Sabitlenmiş Tweet
Barış KÜÇÜK
2.8K posts


@hilalablanizzz Siz grev yaptığınızda ben neden çocuğumu hastaneye ertesi gün getirmek zorunda kalıyorum?
Türkçe

@mvaricii Bizde de bi memur vardı. Herkes çekinirdi. Sırf yeni gelen öğretmeni ezebilmek için uğraşırdı. Oranın yerlisi olduğu için de kimse bişey diyemezdi. Neyse bizim tayin çıktı geldik. O ilçenin Facebook sayfasından gördüm. Evvelsi gün ölmüş. Artık orda kimlere zulüm edecek bakalım.
Türkçe

Doğu'da tam on yıl çalıştım. Köy okulu, yatılı bölge ortaokulu, taşımalı eğitim veren okul ve ilçe merkez okulu... Kısacası tipik bir Doğu kırsalında karşılaşılabilecek hemen her okul türünde görev yaptım.
Bu süreçte öyle şeyler gördüm ki bugün bazı tartışmaları izlerken şaşırmakta zorlanıyorum.
Mesela uzak bir köy okuluna atanıp o okulun yolunu bile görmeden merkeze on dakika uzaklıktaki bir okula görevlendirilen meslektaşlarım oldu. Hatta hiç gitmediği okuldan eş durumu tayiniyle merkeze kadrosunu almakla kalmayıp bir de yolluk ödeneği alanlar gördüm.
Ben de ilk atandığımda ilginç bir durumla karşılaştım. Göreve başlamadan önce atandığım okulu aradım. Okulun kapandığını ve norm fazlası olduğumu öğrendim.
İlçeye gidip göreve başladığımda ilgili şube müdürü bana okul tercihinde bulunmamı söyledi. Ben de boş kadrosu olan merkezdeki bir okulu tercih ettim. İki haftalık eylül seminerini burada tamamladım. Okullar açılınca da ilk haftayı bu okulda haftalık 30 saat dersle geçirdim.
Fakat kararnamem bir türlü gelmiyordu.
Bir gün çarşıda şube müdürüne rastladım ve durumu sordum. Bana, ilçedeki bir köy okulunda fen bilgisi öğretmeni olmadığı için okul hem matematikten hem de fenden mağdur olmasın diye ilin beni oraya uygun gördüğünü söyledi.
Tabi kadromun verildiği okulda, başka bir okulda çalışan fen öğretmeni görevlendirilmiş dersler için.
Sonunda ne oldu?
Haftanın üç günü kendi köy okulumda, iki günü ise merkezdeki o okulda ders verdim.
Peki merkez okulda açıkta kalan matematik derslerine kim girdi dersiniz?
Kaymakamlıkta memur olarak çalışan, (lise) matematik öğretmenliği mezunu fetöcü bir şahıs.
O dönem o derslere hangi yetkiyle girdi, ek ders ödemeleri hangi mevzuata göre yapıldı, doğrusu bugün bile bilmiyorum.
Bir başka anım da askerlik tecil işlemleriyle ilgili.
Saat öğleden sonra üç gibi okuldan çıktım. Doğrudan ilçe millî eğitim müdürlüğüne giderek gerekli evrakları teslim etmek istedim.
İlgili memur bana öyle bir çıkıştı ki görmeniz lazım.
"Neden bu saatte geldin? Neden daha erken gelmedin?" diye söylenip duruyor.
Meğer mesai bitmeden çıkıp köydeki hayvanlarını beslemeye gidecekmiş.
"Dersten çıktım geldim." dedim.
"Müdürünle gönderseydin." cevabını verdi.
Sanki okulun müdürü varmış gibi...
O sırada okul müdürlüğü işlerine aylardır beden eğitimi öğretmeni zoraki vekâlet ediyordu.
Neyse, sinirlendim. Evrakları alıp doğruca şube müdürünün odasına çıktım. Dosyayı masasına bıraktım ve:
"Ben askere gidiyorum." dedim.
Bir süre yüzüme baktı.
Sonra sakin bir şekilde:
"Ben göndermiyorum." dedi.
Ben de:
"Öyleyse memurunuza söyleyin adam gibi iş yapsın." karşılığını verdim.
Bir anda hava değişti.
"Buyurun hocam, oturun hocam, sakin olun hocam..." cümleleri havada uçuşmaya başladı.
Şube müdürü memuru aradı ve oldukça yumuşak bir dille:
"Beni öğretmenlerime karşı neden mahcup ediyorsunuz?" gibi şeyler söyledi.
Sonra bana dönüp:
"Hocam siz gidin, işlemleri biz hallederiz." dedi.
Daha sonra öğrendim ki o anda odada sessizce oturan bir kişi vardı, o kişi müfettişmiş.
Şube müdürünün o gün olağanüstü anlayışlı davranmasının sebebi de biraz buymuş.
Bunları niye anlatıyorum?
Çünkü taşrada işler çoğu zaman dışarıdan göründüğü gibi yürümez.
Özellikle köy okullarına yerel öğretmenler ve tecrübeli idareciler gitmek istemezler. Yeni atanmış öğretmenler daha ilk aylarında müdür vekili yapılır. Yolunu bulan merkeze yaklaşır. Köylerde oluşan boşluklar ise ücretli öğretmenlerle, geçici görevlendirmelerle veya sürekli değişen kadrolarla doldurulur.
Bedelini ise öğrenciler öder.
Bir gün, ilkokulunu köyde “birleştirilmiş sınıf”ta okumuş olan beşinci sınıf öğrencilerimden birine ilkokul öğretmeninin adını sordum.
Bir öğretmen söyledi.
Sonra bir tane daha...
Sonra bir tane daha...
Toplam yedi öğretmen ismi saydı.
Dört yılda yedi öğretmen.
Bazı köy çocukları gömlekten çok öğretmen değiştirerek büyüyor.
Bunları neden anlatıyorum?
Çünkü Irmak Öğretmen meselesini anlamak için biraz da kırsalı tanımak gerekiyor.
Köy okullarının nasıl ayakta kaldığını, görevlendirme sisteminin nasıl işlediğini, öğretmen sirkülasyonunun öğrenciler üzerinde nasıl bir etki bıraktığını görmeden yapılan yorumlar eksik kalıyor.
Taşra uzaktan bakınca başka, içinde yaşayınca bambaşka bir yer.
Türkçe
Barış KÜÇÜK retweetledi
Barış KÜÇÜK retweetledi

@paramkmncebinde İlk araç ise ve yaşınız biraz küçükse yüksek çıkar.
Türkçe

@barishoca64 İlk araç olduğu için fiyatlar yüksek olabilir mi acaba çoğunluk böyle demiş
Türkçe

Arkadaşlar kasko için fikirlerinize ihtiyacımız var, aldığımız listeyi aşağıya bıraktım. Hangi firmayı önerirsiniz fikirlere açığız 🙏🏻
Koru Sigorta 31.387,31 ₺
Sompo Sigorta 39.593,40 ₺
Axa Sigorta 43.448,44 ₺
Unico Sigorta 48.975,49 ₺
HDI Sigorta 49.325,11 ₺
Ray Sigorta 52.248,50 ₺
Ak Sigorta 52.986,33 ₺
TürkNippon Sigorta 61.121,91 ₺
Zurich Sigorta 97.547,62 ₺
Türkçe
Barış KÜÇÜK retweetledi

KİMLER İDARECİLİKTEN UZAK TUTULMALI
-Çabuk kin biriktirenler
-Kul hakkını bilmeyenler
-İdeolojik körlüğü olanlar
-Çok kişiye minnet duyanlar
-İdare yeteneği olmayanlar
-Hayır demekte zorlananlar
-Eleştiriye tahammülsüzler
-Güç, para ve kadın zaafı olanlar
Prof. Dr. Ulvi Saran
@ulvisaran
Türkçe
Barış KÜÇÜK retweetledi
Barış KÜÇÜK retweetledi
Barış KÜÇÜK retweetledi
Barış KÜÇÜK retweetledi
Barış KÜÇÜK retweetledi

ABD Başkanı Donald Trump:
🔹Kürtler sadece alır, alır ve alır.
🔹Başka hiçbir şey yapmazlar.
🔹Onların iyi savaştığı söyleniyor ama öyle değil.
🔹Paralarını verirsen istediğin her şeyi yaparlar, o kadar.
🔹Aynı zamanda hırsızlar, silahlarımızı çaldılar.
🔹Onlara silah vermememiz gerektiğini en başından beri biliyordum.
🔹Bundan sonra onlara karşı daha dikkatli olacağız.


Türkçe
Barış KÜÇÜK retweetledi

⚠️Turan Eşelioğlu, Türkiye tarihinin en gizemli olaylarından biri olan “Tarsus kazısını” anlattı:
— Kimliği belirsiz Ermeni bir kadın 2011'de Türkiye'ye geliyor. Elindeki harita ile Mersin Tarsus'ta hazine olduğunu söylüyor.
— Anlaştığı defineciler kazıya başlıyor ancak daha sonra kendi aralarında kavga ediyorlar.
— Definecilerden biri kazıyı emniyete şikayet ediyor ve bir polis operasyon kapsamında definecilerin arasına sızıyor. O polisin ismi Mithat Erdal.
— İşin sonunda tüm defineciler tutuklanıyor ama raporlara kazıda bulunan altınlar ve eserler eklenmiyor. Bunun üzerine Polis Mithat Erdal, durumu Ankara'ya gidip anlatmaya karar veriyor.
— Ancak, daha yola çıkmadan şehit ediliyor. Yıllar sonra devlet bu olayın üstüne gidiyor ve Tarsus'ta gizemli kazıyı başlatıyor. Konuya ilişkin toplanan bilgiler ise sır olarak kalıyor.
Türkçe

2030'dan sonra...
• Nakit para tamamen kaldırılacak.
• Dijital Türk Lirası ile attığın her adım kayıt altına alınacak.
• Karbon ayak izi bahanesiyle yeni vergiler gelecek.
• Et, süt ve diğer hayvansal ürünler aylık kota ile dağıtılacak.
• Özel araç kullanımı sınırlandırılacak.
• Sosyal medya paylaşımları puanlanacak.
• Yapay zekâ destekli dijital kimlik sistemi zorunlu olacak.
• Seyahat özgürlüğü karbon puanına bağlanacak.
• "Güvenlik" gerekçesiyle yüz tanıma sistemleri her yerde olacak.
• Mahremiyet, eski dünyanın hatırlanan bir kavramı olacak.
Türkçe
Barış KÜÇÜK retweetledi
Barış KÜÇÜK retweetledi

@ogretmensitemiz Buna benzer bi sebepten ötürü evimi satıp müstakil ev yaptırdım. Elimden bi kaza çıkacaktı.
Türkçe

Üst kat komşusunun çocuklarının çıkardığı gürültüden rahatsız olan adam, komşusundan durumunu anlayışla karşılamasını rica etti.
Ancak komşusunun "çocukların ayağını mı bağlayayım, ağızlarını mı bantlayayım?" şeklindeki sert çıkışına karşılık, "gerekirse evet." yanıtını vererek gerginliği tırmandırdı.

Türkçe
Barış KÜÇÜK retweetledi
Barış KÜÇÜK retweetledi
Barış KÜÇÜK retweetledi













