beyda yıldız

176 posts

beyda yıldız

beyda yıldız

@beydayldz7

“Yola baktım yolda kaldım. Ne gitmeye cesaretim, ne dönmek için tesellim vardı.” Duasız ve Törensiz

Diyarbakır, Türkiye Katılım Kasım 2019
2.3K Takip Edilen289 Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
beyda yıldız
beyda yıldız@beydayldz7·
“Yola baktım yolda kaldım. Ne gitmeye cesaretim, ne dönmek için tesellim vardı.” İlk romanım Duasız ve Törensiz ⁦@EverestKitap⁩ etiketiyle tüm kitap evlerinde.Genel Yayın Yönetmenim Saadet Özen’e çok teşekkür ediyorum. Yolu açık olsun. ⁦@zen_saadet⁩ ⁦⁦
beyda yıldız tweet media
Türkçe
2
2
24
12.7K
beyda yıldız retweetledi
Kalbur Saman
Kalbur Saman@kalbursamantr·
Gezegen Arşivleri, 1908 ile 1931 arasında dünya çapındaki insan kültürlerini fotoğraflamayı amaçlayan bir projeydi. Fransız Albert Kahn'ın finanse ettiği projede, 50 ülkeden 72.000 renkli fotoğraf bulunuyordu. Biz de bu projeden 55 orijinal fotoğrafı sizin için derledik.
Kalbur Saman tweet media
Türkçe
2
7
73
11.4K
beyda yıldız retweetledi
Burak Göral
Burak Göral@goral_critic·
Berlinale’den Altın Ayı alan İlker Çatak’ın filmi "Sarı Zarflar"ın ortak yapımcısı, Gümüş Ayı kazanan Emin Alper filmi "Kurtuluş"un yapımcısı Nadir Öperli’yle bu başarısının sırrını ve ülkemizdeki bağımsız sinemanın halini konuştuk. Tamamı aşağıda 👇 gazeteoksijen.com/sinema/umarim-…
Türkçe
1
11
41
6K
beyda yıldız retweetledi
sedat anar
sedat anar@anarsedat·
"Üçüncü Kişi" adlı bir podcast programına başladım. Sanatın ve edebiyatın farklı alanlarında ustalaşmış isimlerle müzik hakkında konuşuyoruz. İlk konuğum Enis Batur hocam. Müziğe dair keyifli bir sohbet oldu. ++ Spotify: open.spotify.com/episode/3WJjUf… YouTube: youtu.be/htApmzHzjyw?si…
YouTube video
YouTube
Türkçe
4
18
113
14.9K
beyda yıldız retweetledi
Yunus Emre Erdölen
Yunus Emre Erdölen@yunuserdolen·
Bruce Springsteen, Trump’ı protesto etmek amacıyla konser turuna çıkıyor. Duyurunun son cümlesi: Savaş yerine barış
Türkçe
5
51
433
17.8K
beyda yıldız retweetledi
Dogu Ergil
Dogu Ergil@DoguErgildogu·
Aşağıdaki metnin çevirisidir. Bu ihtarı, bir alıntıyı anlamayacak, yayımlayana küfür eden "üstün zekâlılar!" İçin yapıyorum. "Eskiden, Trump’ın 2016’da nasıl kazanabildiğini ve ardından 2024’te yeniden nasıl kazanabildiğini merak ederdim. Bu kadar duygusal olarak zehirli ve ahlaken çürümüş birinin nasıl bu kadar destek bulabildiğini anlamakta zorlanırdım. Artık merak etmiyorum. Bence tam da bu yüzden kazandı. Çünkü o, milyonlarca insanın içindeki kırık parçaları yansıtan kırık bir aynana gibi. Eğer ırkçıysan, adamını buldun. Eğer kadın düşmanıysan, adamını buldun. Eğer para senin tek dininse, adamını buldun. Eğer kalbin zırhla kapalıysa, adamını buldun. Engellilerle alay ediyorsan, adamını buldun. Zekâ seni güvensiz hissettiriyorsa, adamını buldun. Eğer bir cinsel avcıysan, adamını buldun. Aşağılama, komplo ve pislik üzerinden siyaset yapıyorsan, adamını buldun. Hayatında bir saat bile duygusal öz değerlendirme yapmadıysan, adamını buldun. Hile yapıyor, müteahhitleri dolandırıyor, borçlarını batırıyor ve buna “kurnazlık” diyorsan, adamını buldun. Yalan söylemek senin için nefes almak kadar kolaysa, adamını buldun. Zalimlik sana güç gibi geliyorsa, adamını buldun. Beyaz mağduriyeti senin rahatlatıcı gıdan ise, adamını buldun. Egonu hiçbir unvanın dolduramayacağı bir kara delik gibi taşıyorsan, adamını buldun. Savaş kışkırtıcılığı, egonu besliyorsa, adamını buldun. Empati sana zayıflık, tahakküm ise oksijen gibi geliyorsa, adamını buldun. Eğer onda yalnızca bu patolojilerden birkaçı olsaydı, muhtemelen sadece gürültücü ve sorunlu bir adam olarak görülür ve ciddiye alınmazdı. Ama o bunların bir büfesini oluşturuyor. İşte çekiciliği bu. Milyonlarca insan, bu yıkıntının içinde kendilerinden bir parça bulabildi. Hepsiyle aynı fikirde olmaları gerekmiyordu. Sadece o kırık aynada kendilerine benzeyen bir parçayı tanımaları yeterliydi. Aslında mesele hiçbir zaman gerçekten onunla ilgili değildi. Mesele onaylanmaktı. Mesele aklanmaktı. Mesele izin almaktı. O öfkeyi icat etmedi; onu büyüttü. O zalimliği yaratmadı; onu normalleştirdi. Milyonlarca insana, en çirkin dürtülerinin bir miting hoparlöründen yankılanmasını duymanın sarhoş edici rahatlığını verdi. Trump bir semptomdur. Asıl hastalık daha derindedir: Bu kolektif bir hastalıktır. Onun gücünü açıklayan tek bir cümle varsa, o da şudur: “Benim düşündüğüm şeyleri söylüyor.” Ve işte asıl ürpertici olan kısım da budur. Çünkü bu, bizim hakkımızda ne söylüyor? Bu şeyleri düşünen bu kadar çok insan olması ne anlama geliyor? On milyonlarca Amerikalının içinde bu kadar derin, bu kadar kaynayan bir öfke varsa ve sadece bir demagogun gelip bunu erdem diye kutsamasını bekledilerse? Irk, cinsiyet ve eşitlik konusunda on yıllardır ilerleme kaydedildiği sanılırken, bu kadar çok beyaz erkeğin kendini bu kadar tehdit altında, bu kadar yerinden edilmiş ve bu kadar öfkeli hissetmesi ne demektir ki zalimlik bir siyasi platforma dönüşebilsin? Belki de biz aptallar cennetinde yaşıyorduk. Sessizliği iyileşme sandık. Nezaketi ilerleme sandık. Şimdi maske düştü. Şimdi biliyoruz. Ve bilmek, üzerinde durulabilecek çok daha tehlikeli bir yerdir." — Michael Jochum Not Just a Drummer: Reflections on Art, Politics, Dogs, and the Human Condition ⸻
James Tate@JamesTate121

I used to wonder how it was possible that Trump could have won in 2016, and then again in 2024, given how emotionally toxic and depraved he is. I don’t wonder anymore. I think he won for that exact reason. Because he carried at least one broken shard to reflect the broken shards in millions of others. If you’re a racist, you found your guy. If you’re a misogynist, you found your guy. If money is your only religion, you found your guy. If your heart is armored shut, you found your guy. If you mock the disabled, you found your guy. If intelligence makes you insecure, you found your guy. If you’re a sexual predator, you found your guy. If you trade in humiliation and conspiracy and filth, you found your guy. If you’ve never done a single hour of emotional inventory, you found your guy. If you cheat, stiff contractors, bankrupt your obligations, and call it savvy, you found your guy. If you lie as easily as you breathe, you found your guy. If cruelty feels like strength, you found your guy. If white grievance is your comfort food, you found your guy. If your ego is a black hole no title can fill, you found your guy. If warmongering fuels your ego, you found your guy, If empathy feels like weakness and dominance feels like oxygen, you found your guy. If he’d only carried one or two of these pathologies, he might have been dismissed as just another loud, damaged man. But he carried a buffet of them. That was the appeal. Millions could locate themselves somewhere in the wreckage. They didn’t have to agree with all of it. They just had to recognize a piece of themselves in it. It was never really about him. It was about the validation. The absolution. The permission. He didn’t invent the resentment; he amplified it. He didn’t create the cruelty; he normalized it. He gave millions the intoxicating relief of hearing their ugliest impulses echoed back at rally volume. Trump is a symptom. The deeper illness is collective. If there’s one sentence that defines his power, it’s this: “He says the things I’m thinking.” And that’s the part that should chill us. Because what does it say about us that so many were thinking those things? That tens of millions of Americans harbored resentments so deep, so seething, that they were simply waiting for a demagogue to baptize them as virtue? That after decades of supposed progress on race, gender, and equality, so many white men felt so threatened, so displaced, so furious, that cruelty became a political platform? Maybe we were living in a fool’s paradise, mistaking silence for healing, politeness for progress. Now the mask is off. Now we know. And knowing is a far more dangerous place to stand. – Michael Jochum, Not Just a Drummer: Reflections on Art, Politics, Dogs, and the Human Condition.

Türkçe
47
350
1.1K
98.2K
beyda yıldız retweetledi
beyda yıldız retweetledi
metinyoksu
metinyoksu@metinyoksu·
Anne Fatma Nur Çelik ile kızı İkra’nın tabutunu kadınlar taşıyarak erkeklerin taşımasına izin vermedi. Yaşarken Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticileri hakkında istismar suçlamasında bulunmuştu. Ölümüm için intihar demeyin demişti ve yaşam hakları ellerinden alındı. Bu lanet düzenin pislikleri hep masumları katlediyor!
Türkçe
0
37
261
9.1K
beyda yıldız retweetledi
umut tümay arslan
umut tümay arslan@TumayArslan·
türkiye’nin bir erkeklik sözleşmesi var. kadınların sözünü, anlattıklarını duymamak, bilmemeyi seçmek, görmemek konusunda bir uzlaşma. kadınların seslerini silmeye ayarlı bir silgi gibi çalışan eril üst-ses. kadınların haysiyetini tanımayan bir makine gibi tıkır tıkır.
Türkçe
12
798
4K
90.1K
beyda yıldız
beyda yıldız@beydayldz7·
@ZehraCelenk Haklısınız. Bizde eşlik eden bambaşka motivasyonlar da var ki, biri aşağılık kompleksi olsa gerek. Elbette daha pek çok başka motivasyon.
Türkçe
0
0
1
38
Zehra Celenk
Zehra Celenk@ZehraCelenk·
@beydayldz7 Eleştirildiği doğru. Ama Japonya’da da güçlü bir karşılığı var. Bu refleks skalasında biz biraz ileri seviyedeyiz:)
Türkçe
1
0
2
125
Zehra Celenk
Zehra Celenk@ZehraCelenk·
“Ülkesini kötülediği için verdiler” noktasına kadar varıyor tartışma. Her şeyi açıklayan, şahane bir teori! Hem kendi politik ve aynı zamanda bireysel rahatsızlığını saklıyor hem edebi değeri yok sayıyor. İnanılmaz bir indirgemeci özgüven gerçekten.:) Refleks tam olarak bu…
Taçlı Yazıcıoğlu@Tacli

@ZehraCelenk Benzer sosyoekonomik-kültürel altyapıya sahip ülkelerde neden bu raddede yok bu refleks, soruyor, bazı cevaplar veriyoruz ama yine de seviye düşüp durum patolojik bir hal aldıkça şaşırıyoruz.

Türkçe
2
6
49
5.5K
beyda yıldız retweetledi
Evrim Kepenek
Evrim Kepenek@kepenekevrimm·
İlk televizyon röportajını France 5 kanalına veren Pelicot, “Utanç üzerinize yapışır, teninize yapışır. Ve bu utanç çifte cezadır; insanın kendine yaşattığı bir acıdır” dedi. Pelicot, yaşadıklarıyla bireysel düzeyde mücadele etmenin aynı zamanda kolektif bir mücadele anlamına geldiğini fark ettiğini anlatarak "Eğer ben yapabildiysem, başkaları da yapabilir… Tüm mağdurlara umut mesajım şu: Asla utanmayın" dedi.
Türkçe
0
13
68
9K
beyda yıldız
beyda yıldız@beydayldz7·
@pi_dogu Cemaatleşme. Her zaman her yerde. Ama mühim olan yine de özgün düşünme biçimlerini koruyabilmek. Bu mevzudan ötürü berlinale de karıştı bildiğim, takip edebiliğim kadarıyla.. güzel olan tek şey bu zamanda artık kimsenin kendini saklayamaması. Takkeler bir bir…
Türkçe
1
0
1
43
Pınar Doğu
Pınar Doğu@pi_dogu·
@beydayldz7 Eleştirenlere ateş püskürdüler, öyle sahiplenildi. Tuhaf.
Türkçe
1
0
0
38
beyda yıldız
beyda yıldız@beydayldz7·
@pi_dogu Sana zaman ayırdığım o vakitlerde daha çok kedi sevmeyip, Rilke okumadığım için de.
Türkçe
1
0
1
267
Pınar Doğu
Pınar Doğu@pi_dogu·
Bu mısraları tüm eski dostlarıma armağan ediyorum. 🙋🏻‍♀️🥀 Sana değer verdiğim için sana kahve ısmarladığım için seni dinlediğim için seni insan yerine koyduğum için kendimden utanıyorum.
Türkçe
3
5
88
7.8K
beyda yıldız retweetledi
Mahmud Sami Üzüm
Mahmud Sami Üzüm@mahmudsamiuzum·
Osmanlı'da 9 yaşından küçük çocuklarla evlilik 1917'de Hukuk-i Aile Kararnamesi ile yasaklandı. Evet, geçmişte 14-15 yaş evlilikleri çağın ekonomik koşulları nedeniyle normaldi. Ancak burada atlanan bir durum var: Osmanlı şeriat mahkemeleri sadece 14-15 yaş evliliklerine onay vermedi. Yüzyıllarca adet bile görmemiş 7 yaşındaki kız çocuklarının kendinden yaşça çok büyük erkeklerle evlenmesine de onay verdi. Bu noktada "o evliliklerin siyasi nedenleri vardı, evlilik cinsellik demek değildir" diyenler olursa Osmanlı mahkeme kayıtlarına bakabilirler. Bu kayıtlarda küçük kız çocuklarının ilk gece korkudan "kocalarının" evlerinden kaçtığı, erken yaşta hamile kalıp doğum sırasında öldükleri veya sakat kaldıkları gibi birçok ayrıntıyı görebilirsiniz. Dikkat edin, bu evlilikler birbiri ile yaşıt 14-15 yaşındaki gençler arasında yapılmıyor. "Örneğin Yenişehirli Abdullah Efendi'nin fetvasına neden olan bir olayda velisi kızı çok küçük olmasına rağmen kocasına teslim etmiş, koca cinsel ilişkiye girmeye çalışınca kız korkarak kaçmış ve annesine sığınmıştır. 18. Yüzyıl'a ait bir kayıtta ise 7 yaşındaki kız çocuğu evlendirilmiş, koca cinsel ilişkiye girmiş ve kız çocuğu ölmüştür." İlk örnekte "velisi hata yapmış" diyebilirsiniz ancak şeriat kanunlarına göre eğer bir kız "adet görmemiş" ise yani "küçük" ise ve babası damada(!) "kızımla cinsel ilişkiye girebilirsin" diye onay verirse, damat küçük kızla cinsel ilişkiye girebilir. Ayrıca, kız 9 yaşına gelirse babası itiraz dahi etse kocası küçük kızla cinsel ilişkiye girebilir. İşin esas kötü yanı da aslında burada ortaya çıkıyor. Günümüzde bu tür vakalar "pedofili" olarak adlandırılıyor ve her ne kadar bazı sapıklar bu eylemi icra etseler de hukuken suçlu sayılıyorlar. Ancak, Osmanlı'da bu durum "din yoluyla" meşru kılınıyor. Bunun dönemle de pek alakası yok. Roma'da 10 yaşından küçük biriyle cinsel ilişkiye girmenin cezası idamdı. Yeryüzünde meşru olarak cinsel ilişki yaşının bu kadar düşürüldüğü herhangi bir medeniyet yok. Bir kayıt daha paylaşayım, lütfen dikkatle okuyun: "Hayfa şer'iyye sicilinde üstelik 20. Yüzyıl'ın başında karşımıza çıkan örnek çocuk evliliklerinin pek çok boyutunu ortaya koymaktadır. Olayın başrolünde Cemile adında 10 yaşındaki kız çocuğu yer almaktadır. Hayattaki tek akrabası olan anneannesi mahkemeye Cemile'nin kocasının nafakasını temin etmediği şikayeti ile başvurmuştur. Henüz 9 yaşındaki Cemile 1900 yılında kendisinden bir hayli büyük olan Ahmet Ebu Tabık ile 1500 kuruş mehir karşılığında nikahlanmıştır. Mehrin 1200 kuruşu mehr-i muaccel olup, anneannenin iddiasına göre bu miktar ödenmeden cinsel ilişkiye dayanamayacak olan Cemile'yi kocası ve kayınvalidesi alıp evlerine götürmüşler. Ahmet mehiri ödemeden Cemile'nin bekaretini bozmuştur. Şimdi 10 yaşında olan Cemile'yi kocası getirip, anneannesinin evine terkettiği gibi, mehir ve nafakasını da ödememektedir. Koca iddiaları kabul edince kadı Cemile'nin mehir ve nafakasının ödenmesini hükme bağlamıştır. Bu olayda dikkat çeken birkaç nokta vardır. Öncelikle henüz cinsel ilişkiye hazır olmayan bir kız çocuğu kocası tarafından velisinin yanından alınıp götürülmüş ve zifaf gerçekleştirilmiştir. Ardından yaklaşık bir yıl sonra 10 yaşındaki küçük kız çocuğu hukuken hak kazandığı mehir ve nafaka ödemeleri yapılmadan terk edilmiştir. Olayda ilgi çekici olan nokta ekonomik açıdan zor durumda olan anneannenin kocayı cinsel ilişkiye uygun olmayan Cemile'ye yaptıkları yüzünden değil, mehir ve nafakasını ödememesi sebebiyle şikayet etmesidir. Daha da şaşırtıcı olan husus ise kadının Cemile'yi mali açıdan güvence altına almasına rağmen, cüssesi uygun olmayan bir kız çocuğu ile cinsel ilişkiye giren kocanın davranışını olağan karşılayarak herhangi bir ceza vermemesidir." Osmanlı'ya dair elimizdeki kaynaklar kısıtlı olduğundan genel olarak herhangi bir toplumsal mesele ile alakalı eğer mahkeme kayıtlarına yansımadıysa veri elde etmemiz oldukça zor. Ancak, biraz aramayla benzer birçok vaka bulabilirsiniz. Eğer bu vakaları "tecavüz" olarak adlandırmıyorsanız diyecek bir sözüm yok. Osmanlı'da zaten bu tür uygulamalar "legal" olduğu için "suç kapsamına" girmiyor. Fakat, elbette bunlar dışında "hukuk kapsamına girmeyen" tecavüz vakaları da var. Onları da dilerseniz arayıp bulabilirsiniz. Son olarak şunu ekleyeyim: Şeriatta evlilik ve cinsellik için herhangi bir yaş sınırı yoktur. Çocukların ergenliğe girip girmediğine de bakılmaz. Buradaki tek kriter "çocuğun cinselliği kaldırıp kaldıramayacağı" gibi "beden gücüyle alakalı" bir durumdur. Osmanlı'da kadıların baktığı tek şey de bu olmuştur. Örneğin, küçük bir kız ilk gece kocasının evinden kaçıp kadı huzuruna çıktığında kadı çocuğun kilosuna bakar ve sadece "bu cinselliğe uygun" ve "bu cinselliğe uygun değil" derdi. Konu üzerine daha konuşulması gereken çok şey var ama bugünlük bu kadarını aktarmış olayım. Bu kadarının bile midenizi bulandırdığını tahmin edebiliyorum.
Postmuhafazakar@postmuhafazakar

Şeriat’ın hakim olduğu bir düzende: -Çocuklar tecavüze uğramaz. -Çocukların organları çalınmaz. -Çocuklara işkence edilmez. -Çocuklar yenmez. Nitekim, Şeriat ile yönetilen Osmanlı’da, 623 yılda sadece 2 tecavüz ve 27 hırsızlık vakası yaşanmıştı…

Türkçe
149
483
2.7K
321.4K
beyda yıldız retweetledi
şengül hablemitoğlu
şengül hablemitoğlu@s_hablemitoglu·
Türkiye’de nezaket, merhamet, saygı, güven bu değerler savunmsız kaldı. Kayboluyorlar, üstelik arkalarında kayıp bırakarak Türkiye’yi terk ediyorlar. Bugün pek çok ülkede ; •compassion education (merhamet eğitimi) •kindness curriculum ( nezaket müfredatı) •social-emotional learning (SEL) (sosyal duygusal öğrenme) gibi alanların bu kadar yükselmesi, bir ilerleme değil; bu bir alarm durumu. Yani dünya şunu fark etti; çocuklara yalnızca başarı, hız ve rekabet öğrettiğimizde bağ kurmayı, sınır bilmeyi, öfkeyi taşımayı öğrenemiyorlar. Dolayısıyla bu eğitimler bir “lüks” değil, şiddetin panzehiri olarak yeniden keşfediliyor… Yani akran zorbalığı, çocuk suçluluğu gibi sorunları yaşayan ülkeler karneden neleri çıkaralım, hangi bayramı, yeniyıl kutlamasını yasaklayalım gibi mevzulardan uzaktalar. Bilmem anlatabildim mi?..
Ayşe Balıbey@ayseninbavulu

Kibarlığın, nezaketin, topluma faydalı insan yetişirmenin beş para etmediği bir ülkedeyiz artık herkes çocuklarını ona göre büyütsün

Türkçe
8
155
746
29.8K