Sabitlenmiş Tweet
Cihan Aydın
5.2K posts

Cihan Aydın
@cihana1900
Strateji ve Yönetim Danışmanlığı
İstanbul, Türkiye Katılım Haziran 2013
781 Takip Edilen4K Takipçiler

@basyazar Tarih, mitoloji, efsane ve kurguların iç içe geçtiği bir efsanenin sinemaya aktarılması iyide; dünyanın belli başlı tarihi sorunlarını ısrarla bu filmin bağlamına oturtmak aşırı zorlama gibi …
Türkçe

@medyascope Hayatlarını sadece eleştiri üzerine kuranlar film eleştirisi yapmasınlar bir zahmet. Odissey’i eleştirin ama ‘bu dağları ben yarattım’ üstenciliği çok çirkin olmuş.
Türkçe

"The Odyssey'den beklentim daha yüksekti, beklentimin çok altında buldum, biraz hayal kırıklığı yarattı bende. Özellikle ilk yarım saatte adapte olamadım. Böyle bir video oyunu seyretmiş oldum"
"Holywood aktörlerinin de çok fazla olması beni rahatsız etti. Ben kaç defa Zendaya'yı seyredeceğim artık?! Her Amerikan filminde o kadın ve antipatik kocası Tom Holland"
@AsliTunc12 ve @senemgorur, "yılın filmi" The Odyssey'i konuştu🎬 youtu.be/EX-aXBE1szg

YouTube
Türkçe

@AGOSgazetesi Bu ülke topraklarında dramlar, trajediler ve gerçekler iç içe geçmiş gibi… bunlar yazılarak tarihin hafızasına kaydedilmesi değerli bir çaba…
Türkçe

📌Sol ayağım ve Toros’ların kaderi ile kederi
✒️Toros Alcan
▪️Sivas Kangal’dan Yozgat’a göç ederek Çakmak Köyü’nü kuranlardan olan büyük dedem Toros Tavlıyan, 1915'te. Toros’un 1889’da doğan oğlu Garabet Tavlıyan ise vicdanlı insanlar tarafından korundu ve kız kardeşi Filör ile birlikte hayata tutundu. Kendisi gibi kurtulanlardan olan Şahinar Torosoğlu ile evlendi ve Burunkışla Köyü’ne sığındı. Çocukları oldu ve istisnasız hepsine kaybettikleri anne, baba ve kardeşlerinin isimlerini verdiler. Bu arada ailenin soyadı da Soyadı Kanunu’yla birlikte Tavlıyan’dan Alcan’a dönüştürüldü.
agos.com.tr/tr/haber/sol-a…


Türkçe

@Evreki @SerhatGuvenc @iletisimyayin Okuma merakıyla bekliyoruz değerli emeğiniz için çok teşekkürler…tebrikler…
Türkçe

Ocak 2023’te @SerhatGuvenc ile derlemeye başladığımız Türk Dış Politikası (ders) kitabını üç buçuk yıllık kan, ter, gözyaşı ve bitmeyen son okumaların ardından nihayet @iletisimyayin’a teslim ettik. Yaklaşık 700 sayfalık bir word dosyası, 33 bölüm, yüzlerce e-posta, binlerce düzeltme ve sayısız son okuma.
Bir kitap dosyasından çok akademik bir dayanıklılık testi oldu.
Şimdi sıra basılmış halini elimize almakta. Yolu şimdiden açık olsun.

Türkçe

“Dunning-Kruger Sendromu” (ya da etkisi) adlı çalışmada bu iki bilim insanı, evrensel kültürde bilinen bir konuyu irdelemiştir.
Bu konu, popüler kültürde “cahil cesareti” veya “hayali üstünlük” şeklinde ifade edilen bir kavrama karşılık gelmekte.
Mesele şu ki; bu araştırmacılar, bu çalışma sonucunda “cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır” teorisini doğrulayacak sonuçlara ulaşmışlar.
İnsan “niteliği” üzerine odaklanan bu çalışmada, “niteliksiz insan” ve “zihniyeti”nin yaşamın birçok boyutunda “cahil cesareti” ile egemen bir eğilime dönüştüğü gözlenmiştir. Yetkin olmayan insan, aldatıcı bir özgüvenle pervasız bir kişilik ve davranış yapısına sahip olabiliyor.
Bu anlamda Darwin’in “Cehalet, genellikle bilgi sahibi olmaktan daha çok öz güvene sebep olur” düşüncesiyle örtüşüyor. Günümüzde kozmik cehalet rüzgârlarının estiği gayet aşikârdır!
Hayali cehaletin bu ölçü ve boyutlarda egemen olduğu, “cesaretli cahil bir güç” anlayışının hakikati “tarumar” ettiği bir dönem az görülmüştür.
Demek ki cehalete dayanmak, birilerine sürdürülebilir bir aldatıcı güç, konum ve gurur sağladıkça iş görüyor.
Türkçe

Nazi geçmişi bu savaş makinesinin en önemli aktörlerinin çocukları ve torunları üzerinde bir ağır yük olarak kalmıştır. Bazılar ne yazık ki kötü örnekler vermiştir. Göring’in kızı Edda’nın babasının mirası olarak gördüğü gasp edilmiş eserlerin peşine düşmesi, Himmler’’in kızı Gudrun’un tam bir yaratık olan babasını savunması gibi. Her şey bir yana Harari’nin dediği gibi İsrail’in şimdiki Netanyahu yönetimi “İsrail halkının ahlaki var olma nedenini adeta yok etmeye çalışıyor.”Antisemitizm kaldığı yerden daha güçlü şekilde farklı sürümleriyle devam ediyor. Netanyahu ve şebekesi olduğu sürece bu ülkeye halkına ve terör gurupları dışındaki masum olan Filistinlilere huzur yok gibi…
Türkçe

Bayreuth Festivali'nde Wagner'in antisemit mirasıyla yüzleşme
''Festival kapsamında düzenlenen anma programında konuşan yayıncı ve yazar Michel Friedman, Wagner ailesinin geçmişteki sessizliğini sert sözlerle eleştirirken demokrasi ve antisemitizme karşı mücadele çağrısında bulundu.''
salom.com.tr/haber/141266/b… #SALOMgazetesi
Türkçe

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, partisinin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış. AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda Başbakanlık da yapmış olan Davutoğlu, 14 Ocak 2015 tarihinde "Kamu Yönetiminde Şeffaflık Paketi"ni ve siyasetin finansmanı konusunda "siyasi etik" standartlarını gündeme getirmesiyle bu konuda yaşanan tartışmalar nedeniyle AKP'den ayrışmıştı.
Davutoğlu dış dünyada Panislamist, Neo-Osmanlıcı ve daha ötesi İhvan-ı Müslimin enternasyonaline yakınlığı ile biliniyordu. Yazmış olduğu "Stratejik Derinlik: Türkiye'nin Uluslararası Konumu" adlı teorik kitabı üzerinden politika inşa etmeye çalışırken aynı zamanda literatüre “Komşularla Sıfır Sorun”, “Merkez Ülke”, “Çok Boyutlu Dış Politika”, “Proaktif Dış Politika”, “Düzen Kuruculuk”, “Ritmik Diplomasi” vb. kavramlar çerçevesinde siyasi bir söylem ve eylem geliştirmişti.
Fazlasıyla politik romantik görülen Davutoğlu, uluslararası reelpolitiğin statik yapısını bazıları gerçeküstü denilebilecek kavramlar üzerinden dönüştürmeye çalışırken; bu yapının, paradigmanın değişmesi için Türkiye'nin potansiyel güç kaynaklarını yeterince analiz edemedi. Müslüman Kardeşler enternasyonali üzerinden geliştirilen dil ve model, reelpolitiğin soğuk gerçekliği ile yüz yüze gelerek ve bu yapıya çarparak yerle yeksan oldu.
7 Haziran 2015 seçimleri sonrasın muhalefet ile olan ön keşif (istikşafi) görüşmeleri sürecinde ve sonrasında gelişen olaylar konusunda kararlı siyasi irade ortaya koyamaması en kabul edilemez hatası olmuştu. O dönemde partisinin oy oranının gelişen şiddet olayları sonrası arttığını ifade etmesi ise ayrı bir facia idi.
Davutoğlu, partisinin faaliyetlerini sonlandırma kararını "kirlenmiş siyasi iklimin parçası olmamak amacıyla" ve "ahlaki bir mesafe koyma" amacıyla aldığını ifade ediyor.
Davutoğlu, AKP siyaset makinesine entelektüel yapısı ve siyaset anlayışıyla uyum sağlayamayacağını ve bu yapıyı dönüştürecek bir güce sahip olamayacağını fark ederek partisini kurmuştu.
Bu romantik politik misyoner, hatalarıyla birlikte Türkiye siyasetinin fikir dünyasında anlamlı bir tonu ifade ediyordu. Netice itibarıyla "dünya görüşü" olarak çok farklı kutuplarda yer alarak, eleştiri hakkımızı koruyarak şunu ifade etmek mümkün: Davutoğu hatalarıyla birlikte Türkiye siyasetinin düşünce, felsefe ve siyaset dünyasında tarih tarafından kaydedilmesi gereken bir aktör...
İstanbul, Türkiye 🇹🇷 Türkçe

İsrail neofaşist savaş kabilesi /kabinesi Gazze'den sonra şimdi de Batı Şeria'da yaptıklarıyla Filistin halkının varlığını yaşamdan silmeye çalışıyor.
Nazi rejimi bir dönem Yahudi halkını başka bir biyolojik varlık olarak tanımlayarak bu halka ve diğer muhaliflere karşı korkunç zulümler ve katliamlar yaptı. Bugün aynı şekilde delirmiş bir politik psikopat olan Netanyahu ve kıyametçi ortaklarının ele geçirdiği İsrail devlet aygıtı Filistin halkını aynı şekilde tanımlıyor, ötekileştiriyor yok etmeye çalışıyor. Ve başta körfez otokratları olmak üzere uygar dünya!!! bu katliamları izliyor.
Türkçe

@yunuserdolen Zygmunt Bauman: "Uygarlık, kendi var ettiği korkunç gücün ahlaklı kullanılacağı güvencesini veremeyeceğini gösterdi." der...yaşanılan trajediler bunu gösteriyor ne yazık ki...
Çayırova, Türkiye 🇹🇷 Türkçe

Homeros’un Odyssey’i bir eve dönüş hikayesiydi, fakat Nolan’ın Odyssey’i Truva’da cehennemin kapılarının açılması trajedisi.
Açıkcası Gazze soykırımı yaşanmasaydı Nolan bu filmi bence bu denli Truva odaklı çekmezdi.
Truva sahneleri ile bugünkü Gazze arasında fark yoktu. Nolan vermek istediği mesaj için destanın omurgasını bükmüş. Ama günümüze çok çarpıcı bir mesaj bırakmış.
Zeus’un yasası uluslararası hukuk, evrensel değerler, adına ne denirse denilsin bir arada yaşama kuralları. Bunların bir kez ayaklar altına alındığı zaman neler yaşanabileceğini göstermiş.
Batı medeniyetinin en kadim hikayelerinden birini alıp bugün Batı değerlerinin bizzat Batı eliyle gömülmesini seyircinin yüzüne çarpmış bence.
Truva’nın bedelini Odysseus’un kendisinin ve insanlığın en karanlık noktalarıyla yüzleşe yüzleşe ödemesi çok etkileyiciydi.
Odyssey’in özgünlüğü açısından Nolan’a öfkelendiğim yerler, yüzeyselleştirmesine sinirlendiğim zamanlar oldu. Fakat verdiği mesaj ve bağlam çok sakin, yumuşak ve yerinde.
Sonuna kadar Truvalıyız.
Truva’nın yıllar sonra verilmiş hakkı bu. Bizzat Truva’yı yakanlar ve Truvaları yakmaya devam edenler tarafından.
Bugüne kadar Truva atını ‘zekice’ bulanlar tarafından. Tıpkı bugün Gazze’deki yapay zeka silahları gibi. Bugünün Truva atları da aslında bu yapay zeka teknolojileri, övülen, zihnisinir savaş inovasyonları.
Çok hoşuma gitti.

Türkçe

Dünya'da demokrasilerin kurulmasının doğal olarak toplumsal, ekonomik, siyasi temelleri ve öyküsü var.
Benzersiz Doğu dünyası ve feodalitesinin evrimi daima farklılıkları ile göze çarpmıştır. Doğu dünyasında feodalite ve onun devleti adeta "her şey" olmuştur.
Ve bu anlamda, Japon adalarının, bir efsaneye göre denize batırılan kutsal kılıçtan düşen dört damla tarafından oluşturulduğu söylenir.
Geleneksel Japon onur ve ruhunu temsil eden "Katana kılıcı" ise Japon haysiyet savaşçıları olan "Samuray"lar için vazgeçilmez önemli bir sembol olmuştur.
Japonya siyasi tarihinde en önemli kırılma noktası 1868 ve 1912 tarihli "Meiji Restorasyonu" dönemidir. Bu zaman dilimi Doğulu gelenek ile Batılı düşüncenin sentezinden oluşan modern Japonya'nın doğuş tarihidir.
Meiji aydınlanması, feodal "Tokugawa Şogunluğu"nu dramatik biçimde tasfiye ederken Beş Maddeli Yemin'le modern bir devletin temeli için feodalite dönemine de son vermiştir.
Bu ülke II. Dünya Savaşı'nda Doğulu değer ve ilkeleri temsil eden çizgiden savrulup, militarist ve faşist bir eksene kaymış ve militarist samuraylar Asya'yı yerle yeksan etmiştir.
Bugün işte o militarist samuraylar Doğu'nun kendine özgü demokratik samuraylarına dönüşmüştür.
Bu demokratik samuraylar, II. Dünya Savaşı sonrası güçlü bir demokratik anayasa ve parlamenter rejim inşa ederek, Japonya'nın geleneksel gurur, onur, ilke ve değerlerini modern kurumların içine yerleştirerek "Doğu dünyası"nda modern demokratik bir devlet, toplum ve birey yaratmayı başarmışlardır.
Türkçe

@nalanyazgann İtalyan Cosa Nostra’sının kurgusal karakteri Don Corleone’nin kendine özgü alış- veriş ilişkisine dayalı kuralları vardı. Bu mevcut düzeni olmayan uluslararası düzen davranışları öngörülemez olan Trump ve yönetim klanının insafına kalmış gibi…
Türkçe

Cumhuriyet için yazdım ✍️
“…Bu yaklaşım sürdükçe çatışmaların sona ermesi değil, birbirini besleyen ve giderek genişleyen sonsuz savaşlar döneminin uluslararası sistemin yeni normu haline gelmesi ihtimali güçleniyor”
cumhuriyet.com.tr/dunya/washingt…
Türkçe

Öncelikle, 24 Temmuz “Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü” kutlu olsun… Bir ülkede demokrasinin ve hukukunun korunması için her türden temel güvence ile yaşamsal varlığı korunması gereken en temel ihtiyaç; basın özgürlüğü güvencesi ve basın faaliyetlerinin güvenilirliğidir.
Gazeteci kendi mürekkebi ile gerçekleri ve hakikatleri yazma iradesini ve cesaretini koruduğu sürece bir ülkede demokrasi; ihtiyaç duyduğu ilke, değer, kural ve kurumları korumuş ve geliştirmiş olur. Dünyada en zor zamanlarda dahi gazeteciler üstlendikleri rollerle birçok ülkede çoğulcu demokrasinin ayakta durmasına çok önemli katkılar sağlamışlardır.
Ve bununla birlikte gazetecilik mesleğinin; etik ilkelerden, vicdandan, sorumluluk ve eleştiri ahlakından bağımsız olmaması gerekir. Özgür basının, bir başka ifadeyle gazetecinin; insani varoluşun değerlerini, ilkelerini temsil etme düşüncesini ve ütopyasını yitirmemesi, koruması gerekir.
Fransız filozof Jacques Derrida “Hakikate susamışlık, insanlığın en soylu tutkusudur” der. Gerçeklerin her türden manipülasyon ve illüzyonlarla çarpıtıldığı, tarumar edildiği; çoraklığa, erozyona mahkûm edilmiş bir dünyanın bir damla suyu olmak için düşünce ve etik vizyon gerekir.
Henry David Thoreau, “Ben dünyaya birileri beni bir şeylere zorlasın diye gelmedim. Kendi üslubumla nefes alacağım,” demiştir.
Gerçeğin ve hakikatin yanında yer alarak, kendi doğrularına, düşüncelerine, karar alma özgürlüğüne ve özerkliğine sahip bir basın dünyası; umut ettiğimiz güçlü demokrasinin, hakikatin egemen olduğu yaşanabilir bir dünyanın ilk ve en önemli adımı olacaktır.
Türkçe

"Kriteri olan insanları severim, hata yaptığını veya bir şey bilmediğini kabul etmekten utanmayanları. Hatalarını kabul ettikten sonra, onları bir daha tekrarlamamak için içtenlikle çaba gösterenleri.
Zorluklarla mücadele eden insanları severim.
Çözüm arayan insanları severim.
Yargılamayan ve başkalarının yargılamasına izin vermeyen insanları.
Kişiliği olan insanları severim.
İnsanların en büyük hatasının, kalpten çıkmayan bir şeyi kafadan çıkarmaya çalışmak olduğunu anlayabilen insanları severim.
Duyarlılık, cesaret, dayanışma, iyilik, saygı, huzur, değerler, neşe, tevazu, inanç, mutluluk, incelik, güven, umut, şükran, bilgelik, hayaller, pişmanlık ve başkalarına ve kendimize duyduğumuz sevgi, İNSAN olarak adlandırılmak için temel şeylerdir.
Böyle insanlarla, hayatımın geri kalanında ne olursa olsun yanlarında olmayı taahhüt ederim, çünkü onları yanımda bulundurmak için kendimi fazlasıyla ödüllendirilmiş hissederim"
Mario Benedetti
Türkçe

“Yapay zekâ çağı”, insanları varoluşsal olarak pozitif ve negatif yanlarıyla radikal bir şekilde etkiliyor. Bu çağda bilgiye ulaşılabilirliğin kolay ve düşük maliyetli olması bir avantaj olmakla birlikte, uluslararası çevrim içi toplum ve topluluk içinden ulaşılan ve yayılan enformasyonun niteliği ve niceliği son derece önemli hâle gelmektedir.
Bir birey olma formasyonunu önemli oranda yitirmekte olan insan varlığı, yurttaş olmaktan bir "kullanıcıya" ve algoritmaların üzerinde işlem yaptığı bir "veriye" hızla dönüşmekte. İnsan sınırlı kapasitesi ve bilişsel dünyasıyla; üretim şekli ve niteliği tartışmalı bir şekilde oluşmuş olan bir atmosferin ve dijital ağlarla birbirine bağlanmış bulut tarlalarının içinde birçok olumsuzluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Bunların içinden birini Alvin Toffler "aşırı bilgi yüklemesi" (information overload), şeklinde ifade ederken; diğerini ise Andrew Whitworth’un "bilgi obezitesi" (infobesity) olarak adlandırmaktadır.
Bu aşırılık durumu, her kaynaktan bilgiye hızla ulaşan ya da her türden enformasyona maruz kalan bireyin muhakeme ve algılama yeteneğini adeta dumura uğratmaktadır. Çağımızda kapasitesinin üzerinde “aşırı bilgi yüklenen”; zihinsel ve muhakeme altyapısı zayıf, henüz görüş oluşturamamış olan bireyin nasıl bir duruma düşeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek…
Bir diğer mesele ise infodemi olmakta; bu kavram tıpkı pandemi gibi bir "bilgi salgını"nı ifade etmektedir. Bu durumda bilginin doğruluğu veya yanlışlığı henüz kanıtlanmamış bir şekilde, viral bir biçimde yayılması söz konusudur. Böyle bir durumda en çok yayılma imkânı bulan ise "bilgi kirliliği" olmaktadır.
Günümüz hakikat ve gerçek üzerinden bir dünya ve diyar inşa etmeye çalışan her şey ve herkes negatif infodeminin ve toksik saldırıların ve yüklerin altında var olma savaşı vermekte...
Kadıköy, İstanbul 🇹🇷 Türkçe

Afrika’nın yüreğinden doğan Nelson Mandela, farklılığın dayanılmaz bir varoluşa dönüştüğü bir dönemde, ırk saplantısına dayalı bir rejime ve onun yarattığı ayrımcılığa, ötekileştirmeye, akıl almaz zulme karşı verdiği özgürlük savaşıyla bilinir.
Nelson Mandela için Birleşmiş Milletler 18 Temmuz’u “Uluslararası Nelson Mandela Günü” ilan etmiştir.
Ve Mandela ütopyasını şu düşüncelerle ifade etmiştir:
“Özgür olmak sadece kendi zincirlerinden kurtulmak demek değildir; aynı zamanda başkalarının özgürlüğüne saygı duymak, değer vermektir.”
“Beyaz hâkimiyetine karşı mücadele ettim. Siyah hâkimiyetine karşı mücadele ettim. Siyah beyaz bütün insanların uyum içinde, fırsat eşitliği içinde yaşayacakları özgür ve demokratik bir toplum düzeni idealini yaşattım kafamda. İşte bu benim yaşamak ve gerçekleştirmek istediğim ve de gerekirse uğruna ölebileceğim bir idealdir.” demiştir.
Mandela, yüzyılımıza bu düşüncelere uygun yürüttüğü bir siyasi liderlik ve olgunlukla damga vurmuştur.
Onun liderliği büyük politik fırtınalar içinde aldığı sağlam kararlarla ortaya çıkmıştır.
*****

Türkçe
