bba

2.3K posts

bba banner
bba

bba

@bblbar

1999

Katılım Ekim 2023
142 Takip Edilen33 Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
bba
bba@bblbar·
🇹🇷
ART
0
0
2
1.5K
bba
bba@bblbar·
devleti kürtçü teröristlere pazarladığınız vatana ihanet sürecini savunma sanayi haberleriyle gizleyemezsiniz
Türkçe
0
0
0
6
bba
bba@bblbar·
Geri kafalı cahilleri, çağ dışı ihtiyarları ülke siyasetinden temsilinden ve idaresinden temizlemek zorundayız. Seçmenlerin ekseriyeti bu vaziyetin farkında, ama siyasette onların iradesini temsil edecek tek bir aday göremiyorlar.
Türkçe
0
0
0
6
bba
bba@bblbar·
@thhsynkrgz Devleti dinci ve kürtçü teröristlere pazarlayan vatan hainlerinin medya kaşığı, köpeklere hakaret edilmesinden memnun olmuş. Devleti teröristlere pazarlayan, meclise sokan, darbe girişimine sebep olanları 1 kez eleştirmemiş yaratıkların dilsiz meleklere düşmanlığı şaşırtmaz.
Türkçe
1
0
0
68
bba
bba@bblbar·
@RasimOzan_K İnsanların mecburen oy verdiği partilerin destekçisi olduğunu zanneden, halktan kopuk bir diğer cahil daha. Türk siyasetinde topyekün bir vatana ihanet ittifakı var. Yeni nesillerin aç siyasetine bu ihtiyar ihanet ittifakı ve medya unsurları kömür olacak elbet.
Türkçe
0
0
0
16
Rasim Ozan Kütahyalı
Rasim Ozan Kütahyalı@RasimOzan_K·
Şu an Türk siyasal hayatında Amed ittifakı var… Türkiye’de yaşayan 86 milyon insanın % 95’inin oy verdiği en büyük 4 siyasi parti de sonuna kadar Amedspor’un başarısını tebrik ediyor ve Amed’i destekliyor. AK Parti + CHP + MHP + DEM = Türkiye nüfusunun % 95’ini temsil ediyor.
Recep Tayyip Erdoğan@RTErdogan

Önümüzdeki sezon Diyarbakır’ımızı Trendyol Süper Lig’de temsil edecek olan Amedspor’u, tüm @amedskofficial camiasını ve Diyarbakırlı kardeşlerimi yürekten tebrik ediyor, başarılar diliyorum.

Türkçe
611
62
2.1K
358.5K
bba
bba@bblbar·
@ConflictTR Teröriste terörist demeyince terör sorunu çözülmüyor. Bugün terör sorunu, ayrılıkçı Kürtçü terör örgütü sorunu olmaktan çıkmıştır. Ülke siyaseti, temsili ve idaresi sorununa dönüşmüştür. Topyekün bir vatana ihanet içerisindeki meclisimizi siyasetimizi temizlemek zorundayız
Türkçe
0
0
1
137
Conflict
Conflict@ConflictTR·
🔴 MHP Lideri Devlet Bahçeli: MHP tarihi sorumluluğun arkasında sonuna kadar duracaktır. Bu yürüyüşün adı terörsüz Türkiye’dir. MHP’yi vatana ihanetin merkezine koymaya cüret ediyorlarsa gaflet zindanlarına düşmüşlerdir. Hiç kimse MHP’nin adını terörle yan yana getiremez!
Conflict tweet media
Türkçe
36
6
69
31.7K
bba
bba@bblbar·
@etkiIihaberyeni Ülke siyaseti topyekün bir vatana ihanet içerisindedir, topyekün bir tasfiyeye ihtiyacımız var. Bu ihtiyarlardan kurtulmamız gerek.
Türkçe
0
0
0
498
Etkili Haber Yeni Sayfa
Etkili Haber Yeni Sayfa@etkiIihaberyeni·
SON DAKİKA | Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan'a statü çağrısı yaptı: "Bunun adının 'Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü' olmasını öneriyorum. Temennimiz PKK'nın Kurucu Önderliği'nin bir tanım altında görev yapmasıdır."
Türkçe
208
91
280
381.8K
bba
bba@bblbar·
@_cevdetyilmaz Millet devleti PKK’ya pazarlamanızı istemiyor. Devleti azgın dinci azınlığa satıp darbe girişimine sebep olmanızı da istememişti, kürtçü teröristleri meclise sokmanızı da.
Türkçe
0
0
1
17
Cevdet Yılmaz
Cevdet Yılmaz@_cevdetyilmaz·
Başından itibaren rotamızı millet çizdi, çizmeye devam ediyor. Bölgemizin ve dünyanın içinden geçtiği bu zor zamanları da Cumhurbaşkanımızın liderliğinde istikrarımızı koruyarak, “güvenli liman” vasfımızı güçlendirerek, milletimizin desteği ve duası ile aşacağız. #DaimaMilletle
AK Parti@Akparti

Çeyrek asırlık gönül bağımızla dün de buradaydık, bugün de buradayız; #DaimaMilletle, daima millet için sahadayız.

Türkçe
402
153
717
32.4K
bba
bba@bblbar·
Ülke siyaseti, temsili ve idaresi topyekün bir vatana ihanet içerisindedir. Topyekün bir değişim ve tasfiye ile bu aciz, gerici hain ihtiyarları ve nüfuzlarından kurtulmalıyız.
Türkçe
0
0
0
8
bba
bba@bblbar·
İnsanların, hayatlarından beklentileri değişti. İnternet ve sosyal medya ile, dijital platformlar ile eşi benzeri olmayan bir bilgi hacmine ve süratine maruz kalmanın bundaki en önemli etken olduğu kanaatindeyim. Farkındalık, en fakir ülkede en eğitimsiz insanın zihnine bile bir şekilde ulaşabiliyor; hayattan beklentilerini, isteklerini ve ihtiyaçlarını etkiliyor. Farklı hızlarda ve ölçeklerde de olsa etkiliyor. Bu değişimin nüfus artış hızında azalma gibi olası, "olumsuz" olduğu iddia edilen; veya net bir şekilde olumsuz olduğu ortada olan bir takım etkilerini, yarattığı sorunları, interneti ve sosyal medyayı kontrol ederek ortadan kaldıramazsınız. Bugünün gerçekliğine ait olmayan dini öğretileri fonlayarak, -yöneticilerin tarih boyunca çok işine yarayan- "şükür" gibi bir takım kültürel teamülleri güçlendirmeye çalışarak bu sorunları çözemezsiniz. Güvenlik açığı ve hassasiyetine veya bunun algısına izin vererek, buna uygun haberler paylaşarak, içerikler üreterek; buna göz yumarak; bu vahim olayların yaşanmasına engel olmak için bilinçli ya da bilinçsiz şekilde elinden geleni yapmaktan geri durarak bu sorunları çözemezsiniz. Tüm dünyayı akıl almaz ölçüde bir güvensizlik ve şiddet ile travmatize etmeden çözemezsiniz diyelim en azından. Bu türden bir güvensizlik ve şiddetin, yaşı kuruyu ayırt etmeden bir takım unsurları, kurumları ve sistemleri yerle yeksan etmesi de ayrıca bir tarihsel gerçekliktir. Bugünün dünyasının ölçekleriyle böylesi bir değişimin, öylesi bir güvensizliğe ve şiddete yol açabilecekleri korkuttuğuna da eminim. Pandora'nın kutusu açıldı. Bazıları hayatın renklerini, benim gördüklerimden çok daha parlak yaşıyor, dünyanın imkanlarını benden çok daha sık tecrübe ediyor. Ben hayatın, erişemeyeceğimi bildiğim, benim için çok geç olan, benim için çok imkansız olan, gerimde kalan ve çok uzağımda olan anlarının renkli gölgelerini görüyorum. Bu renkli gölgeler bana mutluluk vermiyor ama bu renkli gölgelere bakmadan duramam. Neden bakmayacağım, elimdeki tek imkan bu. Ama elimdeki tek imkanın bu olması da belki bu renkli gölgelerin verdiği azıcık keyfi faiziyle elimden alıyor. Kendi ulaşılmaz havucumu kendim tutuyorum. Ama hiç görmesem daha mı iyi? Ayrıca işin bir gerçeği de görmemek mümkün değil. Çünkü "gerçek" hayat da bu renkli gölgeler ile dolu. Başkalarını görmemek duymamak, oyunlardan, dizilerden filmlerden, müziklerden, videolardan resimlerden; paradan ve parasızlıktan, pahalılıktan imkansızlıktan, özgürlük arzusundan, sorumluluktan ve zorunluluktan uzak durmak, hepsini unutmak mümkün mü ? Değil. Böylesi unutmak, yaşamamak demek. Milyon farklı insanın hayatından milyon farklı imkan, gözlerimiz önüne seriliyor. Ve bu milyon farklı insanın önemli bir bölümü de hukuksuzluk ile, sömürü ile bu imkanlara erişiyor. Bunu da görüyorum. Hukuksuzluğun, kanunsuzluğun, adaletsizliğin, eşitsizliğin, sömürünün ölçeği köyümüzün şehrimizin ya da ülkemizin sınrılarından değil; koca bir dünyadan ibaret artık. Milyonlardan bile değil, milyarlardan ibaret artık. Ahlak değişti. Ahlaki değerler değişti. İyi değişti, kötü değişti. Hak değişti, hukuk değişti, adalet değişti. Ölçü değişti, denge değişti, ağır değişti, hafif değişti. Ve bu değişen dünyanın insanları, yeni iyiliğe kötülüğe, yeni hakka hukuka, adalete göre bu dünyanın bir takım sistemlerinin ve düzenlerinin yeniden tasarlanması için kıvranıyor. Mevcut kurumlar bugüne ve yarına ait değiller. Savunulan değerler, fikirler, inanışlar ve ideolojiler bugüne ve yarına, bugünün ve yarının çoğunluklarına ait değiller. Arzu edilen sonuçlar için her yolu mübah gören ekseriyet kitlelerin iradesini temsil ederek yola çıkan etiketsiz bir siyaset filizlenecek muhakkak. Bu siyasetin bulduğu nüfuz ile rekabet edemediğinde tüm o çağ dışı inanç ve ideolojiler, değerler, eğilimler ve tercihler bütünü kendi kendilerini tasfiye edecek; ve bugünün yarının gerçeklerine adapte olmak için sıkı sıkıya sarıldıklarını ateşe kendi elleriyle atmak zorunda kalacak. Bugünün sorunlarına bugünün çözümleri gerek. Tecrübe, edinildiği şartlar mevcut ise değerlidir. O şartlar ortadan kalktığında ise yük olur, pranga olur; esaret olur, körlük olur. Ve dünya, benzersiz bir mertebede hız ve büyüklükte değişti. Bize artık tecrübenin yavaşlığı, durağanlığı ve bağnazlığı değil; gençliğin ve yeniliğin sürati, dinamizmi, özgürlüğü gerek.
Türkçe
0
0
0
17
bba
bba@bblbar·
Sınırların, kanunun kuralın, hukukun iyice parçalandığı bir dünyada, yeni nesillerin sizden nasıl hesap soracağını hiç düşünmüyor musunuz? 100 yıl öncesinin hesabını sormaya çalışanlar ile siyaset yapanlar, 20 yıla kendileri ve çevrelerini ne beklediğini hiç düşünmüyor mu?
Türkçe
0
0
0
11
bba
bba@bblbar·
" Yarınlarımızı, dünlerine esir edenlerden kurtulmaya ihtiyacımız var. Yarınlarımızı, bugünleri için ateşe atanlardan kurtulmaya ihtiyacımız var. Üşüdüğümüz yarınlarda, binbir zahmetle düne gömdükleriniz, ateşimize kömür olur. Bu hayatın doğası budur. "
bba@bblbar

Seçmenlerin şu ya da bu bölümü değil ; neredeyse tamamı "koyun" ; ve bunun sebebi eğitim seviyesi ya da cahillik değil, siyaset. Seçmenler, partilerden ve siyasilerden aldığı ve almadığı sinyallere göre bir koyun sürüsü gibi onlara yaklaşıyor ya da uzaklaşıyor. Seçmenlerin bundan başka bir şansı da yok çünkü ülke siyaseti çürük ve çarpık bir halde. "Atatürk'ün, Cumhuriyetin Partisiyiz" diyen parti, Kürt Ayrılıkçısı, Türk yurttaşlığına ve yurduna düşman unsurların elinden tutan kadroların tahakkümü altında.. "Müslümanları Temsil Ediyoruz" diyen parti, %90'ı İslam Din Kültürüne mensup, %40'ı dindar bir ülkede %3'lük dinci azgın azınlığın, gerici nüfuzu altında. "İşçinin Emekçinin Destekçisiyiz" diyen parti, işçinin emekçinin desteklemediği ne varsa destekleyen azınlıkçı, çağ dışı bir ideolojinin esiri. Düzgün ve dürüst, net; "neyi destekliyorsun" sorusuna yetkililerinin, temsilcilerinin, seçmenlerinin ve hedef kitlesinin büyük oranda aynı cevabı verdiği bir parti yok. Çoğunluğu temsil etmeye çalışan bir parti de yok. 20 yıl öncenin çoğunluğu ile bugünün çoğunluğu aynı değil. Bugünün çoğunluğu ne, kim, nasıl bunlara göre, bugüne ve bugünün gerçeklerine göre şekillenen dinamik bir siyaset yok. Türkçe zaten bol çağrışımlı bir dil. Sembollere dayanan bir siyaset, herkesin farklı düşündüğü, farklı anladığı bir ortam yaratıyor. Siyasiler kendi sahtekarlıklarını ve acizliklerini bu sembollere dayanan, sinyallere dayanan çürük çarpık siyaset ile kapamaya, geçiştirmeye, idare etmeye alışmış. Bütün siyasiler bu konuda aynı kanatta. Bu hususta birbirlerinden farkı yok hiçbirinin. Bu sembollere,sinyallere dayanan, seçmeni koyun yerine koyan siyaset, onlar için dokunulmaz. Türkiye'nin çağrışımlara dayanan bir dil kullanan, ideolojilerden ve sembollerden kurtulmaya; yurttaşın, ekseriyetin temsilcisi olmaya çalışan etiketsiz bir siyasete ihtiyacı var. Yarınlarımızı, dünlerine esir edenlerden kurtulmaya ihtiyacımız var. Yarınlarımızı, bugünleri için ateşe atanlardan kurtulmaya ihtiyacımız var. Üşüdüğümüz yarınlarda, binbir zahmetle düne gömdükleriniz, ateşimize kömür olur. Bu hayatın doğası budur.

Türkçe
0
0
0
10
bba
bba@bblbar·
Seçmenlerin şu ya da bu bölümü değil ; neredeyse tamamı "koyun" ; ve bunun sebebi eğitim seviyesi ya da cahillik değil, siyaset. Seçmenler, partilerden ve siyasilerden aldığı ve almadığı sinyallere göre bir koyun sürüsü gibi onlara yaklaşıyor ya da uzaklaşıyor. Seçmenlerin bundan başka bir şansı da yok çünkü ülke siyaseti çürük ve çarpık bir halde. "Atatürk'ün, Cumhuriyetin Partisiyiz" diyen parti, Kürt Ayrılıkçısı, Türk yurttaşlığına ve yurduna düşman unsurların elinden tutan kadroların tahakkümü altında.. "Müslümanları Temsil Ediyoruz" diyen parti, %90'ı İslam Din Kültürüne mensup, %40'ı dindar bir ülkede %3'lük dinci azgın azınlığın, gerici nüfuzu altında. "İşçinin Emekçinin Destekçisiyiz" diyen parti, işçinin emekçinin desteklemediği ne varsa destekleyen azınlıkçı, çağ dışı bir ideolojinin esiri. Düzgün ve dürüst, net; "neyi destekliyorsun" sorusuna yetkililerinin, temsilcilerinin, seçmenlerinin ve hedef kitlesinin büyük oranda aynı cevabı verdiği bir parti yok. Çoğunluğu temsil etmeye çalışan bir parti de yok. 20 yıl öncenin çoğunluğu ile bugünün çoğunluğu aynı değil. Bugünün çoğunluğu ne, kim, nasıl bunlara göre, bugüne ve bugünün gerçeklerine göre şekillenen dinamik bir siyaset yok. Türkçe zaten bol çağrışımlı bir dil. Sembollere dayanan bir siyaset, herkesin farklı düşündüğü, farklı anladığı bir ortam yaratıyor. Siyasiler kendi sahtekarlıklarını ve acizliklerini bu sembollere dayanan, sinyallere dayanan çürük çarpık siyaset ile kapamaya, geçiştirmeye, idare etmeye alışmış. Bütün siyasiler bu konuda aynı kanatta. Bu hususta birbirlerinden farkı yok hiçbirinin. Bu sembollere,sinyallere dayanan, seçmeni koyun yerine koyan siyaset, onlar için dokunulmaz. Türkiye'nin çağrışımlara dayanan bir dil kullanan, ideolojilerden ve sembollerden kurtulmaya; yurttaşın, ekseriyetin temsilcisi olmaya çalışan etiketsiz bir siyasete ihtiyacı var. Yarınlarımızı, dünlerine esir edenlerden kurtulmaya ihtiyacımız var. Yarınlarımızı, bugünleri için ateşe atanlardan kurtulmaya ihtiyacımız var. Üşüdüğümüz yarınlarda, binbir zahmetle düne gömdükleriniz, ateşimize kömür olur. Bu hayatın doğası budur.
Türkçe
0
0
0
13
bba
bba@bblbar·
Memlekette bugüne dek yaşanan, masum insanların canını malını gasp eden, sömüren, ellerinden koparan binbir vaka, binbir rezillik, binbir hukuksuzluk sırasında azıcık bile olsa hükümeti karşısına almamak için sessiz kalanlar; İsrail’in soykırımına karşı vicdanını gösteriyor en azından. Sokaklara çıkıyor. Protestolar düzenliyor. Güzel elbette; ama siz İsrail vatandaşı olsaydınız, İsrail’i destekleyenlerden olurdunuz. Sorun da burada. Sizin vicdanınızın pusulası iktidar; sesinizin sahibi iktidar. Onurunuzun gururunuzun, şerefinizin haddi iktidar. İnsanlık değil. İnsanlık söz konusuyken sokağa çıkanların protesto edenlerin hep karşısında durdunuz. Birlik beraberlik öyle bir gidişatla sağlanmaz. Elbette bu omurgasızlığın kırmızısı var, yeşili var; farklı renkleri farklı şekilleri, cisimleri var. Her biri de ara sıra konumuz oluyor. Çünkü doğrusu budur. Birlik beraberlik, doğruyu, gerçeği konuşmakla, haklıyı aramakla haklının yanında durmaya çalışmakla sağlanır. Tarafsızlık, bir başka taraf olmak değildir; Taraflardan olmamaktır. Gerektiğinde tarafları bertaraf etmektir. Hep, bir tarafı tutanlar, tarafsızlık talep edemezler, tarafsızlık bulamazlar. Tarafsızlığın doğuşuna da engel olurlar. Taraflardan kurtulmalıyız. Taraflara sebep olan her unsurun boyunu kısaltmalı, sesini kısmalıyız. Yurttaşlık hepimizi bağlar. Hepimizin haklarıdır, hepimizin hukukudur. Tarafsızlığımız mertebesi yurttaşlıktır. Tarafsızlığımızın pusulası yurttaşlıktır. Tarafsızlığımızı doğuracak olan da; koruyacak olan da yurttaşlıktır.
Türkçe
0
0
0
14
bba
bba@bblbar·
@iletisim İstihdamda ve eğitimde bulunmayan gençlerin oranına aç da bir bak bakalım. Memleketin geleceğini sattınız, kurumlarını sömürgeye çevirdiniz. Vatana ihanet eden bir iktidar ve onu değiştirmeyen muhalefet, el ele bu çürük düzeni inşa ettiniz. Ama Elbet siyaset yurttaşın olacak.
Türkçe
0
0
0
61
T.C. İletişim Başkanlığı
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: "2000’li yılların başında yüzde 52’nin üzerinde olan kayıt dışı istihdam oranını, 2025 yılına geldiğimizde yüzde 24’e kadar düşürmeyi başardık. Üstelik bu başarıya küresel düzeyde kayıt dışılığın arttığı bir konjonktürde, işsizlik ve istihdam oranları bakımından son 23 yılın en iyi sonuçlarını aldığımız bir dönemde imza attık. Şunu bir kere daha açık açık ifade etmek isterim: 'Türkiye Yüzyılı' vizyonumuzun merkezinde, nitelikli insan kaynağı, güçlü aile yapısı, üretken ekonomi ve kapsayıcı sosyal kalkınma vardır. Ancak beceri politikaları, devlet kurumlarının tek başına yürütebileceği bir alan değildir. Bu mesele; kamu, özel sektör, üniversiteler, sendikalar, yerel yönetimler ve sivil toplum arasında güçlü bir iş birliğini gerektirir."
Türkçe
107
105
356
14.8K
bba
bba@bblbar·
çağı anlamayan ve çağa ait olmayan ihtiyar nesiller yönetimden topyekün temizlenmediği müddetçe hiçbir soruna kalıcı çözüm üretemeyiz. onların görüşü ve anlayışı, varlığı sorun üretiyor.
Türkçe
0
0
0
30
bba
bba@bblbar·
Protesto yapan SOL örgütlenmeleri görünce aklıma şu geliyor; Belki 1 kişiyi kurtarabilirsiniz. Belki 100, belki 1.000. Belki yıllar içerisinde özverinizle çabanızla 10.000 insana yardımınız dokunur. Peki düzenin zarar verdiği 10.000.000, 20.000.000, 30.000.000 insan? Onun için düzeni değiştirmeniz gerek. Düzeni değiştirmek için iktidar olmanız gerek. İktidar olmak için seçim kazanmanız gerek. Seçim kazanmak için çoğunluğun desteğini almak gerek. Peki siz çoğunluğun desteğini alabiliyor musunuz? Hayır. Almak için uğraşıyor musunuz? Hayır. Çünkü bu ülkede çoğunluğun desteklediği, değer verdiği şeyler ortada. Desteklemediği şeyler de ortada. Kürtçülük ve LGBT gibi azınlıkçı hareketleri desteklemeyeceksiniz. Deniz Gezmiş gibi isimleri sembol bellemeyeceksiniz. Çoğunluğun benimsemeyeceği sembolleri sloganları söylemleri bir kenara atacaksınız. Toplumun nabzını tutmak çok kolay, dijitalden bile anket yapıp ya da sayısız ankete bakıp toplumun neyi desteklemediğini öğrenebilirsiniz. Çağın temel idari formasyonu olan yurttaş devleti ve yurttaşlık esası çerçevesinde, ideolojilerden arınmış etiketsiz bir siyaset yapacaksınız. Çoğunluğu temsil etmek, azınlıkçılığı tasfiye etmek hedefiniz olacak. İnsanlara üstten bakmayacak, onların lideri rehberi değil, destekçisi temsilcisi olacaksınız. Onların reddettiklerinin yanında durmayacaksınız. Bunları uyguluyor musunuz? Hayır. Kısacası çoğunluğun oyunu almak için; seçim kazanmak için; iktidar olmak için; düzeni değiştirmek için GEREKENİ YAPMIYORSUNUZ. Gerekeni yapabilecek insanlara faşistçe davranan kadrolar ile, değiştirmek için gerekeni yapmadığınız düzenin mağdurlarının yanında poz kesip onlar için protestolar düzenleyip “yapabildiğinizi yaptığınıza” dair bir vicdan tatmini ile hayatınıza devam ediyorsunuz. Bazılarınız hak etmediği bedeller ödüyor. Bu bedel ödeme,mevcut körlüğü ve bağnazlığı daha da pekiştiriyor. Üzücü. Tam bir kayıp. Bir avuç azınlık hariç Herkes için kayıp.
Türkçe
0
0
0
33
bba
bba@bblbar·
Kurtuluş; azınlıkçı kadroların temizlenmesi ile mümkündür. Ekseriyetin desteklemediği her sembolün her davanın her ideolojinin her şeyin temizlenmesi ile mümkün. Çoğunluk siyaseti yapmayanlar, güya çoğunluğun iyiliği için sokağa çıkıp duyar kasıyor. Siz sabaha kadar eylem yapsanız ne olur Kadıköyde. Hiçbir işe yaramayan gürültüden ve kalabalıktan, sıradan yurttaşa rahatsızlık vermekten başka bir iş yapmıyorsunuz. Bir işe yaramak istiyorsanız, çoğunluğun isteklerine göre siyaset yapın, seçim kazanın,düzeni değiştirin. Ya da bunu yapabilecek insanları davet edin, siyasi makamlarınızı onlara devredin. Zerre siyasi tecrübesi olmayan yeni nesiller, sizden daha iyi yönetir, daha yüksek oy alır. Memleketi değiştirir. Sizin azınlıkçı, kürtçü; işçinin yurttaşın çoğunluğun destekelemdiği her şeyi destekleyen çağ dışı siyasetiniz, en ihtiyaç duyduğumuz damarları tıkıyor. Haklı davaları marjinalleştiriyorsunuz. %10’a ulaşamayan işçi emekçi partisi mi olur? Hiç mi oturup biz niye hala siyaset yapıyoruz demiyorsunuz? “Halk niye bizi desteklemiyor” demiyor musunuz?
Türkçe
0
0
0
34
Evrensel Gazetesi
Evrensel Gazetesi@evrenselgzt·
EMEP Ümraniye İlçe Örgütü, Dudullu Meydanı'nda yaptığı açıklamada 1 Mayıs'a güçlü katılım çağrısı yaptı: "Kurtuluş örgütlü mücadelede" evrensel.net/haber/5981410/…
Türkçe
2
8
43
4.9K
bba
bba@bblbar·
Yıllardır işçinin ekseriyetin siyasetini yapsaydınız belki iktidar değişirdi, o madenciler ve pek çok benzeri bu hale düşmezdi. Ama siz azınlıkçı, çağ dışı ideolojilerin ve geçersiz tecrübelerin müridi çürük bir SOL siyaseti yaşatıyorsunuz. Ekseriyetin, işçinin desteklemediği ne sembol ne söylem ne dava ne hareket varsa destekliyorsunuz. Nüfusun %90’ı hedef kitlesi olan bir partinin %5’e bile ulaşamaması çok büyük bir başarısızlık ama siz SOL siyaseti marjinal bir siyaset olarak gördüğünüz için bundan rahatsız olmuyor, istifa etmiyor, kadrolarınızı örgütlenmelerinizi topyekün tasfiye etmiyorsunuz. Mevcut SOL siyaset delik bir kayık. Yeni bir kayık lazım; ama o delik kayığın kaptanları bunu reddediyor. Çünkü kaptanlıkları da gidecek. 5-10 yıl önce iktidarı değiştirseydiniz o insanlar mağdur olmayacaktı, olsa da siz bunu düzeltecek devlet kuvvetine sahip olacaktınız. Ama siz iktidar olacak siyaseti yapmak yerine kendi çürük azınlıkçı sol siyasetinizi dikte ediyorsunuz. Kaybettiriyorsunuz, sonra kaybedenlerin yanına geçip onları destekliyorsunuz; ve kendinizi mağdurun yanında haklı ve cesur olarak görüyorsunuz. Mağduriyeti engellemeyen de mağduriyete sebep olan kadar suçludur.
Türkçe
0
0
2
136
Türkiye İşçi Partisi
Türkiye İşçi Partisi@tipgenelmerkez·
Kurtuluş Parkı'nda açlık grevini ve direnişi sürdüren madenciler, Genel Başkanımız Erkan Baş ile birlikte kamuoyuna açıklamalarda bulundu: "Gemileri yaktık geri dönüş yok!"
Türkçe
13
217
1.3K
38.6K