alice hargreaves

2.5K posts

alice hargreaves banner
alice hargreaves

alice hargreaves

@avukatelifeylem

tek terapi/ kendime notlar/ yaşadıklarımdan anladıklarım…

İzmir, istanbul , Türkiye Katılım Nisan 2022
427 Takip Edilen5.1K Takipçiler
alice hargreaves
alice hargreaves@avukatelifeylem·
“Beraat Ettim Ama Kurtulamadım” Bir insan beraat ettiğinde, hukuk teknik olarak konuşur: “Suç sabit değildir.” Ama toplum böyle işlemez. Toplum, mahkeme kararlarından çok daha yavaş ve çok daha irrasyonel çalışır. Orada delil değil, izlenim kalır. Ve o izlenim, çoğu zaman karardan daha kalıcıdır. Bu yüzden beraat eden kişi aslında iki ayrı yargılamadan geçer: Biri mahkeme salonunda biter. Diğeri insanların zihninde hiç bitmez. Psikolojik olarak burada çok net bir kırılma oluşur: Kişi artık sadece “masum” olmak istemez, “masum olduğunu kabul ettirmek” ister. Çünkü insan zihni adaletle değil, anlamla çalışır. Üzerine yapışan suç, onun sadece siciline değil, kimliğine dokunur. Bu yüzden kişi susamaz. Çünkü susmak, iç dünyasında “kabul etmek” gibi hissedilir. Bu noktada ortaya çıkan şey, klasik bir travma tepkisidir: Sürekli açıklama ihtiyacı. “Ben yapmadım” cümlesi artık bir savunma değil, bir refleks olur. Ve en ağır kısmı şudur: Karşısındaki kişi ikna olmaya hazır değildir. Bu da kişiyi bir çıkmaza sokar: Ne kadar anlatırsa anlatsın, karşılık bulamaz. Karşılık bulamadıkça daha çok anlatır. Ve bu döngü, kişinin kendi masumiyetine olan güvenini bile aşındırmaya başlar. Felsefi olarak baktığında ise bu durum, insanın dış dünyaya bağımlı kimlik kurmasının en sert örneklerinden biridir. “Ben kimim?” sorusu, bir noktadan sonra “Beni nasıl görüyorlar?” sorusuna dönüşür. Ve burada çok tehlikeli bir eşik vardır: Kişi, kendi gerçeğini bilmesine rağmen, başkalarının algısını düzeltmeye çalışırken kendi iç huzurunu kaybeder. Oysa gerçek şu: Masumiyet, kanıtlanması gereken bir şey değildir—tanınması gereken bir şeydir. Ama herkes tanımak istemez. müvekkillerinde gördüğün o “bitmeyen anlatma hali”, aslında adalet arayışı değil, görülme arayışıdır. “Beni doğru gör” talebidir. Ve bu talep karşılanmadığında kişi şunu yaşar: Beraat etmiş bir beden, ama hâlâ yargılanan bir zihin. Bu yüzden bu durumun ağırlığı sadece haksız yere suçlanmak değildir. Asıl ağırlık, suçlamanın bittikten sonra bile devam etmesidir. Belki de en zor kabullenme şu: Herkesi ikna edemezsin. Ama kendini susturmayı öğrenmek zorunda kalırsın. Çünkü bir noktadan sonra “ben yapmadım” demek, karşı taraf için değil, insanın kendi içindeki yankıyı susturmak içindir. Ve o noktada mesele artık hukuk değil—iyileşmedir.
Türkçe
1
16
22
963
alice hargreaves
alice hargreaves@avukatelifeylem·
@CmblSeri70455 sizler de iyi ki varsınız. Bir yerlerde mağdurları olduğunu bilmek güzel. O zaman zorbalar görünür oluyor
Türkçe
0
0
3
56
Şerife Çambel
Şerife Çambel@CmblSeri70455·
@avukatelifeylem " sadece dosyasını değil, kalbini de ne kadar iyi anladığını göstermişsin her zamanki gibi. İyi ki varsın abla."
Türkçe
1
1
4
82
alice hargreaves
alice hargreaves@avukatelifeylem·
Mağdur bir müvekkilimin dosyasında, masumiyeti görülsün diye yedi yıl çalıştım. Dosyayı aldığımda ikizleri bir yaşındaydı. Bugün sekiz yaşındalar. Hayat sırtını bükmüş… Eşiyle birlikte İzmir’de tutunmaya çalışıyorlar. Yerel mahkeme beraat verdi. Sonra istinaf bozdu. O an… bütün hayalleri parçalandı. Dosya Yargıtay’a gitti. Cumhuriyet Başsavcılığı inceleme yazısı düştü. Ama ilam bir hafta dosyada görünmedi. O bir hafta… Her saniye, her dakika bilgisayarın başında bekledi. Ekrana bakarak geçen günler değil bu; saniyelere bölünmüş bir bekleyiş. Uyanmanın değil… uyuyamamanın ne demek olduğunu biliyor musunuz? En sonunda dayanamadı. “Abla, yanına geleyim… konuşalım” dedi. “Öğleden sonra geç gelirim” demişti. Ama zamanı karıştırmış. Ben ofis dışındaydım. O erken gelmiş. Dört saat… aşağıda beni beklemiş. Ofise girdi. saçları bembeyaz olmuş. Karşıma oturdu. Konuşmasını bekledim. Konuşmadı. Sadece baktı. O gözler… her şeyi anlatıyordu. Uzun bir sessizlikte konuştuk. Çıkarken içim darmadağındı. Bir insanın sessizliği, insanı bu kadar yaralayabilir mi? O gece ben de uyumadım. Onun her saniye ekrana bakışı gibi, ben de dosyasına baktım. Ve sonunda… bozma ilamı dosyaya düştü. Aradım. Hüngür hüngür ağlıyordu. Sessizliği bozulmuştu. Nefes alamadığını telefonda duyuyordum. “Masumiyetimi görmüşler…” dedi. “Evet,” dedim. “Görmüşler.” Tam o sırada bir dosya daha gözüme ilişti. Başka bir müvekkilim… onun da dosyası bozulmuş. Sessiz sedasız. Ona da bir mesaj attım. Ve o an şunu düşündüm: Bir bekleyiş… insanı ne kadar büker, ne kadar yorar. Bazen… masumiyetin kendisinden bile daha ağırdır, onun görülmesini beklemek. Ve biz… bunun farkına varabildiğimiz anlarda ne kadar büyük bir şansa sahibiz.
Türkçe
11
95
364
22.9K
alice hargreaves
alice hargreaves@avukatelifeylem·
Bir ülkede çocuklar öldürmeye başladıysa, artık hiçbir şey “sadece” değildir.
Türkçe
0
7
19
771
alice hargreaves
alice hargreaves@avukatelifeylem·
@mechulq öğreniliyor☺️zaman değerini bir yerde öğretiyor.
Türkçe
0
0
2
788
alice hargreaves
alice hargreaves@avukatelifeylem·
Valizi havaalanında unutmuşum.Bildiğin unutmuşum…bavul orada,ben burada.Sabahın köründe iş için İstanbul’a gittim,akşam dönüş,üstüne müvekkil telefonları…Tabii ben yine tatlı tatlı konuşuyorum,dosya anlatıyorum,hukuk akıyor…ama bavul akmamış,havalimanında kalmış.Normal bir insan ne yapar?Panik.Koşuşturma.“Ben ne yaptım?” krizi.Ben?Limonlu balık yiyorum.Çünkü bazı şeyler vardır;ya kontrol edersin…ya da üstüne sos döküp yemeye devam edersin.Şu an bavulum muhtemelen bir köşede beni düşünüyor,ben de tatlımın üstündeki çikolatayı.Hayat bazen böyle bir yer:Valizin kaybolur,ama iştahın asla.Sonuç:Bavul gider…ama bu keyif kaçmaz.
alice hargreaves tweet media
Türkçe
4
0
53
21.9K
alice hargreaves
alice hargreaves@avukatelifeylem·
Sabahın köründe iş için İstanbul’a gittim.Akşam dönüş,üstüne müvekkil telefonları…Tabii ben yine tatlı tatlı konuşuyorum,dosya anlatıyorum,hukuk akıyor…ama bavul akmamış,havalimanında kalmış.Valizi unutmuşum.Bildiğin unutmuşum…bavul orada,ben burada. Uçağa bindim,olayı kabullendim.Yandaki uçuşun pilotuyla ciddi ciddi “valizi nasıl buluruz” toplantısı yapıyoruz.Sanki kayıp eşya değil de uluslararası kriz çözümü. Tam o sırada biri koluma vuruyor.Döndüm…hayatımda gördüğüm en güzel gözler.Kadına bakıyorum,ben hayran…kadın bana vurmaya devam ediyor.Bir baktım gözünden yaş geliyor,eliyle “boğuluyorum” işareti yapıyor. Ben?Fırladım! Hostese doğru koşuyorum:“SU VERİN!SU VERİN!” Elimde suyla geri döndüm,kadına uzattım…kadın biraz toparladı. Meğer su içerken su genzine kaçmış.Kadın boğuluyor sanmış,ben de çözüm diye tekrar su veriyorum.Bir durduk…sonra ikimiz de gülmeye başladık. Ve bombayı orada öğrendim: Benim hayran hayran baktığım o gözlerin sahibi… eski güzellik yarışmasında kraliçe, dünya ikincisi. Yani ben ne yaşıyorum? Valiz yok. Yanımda dünya güzeli boğuluyor. Ben müdahale ediyorum…yanlış müdahale ama niyet temiz. Tam “biz ne yaşıyoruz?” diye bakışırken,ön koltuktan bir ses: “Bugün burada bir uğursuzluk var.” Bir döndüm…Işın Karaca. O an anladım ki bu uçak normal bir uçak değil. Bu bir senaryo. Ve ben başrolümden habersiz oynuyorum. Sonuç: Bavul havaalanında, dünya güzeli hayatta, ben hâlâ suyla çözüm arıyorum, Işın Karaca durumu özetliyor.
Türkçe
0
7
26
2.5K
alice hargreaves
alice hargreaves@avukatelifeylem·
“Mahkemede savcı ‘beraat’ dedi… Hakim ‘katılıyorum’ dedi… Ben içimden düğün konvoyu çıkardım. Tam ‘adalet yerini buldu’ modundayım, bir baktım… Aynı savcılık bu sefer istinafa gitmiş: ‘Ceza verilsin.’ Yani dosya resmen şunu yaşıyor: Savcı duruşmada: ‘Beraat.’ Savcılık süreç ilerleyince: ‘Bir de farklı açıdan değerlendirelim.’ Ben: Adliyede roller coaster 🥲
Türkçe
2
12
55
15.4K
alice hargreaves
alice hargreaves@avukatelifeylem·
Yağmur bazen sadece yağmaz… insanı sınar. Bugün sahilden Bayraklı’ya dönerken sileceğim bir anda durdu. Cam suyla kaplandı, yol silindi. Görüş yok… kontrol yok… sadece panik. Dörtlüleri yaktım. Tek derdim güvenli bir yere ulaşmaktı. Ama trafik… Kimse anlamıyor. Kimse yavaşlamıyor. Aksine sıkıştırıyorlar, üzerine geliyorlar. Zor durumda olanı korumak yerine, daha da zorlayan bir kalabalık… Tam o anda bir taksi durdu. Yanına müşteri gelmişti. Alabilirdi. Almadı. Beni gördü. Müşterisini almadı… Beni aldı. Hiç tereddüt etmeden, hiç hesap yapmadan… Sadece insan olduğu için. Sonra önüme geçti. “Takip et” der gibi… Yağmurun içinde bana yol açtı. Ben görmeden sürdüm, o benim gözüm oldu. Ben panikteydim, o sakindi. Ne acele etti ne bıraktı. Beni güvenli bir yere alana kadar önümden ayrılmadı. Arabadan indiğimde hâlâ titriyordum. Sadece şunu söyleyebildim: “Allah razı olsun…” Ne adını biliyorum, ne plakasını. Ama bugün şunu çok net gördüm: Bazı insanlar yolu değil, vicdanı seçer. Ve o vicdan… Bir insanın hayatını kurtaracak kadar güçlüdür.
Türkçe
15
43
483
19.8K
alice hargreaves
alice hargreaves@avukatelifeylem·
Dün gece, daha saat 00:01 olur olmaz mesajlar gelmeye başladı. Avukatlar Günü’ne girer girmez… Hep derler ya, “avukat gece aranmaz.” Ama ben, bu mesleğin en güzel tarafını tam da gece yarısı gördüm. Müvekkillerimin gönderdiği o mesajlarla gözlerim doldu, insanlığım doldu, umutlarım doldu. Hep ben hatırlıyorum sanırdım… Meğer onlar da beni hatırlıyormuş. İşte budur avukatlık. Sadece dosya değil, sadece dava değil… insana dokunmak, hatırlanmak, iz bırakmak. Ve bugün bir kez daha anladım: Dünyaya yeniden gelsem, bu mesleği yine seçerdim.
alice hargreaves tweet media
Türkçe
2
2
12
836