
bugra190757
4.1K posts




Ben İsmail Kartal’ı cidden sever sayardım ama hem müritleri hem son bir senedir yaptığı sinsilikler tiksindirdi. O zaman gerçekleri konuşalım, son döneminde son üç hafta hariç ikinci yarıdaki maçların hepsini bok gibi oynadık Kasımpaşa, Ankaragücü, Samsun, Karagümrük ilk aklıma gelenler. Avrupa Kupası’nda yaşattığı rezilliği saymıyorum bile. Dzeko, Tadic, Ferdi gibi üç kafa adamla oynamanın lüksü kimde vardı? Bugün geriden doğru düzgün oyun kuramıyorsun Guendouzi var gücüyle çabalamasa bitiksin, Levent oynadığında sevinir oluyor bitik Semedo’nun ayağına bakıyoruz. Tedesco’ya al oyna diye verdikleri kadro bu. Yapılan transferler ortada. Karşı çıktığında siktir çekilmemiş gibi şimdi çıkıp utanmadan hoca her transfere onay verdi diye haber yaptırıyor götünü hükümete dayayanlar. Hepiniz gideceksiniz İsmail hocanız da gelmeyecek hadi siktirin şimdi.


Sadettin Saran, Fenerbahçe Gümrük ve Lojistikçiler Platformu'nun etkinliğine katıldı.


The Athletic: "Devin Özek tesis duvarlarını daha parlak renklere boyatarak ortamın enerjisini yükseltti" ... Al bunu as tesislere Devin Özek, daha etkili olur. Bakar bakar utanırsınız belki!


Ben dün 35 senedir yaşadığım evime giderken navigasyon açtım. Hakkımı da kimseye helal etmiyorum.








YAPI MI CIA Mİ? CİA'nin kendi çıkarları doğrultusunda her ülkede uyguladığı bazı faaliyetler zinciri vardır: 1- Rejim değişikliği ve darbe 2- Psikolojik harp ve dezenformasyon 3- Siyasi ve ekonomik manipülasyon 4- Suikast veya pasifize etme Yukarıdaki tüm bu faaliyetlere önce zemin hazırlanır. Bu süreç şu aşamalardan geçer: 1- Sızma 2- İstikrarsızlaşma 3- Kriz anı 4- Yeni düzenin tesisi CIA, tüm bu stratejilerini kurgularken "makul reddedilebilirlik" ilkesini merkeze alarak planlama yapar. Yani operasyon deşifre olsa bile CIA ile organik bir bağlantı kurulamaması, henüz fikir aşamasında planlanır. Şimdi bu faaliyetler zincirini CIA yerine "yapıyı" merkeze alarak futbol ve Fenerbahçe üzerinden değerlendirelim: 1- Rejim değişikliği: Bu maddeyi futboldaki başkan değişikliğine uyarlayalım. Fenerbahçe her sene seçime zorlanmış mıdır? 2- Psikolojik Harp ve Dezenformasyon: 3 Temmuz, Denizli'de ve Bursa'da son hafta yaşanan travmalar, Trabzon'da maç sonu çıkan olaylar ve futbolun adaletsiz ikliminde ısrarla şampiyon yapılmamak gibi eylemlerle Fenerbahçe sosyolojisi uzun soluklu psikolojik bir harbe maruz bırakılmış mıdır? Medya eliyle Fenerbahçe üzerinden dezenformasyonlar yapılarak taraftarlar kendi oyuncularına, başkanlarına hatta taraftarlar kendi taraftarlarına ve stadına düşman edilmiş midir? 3- Ekonomik Manipülasyon: Yalnızca Fenerbahçe'nin karşı çıktığı Bankalar Birliği anlaşması tüm kulüpler tarafından müştereken kabul edilmiş midir? Limitler yalnızca Fenerbahçe için kural sayılmış, aksi yönde hareket eden kulüplere göz yumulmuş mudur? 4- Suikast ve Pasifize Etme: Fenerbahçe otobüsü bir deplasman dönüşü saldırıya uğramış mıdır? Şoförü vurularak yaralanmış mıdır? İsim fark etmeksizin başkanları sürekli pasifize edilmeye çalışılmış mıdır? Tüm bu yaşatılanlara zemin hazırlamak için: 1- Sızma: Medyaya Fenerbahçe destekçisi görünümlü 3 Temmuz artığı muhabirler sızdırılmış mıdır? Kongrede 3 Temmuz artığı isimler cirit atar hale gelmiş midir? BİP çetesi nedir, ne değildir; aydınlatılmış mıdır? Fenerbahçe hakkını ararken yargıya sızan "aslanlarla", Federasyona sızan FETÖ'cü başkanlarla karşılaşmış mıdır? 2- İstikrarsızlaştırma: Medya üzerinden yapılan dezenformasyonlarla kulübü; başkan ve antrenör değiştirerek istikrarsızlaştırmak hedeflenmiş midir? 3- Kriz Anı: Mücadele sürekliliğine darbe vurmak adına yönetimin en zayıf anı beklenerek imza hareketi başlatılmış mıdır? 4- Yeni Düzenin Tesisi: Yeni yönetim görevi teslim alır almaz yargı marifetiyle disipline edilmek istenilmiş midir? Tüm bunların tesadüf olması elbette imkansız. Öyleyse soralım: Fenerbahçe sosyolojisi CIA tarafından hedefte midir? Yapı bir CIA oluşumu mudur? Hedefi yalnızca Fenerbahçe değil de Türkiye midir? Türkiye'nin savunması, 3 Temmuz'da olduğu gibi yine Fenerbahçe hudutlarından mı başlamıştır?


Herifin sorduğu sorudaki üsluba bak! Tedesco'dan hesap sormaya gelmiş orospu çocuğu! Biz diyor, birinci çoğul kullanıyor. "Bize bunu yaşattınız" diyor! Böyle bir üsluptan sonra sorunun tercüme edilmemesi ve o herifin hemen oradan siktir edilmesi gerekir.














