Altay Öktem

11.5K posts

Altay Öktem banner
Altay Öktem

Altay Öktem

@altayoktem

https://t.co/Zn1uvRC1uM

Katılım Aralık 2010
1.5K Takip Edilen8.6K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Altay Öktem
Altay Öktem@altayoktem·
Bir ömür böyle geçti...
Altay Öktem tweet mediaAltay Öktem tweet media
Türkçe
19
69
383
0
Altay Öktem retweetledi
Halkın Doktorları
Halkın Doktorları@halkdoktorlari·
17 Nisan Sağlıkta Şiddetle Mücadele Günü Dr. Ersin Arslan, görevini icra ettiği sırada maruz kaldığı şiddet sonucu yaşamını yitirmiş; adı sağlıkta şiddetin simgelerinden biri haline gelmiştir. Onu ve yaşamını yitiren tüm sağlık emekçilerini saygıyla anıyoruz.
Halkın Doktorları tweet media
Türkçe
0
5
9
476
Altay Öktem retweetledi
İstanbul Demokratik Katılım Grubu
Hekimliğin onurunu korumak, beyaz önlüğün gücünü yeniden hissetmek ve gülümsemeyi yeniden hatırlamak için Demokratik Katılım Grubu olarak yola çıktık. Yönetim Kurulu Adaylarımız: Dr. Talat Kırış Dr. Benan Koyuncu Dr. Ceren Kineşçi Dr. Emrah Kırımlı Dr. Fikret Aydın Dr. Irmak Saraç Dr. Nadir Kalfazade 📣19 Nisan'da Zeytinburnu 100. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yapılacak olan İstanbul Tabip Odası seçiminde Demokratik Katılım Grubu'nda bir araya gelelim!
İstanbul Demokratik Katılım Grubu tweet media
Türkçe
2
49
84
32.7K
Altay Öktem retweetledi
Halkın Doktorları
Halkın Doktorları@halkdoktorlari·
İstanbul Dişhekimleri Odası seçimlerinde kazanan; meslek onuru, emek ve demokrasi oldu. Piyasacı ve dayatmacı anlayışa karşı, birlikte ve kararlılıkla…
Halkın Doktorları tweet media
Türkçe
0
10
16
1.5K
Altay Öktem retweetledi
K24
K24@kitapkritik24·
DENİZ DURUKAN – Her şeyden sızdım bir derinliğe: “Büyülü bir anlatım, yer yer fantastik unsurlar, organsız bedenler, bedensiz organlar ama bir yanıyla nefs, kök, hem Doğu felsefesi hem Batı felsefesi; her şey birbirini kucaklıyor...” k24kitap.org/her-seyden-siz… @kitapkritik24 aracılığıyla
K24 tweet media
Türkçe
0
3
10
1.2K
Altay Öktem retweetledi
Sedef Erken
Sedef Erken@SedefErken·
ALFA -EVEREST olayından yola çıkarak Türkiye'de Kültür Sanat Endüstrilerine dair, meraklısına, bu alanda 20 yıldan fazla zamandır çalışmış bir avukattan... .... Ben avukat olarak sadece telif hukuku çalışmış biriyim, gelen başka işleri almam, anladığım ve sevdiğim hukuk alanı budur ve 30 yılı aşan iş yaşamımda 20 yıldan fazla buna emek verdim. 90'larda iş hayatımın ilk 10 yılında perakende sektöründe şirket yöneticiliği yaptım, bir dönem D&R'ın satın alma süreçlerinden sorumlu direktörüydüm ve o zamanlar Everest yoktu ve Alfa bizim en büyük alımları yaptığımız toptancımızdı. Daha sonra yayınevi kuruldu ve bildiğiniz gibi bugün ülkenin en önemli aktörlerinden biri. Telif hakları konusunda müzik, sinema -tv, tiyatro, edebiyat, resim gibi kültür sanat alanlarında çalıştığım sürenin büyük bölümünde sanatçı hakları ve sanat emekçileri konusunda bugünkü tanımıyla aktivizm denilebilecek biçimde çaba gösterdim. Danışmanlık, festival organizasyonu, albüm ve klip yapımcılığı, menajerlik yaptım. Müzik meslek birlikleri, Oyuncular Sendikası ve meslek birliği gibi kurumlarda kurucu avukat olarak bu yapıların geliştirilmesinde emek verdim. Yani bu konuları sahada dibine kadar yaşamış biriyim. Tabiri caizse son 20-25 yıl bu ülkenin kültür sanat alanında girip çıkmadığım yer-konu kalmadı. Bütün bunları kendimden bahsetmek için değil, fikrimin arka planındaki yaşanmışlığı vurgulamak ve deposundan sahnesine bu endüstrileri iyi bilen biri olarak yaptığımı ifade etmek için anlatıyorum. Bu alanların hepsinin sorunları ortaktır, şöyle ki; 1- Örgütsüzlük Sanatçı bireysel olarak yetenekli, güçlü olabilir ama örgütsüz olduğu sürece pazarlık gücü bireysel etkisiyle sınırlıdır ya da yoktur. Özellike alana yeni girenler bu sebeple 1-0 yenik başlar. Türkiye’de kültür-sanat alanında dayanışma refleksi zayıf, ortak hareket etme kültürü kırılgandır. Herkes kendi ayakta kalma mücadelesini verirken sistem karşısında tek tek kaybeder. Güçlü olduğu dönemlerde bunu sorgulamaz ama kötü gün gelince en çok bundan kaybedildiği açığa çıkar. 2- Kurumsallaşma eksikliği Meslek birlikleri, sendikalar ve sektör kurumları ya zayıf ya da etkisizdir. Var olanlar çoğu zaman gerçek temsil gücünden uzaktır, demokratik kültür gelişmediğinde belli grupların tekelinde yürür ya da kapanın elinde kalır. Gelir yapıları sürdürülebilir olmadığından kurumsal bir yapı kurmaları zordur. Kişilere bağlı sistemler olarak işler ve sürdürülebilir gerçek değişimler yaratmaları pek mümkün olmaz. 3- Telif bilincinin düşüklüğü Bu ülkede hâlâ telif gelirleri “hak” değil “lütuf” gibi algılanır. Sanatçı da çoğu zaman haklarını bilmez, dengesiz mali koşullarda yaşadığı için orman kanunlarına zamanla uyum sağlamak zorunda kalır. Kendisini güçlü kılacağını düşündüğü kişilere, yapımcılara, kliklere, sosyal gruplara aidiyet geliştirir. Bu zihniyet değişmeden hiçbir sistem işlemez. 4- Hukukun uygulanmaması (en kritik konu) Kanun var. Hatta birçok Avrupa ülkesinden geri değil ama uygulanmıyor. Yıllarca dijital gelirleri de içeren yeni telif yasası taslağı için çalıştık, taslak çoktan eskidi ama o hali bile meclise gelmedi. Denetim yok, yaptırım yok. İhlal eden için risk düşük, hak sahibi için mücadele maliyetli. Bu tabloyu değiştirmeden hiçbir reform mümkün değil. Peki ülkenin bunca yazarı, oyuncusu, yönetmeni, ressamı aklınıza gelebilecek sanatçısının TBMM ve siyasiler üzerinde kendi haklarına dair bir yasayı geçirecek gücü yok mudur? 5- Veri ve şeffaflık eksikliği Bu sektörün gerçek büyüklüğü, geliri, kaybı bilinmiyor. 500 milyar tl civarı olduğu düşünülüyor ama ölçülmeyen şey yönetilemez. Türkiye’de kültür-sanat ekonomisi hâlâ “tahminlerle” konuşuluyor. Bu bile başlı başına bir sorun. 6- Devlet politikalarının parçalı ve vizyonsuz olması Kültür-sanat hâlâ stratejik bir endüstri olarak görülmüyor. Oysa bugün dünya ekonomisinde yaratıcı endüstriler en hızlı büyüyen alanlardan biri. Türkiye bu fırsatı ya görmüyor ya da yönetemiyor. Sanatçılar ise örgütlenmedikleri için siyasilerin bu vizyonsuzluğundan sadece şikayet ediyor. 7- Emek sömürüsünün normalleşmesi “Görünürsen kazanırsın”, “bu iş / kişi sana kapı açar” gibi cümlelerle insanlar ücretsiz ya da düşük ücretle çalıştırılıyor. Bu, sektörün kendi kendini değersizleştirmesidir. Bu tabloda para kimin elindeyse kral odur ve tüm geleceğiniz bazen bir kişinin iki dudağı arasındadır. Dolayısıyla orman kanunları geçerlidir, büyük balık küçüğü yutar. Bugün Alfa Yayın Grubu’nun başına gelenler üzerinden yürüyen tartışma da tam olarak bu yüzden yanlış bir zeminde ilerliyor. Bir kurumun hataları olabilir, bir çalışanın yaşadığı sorunlar da dibinek adar gerçek ve kendisi de % 100 haklı olabilir. Bunlar konuşulur, eleştirilir. Ama sosyal medyada birkaç gün süren linçlerle ne bu sektör düzelir ne de bir daha benzer krizler yaşanmaz. Çünkü mesele kişiler değil. Mesele sistem. Bu ülkede kültür-sanat alanı yıllardır aynı döngüyü yaşıyor. Kriz olur → tepki yükselir → taraflar kutuplaşır → birkaç gün konuşulur → unutulur → hiçbir şey değişmez. Sonra aynı hikâye başka bir kurumda yeniden başlar. Dürüstçe fikrimi söylemek istiyorum çünkü biliyorum ki birkaç ay sonra en fazla 1 yıl sonra bugün en yüksek tondan eleştiri yapanların bir kısmı yine dosyasını ya Everest'e ya da yine aynı koşullarda iş yapan bir benzerine göndermek zorunda. Eğer gerçekten bir şey değişecekse, enerjimizi linç etmeye değil, yapı kurmaya harcamak zorundayız. Örgütlenmeden, güçlü ve bağımsız kurumlar yaratmadan, telif bilincini tabana yaymadan, hukukun uygulanmasını talep eden kolektif bir irade oluşturmadan bu sektörün hiçbir sorunu kalıcı olarak çözülmez. Ve en rahatsız edici ama en gerçek cümle şu: Bu alanda çalışan yazar, editör, çevirmen ya da yazar temsilcilerinin birleşebilseler aslında büyük bir etki alanı ve gücü var ama dağınık. Bir araya gelmediği sürece, ne kendi hakkını koruyabilir ne de karşısındaki sistemi değiştirebilir. Dolayısıyla bugün sorulması gereken asıl soru şu bana göre; Bu kadar büyük bir endüstri neden hâlâ kendi kaderini belirleyemiyor? Bu soruya dürüst bir cevap verilmeden, bana göre hiçbir tartışmanın gerçek bir anlamı yok. Sanatçıların sanatına ve emekçilerin emeğine saygılarımla... Av. Sedef Erken
Türkçe
8
125
449
105.1K
Altay Öktem retweetledi
Evrensel Gazetesi
Evrensel Gazetesi@evrenselgzt·
Yayıncılıkta “hasıraltı” kalanlar Bekir Demir’in kaleme aldığı yazı, Türkiye’de yayıncılık sektöründe uzun süredir tartışılan emek sömürüsü, sansür ve hak ihlallerini farklı örneklerle gündeme taşıdı evrensel.net/haber/5976732/…
Türkçe
0
65
169
47.1K
Nazan Öncel
Nazan Öncel@nazan_oncel·
Yakında…
Nazan Öncel tweet media
Türkçe
195
113
4.3K
606.4K
Altay Öktem retweetledi
İstanbul Demokratik Katılım Grubu
Acil servislerde insani olmayan çalışma koşullarına ve sağlıkta şiddete hayır diyoruz! Bir acil hekiminin günde 500'e yakın hasta bakmak zorunda bırakıldığı bu düzen sürdürülemez. Taleplerimiz açık: 📌 Acil servislerde poliklinik hizmetine son verilmeli, alan yalnızca acil hastalar için düzenlenmelidir. 📌 Sağlıkta şiddete karşı caydırıcı önlemler derhal alınmalı ve güvenli çalışma ortamları sağlanmalıdır. Sağlık emekçilerinin tükenmediği, hastaların nitelikli bakım alabildiği bir sistem mümkündür.
Türkçe
1
22
71
3.2K
Altay Öktem retweetledi
K24
K24@kitapkritik24·
DENİZ DURUKAN – Bize bir zaman oyunu oynuyorlar: “Latife Tekin bu metinde asıl meselesini yoksulluktan çok zenginliğin sefaleti üzerine kuruyor. Yoksulu o sefaletten korumak asıl derdi.” k24kitap.org/bize-bir-zaman… @kitapkritik24 aracılığıyla
K24 tweet media
Türkçe
0
7
22
4.1K
Altay Öktem
Altay Öktem@altayoktem·
Evim tablonla, eskizlerinle dolu. Canım abim, dostum. Sensizliğe nasıl katlanacak dünya? 25 yıl önce, haciz gelecekti evime. Birbirinden değerli tablolarını bana vermeye kalktı. Hacizde onlara el konacak borcum kapanacaktı böylece. Seni nasıl unuturum İbrahim Çiftçioğlu. Dostum.
Altay Öktem tweet media
Türkçe
0
5
33
1.5K
Altay Öktem retweetledi
Halkın Doktorları
Halkın Doktorları@halkdoktorlari·
14 Mart Tıp Bayramı Kutlu Olsun! İşgale karşı direnen tıbbiyelilerin mirasını mücadelemizde taşıyoruz. Hekimlik mesleğine ve halkın sağlık hakkına sahip çıkıyoruz.
Halkın Doktorları tweet media
Türkçe
5
17
38
1.1K
Altay Öktem
Altay Öktem@altayoktem·
Bekleriz...
Altay Öktem tweet media
Türkçe
0
1
10
428
Altay Öktem
Altay Öktem@altayoktem·
Necati Tosuner Canım abim benim Seni çok özleyeceğim
Türkçe
0
2
31
1.1K
Altay Öktem
Altay Öktem@altayoktem·
Bu adamların çoğunu tanıyorum. Hiçbiri kadın değil☹️
Altay Öktem tweet media
Türkçe
2
4
37
3.3K