Gokhan

41.2K posts

Gokhan banner
Gokhan

Gokhan

@bguashe

Ciddi değilim. 🍉

Katılım Ekim 2009
1.3K Takip Edilen1.3K Takipçiler
Geert Wilders
Geert Wilders@geertwilderspvv·
Islam is middeleeuwse barbarij. Ze leren kinderen slachten in Gaza terwijl ze Allahu Akbar zingen. Ziek en walgelijk. Islam is medieval barbarism. Teaching children how to slaughter in Gaza chanting Allahu Akbar. Sick and disgusting. #stopislam #barbarism
Nederlands
316
1.2K
4.6K
94.4K
Gokhan
Gokhan@bguashe·
Tabi Allah bilir de bence kurbanların en az yarısı kurban filan olmuyor. Hayırlı bayramlar bu arada.
Türkçe
0
0
0
16
erolgoka
erolgoka@erolgoka·
Jean Baudrillard’a göre Bosna ve Kosova, Batı’nın hiçliğini, kısırlığını ve ölümünü, göklere çıkardığı değerler için harekete geçmedeki aczini temsil eder. Mestroviç için görünüşte iç açıcı ifadelerdir bunlar ama hem batının niye harekete geçemediğini açıklamaktan uzaktır hem de harekete geçirici, yüzleştirici hiçbir etkisi yoktur. Hatta Baudrillard, “hiper-gerçeklik dünyasında aslında savaşlar hiç olmadı” deme saçmalığına kadar vardırır işi… Postmodernistlere göre dünya bir metindir, Bosna ve Kosova ise bir tür ikonlar… Söyledikleri Bosna ve Kosova’daki soykırımın temel anlamını sadece bulanıklaştırmaya, batının çıkar savaşlarını görmezden gelmeye hizmet eder. Olup biteni izah etmek için kimseden bir çare bulamayan Mestroviç, Hocası David Riesman’ın “Yalnız Kalabalık” çalışmasından bir sonuca ulaşmaya çalışır.  TAMAMI @kritik_bakis için yazdığımız “Duygunun sosyolojik halleri” yazımızda. kritikbakis.com/duygunun-sosyo
erolgoka tweet media
Türkçe
4
7
33
2.6K
Gokhan
Gokhan@bguashe·
@SolokhUlku Aynen öyle. Mesele koca ve kocanın anası ile ilgili.
Türkçe
0
0
1
13
Gokhan
Gokhan@bguashe·
Madem tek bir imza ile her şeyi yapabildiğimiz bir sistem var o zaman nimetlerinden de faydalanmak lazım. Yarın sabah sigara ve çekirdeğin açık havada komple yasaklandığı bir sabaha uyanmak istiyorum. Teşekkürler.
Türkçe
0
0
0
26
Gokhan
Gokhan@bguashe·
Günümüz ihaleci siyasal islamcılarını bir tarafa bırakırsak 19. yy İslamcılığı dahil, Müslümanlar olmadan bırakın bir X teorisini, komple Batı müktesebatından, hatta bir "Batı"dan bahsetmek bile mümkün değil. Self oryantalistleri ise adam yerine koyan olmamalı zaten.
Mucahit Bilici@mucahitbilici

Batı’nın batısı Doğu çıkınca Postkolonyalizm literatürünün Turkiye’deki istimal veya suistimali konusu etrafındaki  tartışmalar sürüyor. Bunun son örneği Tunahan Yıldız’ın Birikim Güncel’deki yazısıydı. Bu minvaldeki yazılardaki sorunun dekolonyalizmin İslamcıların elinde görülmesinin neo-Kemalist çevrelerde yolaçtığı huzursuzluk olduğunu belirtmiş, bunun kısa bir eleştirisini yapmıştım. Yasin Aktay aynı konudaki dünkü yazısında sömürgesizleşme bahsinde önemli bir boyuta değiniyor. … O yazıdan da hareketle şu ilave kanaatlerimi paylaşmak isterim. Sömürgecilik teorisini ve perspektifini münhasıran Batılı bir tecrübenin teorik çıktısı olarak gören ve İslamcılara (veya Müslüman elitlere) postkolonyal teoriyi laik-Batıcı bir hijyenik kibirle çok gören yaklaşımın önemli bir hatası şudur: Müslümanlar sömürgecilik bahsinde sadece teorik gözlemci ve spekülatör değiller. Aksine sömürgeciliğe bizzat muhatap olmuş ve konunun tarafı olmak hasebiyle konuya direkt dahli olan bir kamu olarak görülmeliler. Bu açılardan Said’i, Fanon’u tercüme edip alımlayan İslami duyarlılıklı kamular, Said, Fanon gibi Batıdan konuşan teorilerin Doğudan konuşan muhatapları oldukları kadar bu teorilerin selahiyetli hakemleri konumundalar. Yani bu konuda ‘patron konum’ teoriler değil bu teorilerin onları temsil iddiasında olduğu kamuların öz-temsil ve söz hakkıdır. Kendini münhasıran Batıyla özdeşleştiren steril gözlemci pozisyonlar, kendilerini ilerisinde ve üstünde gördükleri ve Doğuyla özdeşleştirdikleri İslamcıların elinde o teorileri görünce cringe hissine düçar oluyorlar. Halbuki tecrübenin hakiki sahiplerine teoriyi tabi kılmaları gerekirdi. Bunun yerine kalkıp teoriyi onlardan tenzih etmek telaşına düşüyorlar. İslamcıların dekolonizasyona dair konuşma haklarında Doğu ve Batı arasındaki ayırım içeriden ve dışarıdan bakışın örtüşmesi dolayısıyla lağv oluyor. Bu da laik akademik amaçlar için postkolonyal teoriye yolu düşen kimi neo-Kemalist akademisyen için ayrışma endişesini tetikliyor diyebiliriz. Çünkü bilinçaltında Orient’in teori yapamayacağı ve sadece teorinin nesnesi olduğu varsayımı var. Sömürgecilik bahsinde hem teorinin nesnesi hem de öznesi olmak hali, bir okunurluk sorununa yolaçıyor. Dogu’nun doğusu Batı (veya Batı’nın batısı Doğu) çıkınca şaşırıyor birileri. Halbuki Edward Said’i anladıkça Said Nursi’yi, Frantz Fanon’u tanıdıkça Seyyid Qutub’u birer meşru teorik ses olarak duymasi, takdir etmesi gerekenler, bu geçişi bir türlü yapamıyor. Doğu veya Batı’da takılı kalan bir taşralılık (provincialism) vakti geldiğinde gerekli olan öz-düşünümselliği gösteremiyor. Sadece nesne arayanlar (kendilerini bir nesne olarak düşünenler) kendi kendilerine bir özne olarak rastgelemiyorlar. Onun için Doğulu Batıcılar olarak sadece Batının tüketicisi seviyesinde kalıyorlar. Halbuki sağlıklı bir Batılılık bile Batının tüketicisi olmayı değil, Batının üreticisi olmayı gerektirir. serbestiyet.com/gunun-yazilari…

Türkçe
0
0
1
110
Gokhan
Gokhan@bguashe·
Şakaysa komik değil ciddiyse hiç komik değil.
Türkçe
0
0
1
79