Çetin Özgen@cetinozgen_
KÜLTÜREL MİRAS UZMANLARI PLATFORMU’NUN HİKÂYESİ VE BİRLİK ÇAĞRISI
19 Şubat 2025 tarihinde kurulan platformumuz; arkeologlar, müze araştırmacıları, antropologlar, etnologlar, sanat tarihçileri ve bu ana lisans alanlarından mezun olup uzmanlık yapan meslektaşlarımız tarafından oluşturulmuştur.
Kuruluş amacımız; başta 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda 1994 yılında yapılan yanlış statüsel gruplandırma olmak üzere, yıllardır devam eden özlük hakları, kariyer, statü ve mesleki itibar sorunlarının çözümüne katkı sunmaktır.
İlk aşamada bu sorunların çözümü için ilgili sendikalara, derneklere ve sivil toplum kuruluşlarına kapsamlı dosyalar sunulmuştur. Ancak beklenen somut ilerleme sağlanamayınca, Anadolu’nun dört bir yanındaki meslektaşlarımızla birlikte daha doğrudan bir yol izlenmiştir.
Bu kapsamda 5 Mayıs 2025 tarihinde TBMM Dilekçe Komisyonu’na 3.211 imzalı başvuru yapılmıştır.
Bu başvuru sonucunda:
04.08.2025 tarihli TBMM Dilekçe Komisyonu kararıyla, ilgili unvanların ekonomik ve mesleki mağduriyet yaşadığı resmen tespit edilmiştir.
7 Ekim 2025 tarihinde bu karar; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı’na gönderilmiştir.
Aynı süreçte kararın 600 milletvekiline ulaştırılması sağlanmıştır.
Bununla birlikte, Ekim 2025 döneminde Kültür ve Turizm Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü ile Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde mağduriyetin giderilmesine yönelik etki analizleri ve kanuni düzenleme hazırlıkları yapıldığı bilgisi paylaşılmıştır.
Ancak süreç ilerledikçe, başlangıçta belirli meslek gruplarına yönelik olması beklenen çözüm önerilerinin genişletilerek çok sayıda meslek grubuna yayılmaya çalışıldığı, bunun da mali yük gerekçesiyle çözümün gecikmesine yol açtığı görülmüştür.
Bu durum sahada ciddi kırılmalara yol açmış; ilgili meslek grubunun önemli bir kısmı mevcut yapılara olan güvenini kaybetmiş, sendikalardan istifalar yaşanmış ve mesele artık yalnızca birkaç unvanın değil, Kültür ve Turizm Bakanlığı genelinde bilinen yapısal bir sorun haline gelmiştir.
Ancak süreç içinde çok daha büyük bir gerçekle karşılaştık:
Bu mesele yalnızca çalışan memurların özlük hakkı sorunu değildir.
Bu mesele; üniversitelerdeki arkeoloji ve sanat tarihi bölümlerinin geleceği, bu bölümlere olan öğrenci ilgisinin azalması, başarı sıralamalarındaki dramatik düşüş, atanamayan mezunlar, 35 yaş sınırı mağduriyetleri, sanat tarihçilerinin kendi uzmanlık alanlarına atanamaması, teknik hizmetlerde statü adaletsizliği, özel hizmet tazminatı eşitsizliği, kariyer ve mesleki itibar kaybı gibi çok daha büyük bir sorun yumağına dönüşmüştür.
Bugün bazı bölümlerin üniversite sınavında çok düşük başarı sıralarıyla tercih edilir hale gelmesi; bu alanların geleceği açısından ciddi bir alarmdır.
Bu süreçte;
sosyal medya kampanyaları yürütüldü
X platformunda gündem çalışmaları yapıldı
Instagram faaliyetleri gerçekleştirildi
milletvekillerine ulaşıldı
basın açıklamaları yapıldı
haberlerde yer alındı
Henüz iki yıl bile dolmadan, yaklaşık 40 yıllık yapısal sorunlar görünür hale getirildi.
Daha da önemlisi:
40 yıllık sorunlar ilk kez somut yasa tasarısı seviyesinde konuşulmaya başlandı.
Bu süreç, resmi bir tüzel kimliği olmayan ama samimi bir dayanışma ile hareket eden bir topluluğun; dernekler, sendikalar, konfederasyonlar ve siyaset nezdinde nasıl muhatap haline gelebildiğini göstermiştir.
Ama asıl öğrendiğimiz şey şudur:
Birlik kapı açar.
Çünkü siyaset de bürokrasi de sayı, temsil gücü ve toplumsal etkiyi dikkate alır.
Bugün sadece 657’ye tabi çalışan birkaç bin kişi olarak düşünülürsek etki alanımız sınırlı görünür.
Oysa meseleye daha geniş baktığımızda;
aktif çalışanlar
emekliler
aileleri
üniversite öğrencileri
akademisyenler
mezunlar
atanamayan gençler
birlikte düşünüldüğünde Kültürel Miras Uzmanları camiasının etkilediği insan sayısı yüz binleri bulmaktadır.
Ve bu sayı tek yürek olduğunda, siyasal ve bürokratik sistem açısından çok daha güçlü bir karşılık bulacaktır.