Yaşamdaşlık Perspektifinden Planck’ın Sözü (1/2) Max Planck’ın şu tespiti, yalnızca fiziğin değil, insanın kendini anlama çabasının da en derin sınırlarını işaret eder: “Bilim, doğanın nihai gizemini çözemez; çünkü biz de çözmeye çalıştığımız bu gizemin bir parçasıyız.” Bu cümle, ilk bakışta bir sınır ilanı gibi görünür. Oysa daha dikkatli bakıldığında, bu söz aslında yeni bir başlangıcın kapısını aralar. Çünkü burada söylenen şey, bilimin yetersizliği değil; bilimin yanlış konumlandırılmış öznesidir. İnsan, evreni dışarıdan gözleyen bir “izleyici” değildir. İnsan, evrenin kendi içinden kendini anlamaya çalışan bir süreçtir. Tam da bu noktada Bağlantısallık Bilimi devreye girer. 1. Gözlemci Değil, Ağın Bir Parçasıyız Klasik bilim paradigması, özellikle Isaac Newton sonrası dönemde, dünyayı parçalarına ayırarak anlama üzerine kurulu. Nesneleri ayrı, gözlemciyi ayrı, doğayı ayrı bir gerçeklik olarak ele alıyoruz. Bu yaklaşım olağanüstü başarılar da getirdi; ancak aynı zamanda bir yanılsamayı da pekiştirdi: Sanki biz, anlamaya çalıştığımız sistemin dışında durabiliyormuşuz gibi. Oysa 20. yüzyılda kuantum fiziği ile birlikte bu yaklaşım köklü biçimde sarsıldı. Werner Heisenberg’in belirsizlik ilkesi ve Niels Bohr’un tamamlayıcılık ilkesi, gözlemcinin sistemden bağımsız olamayacağını açıkça ortaya koydu. (En azından benim için beyinbilim kökenli)”Bağlantısallık Bilimi” bu bulguyu daha ileri taşır ve şunu söyler: Tüm varoluş kodlamalarının bütünlüğünü oluşturan yaşam içinde her şey, içinde bulunduğu ilişkiler ağı ile vardır, onunla anlamlanır ve onu anlamlandırır. Bu durumda insan, evreni inceleyen bir özne değil; evrenin kendi bağlantısal örgüsü içinde anlam üreten bir enformasyon akışıdır. 2. Yaşamın Yapıtaşı: Madde Değil, Enformasyon Planck’ın işaret ettiği sınırın arkasında daha temel bir gerçeklik yatar: Biz, maddeyi inceleyen varlıklar değiliz; bizatihi enformasyon işleyen sistemleriz. Claude Shannon ile başlayan bilgi kuramı, yaşamın temel dinamiklerinin “madde”den çok “enformasyon akışı” ile açıklanabileceğini gösterdi. Beyin, bunun en somut örneğidir. Nöronlar tek başına bir anlam taşımaz; anlam, aralarındaki bağlantıların örüntüsünde ortaya çıkar. Bu perspektifi genişlettiğimizde şu güçlü önerme ortaya çıkar: Yaşamın yapıtaşı atom değil, enformasyondur. Ve enformasyon, ancak bağlantılar içinde var olur. Dolayısıyla Planck’ın “çözülemeyen gizem” dediği şey, aslında dışsal bir bilinmezlik değil; bizim içinde yer aldığımız enformasyonel ağın sınırsız karmaşıklığıdır. 3. Bilincin Sınırı = Sistem İçinde Olmanın Sınırı İnsan zihni, evreni anlamaya çalışırken kendi araçlarını kullanır: algı, dil, matematik, modelleme… Ancak bu araçların tümü, yine evrenin içinden doğmuştur. Yani biz, sistemi anlamak için yine sistemin kendisini kullanıyoruz. Bu durum parçanın ayrıklığına uyarlanmış zihinler bir paradoks gibi görünür, ama aslında bir parça-bütün birliği esas yasadır. Karl Friston’ın serbest enerji ilkesiyle ifade ettiği gibi, beyin sürekli olarak dünyayı modelleyen bir öngörü makinesidir. Ancak bu model hiçbir zaman “tam gerçeklik” değildir; yalnızca organizmanın hayatta kalmasını sağlayan bir yaklaşık temsildir. Bu nedenle: Gerçeklik ile algımız arasında her zaman bir fark vardır Ve bu fark asla tamamen kapanmaz Planck’ın “nihai gizem” dediği şey, işte bu kapanmayan farkın kendisidir.
Türker KILIÇ tweet media
Türkçe
3
51
254
9K
Alper Akbulut
Alper Akbulut@alperakbu·
RT @yavuzyilmazd: Düşen Libya uçağı, şüpheli İsrail jeti ve kayıp kamera kayıtları! 23 Aralık 2025 tarihinde Ankara’da düşen, Libya Genel…
Türkçe
0
276
0
2
Alper Akbulut retweetledi
Hüseyin Yılmaz
Hüseyin Yılmaz@HSYNYILMAZ09·
Eyy Ahali Nasıl Filimler döndürmüşler Haberin Varmı ? 27 Şubat 1946 tarihli 10 milyon dolarlık kredi anlaşmasının 3. bölümünde ise yine dikkatlerden kaçmaması gerek bir ayrıntı daha vardır Oskarlık Filimlere Örnek ‘’Eğer Birleşik Devletler, gerek Türkiye'de gerek Türkiye
Hüseyin Yılmaz tweet media
Türkçe
1
1
6
193
Alper Akbulut retweetledi
Turhan Çömez
Turhan Çömez@ComezTurhan·
Yer: Tunceli… AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş… İddiaya göre; Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor. Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor. Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor. Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor. Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor. Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor. Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor. Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor. Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor. Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor. Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor. Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor. Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor. Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor. Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri… Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor. Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti. “Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi… Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler. Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı. Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz? Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Turhan Çömez tweet media
Türkçe
2.9K
22.2K
84.6K
3.8M
Alper Akbulut retweetledi
Fatih Çolak
Fatih Çolak@fatihcolak19831·
Hani geçenlerde bir firma demiştim ya Türkiye’de üretilen domates gibi sebzelerin çoğu bu firmanın tohumları ekiliyor diye, firma aynı zamanda tarım zehirleri de üretiyor demiştim, aynı zamanda bu tarım zehrinden etkilenen insanlar için de ilaç üretiyor demiştim. Bakın kendi web sitesindeki duyurduğu iş ortaklarından tanıdık bir isim var, bu isim hani geçen demiştim ya küresel zehir tüccarlarının Türkiye’deki en büyük adamı diye. Şimdi ne yapayım bu ismin gerçek yüzünü ortaya çıkarayım yoksa sen ölme diye canımı malımı tehlikeye attığım idealim’den vaz mı geçeyim? Ya da ben de küresel şirketlerin cazip tekliflerine boyun mu eğeyim?
Fatih Çolak tweet mediaFatih Çolak tweet media
Türkçe
73
820
2.7K
66.3K
Alper Akbulut retweetledi
Yesimcarpediem19
Yesimcarpediem19@Yesimcarpediem1·
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Yusuf Kurucu ve İZSU’nun 7 farklı istasyondan aldığı su numuneleri, korkutan gerçeği bilimsel olarak belgeledi. Veriler net: Sadece Aralık ve Ocak aylarında tonlarca azot ve fosfor İzmir Körfezi’ne boşaldı! 🔍 Resmi Raporlara Dayanarak @cigli.medya olarak Soruyoruz: 1️⃣ Kaynağında Kim Var? Gediz, Kütahya’dan temiz doğup İzmir’e neden “4. derece kirli su” olarak giriyor? Yol boyundaki sanayi tesisleri yeterince denetleniyor mu? 2️⃣ Gıda Güvenliği Ne Olacak? Nehir suyuyla sulanan tarım arazilerindeki ağır metal yükü, soframıza gelen ürünleri ne kadar tehdit ediyor? 3️⃣ Körfez Nasıl Nefes Alacak? Körfezdeki balık ölümleri ve koku sorununun ana kaynağı olan bu kirlilik akışı durdurulmadan, “temiz körfez” hedefi ne kadar gerçekçi? ⚠️ Prof. Dr. Yusuf Kurucu uyarıyor: “Nehir, geçmişte can verdiği arazileri artık tehdit etmekle kalmıyor, körfezin canlı rezervuarını da öldürüyor.” @cevreormanorgtr @csbgovtr @murat_kurum #gediz #i̇zmir #çevrekirliliği #gıdagüvenliği #körfez
Türkçe
21
444
763
55.2K
Alper Akbulut retweetledi
Güzin Göksu
Güzin Göksu@guzun4rgoksu·
Yılgınlıktan direnişe Kuran'ın psikolojik direnç tavsiyeleri Kuran'da insan yüksek bir irade ve zihinsel dayanıklılık sahibi bir özne olarak inşa edilmek istenir. Bu inşa yapılamazsa insanın bir et parçasından farkı olmaz. Kıyam paradigması adını verebileceğimiz bu inşa sürecinde zorluklar karşısında çözülmenin evrelerini tanımlayan ve bu çözülmeyi durduracak mekanizmaları sunan bir dizi reçete de yer alır. 2 ayeti inceleyeceğiz: Yılgınlığa düşmeyin, hüzne kapılmayın, eğer müminler iseniz mutlaka üstün geleceksiniz. Ali İmran 139 Pek çok nebinin yanında çok sayıda adanmış topluluk/rabbaniler çarpıştı; Allah yolunda başlarına gelenlerden ötürü ne yılgınlık gösterdiler, ne güçten düştüler, ne de boyun eğdiler; Allah kararlılıkla direnenleri sever. Ali İmran 146 Kuran'da bu ayetlere göre bireyin veya topluluğun direncinin kırılmasını üç aşamalı negatif süreç olarak tanımlanıyor. Bu süreç zihinde başlıyor, eyleme yansıyor ve mağlubiyetle sonuçlanıyor. Ayetlerde geçen kavramları inceleyelim. Vehn / Yılgınlık Yılgınlığa düşmek olarak çevirebileceğimiz Vehn / VHN kelimesi bir yapının içten içe çürümesi, mukavemetini kaybetmesi halidir. Mücadelenin ilk sarsıntı anında ortaya çıkan motivasyon kaybı ile tetiklenir. Kişinin ben bunu yapamayacağım dediği o ilk kırılma noktası vehn'dir. Bu kırılma yaşandığında fiziksel çekilme de beraberinde gelir. Kuran yılgınlığa dikkat çekerek kıyam etme direnişini henüz düşünce aşamasındayken korumaya alır. Vehn işin eylemsel ve fiziksel boyutudur. Hüzn / Üzüntü Dilimize de hüzün olarak geçmiş bir kelimedir, Kuran üzüntüyü yani hüznü geçmişte yaşanmış bir kayba takılıp kalarak bugünün enerjisini tüketmek olarak kodlar. Üzüntülü bir zihin geleceği inşa edemez çünkü enerjisi 'keşke'lerin ağırlığı altında ezilmiştir. Bu konunun psikolojik boyutudur. Zaaf / Güçten düşme Yılgınlık yani vehn durdurulmadığında bir sonraki aşama olan zaaf yani güçten düşme başlar. Burada artık hem psikolojik, hem toplumsal bağlar hem de işlevsel kapasite azalır. Kişi ve toplumlar imkanlarını kullanamaz hale gelirler ve stratejik kabiliyet yitimi baş gösterir. İstikane / Boyun eğme Çözülmenin son aşaması istikane'dir. Şartların altında ezilmek, kendi özgün kimliğini yitirip baskın gücün mesela bir düşmanın, sistemin, fikrin, doktrinin veya umutsuzluğun altına girerek boyun eğmektir. Tam olarak kıyam'ın bitişidir. Artık direnç tükenmiş ve edilgenlik kalıcı bir hal almıştır. Kişi mağlup olmuştur. Peki karşı duruş formülü nedir? Kuran'ın sunduğu bu semantik mimari insanı sürekli aşağı çeken kuvvetlere karşı kıyam projesidir. Geçmişin yükü olan hüzün ile bugünün enerjisini sömüren yılgınlık birleştiğinde birey önce zaaf ve güçsüzlük evresine geçer ve nihayetinde istikane ile iradesini şartlara teslim ederek varlıksal bir çöküş yaşar. İşte bu noktada sabr bu çöküş zincirini kıran aktif bir direnç ve hattı muhafaza etme iradesi olarak devreye girer. Bu bütünsel direnç hali Kuran'ın temel öğretisi olan kıyam'ın nasıl sağlanacağını gösterir. Hakikatin bilgisinden emin olmanın verdiği o en üstün olma bilinciyle zorluklara karşı dik, onurlu ve sarsılmaz bir duruş sergilenebilir. Aktif direnç olan sabır kıyamın içsel motor gücüdür, kıyam ise sabrın yeryüzündeki eylemsel ve vakur tecellisidir. Başlarına gelenlere rağmen hattı terk etmeyen, pozisyonunu bozmayan ve sarsılmayan aktif direnç sahipleri sabredenlerdir. Hat nedir? Sıratı müstakim'dir. Ve sadece hakikat bilgisinden emin olup aktif direnç gösterenler kıyam edebilir. Muhakkak her güçlükle beraber bir kolaylık vardır. İnşirah 5-6 Sabır ve salat ile gevşeme, üzülme, güçsüzleşme, boyun eğme ve yıkıma karşı güç kazanılabilir. Salat'ın ne olduğunu keşfedebildik mi? Kuran ile aydınlanmamız dileği ile.
Türkçe
11
21
138
12.5K
Alper Akbulut retweetledi
Alon Mizrahi
Alon Mizrahi@alon_mizrahi·
An amazing piece of truth in Haaretz this morning: the European pine trees Ashkenazi settlers planted over the ruins of Palestine's villages are dying en masse throughout occupied Palestine, 'and no one knows exactly why'. But it is obvious why: they are not native, and they were used as weapons of war and ethnic cleansing. The very soil rejects repugnant Zionism. The land itself, no less. This could be the most ominous signal Zionists have ever received. And they have received plenty. It feels like a divine warning
Alon Mizrahi tweet media
English
206
3.9K
11.6K
242.9K
Alper Akbulut retweetledi
Türker KILIÇ
Türker KILIÇ@turkerkilic·
Bağlantısallık Biliminin Kısa Matematik Tarihi (2/2) Bu çerçevenin biyolojik karşılığı, Henry Markram öncülüğündeki Blue Brain Project ile somutlaşmıştır. 2015 yılında yayımlanan çalışmalar, beynin yalnızca nöronlardan oluşan bir yapı olmadığını; yüksek boyutlu geometrik organizasyonlar içeren bir ağ olduğunu gösterdi. Nöronlar arasındaki bağlantılar, basit çizgisel ilişkiler değil; çok boyutlu topolojik yapılar oluşturur. Bu nedenle düşünce, tekil bir noktada değil, bu bağlantıların oluşturduğu geometrik örüntülerde ortaya çıkar. Zihin, bağlantının geometrisidir. Kompleks sistemler alanında Ilya Prigogine ve Stuart Kauffman ile gelişen emergans kavramı, bu tabloyu tamamladı. Bir sistemin özellikleri, parçalarının toplamından türetilemez; yeni özellikler, bağlantıların organizasyonundan doğar. Bilinç de bu nedenle bir “yer” değil, bir “örgütlenme biçimi”dir. Bu düşüncenin fiziksel matematikteki ileri ifadesi Giorgio Parisi ile ortaya konmuştur. Parisi, sistemlerin tek bir denge durumuna sahip olmadığını; çok sayıda olası denge ve dolayısıyla çoklu gerçeklikler içerdiğini göstermiştir. Bu yaklaşım Bayesyen düşünce ile birleştiğinde şu sonuç ortaya çıkar: Gerçeklik sabit değildir; sürekli güncellenen bir olasılık alanıdır. Michel Talagrand’ın yüksek boyutlu olasılık teorisi ise bu karmaşık yapıların matematiksel temelini güçlendirir. Büyük sistemlerde rastlantısallık, kaos üretmez; aksine düzen üretir. Bu, milyarlarca nöron ve trilyonlarca bağlantıdan oluşan beynin nasıl anlamlı bir bütün oluşturabildiğini anlamaya yönelik güçlü bir çerçevedir. Bütün bu tarihsel çizgi bugün tek bir noktada birleşmektedir: Varlık, düğümlerden değil bağlantılardan oluşur. Yaşam, enformasyon akışıdır. Zihin, bu akışın geometrik organizasyonudur. Benlik ise bu ağ içinde sürekli güncellenen dinamik bir düğümdür. Bu matematiksel gerçekliğin yaşama kültürü Yaşamdaşlık modelidir. Eğer varlık bağlantılarla var oluyorsa, yaşamı sürdüren şey de varoluş ağlarıdır. Bu nedenle yaşamı anlamlı kılan, sahip olmak değil; bağlantı kurmak, çoğaltmak ve derinleştirmektir. Çünkü evrenin temel yasası şudur: Bağlantısız olan dağılır, bağlı olan varlığını sürdürür. Ayrı olan yoktur; yalnızca henüz görünür hale gelmemiş bağlantılar vardır. Ve bu uzun matematiksel yolculuğun bize bıraktığı en yalın sonuç şudur: Yaşamın yapı taşı atom değil, enformasyondur. Fizik, biyoloji ve zihnin derininde, varlığı taşıyan şey madde değil; anlam üreten enformasyon örüntüleridir. Ve zor soruyu tekrar sorayım: Beynimiz nasıl düşünce üretiyorsa, yaşam da aynı matematik modelleme içinde yaşantı üretiyor olabilir mi? #Penceremdenİstanbul
Türker KILIÇ tweet media
Türkçe
5
13
56
2.3K