Sabitlenmiş Tweet
a.ar
15K posts

a.ar
@altugar
Cimbom. İki kahkaha bir ekmek, iki ekmek bir biftek. Beğeniler onay değildir. Kibirliler, içten pazarlıkçılar özenle engellenir
Katılım Nisan 2012
255 Takip Edilen274 Takipçiler

İngiliz Tarihçi St. Clair'in Tanıklığı: Yunan Bağımsızlık Savaşı'nın Karanlık Sayfaları
Batı'nın Görmezden Geldiği Bir Soykırım Anlatısı
Yunanistan'ın Türkleri geride pek az iz bıraktı. 1821 ilkbaharında ansızın ve kesin olarak yok oldular. Dünyanın geri kalanı onları ne yas tutarak ne de fark ederek uğurladı.
Yıllar sonra seyyahlar taş yığınlarının ne olduğunu sorduğunda, yaşlı adamlar şöyle açıklardı: "İşte orada Ali Ağa'nın kulesi duruyordu; orada onu, haremini ve kölelerini katlettik."
Yunanistan'ın bir zamanlar, yüzyıllardır başka bir yurdu bulunmayan Türk kökenli kalabalık bir nüfusa ev sahipliği yaptığına inanmak güçtü.
Ülkenin her köşesindeki küçük topluluklarda yaşayan bu insanlar çiftçi, tüccar ve memurlardı.
Yunanlıların dediği gibi, ay onları yutmuştu.
Yirmi binin üzerinde Türk erkek, kadın ve çocuk, birkaç hafta süren katliam boyunca Yunan komşuları tarafından öldürüldü.
Öldürme eylemi kasıtlıydı, vicdan azabı ya da tereddüt söz konusu değildi. Ne o an ne de sonradan herhangi bir pişmanlık duyuldu.
Tek başına çiftliklerde ya da küçük yalıtılmış topluluklarda yaşayan Türk aileler derhal idam edildi, evleri cesetlerinin üzerinde yakılıp yıkıldı.
Diğerleri kargaşa başladığında en yakın kasabanın güvenliğine sığınmak için evlerini terk etti, ancak savunmasız mülteci kafilelerini silahlı Yunan grupları bastırdı.
Küçük kasabalarda Türk toplulukları evlerini barikat kurarak ellerinden geldiğince savunmaya çalıştı.
Ama çok azı hayatta kaldı. Kimi yerlerde açlıkla bunalan halk, güvenlik vaatleri karşılığında saldırganlarına teslim olmak zorunda kaldı.
Ne var ki bu vaatler neredeyse hiçbir zaman tutulmadı.
Erkekler hemen öldürüldü, kadın ve çocuklar ise köle olarak paylaştırıldı.
Bunlar da çoğunlukla daha sonra sıra gelince katledildi. Peloponnesos'un her yerinde elinde sopa, tırpan ve birkaç tüfekle dolaşan Yunan güruh sürüleri öldürüyor, yağmalıyor ve yakıp yıkıyordu.
Bu kalabalıklara çoğu zaman Hristiyan din adamları önderlik ediyordu. Onları kutsal davalarına daha büyük bir gayretle sarılmaları için yüreklendirenler de bu din adamlarıydı.
William St. Clair, That Greece Might Still Be Free: The Philhellenes in the War of Independence (Yunanistan Hala Özgür Olabilsin: Bağımsızlık Savaşı'nda Filhelenler). Open Book Publishers, 2008


Türkçe

Hoşgeldin İlhan Hocam. Hocamızın yeni hesabını takip edelim.
İlhan İLMENÖZ@ilmenozilhan
Diğer hesabıma giriş yapamıyorum o yüzden yeni hesaptan devam arkadaşlar... RT yaparsanız sevinirim.
Türkçe

@UlakDanyal @hermes_z Evet, acıklı. Ama o film onların acılarını da ( kısmen de olsa) dile getiriyordu.
Türkçe

@altugar @hermes_z Bakın, Dedemin İnsanları filmi Girit'ten göç ile başlıyordu. Bizim yaptığımız bir filmde bile Girit'teki mezalime üstten dokunup oradan gelenlerin burada yaşadığı sorunlar daha önde veriliyordu. Dil bilmiyorlardı falan filan. Aşırı ciddi bir ulusal bilinçsizlik var her yerde.
Türkçe
a.ar retweetledi

@ekerserhat1905 Semih'in Hırvatistan'a attığı golü unutamam. O sırada Mostar'da idim, Boşnaklar Türk Bayrağı giymiş, çılgınca eğleniyordu.
Türkçe
a.ar retweetledi

Mübadele sadece Selanik vilayeti ile sınırlı değildi, Yanya vilayetindeki Müslüman'lar da zorla Anadolu'ya gönderildi, Vakıf mallarıda yunan hükümetine hediye edildi
Aslan paşa camii
#Yanya



Türkçe

Aşk kelimesi, Arapça “sarmaşık” anlamına gelen "aşeka" kökünden türemiştir.
Sarmaşık, sarıldığı ağacı nasıl çepeçevre kuşatıp suyunu çekerek onu zamanla kurutursa; aşkın da kişinin benliğini öylece sarıp tükettiğine, onu dünyevi varlığından soyutladığına inanılır.
Klasik şairlerin aşkı bir "hastalık", aşığı ise "sararmış solmuş" bir figür olarak betimlemesi tesadüf değildir. Aşk kalbe girdiğinde tıpkı o sarmaşık gibi yayılır; oradaki tüm ilgileri kurutur ve geriye sadece sevgilinin silüetini bırakır.

Türkçe

@_mertsimsek Yunanistan'da bu motif her turistik alanda, özellikle magnetlerde Meandros adıyla satılıyor. Sonsuzluk anlamına geldiğini söylüyor, satıcılar. Biz de Menderes diyoruz, haliyle.
Türkçe

Menderes Nehri, 300 km'lik mesafeyi, kıvrıla kıvrıla 580 km'de kat eder. Türkçede "Menderes", antik dönemdeki "Meander" isminden gelir. Bugün İngilizcede "meandering" (dolambaçlı yol, kıvrımlı) sözcüğü de buradan türemiştir.
Geçen hafta Didim Apollon Tapınağı'nda çektiğim bu fotoğrafta görülen bezemeler "Meander motifi" olarak bilinir ve birçok antik yapıda karşımıza çıkıyor, ama dikkatli bakıldığında, kırmızı, mavi ve sarı tonlarda, nadir rastlanan antik boya izleri hala görülebiliyor. Muhteşem.

Türkçe
a.ar retweetledi










