
⏩Hız bir taktik. Yavaşlık ise bir strateji.
Herkes hızlanmaya çalışıyor. Daha fazla içerik, daha fazla üretim, daha fazla platform... Sanki hız başlı başına bir erdem.
Ama dur bir saniye. Gerçekten öyle mi?
Türkiye'de boş duran adam ayıplanır. "Ne yapıyorsun?" sorusuna "Düşünüyorum" demek, cevap sayılmaz.
Oysa Buffett günün %80'ini okuyup düşünerek geçiriyor. Munger "Sadece oturup düşünmek için zaman ayırıyoruz" diyor.
Batı'nın en başarılı iş insanları tembellik gibi görüneni seçti. Ve kazandı.
Biz çay içerken zaman kaybediyoruz deriz ama o çay molası bazen en iyi kararın verildiği andır.
Hız seni dolu tutar. Yavaşlık ise derinleşmeni sağlar. Dolu olmak ile derin olmak aynı şey değil.
🧠Bir düşünce deneyi:
Geçen ay ürettiğin şeylere bak. Kaçı gerçekten önemliydi? Kaçı bir şeyler yapıyor görünmek içindi?
Türkiye'de buna koşturmaca diyoruz ama koşturmaca üretkenlik değildir.
Hız, baskıya bir tür cevaptır. Yavaşlık ise bir seçim.
"Dur bakalım" demek zayıflık değil. Anadolu'da boşuna denmemiş: "Acele işe şeytan karışır."
💡Pratik öneri:
Haftada bir "Boş blok" koy takvime. Toplantı yok. Görev yok. Üretim yok. Sadece düşün, oku, not al.
Bunu söyleyince lüks gibi geliyor, değil mi? Sabah namazından sonra oturup düşünen dedelerimiz de aynı şeyi yapıyordu.
Üretkenlik kültürü sana şunu söylüyor:
Daha hızlı ol, daha çok üret, daha az uyu.
Ama en kalıcı işler hep yavaş yapıldı. Süleymaniye Camii 7 yılda inşa edildi. Mimar Sinan koşturmadı. Düşündü.
Hız seni bugün görünür kılar. Yavaşlık ise yarın bile hatırlanmanı sağlar.
"Acele giden ecele gider" demiş atalarımız.
Sen, bu denklemin neresindesin?

Türkçe












