ayşe erdem 🍀

10.4K posts

ayşe erdem 🍀 banner
ayşe erdem 🍀

ayşe erdem 🍀

@ayserdem

Katılım Ocak 2013
2.8K Takip Edilen6.7K Takipçiler
ayşe erdem 🍀 retweetledi
Ayten Zara
Ayten Zara@AytenZara·
İnanın yazmakla bitmez. Bazıların yazayım. Mesela 2000’li yılların ortalarında Dolapdere’de sokakta yaşayan ve risk altındaki çocuklar için merkezler, göçerler ve dezavantajlı azınlıklar için Tarlabaşı Toplum Merkezi gibi daha birçok sosyal proje yürütülüyordu. Üniversite yalnızca akademik bir kurum değil, toplumun en kırılgan kesimlerine temas etmeye çalışan bir dayanışma alanıydı. 2015 yılındaki Büyük Nepal Depremi’nde öğrencilerimle birlikte psikososyal destek için Nepal’e, Katmandu yakınlarındaki Lele Köyü’ne gitmiştim. Kast sisteminin en altında yer alan "dokunulmaz" denilen azınlık ağır kayıplar ve yıkım yaşamıştı. Amacımız yalnızca psikososyal destek değil, aynı zamanda bir köy okulu inşa etmekti. O dönemin Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Aydın Uğur hocamız okulun inşa masrafını karşılamıştı (devri daim olsun). Mardin, Ağrı, Siirt, Diyarbakır, Adıyaman ve Van’ın kırsal bölgelerinde yürüttüğümüz cinsel şiddeti önleme çalışmalarında da üniversite hep yanımızda oldu. Malawi’den Van’a, Kars’tan Mardin’e, Erzurum’dan Ağrı’ya kadar birçok köy okullarını Bilgi’deki psikoloji öğrencilerimle birlikte inşa ettik. Nitekim Türkiye genelinde yürütülen Çocuğa Şiddete Dur de Kampanyasını ve Cinsel İstismarı Önleme Hareketini Bilgili Öğrencilerimle organize edip yönettik. Bugün bir üniversiteyi yalnızca binalarla, tabelalarla ya da diplomalarla anlatmak mümkün değil. Bir üniversitenin gerçek hafızası dokunduğu çocuklarda, umut verdiği gençlerde, dayanışma kurduğu köylerde ve insanların hayatında bıraktığı izlerde yaşar. #BilgiÜniversitesi bunu yaptı. Sadece diploma vermiyor Bilgi, Halka iniyor, temas ediyor, dönüştürüyordu.
omergenc@omergencia

bilgi üniversitesi-kuştepe romanları ilişkisinin dolaylı şahidiyim. 70'lerde üniversite öğrencilerinin yaz tatillerinde köylerde okul inşaatlarını saymazsak, akademi tarihinde örneği yok bu çalışmanın.

Türkçe
0
80
333
41.4K
ayşe erdem 🍀 retweetledi
hilmi hacaloğlu
hilmi hacaloğlu@hilmihacaloglu·
Demokrasimizin en dip anındayız. Benim gibi şu anda Halk TV ekranında bu anları izleyen Kemal Kılıçdaroğlu bu hale getirilen genel merkeze girip "Ben Genel Başkan'ım, ben CHP Genel Başkanı'yım" diyecek öyle mi? Vallahi bravo!.
Türkçe
361
3.3K
20.3K
564.7K
Mehmet Berksan
Mehmet Berksan@mehmetbrksn·
Türkiye’de basılmış olup tek ciltte en fazla sayfası olan kitap acaba hangisi ve kaç sayfa? 🤔 Kütüphanenizden örnekleri fotoğrafı ve sayfa sayısı ile paylaşırsanız harika olur. 🤓
Mehmet Berksan tweet media
Türkçe
37
2
97
51.4K
ayşe erdem 🍀 retweetledi
Evrim Kepenek
Evrim Kepenek@kepenekevrimm·
Gözaltılar
Türkçe
0
13
48
2.4K
ayşe erdem 🍀 retweetledi
ayşe erdem 🍀 retweetledi
DEM Parti İstanbul
DEM Parti İstanbul@dempartistanbul·
Kanarya Sahili’nde piknik yaptığımız sırada Sebahat Tuncel gözaltına alındı. Bu gözaltı, demokratik siyasete ve halkın iradesine yönelik açık bir müdahaledir. Baskı ve sindirme politikalarını kabul etmiyoruz. Sebahat Tuncel derhal serbest bırakılmalıdır.
Türkçe
42
70
357
28K
ayşe erdem 🍀 retweetledi
İrfan Aktan
İrfan Aktan@irfanaktans·
Ağabeyi Cavit Yüksekdağ’ın taziyesine katılan HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, önceki çözüm sürecinde yürüttüğü siyaset nedeniyle 10 yıldır hapiste tutuluyor. Yüksekdağ bu 10 yılda babasını, iki ağabey ve bir ablasını kaybetti, son anlarında yanlarında olamadı.
Türkçe
67
277
1.7K
251.5K
ayşe erdem 🍀 retweetledi
Sedef Erken
Sedef Erken@SedefErken·
ALFA -EVEREST olayından yola çıkarak Türkiye'de Kültür Sanat Endüstrilerine dair, meraklısına, bu alanda 20 yıldan fazla zamandır çalışmış bir avukattan... .... Ben avukat olarak sadece telif hukuku çalışmış biriyim, gelen başka işleri almam, anladığım ve sevdiğim hukuk alanı budur ve 30 yılı aşan iş yaşamımda 20 yıldan fazla buna emek verdim. 90'larda iş hayatımın ilk 10 yılında perakende sektöründe şirket yöneticiliği yaptım, bir dönem D&R'ın satın alma süreçlerinden sorumlu direktörüydüm ve o zamanlar Everest yoktu ve Alfa bizim en büyük alımları yaptığımız toptancımızdı. Daha sonra yayınevi kuruldu ve bildiğiniz gibi bugün ülkenin en önemli aktörlerinden biri. Telif hakları konusunda müzik, sinema -tv, tiyatro, edebiyat, resim gibi kültür sanat alanlarında çalıştığım sürenin büyük bölümünde sanatçı hakları ve sanat emekçileri konusunda bugünkü tanımıyla aktivizm denilebilecek biçimde çaba gösterdim. Danışmanlık, festival organizasyonu, albüm ve klip yapımcılığı, menajerlik yaptım. Müzik meslek birlikleri, Oyuncular Sendikası ve meslek birliği gibi kurumlarda kurucu avukat olarak bu yapıların geliştirilmesinde emek verdim. Yani bu konuları sahada dibine kadar yaşamış biriyim. Tabiri caizse son 20-25 yıl bu ülkenin kültür sanat alanında girip çıkmadığım yer-konu kalmadı. Bütün bunları kendimden bahsetmek için değil, fikrimin arka planındaki yaşanmışlığı vurgulamak ve deposundan sahnesine bu endüstrileri iyi bilen biri olarak yaptığımı ifade etmek için anlatıyorum. Bu alanların hepsinin sorunları ortaktır, şöyle ki; 1- Örgütsüzlük Sanatçı bireysel olarak yetenekli, güçlü olabilir ama örgütsüz olduğu sürece pazarlık gücü bireysel etkisiyle sınırlıdır ya da yoktur. Özellike alana yeni girenler bu sebeple 1-0 yenik başlar. Türkiye’de kültür-sanat alanında dayanışma refleksi zayıf, ortak hareket etme kültürü kırılgandır. Herkes kendi ayakta kalma mücadelesini verirken sistem karşısında tek tek kaybeder. Güçlü olduğu dönemlerde bunu sorgulamaz ama kötü gün gelince en çok bundan kaybedildiği açığa çıkar. 2- Kurumsallaşma eksikliği Meslek birlikleri, sendikalar ve sektör kurumları ya zayıf ya da etkisizdir. Var olanlar çoğu zaman gerçek temsil gücünden uzaktır, demokratik kültür gelişmediğinde belli grupların tekelinde yürür ya da kapanın elinde kalır. Gelir yapıları sürdürülebilir olmadığından kurumsal bir yapı kurmaları zordur. Kişilere bağlı sistemler olarak işler ve sürdürülebilir gerçek değişimler yaratmaları pek mümkün olmaz. 3- Telif bilincinin düşüklüğü Bu ülkede hâlâ telif gelirleri “hak” değil “lütuf” gibi algılanır. Sanatçı da çoğu zaman haklarını bilmez, dengesiz mali koşullarda yaşadığı için orman kanunlarına zamanla uyum sağlamak zorunda kalır. Kendisini güçlü kılacağını düşündüğü kişilere, yapımcılara, kliklere, sosyal gruplara aidiyet geliştirir. Bu zihniyet değişmeden hiçbir sistem işlemez. 4- Hukukun uygulanmaması (en kritik konu) Kanun var. Hatta birçok Avrupa ülkesinden geri değil ama uygulanmıyor. Yıllarca dijital gelirleri de içeren yeni telif yasası taslağı için çalıştık, taslak çoktan eskidi ama o hali bile meclise gelmedi. Denetim yok, yaptırım yok. İhlal eden için risk düşük, hak sahibi için mücadele maliyetli. Bu tabloyu değiştirmeden hiçbir reform mümkün değil. Peki ülkenin bunca yazarı, oyuncusu, yönetmeni, ressamı aklınıza gelebilecek sanatçısının TBMM ve siyasiler üzerinde kendi haklarına dair bir yasayı geçirecek gücü yok mudur? 5- Veri ve şeffaflık eksikliği Bu sektörün gerçek büyüklüğü, geliri, kaybı bilinmiyor. 500 milyar tl civarı olduğu düşünülüyor ama ölçülmeyen şey yönetilemez. Türkiye’de kültür-sanat ekonomisi hâlâ “tahminlerle” konuşuluyor. Bu bile başlı başına bir sorun. 6- Devlet politikalarının parçalı ve vizyonsuz olması Kültür-sanat hâlâ stratejik bir endüstri olarak görülmüyor. Oysa bugün dünya ekonomisinde yaratıcı endüstriler en hızlı büyüyen alanlardan biri. Türkiye bu fırsatı ya görmüyor ya da yönetemiyor. Sanatçılar ise örgütlenmedikleri için siyasilerin bu vizyonsuzluğundan sadece şikayet ediyor. 7- Emek sömürüsünün normalleşmesi “Görünürsen kazanırsın”, “bu iş / kişi sana kapı açar” gibi cümlelerle insanlar ücretsiz ya da düşük ücretle çalıştırılıyor. Bu, sektörün kendi kendini değersizleştirmesidir. Bu tabloda para kimin elindeyse kral odur ve tüm geleceğiniz bazen bir kişinin iki dudağı arasındadır. Dolayısıyla orman kanunları geçerlidir, büyük balık küçüğü yutar. Bugün Alfa Yayın Grubu’nun başına gelenler üzerinden yürüyen tartışma da tam olarak bu yüzden yanlış bir zeminde ilerliyor. Bir kurumun hataları olabilir, bir çalışanın yaşadığı sorunlar da dibinek adar gerçek ve kendisi de % 100 haklı olabilir. Bunlar konuşulur, eleştirilir. Ama sosyal medyada birkaç gün süren linçlerle ne bu sektör düzelir ne de bir daha benzer krizler yaşanmaz. Çünkü mesele kişiler değil. Mesele sistem. Bu ülkede kültür-sanat alanı yıllardır aynı döngüyü yaşıyor. Kriz olur → tepki yükselir → taraflar kutuplaşır → birkaç gün konuşulur → unutulur → hiçbir şey değişmez. Sonra aynı hikâye başka bir kurumda yeniden başlar. Dürüstçe fikrimi söylemek istiyorum çünkü biliyorum ki birkaç ay sonra en fazla 1 yıl sonra bugün en yüksek tondan eleştiri yapanların bir kısmı yine dosyasını ya Everest'e ya da yine aynı koşullarda iş yapan bir benzerine göndermek zorunda. Eğer gerçekten bir şey değişecekse, enerjimizi linç etmeye değil, yapı kurmaya harcamak zorundayız. Örgütlenmeden, güçlü ve bağımsız kurumlar yaratmadan, telif bilincini tabana yaymadan, hukukun uygulanmasını talep eden kolektif bir irade oluşturmadan bu sektörün hiçbir sorunu kalıcı olarak çözülmez. Ve en rahatsız edici ama en gerçek cümle şu: Bu alanda çalışan yazar, editör, çevirmen ya da yazar temsilcilerinin birleşebilseler aslında büyük bir etki alanı ve gücü var ama dağınık. Bir araya gelmediği sürece, ne kendi hakkını koruyabilir ne de karşısındaki sistemi değiştirebilir. Dolayısıyla bugün sorulması gereken asıl soru şu bana göre; Bu kadar büyük bir endüstri neden hâlâ kendi kaderini belirleyemiyor? Bu soruya dürüst bir cevap verilmeden, bana göre hiçbir tartışmanın gerçek bir anlamı yok. Sanatçıların sanatına ve emekçilerin emeğine saygılarımla... Av. Sedef Erken
Türkçe
8
125
449
106.4K
ayşe erdem 🍀 retweetledi
T24
T24@t24comtr·
🔴 Erdoğan Özmen’in ardından: Hangi kelimeler anlatabilir senin sessiz iyiliğini? 📌 Şimdi sen yine bildiğimiz sakinliğinle, kendin gibi gürültüsüz gittin bu dünyadan. Başta çocukların, Hülya, arkadaşların, okuyamayacağın kitapların, hepimiz öksüz kaldık. Hoşça kal Erdoğancığım, benim canım arkadaşım... ✍️ Prof. Dr. Şükrü Hatun'un yazısı... t24.com.tr/yazarlar/sukru…
T24 tweet media
Türkçe
2
45
169
47.5K
ayşe erdem 🍀 retweetledi
İletişim Yayınları
İletişim Yayınları@iletisimyayin·
“Nereye dönse, ne yapsa vazgeçemediği ve bırakamadığı şeylerin toplamıdır insan. Onların içimizde birikmesidir varlığımızın esasını oluşturan.” Erdoğan Özmen’i bir kez daha sevgiyle anıyoruz… iletisim.com.tr/kisi/erdogan-o…
İletişim Yayınları tweet media
Türkçe
2
41
230
19.3K
ayşe erdem 🍀 retweetledi
Sümeyye Boz
Sümeyye Boz@SumeyyeBoz_·
Sıcak basması, uyku bozukluğu, beyin sisi, kemik kaybı… Milyonlarca kadın bu belirtilerle boğuşurken, etkili ve güvenli modern tedavilere (transdermal östrojen jel/bant) Türkiye'de erişilemiyor. 2025'te bantlar çekildi, jel SGK kapsamına alınmadı. Kadınlar ilaçlarını yurtdışından getirtmek zorunda! Bu bir sağlık politikası tercihi midir, yoksa kadın sağlığını görmezden gelmek mi? Cinsiyet eşitsizliği açık olan bu konuyu meclis gündemine taşıdık. #Menopoz #Kadın #KadınSağlığı @saglikbakanligi @tcailesosyal @DemPartiKadin @esik_platform @tkdfederasyon
Sümeyye Boz tweet mediaSümeyye Boz tweet media
Türkçe
12
351
1.4K
118.2K
ayşe erdem 🍀 retweetledi
DEM Parti
DEM Parti@DEMGenelMerkezi·
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan Ortak Rapor Taslağına ilişkin farklı görüşlerimiz: demparti.org.tr/tr/ortak-rapor…
Türkçe
50
56
107
21.6K
ayşe erdem 🍀 retweetledi
DEM Parti
DEM Parti@DEMGenelMerkezi·
Meclîsa Me ya Jinan Deklarasyona 8ê Adarê radigihîne Kadın Meclisimiz 8 Mart Deklarasyonunu açıklıyor twitter.com/i/broadcasts/1…
Türkçe
12
77
134
12.8K