
dalurbe
7.5K posts



Çocuğu yatırıyorum babası iki de bir geliyo bir şey diyo çocuk da babasını görünce şımarıyor. Tam sakinleştiriyorum uyku moduna geçiyor tekrar geliyor. En sonunda sinirlendim çocuğa yapma diye sesimi yükselmek zorunda kaldım. Bağırma çocuğa dedi. İyi dedim hadi bağırmadan +++












Çocuğu yatırıyorum babası iki de bir geliyo bir şey diyo çocuk da babasını görünce şımarıyor. Tam sakinleştiriyorum uyku moduna geçiyor tekrar geliyor. En sonunda sinirlendim çocuğa yapma diye sesimi yükselmek zorunda kaldım. Bağırma çocuğa dedi. İyi dedim hadi bağırmadan +++











Yıl 2017. Gözünü sevdiğim Atatürk Havalimanı’ndan eve gitmek için taksiye bindim. Ne taksimetreye baktım ne başka bir şeye. Çin’den bir yıl sonra gelmişim, gözüm gün doğumunda, o devasa güneşte. 15 dakikada eve geldik. Ne günlerdi. Ahh gözünü sevdiğim Atatürk Havalimanı… Sonra taksimetreye bir baktım, normalde tutması gerekenin neredeyse 10 katı. Annem de hep Türkiye çok pahalandı diyordu. Ben de cidden pahalanmış deyip sorgulamadım bile. Fiş de almadım. Bir hafta sonra Şanghay’dan Koreli arkadaşım bize gelecekti. Havalimanında nereden taksiye binmesi gerektiğini anlattım. Biraz kaybolmuşlar; 15 dakika yerine 30 dakikada geldi. Ben de apartmanın önünde bekliyorum, “Kazıklamasın” diye kapıyı açtım, taksimetreye baktım. Ben şok. Taksici, “Ne oldu abla?” dedi. “Siz havalimanından gelmediniz mi?” dedim. “Geldim abla. Kusura bakma, biraz kaybolduk, o yüzden böyle oldu,” dedi. “Böyle oldu” dediği fiyat, benim ödediğimin YARISIYDI. Hem de dolanarak gelmişlerdi. Dedim: “arkadaşım değil, ben kazıklanmışım”. Taksici de baya üzüldü. Bizim mesleğimizi kötüye kullananları diye başladı… İnsanın kendi ülkesinde kazıklanması çok moral bozucu… Ondan sonra da artık geldiğimde havaalanından taksiye binmedim. Zaten sonra havalimanı da adeta şehrin dışına taşındı. Dolan dolan, Havaş artık.











