Talha

3.8K posts

Talha banner
Talha

Talha

@biticil

Türk | Bilkent Hukuk, Ankara Barosu

Çankaya, Ankara Katılım Ağustos 2021
1.7K Takip Edilen1.6K Takipçiler
Talha
Talha@biticil·
Kim ne derse desin; şahsen Yeni Sol, Liberal Sol çevrelerden çıkan eserleri beğeniyorum. Onlar İttihatçılık ve Kemalizm aleyhine yazdıklarını sanadursunlar, yaptıkları çalışmalar milliyetçilik açısından yalnızca İttihatçılığın ve Kemalizmin yerindeliğini ortaya koyuyor. Bütün bu entelektüel çalışmalarının yanında siyasi pozisyonları itibarıyla hep haksız çıkmaları da meselenin keyifli yanı.
pestenkerani@suavi000

"Geleneksel dinsel eğitimin yerine, laik bir ulusal eğitim yaratılmaya çalışılmış; fakat Türk ulusçuluğunun, eğitimde önemli bir öğesi ırkçılık olmuştur." (Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti'nde Tek-Parti Yönetimi'nin Kurulması)

Türkçe
2
1
6
563
Talha
Talha@biticil·
Atsız’ın Atatürk’e dair görüşlerinde değişme önce 1952’de Orkun dergisinin, ardından 1953’te Türk Milliyetçiler Derneği’nin kapanması ile başlıyor, yani Demokrat Parti’nin Türkçüleri susturduğu dönem. Atsız bu dönemde Atatürk’ün değerini daha iyi kavramaya başlıyor. Atsız’ın Kemalizme ve tek parti devrine olan bakışı pek değişmese de 50’li yılların sonu itibarıyla Atatürk’e son derece önem veren bir Atsız var.
Mert Can@82_deliorman

Kesinlikle. Bu yazı 59 yılında yazılmış Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferleri makalesinden. Atsız, bu yazıdan önce 15-20 sene Atatürk'ü hep eleştirirken yıllar sonra ilk defa olumlu şeyler yazdığı bir yazı. Yazıda, Mustafa Kemal Paşa ile Chp'yi ayırıp CHP'yi ve politikalarını eleştirmeye devam ediyor. Kemal Paşa'yı yazıda tek takdir ettiği yer burası da değil. Fikir değişiminin ilk göstergesi bu yazı olduğu için bence değerli.

Türkçe
0
1
6
482
Talha retweetledi
Mert Can
Mert Can@82_deliorman·
Ancak bunun yanında, Atsız Beğ'in hiçbir fikrinin artık Türkçülük için geçerliliği olmasa bile Atsız; büyük Türkçülerden olmaya devam edecek. Hayatında yapmış olduğu fedakarlıkları, göze almış olduğu haksızlıkları yapabilecek çok az adam var.
Türkçe
1
1
9
198
Talha retweetledi
Mert Can
Mert Can@82_deliorman·
Yıllarca tek parti rejiminin hukuksuzluğunu eleştirip Abdülhamid'in "yanlışlıka" tepelediği birkaç kişiden bir şey olmaz diyebiliyor. Dönemden ve olaydan çok etkilenip duygusal yaklaşabiliyor. Atsız'ın benzer çelişkileri bizzat inşaa etmek istediği Türkçülük anlayışında da var. Bunu bilmek lazım.
Talha@biticil

Açık konuşalım, Atsız’ın romantik bir kişiliği vardı ve bir çok görüşünde bunun etkisini görüyoruz. Kendisinin bu gibi görüşlerinin eleştirilip geçilmesi gerekiyor. Vahdettin aciz bir işbirlikçi idi, II. Abdülhamit ise basiretsiz bir despottu. Ayrıca belirtmek lazım ki hem monarşist hem milliyetçi olunmaz. Atsız’ın buna benzer çelişkili yönleri de vardı.

Türkçe
1
2
10
700
Talha
Talha@biticil·
Düşmanca bir tavırla yazılmış, saçma sapan karalamalar değil de Atsız’ı anlayarak kaleme alınan, ayakları yere basan bir eleştiri okumak isteyenlere Mehmet Kaan Çalen’in kitabını tavsiye ederim. Atsız’a hakkını teslim etmek fakat eleştirmeyi de ihmal etmemek gerekiyor.
Talha tweet media
Türkçe
1
0
21
1K
Talha
Talha@biticil·
Açık konuşalım, Atsız’ın romantik bir kişiliği vardı ve bir çok görüşünde bunun etkisini görüyoruz. Kendisinin bu gibi görüşlerinin eleştirilip geçilmesi gerekiyor. Vahdettin aciz bir işbirlikçi idi, II. Abdülhamit ise basiretsiz bir despottu. Ayrıca belirtmek lazım ki hem monarşist hem milliyetçi olunmaz. Atsız’ın buna benzer çelişkili yönleri de vardı.
neyi kaybettiğini hatırla@neyikaybettik

“Sultan Vahdettin bir hain değildir ve olamaz da... Çünkü o bir Osmanoğludur.” Nihâl Atsız

Türkçe
5
1
70
14.3K
Talha retweetledi
Uzay
Uzay@uzay_eth·
Bazı kadınlar buna "haklısın" demiş, diğerleri "ne nankör kadın" demiş. İkisi de yanlış. Çünkü bu video, basit bir haklı-haksız tartışması değil günümüzde çok sık gördüğümüz, "Narsist" etiketinin asıl açıklaması olan tipoloji. Ne olduğunu açayım. Önce videonun ne söylediğine bakalım. Çünkü asıl analiz, kadının söyledikleri ile yine kendi söyledikleri arasındaki çelişkide gizli. Kadın "kocam çocuğa bakmıyor" diye başlıyor. Sonra Adam akşam 7'de geliyor, 9'a kadar çocuğu uyutuyor. Çocuğu uyutan o. "Hafta sonu babasına vericem, dinleneceğim" diyor. Yani hafta sonu çocuğa bakan da o. "Ne duşu bitiyor, ne traşı bitiyor, ne tuvaleti bitiyor, dinlenemiyorum." Kadın aslında "Eşimin fizyolojik bir vücudu olduğu için bile öfkeliyim. Adamın 5 dakikalık temel ihtiyaçları benim rahatımı bozuyor." diyor. Şimdi zaman dilimlerine bölelim Haftaiçi Sabah - Akşam 7 arası Adam çalışıyor, kadın çocuğa bakıyor. Haftaiçi Akşam 7'den 9'a kadar Kadın yatıyor, adam çocuğa bakıyor. Haftasonu, adam çocuğa bakıyor Adam çocuğa bakıyor, kadın yatıyor ama adamın tuvaleti duşu gibi insani ihtiyaçlarında rahatı bozuluyor. Kadının nefreti tetikleniyor. Yani adamın dinlendiği, kendine ayırdığı tek bir dakikası bile yok, kadın haftaiçi akşam 7den sonra dinleniyor, haftasonu dinleniyor ama adam bu kadına yine de yetemiyor. Tipolojiye gelelim şimdi, toplumda direkt Narsizm ile ilişkilendiriliyor ama bu klinik narsizm değil. Şımartılmış yaşam stili. Klinik narsizmden çok daha yaygın, çok daha "normal görünen" bir yapı. Bu tipolojide birey şu temel beklentiyi taşır: "Benim rahatsızlığım anında giderilmeli, başkasının rahatsızlığı önemsizdir." Çocukken bu, bağırarak elde edilen bir oyuncaktı. Ağlayarak elde edilen bir tablet. Yetişkin bir kadında, evlilikte bu mekanizma şöyle çalışır, Kendi konforu mutlak öncelik, partnerinin konforu yalnızca kendi konforunu engellediği ölçüde dikkate alınır. Partnerin yorgunluğunu, ihtiyacını, fizyolojisini bağımsız bir gerçeklik olarak hesaba katmak. Bu kişide kapasite olarak vardır, ama seçim olarak yapılmaz. Çünkü yapmak rahatsızlık verir, hak gördüğü konforu sarsar. Adler'in başka bir kavramı da var Entwertungstendenz, değer düşürme eğilimi. Bu kişi, kendi katkısını yüceltmek için partnerinin katkısını sistematik olarak küçümser. Kadın diyor ki: "Ben de çalıştım, biliyorum. İşe gitmek çocuk bakmaktan kolaydır. Adam sanki gezmeye gidiyor gibi geliyor." Birkaç katmanlı bir çarpıtma var burada. Eşinin gittiği iş, gezmek değil kendisi de bunu biliyor, kendisi de daha önce çalışmış. "Ofiste oturmak gezmektir" gibi bir kıyas yapıyor, ama eşinin işinin ne olduğunu, ne kadar strese girdiğini, ne kadar fiziksel ve zihinsel yük taşıdığını hesaba bile katmıyor. Bütün kıyas, "ben daha çok çekiyorum, o az çekiyor" sonucuna varmak üzere kuruluyor. Bu, partneri küçük göstererek kendini büyük göstermenin mekanizmasıdır. Adler'e göre bu mekanizma, kişinin kendi yetersizlik duygusunu kapatmak için kullanılır. Yani bu kadın derinde "ben yeterince iyi bir anne değilim" hissediyor olabilir ve bunu örtmek için "o yetersiz bir baba" diye haykırıyor. Burada modern feminizmin asla tartışmadığı şeyi de tartışalım. Bu kadın çalışmıyor. Eve geliri tamamen eşi getiriyor. Ekmek, kira, fatura, çocuğun bezi, kadının kendi giysisi, hepsi eşinin emeğinden çıkıyor. Ev içi emek gerçek emektir, evet. Çocuk bakımı yorucudur, evet. Bunlar tartışmasız. AMA bu, şu anlama gelmez "Adam dışarıda her şeyi taşısın, eve gelince de senin çocuk bakım yardımcın olsun, üstüne hayatı bile olmasın." Kooperasyon iki taraflıdır. Adam dışarıda finansal stresi, sektör belirsizliğini, mental yükü ve zamanını taşıyor. Kadın bunu yok sayarak "asıl yorulan benim" mantığını kuruyor. Bu eşitlik değil partnerin emeğinin sistematik olarak inkarıdır. Ve bu inkar, modern dijital feminizm tarafından "haklı şikayet" diye etiketleniyor. Modern feminizm ve algoritma bu tip kadınlara "Sorununu çözme. Sorununu sergile. Sergilersen ödüllendirilirsin." diyor. Çünkü diğer kadınlardan destek görüyor, kurban psikolojisine giriyor. Bu sorunu çözmek yerine sergileyerek sempati ve dikkat toplamaktır. Eskiden bu strateji bir komşuyla, kuzenle, kayınvalideyle sınırlıydı. Sosyal medya bunu endüstriyel ölçeğe çıkardı. Bu kadın eşine söylese, bir süreç başlar. Konuşma, müzakere, kavga, anlaşma, değişim. Belki çatışma çıkar, ama bir çözüm vektörü doğar. Ama instagrama çıkıp anlattığı anda, 200 bin kadın "haklısın" yazar. Kurban kimliği taşa kazınır. Artık eşine daha az tahammül edebilir, çünkü "200 bin kadın da haklı diyor, demek ki haklıyım." düşüncesi oturur. Modern dijital feminizm bu kadına çözüm sunmuyor. Daha iyi bir kurban statüsü sunuyor. Çünkü kurban statüsünde tutmak, sistem için karlıdır, daha çok video, daha çok engagement, daha çok satılacak duygu. Bu kadın evliliğini onarmıyor. Evliliğinin sigortasını yakıyor ve yangının ışığında alkışlanıyor. Boşanmayla bitmeme ihtimali yok bunun. Çocuğun da büyüyünce aynı nevrotik davranışları sergileyeceğinden ben eminim. Aile kurmak bir aşk görevidir. Görev kelimesine dikkat. Romantik bir his değildir; iki kişinin birlikte üçüncü bir şey (çocuğu, hayatı, anlamı) inşa ettiği bir kooperasyon görevidir. Aşk görevinin temel kuralı, eşitlik üzerinden kooperasyon. Eşitlik "her şey 50-50" anlamına gelmez. Eşitlik, iki tarafın değerinin de tanındığı anlamına gelir. Bu kadın eşinin değerini tanımıyor. Eşi çalışıyor, değersiz. Eşi çocuğu uyutuyor, yetersiz. Eşi hafta sonu çocuğa bakıyor, duş alıyor diye rahatlık bölünüyor. Eşi "kendini yorma" diyor, kadın dalga geçiyor. Hiçbir şey yeterli olamaz. Çünkü mesele eşinin ne yaptığı değildir. Mesele, kadının ne kadar dünyanın merkezi olduğu hissidir. Bu his giderildiğinde eş ne yaparsa yapsın "yeterli" olur. Giderilmediğinde eş ne yaparsa yapsın "az" kalır. Bu yüzden bu kadının kocası "düzelse" bile, bir süre sonra şikayet yine başlar. Çünkü mesele kocada değil, yapısal beklentidedir. Bu video, bir kadının haklı şikayeti değil. Bu video, şımartılmış yaşam stilinin, değer düşürme eğiliminin ve kurban kimliğinin sosyal medya çağında nasıl viral içerik olarak paketlendiğinin örneğidir. Bu video, bir insanın eşinin tuvalete gitmesinden bile rahatsız olmasının normalleştirilmesidir. Ve modern dijital feminizm bu normalleştirmeye alkış tutmaktadır. Şikayet eden kadın da, alkışlayan binler de aynı tipolojinin farklı yansımalarıdır. Ve hiçbiri çözüm üretmez, sadece yeni bir video çıkana kadar bekler.
görmemiş sayıyorum@gormemissay

Anlatırken ben gıcık kaptım

Türkçe
96
159
1.6K
217K
Talha
Talha@biticil·
Çok güzel bir haber. Çevrilmesi gereken pek çok eser var. Umarım onları da görürüz. Türkçede “Islamic Studies” literatürü çok zayıf ve çağın gerisinde. Halbuki Nicolai Sinai, Angelika Neuwirth, Stephen J. Shoemaker, Gabriel Said Reynolds gibi pek çok önemli akademisyenin eserleri çevrilmeyi bekliyor. Bu bir ayıptır.
M. Murtaza Özeren@muhtaen

Bu hafta güzel bir haber aldım. Shahab Ahmed - What is Islam?'ın yayın hakları genç ve umut vaadeden bir yayınevi tarafından alındı. Çeviriyi de bana devrettiler. Yarım kalan çevirimi tamamlayabileceğim. "İslam Nedir?: İslami Olmanın Önemi" hayırlısıyla Eylül-Ekim gibi çıkacak.

Türkçe
0
0
4
278
Talha
Talha@biticil·
Üslubun hayvanlık bağırttı ama kapitalist düzeni çok iyi özetlemiş.
Umit Meric@UmitMericmm

@OnemliAile @DrSalome17 Kim dedi size sermayeyle yarışın diye? Köylüler, Siz kimsiniz ki? Sermayenin vergileriyle okul okudun diye sermayeyle yarışmak senin haddine mi? Bence hiç yorma kendini, Maaşını al hizmetine bak,

Türkçe
0
0
2
190