Barış Yurduseven@barisssn
HERKESİN BİR DERDİ VAR DURUR İÇERİSİNDE..!
Metin Diyadin’i taaa Trabzonspor’un ikinci lig takımından tanırım. Soner’le birlikte orta sahanın yıldızlarıydı.
Hami’lerin dönemi… Hamdi, Cemal, İbrahim, Olkan…
Sonra İlhan Cavcav geldi ve onunla birlikte Olkan’ı da alıp götürdü…
Sadi hoca da oraya gitti…
Yıllarca başarıyla futbol oynadı ama memleketi onu ne aradı ne sordu?
Kariyerinin sonlarına yelken açmışken ama aynı zamanda en zirveye de çıkmışken Fenerbahçe çağırdı onu…
Gitti ve onurlu bir biçimde, o pahalı oyuncuların arasında taraftarın gönlünde taht kurdu.
Kolunda kaptanlık bandı yoktu ama kısa sürede takımın gizli kaptanı oydu aslında.
Hani o meşhur Parma maçı var ya… Moldovan’ın golündeki faul ona yapılmıştı.
Ama daha da önemlisi, o maçtan önce Parmalıların bakıp şoka uğradığı o stadyumda, alev alev yanan o stadyumda, tarihin en efsane Parma takımına karşı Fenerbahçe sahaya çıkarken maç konuşmasını soyunma odasında o yapmıştı.
Samsun’da ayağı kırıldığında, sayısız yıldızı alıp gönderen Aziz Yıldırım onlar için gıkını çıkarmazken bir futbolcu için hayatında ilk defa ağlamıştı…
Yıllar geçti… Metin Diyadin, ondan kim yardım isterse herkese elini uzattı.
Gün geldi Aziz Yıldırım’a Gökhan Gönül’ü aldırdı, gün geldi yılda defalarca yurt dışına çıkıp izlediği oyuncular sayesinde Trabzonspor’un soyulmasına, zarar görmesine engel oldu.
Boross döneminde bir teknik direktörken, yardımcı hocalığı memleketi Trabzon için kabul etti.
Boross gitti, o ise bir dakika durmadı. “Kal” diyen de olmadı, bir daha çağıran da…
Elin adamları havaalanlarında karşılandı, onu kimse hatırlamadı bile…
Gün geldi işsiz kaldı, gün geldi kimsenin bilmediği dertleri oldu; konuşmadı, kimseden bir şey istemedi…
Geçenlerde de efsanesi, kaptanı olduğu kulüp aradı, çağırdı.
Tam 500 gün sonra mesleğe geri döndü. Rakip; doğup büyüdüğü memleketinin takımı Trabzonspor’du…
Çıktı, takımını aslanlar gibi oynattı. Mükemmel mücadele ettiler ve Trabzonspor’u da hak ederek yendiler.
Maçın yıldızı da Trabzonspor’dan kiralık gelen Göktan’dı…
Çocuk maçın başından beri çok istedi, kendini de ispat etmek istedi belki…
Bir pozisyonda inanılmazı kaçırdı, o pozisyonda da Metin Hoca kendini kaybedip yere düştü.
Şimdi buradan çıkarılanlara bakınca o kadar üzülüyorum ki…
Oysa ben ikisiyle de gurur duyuyorum.
Çünkü Trabzonluluk budur.
Trabzonluluk onurlu bir duruştur.
Yıllarca bu işlerin tersine isyan edip kendi evlatlarımızı çiğnemek değildir.
Yıllarca “efsane” diye elin pespayelerine kavuk taktık da ne oldu?
Gittiler, aldıkları paralarımızla dalga geçtiler, eğlendiler.
Biz bu şehirde “Ben 4 büyük takımdan hiçbirine sempati duymuyorum” diyenleri efsane yaptık!
Biz bu şehirde Trabzonspor formasını yere atana efsane dedik, o formayı yerden alıp başına çalmayana bir şey demedik!
Diyadin adamdır, adamoğlu adamdır.
Babası Türk hakemliğinin efsanesidir, bölgenin de kıymetlisidir.
Ağabeyi abimizdir; herkese iyiliği vardır, herkesin yardımına koşar.
Unutmadan; bilip bilmeden insanların içini okumayın, niyet okumayın!
Sizin dertlendiğiniz işlere, bazı ADAMLAR hayatını verir!!!