chichiyabg
3.6K posts




Polis zoruyla gasp edilen parti binamızdan alacağımız tek bir şey vardı: En büyük emanetimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk! Bu hukuksuzluğa imza atan, talimat veren ve sessiz kalan herkes bilsin; günü geldiğinde bu zorbalığın da, bu hukuksuzluğun da hesabı mutlaka sorulacak!



CHP Genel Merkezi önü




Aşağıdaki yazı Ötüken Neşriyat'ın kurucu sahibi Mehmet Niyazi Özdemir tarafından yazılmış, 02.06.2008 tarihinde Zaman Gazetesi'nde yayınlanmıştır. Mehmet Niyazi Bey, 1987 yılından 2016 yılına kadar Zaman'da yazmış, oradan da Yeni Şafak'a geçmiş, 2018 yılında da vefat etmiştir. "Türkçe Şöleni Çeşitli ülkelere serpilmiş Türk kolejleri, Türkçe Olimpiyatları'nın altıncısını tertip ettiler. Anadil Türkçe yarışmasına 110 ülkeden öğrenci katıldı. Milli kıyafetleri içindeki çocuklar birbirleriyle yarıştılar. Akşamları en büyük keyfim televizyonun karşısına geçip onları seyretmektir. Bir zenci çocuğunun, çekik gözlü Moğol'un akıcı bir Türkçeyle konuşmasına şahit oldukça, bazen gözlerim yaşarıyor bazen sevinç çığlığı atıyordum. Hepsi birbirinden başarılıydı. Bu okulları kurmayı kim düşündüyse ona sonsuz şükranlarımı sunuyor, iki cihanda da bahtiyarlıkları için dua ediyorum. Bir şeyi düşünmek bir buluştur; fakat bunu gerçekleştirecek insanlar yoksa o buluş kâğıt üstünde kalır. Tacikistan'a, Yakutistan'a genç bir öğretmen olarak gitmek, yıllarını orada tüketmek kolay mı? Hangimizin oğlu Doğu Anadolu'ya tayin edilince bir adamını bulup yakına getirtmeye çalışmıyoruz? Bu idealist öğretmenlerin haklarını milletçe ne ile ödeyebiliriz? Aynı zamanda Anadolu'nun değişik il ve ilçelerinde kuruş kuruş kazandığı parayla, o okulları finanse edenler için söz bulup söyleyemiyorum. O paracıkların hangi emeklerle kazanıldığı, nelere kıyılıp oralara yatırıldığını düşünürsek, bu kişilerin adsız kahraman olduklarını teslim ederiz. İnsanın cevherinde idealizm, fedakârlık bulunabilir; ama o kanalize edilmezse, toprak altında kalmış maden gibi kaybolup gider. Elbette ki bu genç öğretmenlere, esnaf ve işadamlarına muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi moral kaynağı olmakta, onları teşvik etmektedir. Niçin bir başkası değil de, Fethullah Gülen Hocaefendi bu fonksiyonu ifa edebilmektedir? Hiç kimse durup dururken bir kimseye güvenmez; saygı duymaz. Herkes kendine güven ve saygı duyurtur. Bu noktada Hocaefendi'nin kişiliği, hayatını cömertçe ortaya koyması karşımıza çıkmaktadır. Hayatını öne sürmeyenin, bir başkasından hayatını istemesi beyhudedir. Rahibe Theresa ile Hocaefendi'yi hangi vicdan sahibi mukayese edebilir? Theresa dinini yaymak için mahrumiyet bölgesinde hayatını geçirdi. Hocaefendi ise ona inananlarla beraber adeta insanlığın kaderini kucakladı. Dinimizde misyonerlik gibi bir misyon yoktur. Sadece 21. yüzyılın dejenerasyon seline değişik ırk ve dinden nesillerin kapılmamaları, ailelerine, milletine hayırlı evlatlar olmaları için bu gayreti gösteriyor. Theresa dini adına bir şey ummakta, Hocaefendi ise "Ey Rabb'im, gövdemi o kadar büyük yaratsaydın ki, cehenneminde bir başka kuluna yer kalmasaydı" diye dua eden Hz. Ebubekir'in izinden gitmektedir. Bu, şahsı adına hiçbir şey ummadan, başkasının mutluluğu için hayatını vermektir. Bu diğerkâm tavrın değeri biçilebilir mi? Elbette bu konuda milletçe menfaatimiz vardır. Acizane biraz Almanca biliyorum, uluslararası ticaret yapmak durumunda olsam, elbette Almanca konuşulan memleketi tercih ederim. Zira dilini bildiğim millete, diğerlerine göre daha güvenle yaklaşabilirim. Niçin aydınlarımız "Fransa" deyip yatıp kalkıyorlardı? Çünkü az da olsa dillerini biliyorlardı. Türkiye yalnız bir ülkedir, en haklı davalarında destek bulamamıştır. Türk cumhuriyetlerinin günışığına çıkmalarıyla yalnızlığı azalır gibi oldu; fakat kesinlikle yeterli değildir. Hocaefendi'nin döşediği rayların nimetini gelecek nesillerimiz görecektir. Kamboçya'nın dışişleri bakanı Türkçe konuşursa, Tacikistanlı bir işadamı bizimle ticaret yapmayı tercih ederse bunların anlamını o zaman daha iyi anlarız. Batıcı aydınlarımızın bu işten rahatsızlıklarını anlıyorum; zira alternatifleri çoğalan Türkiye Batı'ya ram olmaktan kurtulacaktır. Robert Koleji'nin, Alman Lisesi'nin, St. Joseph'in memleketlerine hizmetlerini kim inkar edebilir? Bu efendiler, oralarda okuyorlar, Türk kolejlerine karşı çıkıyorlar. Bunun mantığı var mı? Ayrıca onlar Türkiye hangi adımı attı da rahatsız olmadılar? Zira fakire, cahile hakim olmak kolaydır. Ayaklarının üzerinde durabilen, şahsiyetini idrak etmeye başlar. Bu da onların işine gelmez. Fakat milliyetçi, muhafazakâr aydınların rahatsızlıklarını anlamıyorum. "Hocaefendi İngilizce eğitim yaptırıyor." diyorlar. Bir ülke yabancı bir okula İngilizceyi şart koşuyorsa, Türk kolejleri ne yapabilir? Elbette İngilizce okutacaklardır. Fakat Türkçeyi ek ders olarak koyuyorlar. İngilizce şartı yoksa direkt Türkçe öğretiyorlar. Kıskanmayalım, vatan ve milletimiz için her hayırlı işi avuçlarımızı patlatırcasına alkışlayalım."









Herhangi bir solcu ile iletişim kurmaya çalışıyorsun: -Ama bu yanlış +"Ama bu yanlış" (İvan yoldaş edit) -Fakat Stalin şöyle böyle +"Fakat Stalin şöyle böyle" (İvan yoldaş edit) -A +"A" (İvan yoldaş edit)



“Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa'ya teşkilat yapması için 40.000 altın vermiştir. Bu paranın önemli kısmı, eskiden beri beslediği değerli yarış atlarını satmak suretiyle elde edilmiştir.” — Nihâl Atsız

@erkinoks_ Hocam solcu gazete, yarı burjuvazi yarı ülkücü. Biz ise tamamen komünist-yol neferleriyiz.


شكل الاتراك الاصلي بدون جينات اوروبيه



yeterince tarih öğrendiğinizde hayatınıza ya bir marxist ya da bir yalancı olarak devam etmek zorundasınız





