Didem Akoy 🐦‍⬛🌳

4.4K posts

Didem Akoy 🐦‍⬛🌳 banner
Didem Akoy 🐦‍⬛🌳

Didem Akoy 🐦‍⬛🌳

@ddmtpbgaky

Mühendis, doğasever, hayvansever

Katılım Haziran 2016
953 Takip Edilen38 Takipçiler
Niall Harbison
Niall Harbison@NiallHarbison·
5️⃣ It's hard to believe but Rocky has now been here for five days and I think today is the most incredible he has ever looked 💤 I had a lot of messages and suggestions that maybe it would be better to put Rocky asleep when I first found him on Saturday 🐕 I think you can see from his whole body language, his wagging tail, and how hungry he is that this is a dog that very much wants to live 🍣 Every day we have a little routine where I change his bandana and bring him some smoked salmon and poached chicken. It's a little boy's picnic and it's the most magical time, sitting in the sun, you could ever imagine. 👀 We're slowly getting towards a stage where we might be able to do more for him with his eyes but there's no rush on that because he has so many ailments. What I am noticing is that he's fantastic at navigating around using my voice, the smell of food, and by learning the different types of grass and trees in his small area There's a lot of bad news in the world and doom and gloom. Rocky might just be one little individual street dog in Thailand but I really think he's helping put a smile not just on my face but on people around the world. A truly special little creature is Mr. Rocky ❤️
English
589
1.1K
11.4K
57.7K
Didem Akoy 🐦‍⬛🌳 retweetledi
Metin Kebabcı 🐞
Metin Kebabcı 🐞@metinkebabci1·
@dalinturkiye #otizm li oğlum Emir'e birazcık sponsor olsanız her gün banyo da takıntılarından biri terapi oluyor ama Dalin yetiştiremiyoruz #Otizm365GünBizimle
Metin Kebabcı 🐞 tweet media
Türkçe
48
120
380
22.8K
Gülsen
Gülsen@gsirma·
Bana keyif verecek, böyle dans ettirecek kadar neşeli şarkılar önerir misiniz? Türkçe-yabancı fark etmez. Herkes de faydalanır hem🎶
Türkçe
6
0
7
772
Wakhan
Wakhan@wakhanauthor·
Modern zamanların en önemli sanat türü olarak sinema, gene önemli ve ilginç bir rol oynamaya hazırlanıyor. Gerçi eskisi gibi sinema salonları dolmuyor, hatta bazı filmler artık görsel olarak cep telefonunda ve iPad’de seyretmeye uygun formatta hazırlanıyor, ama film, tüm sanatlardan daha etkili. Tom Cruise, “Görevimiz Tehlike” dizisinin son filmiyle, sinema salonlarını iflastan kurtarmıştı. Tehlike devam ediyor, ama sadece sinema salonlarında gösterilen ve insanı merakla yeniden sinemaya gitmeye özendiren filmler de gelmeye devam ediyor. Bu filmlerden biri, geçen gün bahsettiğim yeni James Bond projesi. 2027 veya 2028’de vizyona girecek. Ondan daha ilginç ve daha önemli başka bir film yolda. Mel Gibson’ın “The Passion of the Christ” (Tutku: Hz. İsa'nın Çilesi), 2003 yılında İtalya'da çekilmiş ve 25 Şubat 2004’de vizyona girmişti. Film, Hz. İsa’nın nasıl muazzam bir işkence ile öldüğünü belki özellikle abartarak anlatıyordu. Film, Hz. İsa’nın anadilinde, bugün çok küçük bir kesimin -Süryanilerin- konuştuğu dilde, Aramca çekilmişti. Etkilenmemek mümkün değildi. Hristiyan Dünyasının (Katolik/Ortodoks/Protestan) bildiği konulardı. 2027’nin Mart ve Mayıs aylarında vizyona girecek iki film, ilk filmin, yani Hz. İsa’nın çarmıha gerilişini anlatan filmin devamı olacak. İki bölümlük filmin adı “The Resurrection of the Christ” (İsa'nın Dirilişi) olacak. Film çalışmaları 2025’in Ağustos ayında başladı ve bu film tam bir devrim olmaya aday… Tabii konu kulağa çok sıradan geliyor, “her Hristiyanın bildiği konular” diyorsanız aldanıyorsunuz. Mel Gibson, tam yirmi yıldır konuyu araştırıyor ama hiç bildiğiniz gibi değil. Hristiyanlığın yaşayan en eski kaynağını Etiyopya’da keşfetmiş ve orada yaşayan en eski kutsal kaynaklara göre çekecek. Hristiyanlığı resmen sarsacak bir konu bu -hatta sadece Hristiyanlığı değil, bence monoteist dinlerin hepsini etkileyecek, çünkü Etiyopya İncili, 81-88 kitaptan oluşur, ama Ortodoks İncili 78, Katolik İncili 76, Protestan İncili 66 kitaptan. Etiyopya İncili, daha İstanbul kurulmadan önce kullanılmaktaydı. Daha sonra İmparator Konstantin yönetimindeki İznik Konsili ve daha sonranın Papalığı, kutsal kitabın bir kısmını sansürlemişlerdi. Nedenini belki daha sonra konuşuruz, ama şu kadarını söylemek gerekirse, ölümden sonra neler olduğu konusunda oldukça net ve detaylı tasavvurlar vardır ve bu tasavvurların daha sonra kutsal kitaplardan kırpılması, onları yok edememiş. Günümüzün Etiyopya’sında hâlâ, sadece bir halatla tırmanılarak ulaşılabilen manastırlar var ve oralarda kutsal kitaplar elle yazılarak çoğaltılmaya devam ediliyor. Bu kitaplar, çok az seçilmiş din adamının bildiği “Ge’ez” dilinde yazılıyor. Etiyopya İncilini diğerlerinden ayıran en önemli özellik -şu anda yeniden okuduğum- “Henoh” kitabını ve “Jübileler Kitabı”nı da içermesi. Filmin göstereceği konulardan biri de, pek “yaygın” olan, “Topraktan geldik, toprağa gideriz” hikayesinin asılsızlığı. Aslı şöyle: “Işıktan/Nurdan geldik, ışığa/nura gideriz”. Gelecek yıl bu vakitler sinemada göreceğimiz filmin, başta Hristiyan Dünyası olmak üzere, Ortadoğu kökenli Monoteizm dünyasında, “Dünyanın başı ve sonu” konusunda da yeni bir uyanışa neden olacağını sanıyorum. Seneye tartışılabilecek bir konu, ama şimdiden konuşulabilecek önemde…
Wakhan tweet media
Türkçe
1
1
38
2K
Didem Akoy 🐦‍⬛🌳 retweetledi
marceline proust 🌺
marceline proust 🌺@sultiderler·
Arkadaşımın annesi Hanife Kaya için kan ihtiyacı varmış. B Rh NEGATİF Yine istemişler, ÇOK ACİL 🙏🏻 554 599 67 71 / 531 300 91 30
marceline proust 🌺 tweet media
Türkçe
0
7
0
840
Niall Harbison
Niall Harbison@NiallHarbison·
If you need something to lift the mood please enjoy 50 seconds of my dog Hank. He knows Sundays are beach days. The cloud of dust. The head butt at the end. The land speed record broken! Have a lovely Sunday ❤️
English
385
1.8K
22.1K
191.7K
Didem Akoy 🐦‍⬛🌳
@b_kalemim Üçüncü podcastinizi dinledim ve çok sevdim. 😊 Cartarescu rüyalar ile, Proust madlen kekiyle ve Mallo da nocilla ile zamanı eğip büküyor olabilir mi? Merak içindeyim, okuma listem kabarıyor. Mallo’yu anlatacağınız bölümü sabırsızlıkla bekliyorum.
Türkçe
1
0
1
49
aylakokuryazar
aylakokuryazar@b_kalemim·
Aylak Okuryazarla Kitapların İzinde podcast serisinin 3. bölümü nihayet yayında. Bu bölümde Mircea Cartarescu’nun Nostalji, Proust’un Kayıp Zamanın İzinde ve Agustin Fernandez Mallo’nun Nocilla üçlemesinden bahsettim. Umarım seversiniz. open.spotify.com/episode/3ud46B…
Türkçe
1
3
31
1.1K
sedasrgnc
sedasrgnc@srgncs·
15 km yürümüşüm bugün 😅 poyraz ile başlayan gün uzun bacak ile son buldu ❤️
sedasrgnc tweet mediasedasrgnc tweet mediasedasrgnc tweet mediasedasrgnc tweet media
Türkçe
2
0
96
1.2K
sedasrgnc
sedasrgnc@srgncs·
Yalıçapkını 🩵🧡
sedasrgnc tweet media
Türkçe
3
3
226
1.8K
sedasrgnc
sedasrgnc@srgncs·
Küçük sinekkapan 😍😍
sedasrgnc tweet mediasedasrgnc tweet mediasedasrgnc tweet media
Türkçe
6
23
429
4.5K
Wakhan
Wakhan@wakhanauthor·
Sevgili Christine Huth-Hildebrandt’ın (Ürdün Alman Üniversitesi, Sosyoloji bölümü profesörü), ortak projemiz hakkında yazdığı yazının Türkçesini, Thread halinde aşağıya alıyorum… SÖMÜRGECİ BAKIŞ, TROPİKAL KASK TAKAR. AGATHA CHRISTIE ONU YAMULTTU Arkeoloji, seyahat tutkusu ve gözlem gücü arasında edebi bir yeniden okuma Perspektifi olan bir yolculuk Günümüzde Agatha Christie’yi okuduğumuzda, polisiye gerilimi ve gizem kurgusunun ötesinde, kamuoyunun algısında uzun süre görünmez kalan bir şey göze çarpar: Metinleri sömürgeci bir bakış açısı taşır – ve aynı zamanda bu bakış açısını sarsar. Daktilosunda yazarken çadırlar, saraylar, kazı alanları ve otellerin üzerine cesetler dağıtan yazar, kriminalist bir sezgiye sahip İngiliz çay kültürü kronikçisinden çok daha fazlasıydı. O bir gezgindi, dikkatli bir gözlemciydi – ve hareket ederek ve yazarak cinsiyetinin normatif kısıtlamalarından kurtulan bir kadındı. Christie’nin Orta Doğu’ya yaptığı seyahatler – Suriye, Irak, Ürdün, Mısır, Türkiye, Lübnan, Filistin – sadece metinlerinde değil, anlatım tarzında da izler bıraktı. Orada arkeolog Max Mallowan ile birlikte seyahat etti, çadırlarda yaşadı, fotoğraflar çekti, notlar aldı ve bunları hikayelerinde işledi. Ancak birçok çağdaşı hiyerarşi, egzotizm ve “medenileştirme görevi” imgeleriyle yazarken, Christie kendi bakış açısını yansıtmaya başlar – hem de sessizce, ironik bir şekilde, tam da bu yüzden insanı altüst edici bir etki yaratan, mesafeli bir uyanıklıkla. Sömürgeci bakış: Bagajda taşınan Tropikal kask, denilebilir ki, 20. yüzyılın başlarında edebi donanımın bir parçasıydı. Yabancı ülkeler hakkında yazan yazarlar, bunu genellikle sözde üstün bir perspektiften yaparlardı: ölçüp biçerek, sınıflandırarak, estetize ederek. Christie de bu bakıştan kaçamaz. Romanlarının ve seyahat raporlarının çoğunda stereotipler ortaya çıkar – örneğin “onurlu Araplar”, “kurnaz tüccarlar”, “hain çöl”. Ancak yakından bakanlar şunu fark eder: Bu atıflar nadiren yorum yapılmadan bırakılır. Aksine, bunlar Batı bakış açısının kendisinin hedef haline geldiği bir anlatı yapısına gömülüdür. Christie, haki pantolonları ve ahlaki üstünlük duygusuyla Osmanlı mirası üzerinde kibirle dolaşan İngiliz üst sınıfını ince bir duyarlılıkla hicveder. Dedektifleri – başta Hercule Poirot olmak üzere – genellikle bu sömürgeci tavırların zıt figürleri olarak karşımıza çıkar. Batılılar konuşurken, sessizce her şeyi bilenlerin genellikle yerliler olduğu görülür. Ya da olay örgüsü, Batı’nın gücünün dayandığı alanı terk eder etmez aslında ne kadar az kontrol sahibi olduğunu açıkça ortaya koyar. Yazmak, bir tür sahiplenme – ve kayıp gitmek “Mezopotamya’da Cinayet” (1936), "Nil'de Ölüm" (1937) veya "Ölümle Rendevu" (1936) romanlarında Christie, okuyucularını o dönemde heyecan verici ve tehlikeli sayılan yerlere götürür – ve aynı zamanda bu klişelerle oynar. Doğu'nun mekanları, Batı ruhunun aynaları haline gelir. Hayatının ikinci yarısına eşlik eden arkeolojik kazılar, sadece bir sahne değil, aynı zamanda bir düşünce figürü de sunar: Kazmak, katmanlamak, yorumlamak – bu, onun anlatım tarzının da ilkesidir. Christie’nin metinlerindeki Batılı gezginler genellikle kendileri de birer karikatürdürler: sinirli eşler, kibirli diplomatlar, geveze amatör oryantalistler. Ve yine de o bakışın/perspektifin gücü devam eder: Yerel halk çoğunlukla figüran olarak kalır; dost canlısı, sadık, sessiz – ya da zeki, ama kenarda. Kolonyal matris böylece tamamen ortadan kaldırılmaz. Ama üzerinde çizikler atılır. Belki de – şiirsel bir metaforla – ezilir… >>
Wakhan@wakhanauthor

Aşağıdaki Substack yazısında sevgili arkadaşım Christine, yıllardır planladığımız Agatha Christie’nin seyahatlerini baz alan Almanca kitaba başlayacağımızı ilan etmiş bulunuyor. Ödeneği de ayrılacağı için, yazmaktan başka çare, geciktirecek bahane kalmamış oluyor. Günün sevinci!

Türkçe
1
0
8
902
Adem Demir
Adem Demir@Birdfromsouth·
Lütfen beğeni ve retwet butonuna basınız… Yorum eklerseniz sevinirim. Karaboğazlı Ötleğen 🖤
Adem Demir tweet media
Türkçe
15
12
176
2.1K
Didem Akoy 🐦‍⬛🌳 retweetledi
Filiz Aslan
Filiz Aslan@SimonettaVspc·
Evinizde kullanmadığınız yürüyüş bandınız var mı? Samandağ'da sağlık sorunları yüzünden evden çıkamayan annemiz için ihtiyacımız var. Sıfırlarının fiyatları uçuyor. Varsa bana yazın lütfen.
Türkçe
2
378
514
33.4K
Gürkan Köse
Gürkan Köse@Gurkankose73·
BABAANNEMİZİDE PRENSESİMİZİN YANINA UĞURLADIK... SADECE SABIR..................
Türkçe
6
0
23
614
Dr. C.Huth-Hildebrandt
Dr. C.Huth-Hildebrandt@Anaminona·
@ddmtpbgaky @wakhanauthor Didem, @ddmtpbgaky, eine sehr interessante Beobachtung, die für das Thema sehr wichtig sein könnte. Vielleicht hast du Lust, Dir das in den Romanen von Agatha, die im ME spielen, noch einmal genauer anzusehen?
Deutsch
1
0
1
25
Mehmet Çimen
Mehmet Çimen@incememeeed·
Bugün balonlar benim için patlıyor. 🎈🎉
Mehmet Çimen tweet media
Türkçe
13
0
242
4.7K