Zafer Yalçınpınar

22.3K posts

Zafer Yalçınpınar banner
Zafer Yalçınpınar

Zafer Yalçınpınar

@calmayan

Ey gemileriyle birlikte yiten denizler / ve bağlı limanlarıdır! ki unutulmasın! / Gerçeklikte gemiler terketmektedir fareleri. (Ece Ayhan)

Kadıköy Katılım Ocak 2016
588 Takip Edilen686 Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Zafer Yalçınpınar
Zafer Yalçınpınar@calmayan·
Başlarken… (Girizgâh) zaferyalcinpinar.info⁠ adresinde maddeler hâlinde sunacağım metinler aracılığıyla, kronolojik sürekliliğe dayanan klasik otobiyografi anlatısının yerine, parçalı bir öz-anlatı oluşturmayı amaçlıyorum. Doğrusal, tanımlı ve formülize edilmiş bir çizgi ya da eğri boyunca yaşamımı anlatmak yerine; onu zihin haritamda konumlanan yaşantı parçalarına, kavramlara, çağrışımlara, alan derinliğine, olaylara, olgulara, dizelere —belleğimin tüm mihenk noktalarına— dağıtarak eşzamanlı ele almayı tercih ettim. Böylece maddeleşecek her kelime, tümce, kavram, olgu veya tarih; bütünlüklü bir yaşam anlatısının bir bölümü olmaktan çok, kendi başına işleyen bir mikro-anlatıya dönüşecek. Bu mikro-anlatılar birleştiğinde ise tamamlanmış bir otobiyografi değil; dolaşıma açık, yeniden sıralanabilir ve çoğul bir benlik kavrayışı ortaya çıkacak, diye hesaplıyorum. Bu tercih, yaklaşık yirmi küsur yıl önce oluşturduğum ve hâlen sürdürdüğüm evvel.org kapsamındaki deneyimlerimle de doğrudan ilişkili… Yıllar önce şöyle demişim: “Sonsuz retoriklere ve kozmopolit yaşama karşın çelişkisiz bir bütün olmak çok zor artık. (…) Günümüz metinlerinde dizge, kurgu ve kronoloji yavaş yavaş değerini, işlerliğini yitiriyor. (…) ‘Çağrışımlar’ ve ‘yan anlamlar’la ilerleyen, anlatmak yerine sezdirmeyi yeğleyen, ‘öncesi’ ile ‘sonrası’ yitmeye yüz tutmuş; nedensellik, planlama ve mühendislik güdüsü azaltılmış —hatta yok edilmiş— bir şeyler (betik) oluşturulmalı…” Bu paragrafta dile getirdiğim arayış, zaferyalcinpinar.info adresinde kurduğum alfabetik öz-anlatının düşünsel zeminini de oluşturuyor aslında. Yani okuyucuya sunacağım otobiyografi, başlangıç ve sonuç arasındaki kapalı bir hat olmaktan çıkacak; kesintiler, geri dönüşler, boşluklar ve yan anlamlar arasında dolaşan açık bir anlatı alanına dönüşecek, diye düşünüyorum:- Zaten yaşam da böyle bir şey değil midir… Her bir madde, bir şeyin kronolojik kaydı olmaktan çok; belleğimdeki bir mihenk noktasını, bir imgeyi, bir duygu durumunu, bir deneyimi işaret ediyor. Okuyucu bu anlatıya A harfinden girebileceği gibi ilgisine ve merakına göre herhangi bir harften de başlayabilir; çünkü burada amaç doğrusal bir anlatı kurmak değil. Kelimeler, tümceler ve yaşantı parçaları boyunca genişleyen bir alan derinliği —çok boyutlu bir anlatı ağı— oluşturmaya gayret ediyorum. Bu tercihin, yaşamımı bir hikâye olmaktan çıkarıp bir sözlük, bir arşiv ve aynı zamanda alan derinliğinde dolaşılabilir bir zihinsel harita hâline getireceğini sanıyorum. Basitçe özetlersek; A’dan Z’ye maddeler hâlinde yaşantımı —geçmişten son âna kadar uzanan, edimsel olanla zihnimde kalan arasındaki tüm izleri kapsayacak biçimde— kayda geçirmeyi amaçlıyorum. Bunu, nefes aldığım sürece genişletmeyi; ölümümle birlikte kapanacak —belki de kapanmaz, dostlarım beni anlatmaya devam eder, bilemiyorum— bir anlatı alanı olarak yıllara yaymayı planlıyorum. Bu nedenle söz konusu alfabetik öz-anlatıyı tamamlamanın, kendi adıma, başlı başına yeterli bir yazınsal uğraş oluşturduğu çok açık. Bu maddeleri sürdürmek ve derinleştirmek dışında, bilinçli olarak başka bir kapsamlı yazınsal girişime yönelmeyi —şimdilik— düşünmüyorum. A’dan Z’ye Zafer Yalçınpınar maddeleri, tekil bir kitap ya da kapalı bir metin değil; yaşamımın özüyle birlikte ilerleyen, genişleyen ve ancak yaşamımın sonuyla tamamlanabilecek (!?) “yeterli bir söz” oluşturur —oluşturacaktır. +++
Zafer Yalçınpınar tweet media
Türkçe
4
3
2
427
Zafer Yalçınpınar
Zafer Yalçınpınar@calmayan·
Başlarken… (Girizgâh) zaferyalcinpinar.info⁠ adresinde maddeler hâlinde sunacağım metinler aracılığıyla, kronolojik sürekliliğe dayanan klasik otobiyografi anlatısının yerine, parçalı bir öz-anlatı oluşturmayı amaçlıyorum. Doğrusal, tanımlı ve formülize edilmiş bir çizgi ya da eğri boyunca yaşamımı anlatmak yerine; onu zihin haritamda konumlanan yaşantı parçalarına, kavramlara, çağrışımlara, alan derinliğine, olaylara, olgulara, dizelere —belleğimin tüm mihenk noktalarına— dağıtarak eşzamanlı ele almayı tercih ettim. Böylece maddeleşecek her kelime, tümce, kavram, olgu veya tarih; bütünlüklü bir yaşam anlatısının bir bölümü olmaktan çok, kendi başına işleyen bir mikro-anlatıya dönüşecek. Bu mikro-anlatılar birleştiğinde ise tamamlanmış bir otobiyografi değil; dolaşıma açık, yeniden sıralanabilir ve çoğul bir benlik kavrayışı ortaya çıkacak, diye hesaplıyorum. Bu tercih, yaklaşık yirmi küsur yıl önce oluşturduğum ve hâlen sürdürdüğüm evvel.org kapsamındaki deneyimlerimle de doğrudan ilişkili… Yıllar önce şöyle demişim: “Sonsuz retoriklere ve kozmopolit yaşama karşın çelişkisiz bir bütün olmak çok zor artık. (…) Günümüz metinlerinde dizge, kurgu ve kronoloji yavaş yavaş değerini, işlerliğini yitiriyor. (…) ‘Çağrışımlar’ ve ‘yan anlamlar’la ilerleyen, anlatmak yerine sezdirmeyi yeğleyen, ‘öncesi’ ile ‘sonrası’ yitmeye yüz tutmuş; nedensellik, planlama ve mühendislik güdüsü azaltılmış —hatta yok edilmiş— bir şeyler (betik) oluşturulmalı…” Bu paragrafta dile getirdiğim arayış, zaferyalcinpinar.info adresinde kurduğum alfabetik öz-anlatının düşünsel zeminini de oluşturuyor aslında. Yani okuyucuya sunacağım otobiyografi, başlangıç ve sonuç arasındaki kapalı bir hat olmaktan çıkacak; kesintiler, geri dönüşler, boşluklar ve yan anlamlar arasında dolaşan açık bir anlatı alanına dönüşecek, diye düşünüyorum:- Zaten yaşam da böyle bir şey değil midir… Her bir madde, bir şeyin kronolojik kaydı olmaktan çok; belleğimdeki bir mihenk noktasını, bir imgeyi, bir duygu durumunu, bir deneyimi işaret ediyor. Okuyucu bu anlatıya A harfinden girebileceği gibi ilgisine ve merakına göre herhangi bir harften de başlayabilir; çünkü burada amaç doğrusal bir anlatı kurmak değil. Kelimeler, tümceler ve yaşantı parçaları boyunca genişleyen bir alan derinliği —çok boyutlu bir anlatı ağı— oluşturmaya gayret ediyorum. Bu tercihin, yaşamımı bir hikâye olmaktan çıkarıp bir sözlük, bir arşiv ve aynı zamanda alan derinliğinde dolaşılabilir bir zihinsel harita hâline getireceğini sanıyorum. Basitçe özetlersek; A’dan Z’ye maddeler hâlinde yaşantımı —geçmişten son âna kadar uzanan, edimsel olanla zihnimde kalan arasındaki tüm izleri kapsayacak biçimde— kayda geçirmeyi amaçlıyorum. Bunu, nefes aldığım sürece genişletmeyi; ölümümle birlikte kapanacak —belki de kapanmaz, dostlarım beni anlatmaya devam eder, bilemiyorum— bir anlatı alanı olarak yıllara yaymayı planlıyorum. Bu nedenle söz konusu alfabetik öz-anlatıyı tamamlamanın, kendi adıma, başlı başına yeterli bir yazınsal uğraş oluşturduğu çok açık. Bu maddeleri sürdürmek ve derinleştirmek dışında, bilinçli olarak başka bir kapsamlı yazınsal girişime yönelmeyi —şimdilik— düşünmüyorum. A’dan Z’ye Zafer Yalçınpınar maddeleri, tekil bir kitap ya da kapalı bir metin değil; yaşamımın özüyle birlikte ilerleyen, genişleyen ve ancak yaşamımın sonuyla tamamlanabilecek (!?) “yeterli bir söz” oluşturur —oluşturacaktır. +++
Zafer Yalçınpınar tweet media
Türkçe
4
3
2
427
Zafer Yalçınpınar
İ- İmgesel Alan Derinliği (…) “Yazarın otoritesi de okurun iradesi de -poetika bağlamında düşündüğümüzde, her denge noktasında veya aşkın dil yaklaşımında- şiirin imgesel alan derinliğini belirliyor ki bu gezinti -veya sınırları zorlama hâli- benim 2018 yılında İlhan Berk Sempozyumu kapsamındaki konuşmamda da ifade ettiğim gibi ‘dilin sürdürülebilirliği’ni mümkün kılıyor. Ancak burada sürdürülebilirlik, dilin kendini yinelemesi değil; aksine, kendi imkân koşullarını sürekli aşındırarak yeniden üretmesi anlamına geliyor benim zihnimde… Yaklaşık 20 yıldır buna ısrar ediyorum, bunu anlatmaya çalışıyorum ben. Şiir, dilin kendini tüketmeden yenileyebildiği nadir alanlardan biridir. İmgesel alan derinliği, sabit bir anlam katmanı olarak değil, şairin kurucu jesti ile okurun çoğaltıcı müdahalesi arasında sürekli yeniden kurulan bir ilişki olarak ortaya çıkmalı… Başka yolu yok! Dolayısıyla şiir, ne yalnızca yazara ait bir niyetin taşıyıcısı ne de okurun sınırsız yorumunun boş bir yüzeyi olarak kavranabilir. Çünkü şiir dili, kendi sınırlarını ihlal edebildiği ölçüde canlı kalır; anlamı sabitlemek yerine onu sürekli erteler, çoğaltır ve dönüştürür. Buna mecburuz… Hareketlilik, imgenin temsil işlevini aşarak yeni –veya eşsiz- bir karşılaşma alanı kuruyor. Ece Ayhan bir beyanında üç aşağı beş yukarı şöyle diyor: “Bir şey hareketli değilse, tamamlanmamıştır, eksiktir.” Bütün ikinci yeni için böyledir bu; imge artık yalnızca bir gösterme biçimi değil, aynı zamanda anlamın henüz kurulmakta olduğu bir eşiğin kendisidir. Sonrası bizleriz… Nihayetinde şiirin imgesel alan derinliği, yazar ve okur arasında kurulan bir uzlaşının değil, bu iki özne arasındaki verimli gerilimin ürününe dönüşmeli bence. Yani şiir dili, tam da bu gerilim hattında, kendini koruyan değil, kendini dönüştürerek sürdüren bir varlık kazanmalı. İşte bu varlığın yaşamsallığı, hareket etmesi falan -çok acayip, nasıl desem bilemiyorum- ötekinin ta kendisi oluyor benim zihnimde!” (…) 👇👇👇 zaferyalcinpinar.info/imgesel-alan-d…
Türkçe
0
0
0
9
Zafer Yalçınpınar
19 Eylül 2002’de, #OruçAruoba’yla Galata Köprüsü’ndeki ilk buluşmamızda ben 23 yaşındaydım. Marmara Üniversitesi’nin enstitülerinden birinde ‘Sermaye Piyasası ve Borsa’ üst-başlığında yüksek lisans yapıyordum ve yüksek lisansın tez aşamasına yeni geçmiştim. Aruoba, ekonometri lisansımı ve yüksek lisansımdaki “borsa” başlığını duyduğunda “Orada, borsada, tüm olup bitene baktığımda, bir çeşit tapınma görüyorum,” dedi ve “Tıpkı kutsal mekânlarda gerçekleştirilen ritüeller gibi, tapınma içeren bir düzen var orada…” diye ekledi. Ardından, üzerinde Arapça harfler bulunan bir kâğıt para/banknot (10 Pakistan Rupisi) çıkardı cüzdanından ve banknotun görünmez filigranının gizlendiği boşluğa şunları yazdı: Zafer’e.- ‘Borsa’da kullanabilir mi, bilmem- Oruç, 19 Eylül ’02 oruc aruoba neyi anlatmak istiyordu bana? Tamamını okumak için 👇👇👇 zaferyalcinpinar.info
Zafer Yalçınpınar tweet media
Türkçe
0
0
1
78
Zafer Yalçınpınar retweetledi
Zafer Yalçınpınar
Zafer Yalçınpınar@calmayan·
(...) nasıl ve nerede olursak olalım / hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak! (...) ✊✊✊ -- Büyük insanlığın büyük şairi #NâzımHikmet'i saygıyla anıyoruz... 👇👇👇👇 evvel.org/ilgi/tas-ucak
Zafer Yalçınpınar tweet media
Türkçe
1
6
1
89
Zafer Yalçınpınar retweetledi
NHKM İstanbul
NHKM İstanbul@NHKMistanbul·
Nâzım’ın Kavgası Sürüyor Nâzım Hikmet’i ölümünün 63. yılında saygıyla, sevgiyle ve kavgasına bağlılıkla anıyoruz. Nâzım’ı anmak, yalnızca büyük bir şairi hatırlamak değildir. Nâzım’ı anmak, onun şiiriyle hayatı, sanatıyla mücadelesi, memleket sevgisiyle enternasyonalizmi arasındaki kopmaz bağı bugünün dünyasında yeniden kurmak demektir. Bugün Nâzım’ı, savaş tehlikesinin büyüdüğü, emperyalist saldırganlığın yeni cepheler açtığı, halkların bağımsızlık ve egemenlik hakkının bir kez daha tehdit edildiği bir dönemde anıyoruz. Ankara’da yapılacak NATO zirvesi yaklaşırken, ülkemiz emperyalist savaş aygıtının merkezi toplantılarından birine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Aynı günlerde ABD’nin Küba’ya dönük müdahale tehditleri, ablukalar ve yaptırımlarla boğulmak istenen bir halkın egemenliğini hedef alıyor. Bu tablo, Nâzım’ın şiirinin ve kavgasının neden hâlâ güncel olduğunu gösteriyor. Nâzım Hikmet, emperyalizmin ne olduğunu çok iyi biliyordu. Kore’ye gönderilen yoksul Anadolu çocuklarının hangi pazarlıkların konusu yapıldığını gördü. Türkiye’nin NATO’ya bağlanmasının bağımsızlık değil bağımlılık anlamına geldiğini söyledi. Amerikan üslerinin, Amerikan bombalarının ve savaş politikalarının vatan sevgisiyle bağdaşmayacağını haykırdı. Ona “vatan haini” dediler; o ise asıl yurtseverliğin memleketi emperyalizme teslim etmemek olduğunu gösterdi. Nâzım’ın yurtseverliği halkçıydı, antiemperyalistti, sınıfsaldı ve enternasyonalistti. Onun memleket sevgisi, işçilerin, köylülerin, gençlerin, yoksulların, üreten ve direnen halkın sevgisiydi. Bu yüzden Küba halkının egemenliğine dönük tehditler de, NATO’nun savaş politikaları da, halkları birbirine kırdıran emperyalist düzen de Nâzım’ın kavgasının karşısında durduğu dünyanın bugünkü biçimleridir. Nâzım Hikmet Kültür Merkezi olarak Nâzım’ı geçmişe ait bir anı olarak değil, bugünün kavgasında yaşayan bir ses olarak görüyoruz. Onun şiirindeki umut, yalnızca güzel günlere duyulan özlem değildir; o güzel günleri kuracak sınıfa, halka ve örgütlü mücadeleye duyulan güvendir. 3 Haziran’da bir kez daha söylüyoruz: Emperyalizme, NATO’ya, savaş politikalarına, halkların egemenliğini hedef alan her türlü müdahaleye karşı Nâzım’ın kavgasını sürdürüyoruz. Nâzım’ın şiiri bizimledir. Nâzım’ın memleket sevgisi bizimledir. Nâzım’ın sosyalizm kavgası bizimledir. Nâzım’ın kavgası sürüyor.
NHKM İstanbul tweet mediaNHKM İstanbul tweet mediaNHKM İstanbul tweet mediaNHKM İstanbul tweet media
Türkçe
1
22
36
1.1K
Zafer Yalçınpınar retweetledi
E V V 3 L
E V V 3 L@evvel_fanzin·
Büyük insanlığın büyük şairi #NâzımHikmet'i saygıyla anıyoruz. ➡️ evvel.org/ilgi/tas-ucak
E V V 3 L tweet media
Türkçe
0
3
2
52