KALBİMİZİ BİR LİMANDA BIRAKTIK…
‘’ŞİMDİLİK, HOŞÇA KALIN…’’
Değişim'in, devrimci geleneğin yaşaması için tek şart ve yol olduğunun farkındayız. Ancak devrimciliğin ahlak ve erdem boyutunda tartışılmasının, ahlaklı ve erdemli devrimciler tarafından savunulmasının da olmazsa olmaz olduğunu biliyoruz.
Ernesto Che Guevara "en iyi devrimci, yakalanmayan devrimcidir" der. Sayın Genel Başkanımız, ahlak, erdem, vicdan, #Cumhuriyet ve #Atatürk ilkeleri sözkonusuyken "hiçbirimizi" ele vermemiş, Altı Ok'un yönünü hiçbir zaman; devrimciliğin sönmez ateşinden ayırmamıştır. Erdem'i, ahlaki olan'ı ve bireyin temel hak ve özgürlük edinimlerini savunusu yolculuğunu hiçbir zaman sekteye uğratmamış, "kazanım'ı siyasi bir zaferden öte, Ece Ayhan'ın da söylediği gibi "Bir Halk Çocukları Ayaklanması" düzeyinde "kamulaştırmıştır..."
Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev: Muhafızlıktır!
Bir çocuğun elini tutmak, büyüyen bir zeytin ağacının göğe uzayışını izlemek; bir ideali, bir ülküyü, bir şeref meselesi olan Cumhuriyet’i muhafaza etmek, yine şerefle bitirilmesi, muhafaza edilmesi, onurluca tamamlanması gereken en ağır görevdir.
Dün, kaybetmekten korkmayanlarla yürünen temiz yollar; bugün, tertemiz kayıpları başlarına taç yapan, ‘namus işçilerinin, yürek işçilerinin’ ağır adımlarını sırtlamaktadır.
Dün, kazanç’ı meşrulaştırmak için her yola başvuranlarla yürünmeyen yollar, bugün; yoldan çıkanların yönünü karartmakta, yolu; namus işçilerinden ayırmaktadır. İşte tam da bu sebepledir ki, tertemiz yol; şerefle yürünmüş, şerefle bitirilmiştir…
Bugün, ufukta yeni yollar, yeni yıllar, yepyeni suretlerle ışıyor… Işığın, alevin, gerçeğin peşinde yılmadan çalışan Kemal Kılıçdaroğlu’nun öğretisini bir adım öteye taşıyacağımız yeni bir süreç başlıyor…
Mahremi esrarımız, Cumhuriyet’in dününde, bugününde ve yarınında saklıdır…
Yeniden görüşmek üzere, şimdilik; hoşça kalın…
Abdurrahman YARGUCI
“Ay-yıldız göğsünüzdeyse, imkânsız yoktur.”
2026 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off turu yarı finalinde Romanya’yı mağlup ederek finale yükselen A Millî Futbol Takımımızı yürekten kutluyorum.
31 Mart günü finalde de bu işi başaracağınıza ve Dünya Kupası’na katılma gururunu 86 milyon milletimize bir kez daha yaşatacağınıza inancımız tam.
Ayağınıza taş, yüreğinize gam düşmesin.🇹🇷
Katar’da meydana gelen elim kaza sonucu şehit düşen kahramanlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve aziz milletimize sabırlar ve başsağlığı diliyorum.
Ruhunuz şad, mekânınız cennet olsun.
BİRLİĞİN VE BEREKETİN MÜJDECİSİ
NEVRUZ
21 Mart’ı;
Hz. Ali’nin doğum günü Sultan Navroz, Baharın gelişi, doğanın uyanışı yeni umutların başlangıcı sayan, zalim Dehhak’lara başkaldırının, güçlüklerden sonra kurtuluşun
bayramı olarak gören Türkiye, Orta Asya ve
Ortadoğu halklarının uyanışına vesile olmasını temenni eder, Barışın ve kardeşliğin müjdecisi olmasını dilerim.
Nevruz Bayramı Kutlu Olsun
Cejna Newroz Piroz Be
Dayanışmayı, paylaşmayı ve birlikte yaşamanın değerini bizlere yeniden hatırlatan bayramlar; toplumsal barışın ve ortak iyiliğin en güçlü ifadesidir.
Bugünlerde, dünyada süren emperyalist savaşların masum hayatları kararttığı bir dönemde; barışa, merhamete ve kardeşliğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz.
Ramazan Bayramı’nın, ülkemize ve tüm insanlığa adalet, huzur ve umut getirmesini diliyorum.
Şehitlerimizin aziz ruhları şad olsun.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale Zaferi’nin kahramanlarını saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
#ÇanakkaleGeçilmez
#ÇanakkaleZaferi
#MustafaKemalAtatürk
Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim.
Tarih bilimine yapmış olduğu katkılar ve yetiştirmiş olduğu öğrenciler ile geçmiş tarihimizi aydınlattığı gibi gelecek nesillere de yol göstermiştir.
Kıymetli hocamıza Allah’tan rahmet, acılı ailesine, bütün sevenlerine ve bilim dünyasına baş sağlığı ve sabırlar diliyorum.
Mekânı cennet, ruhu şad olsun.
TARİHİMİZİN KARA LEKELERİNDEN
12 MART ASKERİ MUHTIRASI
Aydınlarımızı, gençlerimizi işkencelerle, yasaklarla kırdıran, Deniz Gezmiş’i, Hüseyin İnan’ı, Yusuf Aslan’ı darağacına götüren 12 Mart Askeri Muhtırası hala hafızlarımızda.
Darbeleri yaratan zihniyete ve demokrasimize karşı her türlü tehdite karşı mücadeleden yılmayacağız.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, bir kutlama değil; eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin günüdür.
Kadınlar üretimde, siyasette, bilimde ve yaşamın her alanında vardır. Ancak emekleri sömürülmekte, şiddete maruz bırakılmakta, hakları gasp edilmekte ve her gün öldürülmektedirler. Bu düzeni sürdürenler ve buna göz yumanlar, adaletsizliğin suç ortaklarıdır.
Eşitlik bir lütuf değil, haktır. Hayatını emeğiyle var eden, direnen ve mücadele eden tüm kadınları selamlıyor; şiddet ve sömürü sonucu yaşamını yitirenleri saygıyla anıyorum.
Kadın emeğinin görünmez kılındığı, kadın bedeninin ve iradesinin tahakküm altına alınmak istendiği hiçbir düzen adil değildir.
Kadınlar özgürleşmeden toplum özgürleşemez.
“Başarılarda gururu yenmek, felaketlerde ümitsizliğe direnmek lazımdır.”
#Atatürk
Bu veciz söz, insanın hem yükseliş hem de çöküş anlarında karakterinin sınandığını hatırlatır. Başarı geldiğinde gurura kapılmadan yoluna devam edebilmek; felaket anlarında ise karanlığa teslim olmayıp direnci ve iradeyi koruyabilmek, gerçek olgunluğun işaretidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği bu denge, bireylerin de milletlerin de tarih içinde ayakta kalmasını sağlayan en önemli kuvvettir.
Deniz Gezmiş:
“Öteden beri arz ettiğim gibi, bu ülkede anayasayı en fazla savunanlar bizleriz. Anayasayı ihlal edenler ise ortadadır. Anayasanın uygulanmasını isteyen yine bizleriz.”
Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!
Yiğit adam… İyi ki bu dünyadan geçtin.
Saygı, özlem ve rahmetle…
Yaşar Kemal’in dediği gibi, barışın ve dostluğun türküsünü durmadan söylemekten vazgeçmeyeceğiz.
#İran’da ve tüm Ortadoğu’da kanın, acının ve savaşın son bulduğu; halkların birbirine umutla sarıldığı bir gelecek için…
Barışın türküsü susmasın.
Nesîmî,
Tîr benim kemân benim, pîr benim civân benim,
Devlet-i câvidan benim, îne vü âna sığmazam.
Yer ü gökü düzen benim, geri dönüp bozan benim… der.
Bu dizelerin ardındaki mana, yalnızca bir şairin nefesinden değil; devlet denen büyük hafızanın, tarihin derin koridorlarında yankılanan suskunluğundan doğar.
Hedefi belirleyen iradenin, okla yaydan önce geldiğini anlatır. Ok, görünen elin değil; görünmeyen aklın hükmünce yürür. Bu yüzden söz bir tehdit değil, karanlıkta bile hissedilen bir varlık bildirisidir.
Zamanın, devlet dediğimiz o büyük organizmanın önünde diz çöktüğünün sembolik ifadesidir.
Devlet aklı, “an” ile “ân”ı karıştırmaz; bir satranç taşını yıllarca kıpırdatmadan bekletebilir. Zamana hükmeden akılla çatışmaya kalkışanın akıbeti bellidir: Daha ne olduğunu anlamadan oyunun dışına düşer. Bu, yüksek sesle söylenmez; çünkü o yapılar konuşmaz, bakışlarıyla hizaya getirir.
Düzeni kuran kudret, yalnızca kural koyan değil; kuralı bozup yeniden yazan otoritedir.
Tarihte nice düzenler yıkılmıştır; ama yıkanın nefesi hep aynı kökten gelmiştir.
Bazen bir fısıltı, bazen bir karanlık gece, bazen görünmez bir dokunuş…
Düzen, sahibi isterse sürer; isterse sessizce söner.
Balıkesir’de görev uçuşu esnasında meydana gelen elim kaza sonucu şehit düşen kahraman pilotumuz İbrahim Bolat’ın şehadet haberini almanın tarifsiz üzüntüsü içerisindeyiz.
Şehidimize Allah’tan rahmet, acılı ailesine, sevenlerine ve Aziz Milletimize başsağlığı ve sabırlar diliyorum.
Mekânı cennet, ruhu şad olsun. 🇹🇷
Kimi sözler gürültüdür, kimi sözler incelik… İnsan, önce söylenenin değerine bakmalı; sonra da söyleyenin niyetine ve karakterine. Çünkü her söz ağızdan çıkar ama anlamı söyleyenin kişiliğinde karşılık bulur. Bu yüzden bilge kişi, sözü de insanı da terazide ayrı ayrı tartar.