Sabitlenmiş Tweet
Büşra Gür
4.6K posts

Büşra Gür
@busrag291453
BA,MA @ist29mayisuni | @tcbestepe
İstanbul, Türkiye Katılım Mayıs 2012
745 Takip Edilen741 Takipçiler
Büşra Gür retweetledi
Büşra Gür retweetledi
Büşra Gür retweetledi

İnsanın fıtratının bozulması; insanın doğayla, hayvanlarla ve eşyayla kurduğu ilişkide aşırıya kaçmasıyla başlar.
İnsan, varlıkla kurduğu ilişkide ölçüyü kaybettiğinde önce kavramları bozar. Sonra ilişkileri bozar. En sonunda da kendi fıtratını bozar.
Bugün hayvanları evlat yerine koymak ve insanın kendisini hayvanların annesi olarak tanımlaması, işte bu fıtrat bozukluğunun ve anomaliğin en büyük göstergelerinden biridir.
Modern hayat, insana bir bebeğin anneliğini değil de bir köpeğin veya kedinin anneliğini teklif ederek bunu özgürlük gibi sunmaktadır.
Kısıtları ortadan kaldırdığını söyler.
Sorumluluğu tamamen keyfîliğe bırakır.
Annelik ve babalık gibi ağır, dönüştürücü ve varoluşsal rolleri duygusal bir tercihe indirger.
Fakat aslında insanlığını elinden alır.
Çünkü bir bebeğin anneliği insanı dönüştürür. Sabra, fedakârlığa, merhamete ve gerçek sorumluluğa çağırır. İnsanı kendi konforundan çıkarır. Kendi nefsinin dışına taşırır.
Kendi merkezinden koparıp başka bir insanın hayatına emanet kılar.
Bir köpeğin ya da kedinin “anneliği” ise insanın kendi duygusunu merkeze aldığı, sorumluluğu istediği kadar taşıdığı, sevgiyle keyfîliği birbirine karıştırdığı yeni bir ilişki biçimi üretir.
Bu yüzden hayvan anneliğine soyunmak, insanın kendi fıtratından uzaklaşmasına ve giderek hayvanlaşmasına yol açar.
Çünkü insan, sevginin yönünü kaybettiğinde kendi insanlığını da kaybetmeye başlar.
Köpek annesi, köpek gibi davranmaya başlar.
Sevgiyi öğrendiğimiz yer bebeklerdir.
Sorumluluğu öğrendiğimiz yer bebeklerdir.
Fedakârlığı öğrendiğimiz yer bebeklerdir.
Merhametin gerçek yönünü öğrendiğimiz yer bebeklerdir.
O bebeklerin yerine köpekleri, kedileri ve hayvanları koyarsak, bu defa insan olmayı öğrendiğimiz yeri de değiştiririz.
Çünkü sevgiyi öğrendiğimiz yerden insanlığımızı da ortaya çıkarırız.
İnsan yavrusunun yerine hayvanı koyduğumuzda yalnızca bir kelimeyi değiştirmiş olmayız.
Sevginin yönünü değiştiririz.
Sorumluluğun merkezini değiştiririz.
Merhametin mayasını bozarız.
İnsanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi de bozarız.
Çocuk, insanı kendisinden çıkarır. Uykusundan, konforundan, bencilliğinden, keyfîliğinden çıkarır.
Çocuk insanı terbiye eder.
Anne-babalık, insanın en büyük terbiyelerinden biridir. Çünkü insan, bir bebeğe bakarken yalnızca onu büyütmez; kendisini de büyütür. Kendi sabrını, kendi merhametini, kendi sorumluluk ahlakını büyütür.
Evcil hayvan ise çoğu zaman insanın duygusal ihtiyacını daha kolay, daha kontrollü, daha az itiraz eden ve daha az dönüştüren bir ilişki içinde karşılar.
İşte modern hayatın insana sunduğu şey budur:
Bebeğin ağır sorumluluğu yerine hayvanın kolay yönetilebilir sevgisi.
Annelik yerine duygusal tatmin.
Sorumluluk yerine keyfî bakım.
Evlat yerine evcil hayvan.
Fıtrat yerine tüketilebilir bir sevgi biçimi.
Bu yüzden “köpek anneliği” masum bir hitap değildir.
Bu, anneliğin içinin boşaltılmasıdır.
Annelik; beden, emek, doğum, bakım, fedakârlık, nesil, gelecek ve sorumluluktur.
Bir köpeği sevmekle bir çocuğa anne olmak aynı düzleme konulamaz.
İnsanı sevmeyen, insanı hayat olarak bilmeyen, insan yavrusunu sevginin ve sorumluluğun merkezi olarak görmeyen bir sevgi; orada insanlıktan eser bırakmaz.
Çünkü sevgi, fıtrî yerinden koparıldığında insanı yüceltmez; insanı kendi hakikatinden uzaklaştırır.
Hayvan sevilir.
Hayvana merhamet edilir.
Hayvan korunur.
Ama hayvan çocuk değildir.
Köpek insan değildir.
Köpek annesi olunmaz.
Çünkü annelik, insan yavrusuyla kurulan fıtrî, ahlaki ve varoluşsal bir bağdır.
Bu bağ ha
yvanlar âlemine devredilemez.
Evlat sevgisi hayvana ikame edilemez.
Aile hiyerarşisi hayvanlar üzerinden yeniden kurulamaz.
İnsanın insan kalması için sevgisinin de, merhametinin de, sorumluluğunun da fıtrî yerinde durması gerekir.
Modern zamanların en büyük yanılgılarından biri, insanın merhametini fıtrî yerinden koparıp başka bir varlık düzenine taşımasını özgürlük gibi sunmasıdır.
Oysa özgürlük, insanın kendi fıtratından kopması değildir.
Özgürlük, insanın insan olarak kalabilmesidir.
Bu yüzden mesele hayvan sevgisi meselesi değildir.
Mesele, sevginin yerini, merhametin yönünü ve insanın fıtratını koruma meselesidir.
Tekrar edelim:
Köpek çocuk değildir.
Köpek insan değildir.
Köpek annesi olunmaz.

Türkçe
Büşra Gür retweetledi
Büşra Gür retweetledi

“Hayatta her şey network ile oluyor”
Bu cümle, ilk bakışta basit bir kariyer tavsiyesi gibi duruyor. Fakat biraz derin düşününce, aslında modern hayatın en çıplak gerçeklerinden birini anlatıyor: İnsan çoğu zaman yalnızca ne bildiğiyle, ne kadar emek verdiğiyle, ne kadar yetenekli olduğuyla değil; kiminle konuşabildiğiyle, kimin onu duyduğu ve kimin ona kapı açtığıyla da yol alıyor.
Ama burada kritik bir mesele var.
Network dediğimiz şey, sadece “çevre yapmak” değildir. Birilerinin yanında görünmek, güçlü insanlara yakın durmak, fırsat kollamak, gerektiğinde selam verip gerektiğinde ortadan kaybolmak hiç değildir.
Böyle anlaşıldığında network, insan ilişkilerinin ahlaki zeminini bozan soğuk bir çıkar ağına dönüşür.
Oysa gerçek networkün çok daha derin bir altyapısı vardır.
Buna önce diyalog diyebiliriz.
Çünkü diyalog kurmak, insanın kendisini aşmasını gerektirir. Dinlemeyi, anlamayı, beklemeyi, karşıdakinin dünyasına saygı duymayı, her ilişkiyi hemen bir faydaya dönüştürmemeyi gerektirir.
Bugün konuşan çok, ama gerçekten diyalog kurabilen insan az. Daha da zoru, o diyaloğu sürdürülebilir kılmaktır. Çünkü sürdürülebilir diyalog emek ister, istikrar ister, nezaket ister, sadakat ister.
Buna doğru iletişim de diyebiliriz.
Doğru iletişim yalnızca güzel cümleler kurmak değildir. İnsanın niyetini doğru taşımasıdır. Kendini abartmadan ifade etmesi, karşıdakini küçültmeden konuşması, ilişkiyi manipülasyonla değil güvenle kurmasıdır. İletişim, insanın karakterinden bağımsız bir teknik değildir. Hatta çoğu zaman insanın ahlakı, iletişim biçiminde görünür hâle gelir.
Bu yüzden bence network meselesinin altı mutlaka ahlakla doldurulmalıdır.
Dürüstlük yoksa, samimiyet yoksa, vefa yoksa, güven yoksa, incelik yoksa; network dediğimiz şey ilişki değil, pazarlık olur. İnsanlar birbirini tanımaz, kullanır. Birbirini büyütmez, tüketir. Birbirine omuz vermez, sadece uygun zamanda birbirinden faydalanır.
Ve böyle bir düzende en çok kaybedenler, zaten aşağıdan gelenler olur.
Çünkü kapalı çevrelerin, güçlü kliklerin, makam ve imkân sahiplerinin kendi aralarında kurduğu çıkar ağlarında bizim gibi sıradan insanların, emeğiyle bir yere gelmeye çalışanların, arkasında güçlü bir yapı bulunmayanların kazanma ihtimali çok düşüktür.
Bu yüzden mesele sadece “network kurmak” değildir.
Asıl mesele, networkü nasıl kurduğumuzdur.
Eğer network, ahlaktan koparsa güçlünün daha güçlü olduğu bir mekanizmaya dönüşür. Ama ahlakla, vefayla, samimiyetle, doğru iletişimle ve sürdürülebilir diyalogla kurulursa; insanı yalnızca yukarı taşıyan değil, aynı zamanda insanlaştıran bir ilişki biçimi hâline gelir.
Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey budur:
Çıkar ağları değil, güven ilişkileri.
Fırsatçılık değil, vefa.
Gösteriş değil, samimiyet.
Tanışıklık değil, sahici diyalog.
Çünkü insanı gerçekten büyüten şey, kaç kişi tanıdığı değil; kurduğu ilişkilerin ahlaki derinliğidir.
Ragıp Soylu@ragipsoyluTR
Önceden İngilizce hesabımda cidden sinirlendiğim şeyler için kavgaya girerdim. Uzun vadede bunun bana sadece zarar getirdiğini fark ettim. Herkes işinde gücünde. Hayatta her şey network ile oluyor. Sadece elinizdeki muhtemel şansları kaybediyorsunuz. Başka da bir kazancı yok
Türkçe
Büşra Gür retweetledi
Büşra Gür retweetledi
Büşra Gür retweetledi
Büşra Gür retweetledi
Büşra Gür retweetledi

Büşra Gür retweetledi
Büşra Gür retweetledi
Büşra Gür retweetledi
Büşra Gür retweetledi
Büşra Gür retweetledi






















