KESK@KESK1995
YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ!
JIN, JIYAN, AZADÎ!
Barışı ve Demokrasiyi Savunuyor, Dayanışmayı Büyütüyoruz!
Emek ve demokrasi güçleri bugün Suruç’ta Rojava’da yaşananlara ilişkin kitlesel basın açıklaması gerçekleştirdi.
KESK ve işkolları MYK üyelerinin de katıldığı basın açıklamasında KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak'ın gerçekleştiği konuşma:
Türkiye’nin Rojava’ya açılan kapısı olan Suruç’ta; emekten, barıştan, demokrasiden ve halkların eşit, özgür ve birlikte yaşam hakkından yana olan emek ve demokrasi güçleri olarak bir aradayız.
Suriye halklarıyla dayanışma, emperyalizme ve işgale karşı mücadele bir günle sınırlanacak ya da birkaç etkinlikle tamamlanacak bir mesele değildir.
Cuma günü bir anlaşma gerçekleşti. Bu gelişme önemlidir ve kuşkusuz umut vericidir. Diliyoruz ki çatışmalar ve kuşatma son bulur, yüzbinlerce insan normal yaşamına dönebilir. KESK olarak, halkların barış içinde yaşayabileceği her türlü siyasal çözüm arayışını önemsiyor ve destekliyoruz.
Ancak açıkça ifade etmek gerekir ki; kalıcı ve onurlu bir barış antiemperyalist çizgide, Suriye halklarının öz iradesiyle oluşan ve tüm farklılıkları kapsayan bir yönetim anlayışıyla mümkündür. Halkların ve inançların eşit yurttaşlık temelinde güvence altına alındığı, kadınların, emekçilerin ve tüm farklı kimliklerin haklarını koruyan demokratik ve özgürlükçü bir anayasa en önemli adım olacaktır. Aksi halde yapılan anlaşmaların kısa sürede bozulacağı, geçmiş deneyimlerle defalarca görülmüştür.
Rojava’da yaşananlar sıradan bir çatışma süreci değildir. Kadınlar binalardan atıldı, saçları kesilerek onurları hedef alındı. Çocuklar soğuktan donarak yaşamını yitirdi. Cenazeler yakıldı, siviller hedef alındı, toplu katliamlar gerçekleştirildi. Yüzbinlerce insanın yaşadığı kentlerin elektriği ve suyu kesildi; sağlık hizmetlerine erişim engellendi, eğitim tamamen durduruldu.
Bütün bunlar, bir soykırım niyetinin hayata geçirilmeye çalışıldığını açıkça göstermektedir.
Bizler cihatçı zihniyetin farklılıklara tahammülsüzlüğünü daha önce Alevilere, Dürzilere ve farklı inanç topluluklarına yönelik katliamlarda gördük. Aynı ideolojinin Afganistan’da Taliban eliyle kadınları tümüyle eve kapattığını, kölelik düzenini yeniden tesis ettiğini de biliyoruz. Suriye geçici hükümetinin uygulamaları da bu çizgiden kopuk değildir.
Bu gerçeklik yok sayılarak adil ve kalıcı bir barıştan söz etmek mümkün değildir.
Bu nedenle başından beri ifade ettiğimiz üzere: kuşatma altına alınan yalnızca bir coğrafya değil; temel insani değerler, laiklik, bir arada yaşam iradesi, temel hak ve özgürlükler ile kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesidir.
Çünkü Suriye’de genel olarak kadınlar kamusal yaşamdan dışlanmakta, kadın hakları sistematik biçimde yok sayılmakta, demokratik mekanizmalar işletilmemektedir. Kadın bedeni, emeği ve iradesi denetim altına alınmak istenmektedir. Bu anlayış, özgürlük, eşitlik ve demokrasiyle bağdaşmaz.
Rojava’da ise tüm saldırılara ve ağır koşullara rağmen kurulan yaşam ve kadın mücadelesiyle elde edilen kazanımlar uluslararası çıkar hesaplarına ya da bölünme paranoyalarına feda edilemeyecek kadar değerlidir.
Bu nedenle ezilen, saldırıya uğrayan, katledilen Suriye halklarıyla dayanışma geçici değil, sürekli ve örgütlü olmak zorundadır. Dayanışma yalnızca sınır hattında değil; her işyerinde, her meydanda, her emek alanında büyütülmelidir.
Dostlar,
Eğer bugün Şam yeni bir anlaşma zeminine gelmişse, bunda Rojava’nın direnişinin ve dünyanın dört bir yanındaki emek ve demokrasi güçlerinin yükselttiği dayanışmanın payı vardır. Bu nedenle dayanışmayı daha da büyütmeliyiz. Çünkü;
Kazanan; dayanışmadır.
Kazanan; kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesidir.
Kazanan; insanlık onuruna sahip çıkanlardır.
Kaybeden ise ırkçılık ve kutuplaştırma siyasetidir.
Kaybeden, saç örgüsünden suç icat eden zihniyettir.
Kaybeden, halkların iradesine karşı savaş politikalarını dayatan emperyalist güçlerdir.
Dostlar,
Hâlâ yüzbinlerce insan gıdaya, sağlığa ve eğitime erişememektedir. İnsani yardım koridorları derhal açılmalı ve kesintisiz biçimde açık tutulmalıdır. Yeni katliamların, kuşatmaların ve saldırıların önüne geçilmesi için sivillere yönelik suçlardan sorumlu olanlar hakkında bağımsız ve uluslararası soruşturma mekanizmaları işletilmelidir.
KESK olarak; emekten, demokrasiden, barıştan ve halkların eşitlik temelinde bir arada yaşamasından yana tutumumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz. Laikliği, temel hak ve özgürlükleri, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesini yükseltmeye devam edeceğiz.
YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ!
JIN, JIYAN, AZADÎ!