debuffer

44.7K posts

debuffer

debuffer

@debuffer2

Ön yargı bükücü.Savaşçı.Hakk'ın yolunda yürüyen.

Katılım Mart 2020
1.3K Takip Edilen101.3K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
debuffer
debuffer@debuffer2·
Askeri vesayet üstüne geliyor,dümdüz ediyor Ekonomik operasyon çekiyorlar,dik duruyor ABD darbe yapıyor,havaalanında halka karışıyor İsrail zulmüne 'one minute' çekiyor Eurofighter'la tehdit ediyorlar,Avrupa'nın göbeğinde Scholz'un yanında Filistin'e sahip çıkıyor Ukrayna'dan yana olmazsan diye tehdit ediyorlar,arabulucu oluyor Yılların en büyük statükosunu bozup Karabağ'ı Azerbaycan yapıyor 'Ne işimiz var?' dedirttikleri Irak'a,Suriye'ye,Libya'ya giriyor Tüm provokasyonlara rağmen milyonlarca mülteciye sahip çıkıyor Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 'Dünya beşten büyüktür' diye haykırıyor Bütün bunları yapabilmesinin tek sebebi tüm işlerini Allah'a ısmarlayan bir tevekkül,Müslümana yaraşır şerefli bir cesaretin ölümden bile üstün olduğuna inanan sarsılmaz bir takva. Erdoğan'ın hem Türkiye hem dünyadaki seküler,güce tapan,maddeci güruhun akıl erdiremediği sırrı bu.
debuffer tweet media
Türkçe
612
2.4K
9.2K
695.9K
debuffer
debuffer@debuffer2·
Mehmet Akif Ersoy'un nasıl böyle bir imanı boğar, medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar dediği bu işte.
Türkçe
2
32
143
1.6K
debuffer
debuffer@debuffer2·
Müslümanların hayır duada birbiriyle yarışması harika. Her dua öncekinden daha güzel. İnsanların sevdikleri için Allah'tan böylesi incelikli istekleri beni hem şaşırtıyor hem mutlu ediyor. Hayırlı bayramlar. Rabbim sevdiklerimizle nice bayramlara kavuştursun.
Türkçe
5
6
61
688
debuffer retweetledi
Esra Elönü
Esra Elönü@elonue·
Hind, 335 kurşunla öldürüldü... Gazze'de 100 bin çocuk cennetin Gazzesi'nde... Bayram çiçekli bir kefenle Acımasızlığa gömülmektir. Şekerler ellerinde eriyor Gazze'nin... Arada bir yaşamak geliyor aklıma, teyzemin getirdiği balıklara Bir akvaryum aradığımız günler, bir kutu ev cıvıltısı biraz telaş Bugün hiçbir şey olmasa da saçlarım yarın uzayacak sevinirim Sığınaklarda tanıştığım çocuklarla karışmış terliklerimiz karanlıkta Buna üzülmeyiz nasıl olsa yalın ayak gömüleceğiz masallara Sonra birleştireceğiz, gücümüzü değil tabi alacağımız öçleri Devler hiç de o kadar büyük değil cüceleri hiç küstürmedik Çayırlar bize kalacaktı, şekerler atlara, salıncaklara koyacaktık şehri Bebekleri uyutacaktık buydu planımız, battaniyeleri düğümleyip Birbirine, dünyadan dışarı çıkaracaktık kuşları kedileri neneleri bebekleri Yıkılmış evlere dağıldık sonra bir yetim çizgi film izliyor Annesinin saçlarıyla oynuyor baksana anne kazlar nasıl yürüyor Bir top yuvarlanamıyor cesetlere çarpmaktan Sular dolmuyor kırılmış bardaklara, Sandalyelere acı oturmuş masanın altında hayat bilgisi kitabından bir sayfa, Kuşlara buğday vermiş melekler, Telefon uzaktan çalıyor sessizliği, Hind dolaşıyor evin damarlarında kalan son gün parçası İnsan kolisi diyor tabutlara aklından Artık olmayan bir evin kapısını çekiyor Yıkılmış evlere dağıldık sonra bir yetim çizgi film izliyor Annesinin saçlarıyla oynuyor "baksana anne kazlar nasıl yürüyor" Çocuklar sarılınca birbirine belki büyük bir adama benzer gölgemiz Bunu denemeliyiz teyze bunu yapabiliriz. Hind diyor ki "Ben altı yıl yaşadım" Kumbaralarda bayram için sakladığımız son nefesleri topluyoruz, Kuruşu kuruşuna sadece yaşamak için, Bütün bunlar olurken, Altıdan geriye sayıyor bir kurşun, Bir salkım kurşun, Hiç mi yok içinde bir üzüm tanesi, Sonra asmalar devriliyor üstüne, En fazla sayıyor beş tanesini, Kalan 350'sini hiç yaşamadığı yıllar sayıyor... Yıkılmış evlere dağıldık sonra bir yetim çizgi film izliyor Annesinin saçlarıyla oynuyor " anne kazlar da bizimle cennete gelecek mi"... star.com.tr/yazar/hind-rec…
Türkçe
13
192
596
11.3K
debuffer
debuffer@debuffer2·
Son SGK kaydı dolmuş şöförlüğü olan bir adamın siyaset “mesleğiyle” edindiği dudak uçuklatan bir mal varlığına ulaşması yenisafak.com/gundem/otobus-…
debuffer tweet media
Türkçe
20
239
753
19.1K
debuffer
debuffer@debuffer2·
Hicaz-Yemen Cephesinde Fahrettin Paşa 10 kat fazla güce sahip İngilizlere karşı Medine'yi 2 yıl 7 ay müdafa etti ama ilgilisi hariç üniversite mezunları bile bilmez. Okutulmaz çünkü, kutlanmaz ya da anılmaz. O yüzden, kadın haklı beyler.
debuffer tweet media
Türkçe
1
11
85
902
debuffer retweetledi
Dr. Muhammed Ersin Toy 🇹🇷
Netanyahu: Maalesef ve üzülerek tarih şunu kanıtlar: İsa Mesih'in Cengiz Han karşısında hiçbir avantajı yoktur. Ahlaklı olmak yetmez. Adil olmak yetmez. Çünkü eğer yeterince güçlü, yeterince acımasız ve yeterince kudretliyseniz; kötülük iyiliğe üstün gelecektir. Saldırganlık ise itidale galip gelecektir. Bu yüzden, bugünkü dünyaya baktığınızda başka seçeneğiniz kalmıyor. *** Katil Netanyahu, 23 Kasım 2023’te Kudüs’te, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ve Belçika Başbakanı Alexander De Croo ile yaptığı görüşmede de aynı zihniyeti açıkça ortaya koymuştu. O gün söylediği şeyin özü şuydu: Tarih güçlüden yanadır; ahlâkî değerler ise onları savunacak güç yoksa ayakta kalamaz. Yani açıkça şunu savunuyordu: Ahlâk yetmez, adalet yetmez; asıl belirleyici olan çıplak güçtür. Kaynağı burada bırakıyorum; isteyen bakabilir: (outono.net/elentir/2023/1… ; lamoncloa.gob.es/presidente/int…). Siyonist Netanyahu’nun 7 Ekim sonrasındaki ulusal ve uluslararası açıklamalarına, yabancı basına verdiği brifinglere ve bunlar üzerine yazılan haberlere baktığınızda çok net bir şey görüyorsunuz: Ortada sadece savaş propagandası yok; yalanın, çarpıtmanın ve tersine çevirmenin tekrar edilerek “hakikat”e dönüştürülmeye çalışıldığı sistemli bir yalan düzeni var. Netanyahu önce Gazze’de yürüttüğü soykırımı “medeniyet ile barbarlık arasındaki savaş” diye kuruyor. 30 Ekim 2023’te yabancı basına bunun “medeniyetin barbarlara karşı savaşı” olduğunu söylüyor. 23 Kasım 2023’te ise aynı çerçeveyi daha teorik bir dile taşıyıp tarihin güçlüden yana olduğunu savunuyor. Yani Gazze’de yürütülen soykırımı, yıkımı, kuşatmayı ve sivil kıyımı; bir işgal, bir toplu cezalandırma ve bir soykırım siyaseti olarak değil, Batı dünyası adına verilen ahlâkî bir savaş gibi anlatıyor. İlk büyük yalan tam burada başlıyor: İsrail saldırmıyor, güya medeniyeti savunuyor. Batı’ya da şunu söylüyor: “Beni destekleyin; ben sizin yerinize savaşıyorum. Ben bunları yok etmezsem onlar sizin medeniyetinizi tehdit edecek.” Bu “medeniyet/barbarlık” çerçevesi, 30 Ekim 2023 tarihli yabancı basın brifinginin merkezinde yer alıyor (transcripts.cnn.com/show/cnc/date/…). Netanyahu ve Trump’ın siyaset tarzlarında ortak bir nokta da burada beliriyor: İkisi de kendi kitlelerini hakikati berraklaştırarak değil, kafa karıştırarak; gerçeği sadeleştirerek değil, manipülatif bir dil ve duygusal kutuplaşma üzerinden etkiliyor. Burada amaç hakikati açıklamak değil, kendi kitlesi için yeni bir “hakikat etkisi” üretmektir. 30 Ekim 2023’teki “medeniyet/barbarlık” kurgusu ile 23 Kasım 2023’teki “tarih güçlüden yanadır” vurgusu birlikte okunduğunda, ahlâkî üstünlük iddiasının nasıl çıplak güç siyasetiyle iç içe geçtiği görülüyor (transcripts.cnn.com/show/cnc/date/… ; outono.net/elentir/2023/1…). *** İkinci büyük yalan, Gazze’deki soykırımın failini tersyüz etmesidir. Netanyahu, kadınların, çocukların ve hastaların ölümünü İsrail bombardımanının sonucu olarak değil, Hamas’ın sivilleri canlı kalkan olarak kullanmasının sonucu gibi anlatıyor. Böylece faili görünmezleştiriyor, sorumluluğu ise saldırıya uğrayan toplumun içine yerleştirilen örgüte yıkıyor. Onun dilinde İsrail öldürmüyor; Hamas “öldürtüyor.” Bu, apaçık bir fail saklama ve sorumluluk kaçırma tekniğidir. 10 Ağustos 2025’te de aynı çizgiyi sürdürüp Hamas’ın Gazzelileri boyunduruk altında tuttuğunu, yiyeceklerini çaldığını ve güvenli bölgelere gitmeye çalışanlara ateş ettiğini söylüyor. “Yalanları delmek ve gerçeği söylemek” diye başladığı o brifingde, aslında yine aynı tersine çevirme stratejisini tekrar ediyor (israel.com/politics/pm-ne… ; timesofisrael.com/liveblog-augus…). *** Üçüncü büyük yalan, hastaneler, okullar ve diğer sivil alanlar üzerinden kuruluyor. Netanyahu’nun tekrar eden mantığı şu: Hamas sivil altyapıyı askerî amaçla kullanıyorsa, o alanlara yönelik saldırıların gerçek sorumlusu da Hamas’tır. Böylece hastaneleri vuran, okulları yıkan, sivil altyapıyı çökerten gücü görünmez kılıyor. Çocukların ölümü de, yoğun bakım ünitelerinin çökmesi de, sivil hayatın harabeye dönmesi de İsrail’in fiili saldırısı olarak değil, güya Hamas’ın “taktiklerinin” sonucuymuş gibi pazarlanıyor. Yani saldırıyı inkâr etmiyor; saldırının ahlâkî ve siyasî sorumluluğunu başka yere itiyor. 30 Ekim brifingindeki “barbarlar” çerçevesi ile bu meşrulaştırma dili birbirini tamamlıyor (transcripts.cnn.com/show/cnc/date/…). *** Dördüncü büyük yalan, kalıcı askerî kontrolü “zorunlu güvenlik tedbiri” diye pazarlamasıdır. 2–4 Eylül 2024 hattında Netanyahu, Filadelfi Koridoru’nun mutlaka İsrail’in denetiminde kalması gerektiğini, aksi halde Hamas’ın yeniden silahlanacağını ve 7 Ekim benzeri bir saldırının tekrar edeceğini savunuyor. Hatta bu hattın bırakılması hâlinde İsrail’in oraya geri dönemeyebileceğini söylüyor. Böylece geçici savaş tedbiri değil, kalıcı alan hâkimiyeti ve sürekli askerî denetim talebi; teknik ve kaçınılmaz bir güvenlik zorunluluğu gibi sunuluyor. Reuters ve diğer uluslararası haberler de bunun ateşkes ve rehine anlaşmasının başlıca tıkanma noktalarından biri hâline geldiğini gösteriyor. Yani “güvenlik” diye sunulan şey, fiilen kalıcı kontrol siyasetidir. İşgaldir (reuters.com/world/middle-e… ; theguardian.com/world/article/… ; english.alarabiya.net/News/middle-ea…). *** Beşinci büyük yalan ise açlık ve yardım meselesinde kuruluyor. Netanyahu, özellikle 10 Ağustos 2025 brifinginde Hamas’ın Gazzelileri boyunduruk altında tuttuğunu, yiyeceklerini çaldığını ve insani krizin asıl sorumlusunun Hamas olduğunu söylüyor. Aynı konuşmada İsrail’in amacının Gazze’yi işgal etmek değil, Gazze’yi Hamas’tan “özgürleştirmek” olduğunu iddia ediyor. Yani Netanyahu bu soykırımı, güya Filistinlileri özgürleştirmek için yapıyormuş gibi anlatıyor. Fakat aynı günlerde uluslararası haberler, sahada kıtlık, yetersiz yardım, kitlesel yıkım ve açlık uyarılarının ağırlaştığını; Netanyahu’nun ise bu tabloyu reddedip suçu Hamas’a attığını aktarıyor. Burada yalnızca propaganda yok; fail ile mağdurun yerini bilinçli biçimde değiştiren bir söylem var (israel.com/politics/pm-ne… ; timesofisrael.com/liveblog-augus… ; apnews.com/article/e25dba…). *** Altıncı büyük yalan, İsrail’in işgal etmediği, tam tersine “kurtardığı” iddiasıdır. Netanyahu 10 Ağustos 2025’te açıkça, “Amacımız Gazze’yi işgal etmek değil; Gazze’yi Hamas’tan kurtarmak” çizgisini kuruyor. Hatta bazı Gazzelilerin kendilerine “Bizi kurtarın” dediğini öne sürüyor. Bu, propaganda dilinin en çıplak hâlidir. Çünkü bombalayan, kuşatan, yerinden eden, şehri çökerten güç kendisi olduğu hâlde; kendisini kurtarıcı gibi sunuyor. Böylece işgal, kuşatma ve yıkım; “özgürleştirme” kelimesinin içine saklanıyor. İsrail’in fiilî askerî tahakkümü görünmez hâle getiriliyor (israel.com/politics/pm-ne… ; timesofisrael.com/netanyahu-says…). *** Dolayısıyla Netanyahu’nun 7 Ekim sonrasındaki söylemleri, hakikati açıklayan değil, hakikati tersyüz ederek yeni bir meşruiyet zemini kuran bütünlüklü bir propaganda düzenidir. Yalan siyasetidir. Bu düzende İsrail’in yürüttüğü soykırım, bir işgal ve imha siyaseti olarak değil, medeniyeti savunma görevi olarak sunulmaktadır. Gazze’deki toplu ölüm ve yıkım, İsrail’in bombardımanının sonucu olmaktan çıkarılıp Hamas’ın varlığına, yöntemine ve sözde taktiklerine bağlanmaktadır. Aç bırakılan halkın sorumlusu kuşatma değil Hamas, vurulan hastanelerin sorumlusu saldırı değil Hamas, yerle bir edilen sivil hayatın faili işgalci güç değil Hamas olarak gösterilmektedir. Aynı şekilde İsrail’in askerî tahakkümü işgal değil güvenlik, kuşatma değil zorunlu tedbir, yıkım değil kurtarma, soykırım değil özgürleştirme olarak yeniden adlandırılmaktadır. Böylece gerçeklik parçalanmakta, fail görünmezleştirilmekte, mağdur ise suçlu gibi sunulmaktadır. *** Netanyahu’nun bu söylemleri ve yalanları ise maalesef önce dijital platformlar tarafından dolaşıma sokuluyor, ardından Batı basını tarafından sahiplenilerek haber dili bu çerçevede kuruluyor. Algoritmalar da bu çerçeveye göre çalışıyor. Başka bir ifadeyle, Netanyahu’nun yalanları yalnızca siyasî söylemi değil, dijital dolaşımın mantığını da besliyor; görünürlüğün, tekrarın ve gündemin kalbine yerleşiyor. Böylece hakikat değil, tekrar edilen çerçeve öne çıkıyor. Oysa İsrail neredeyse bir asırdır işgal, sürgün, yıkım ve zulüm siyaseti yürütüyor. Buna rağmen Batı basını, İsrail’in soykırımını hâlâ büyük ölçüde 7 Ekim çerçevesi içinde sunuyor; Netanyahu’nun kurduğu hikâyeyi merkeze alıyor; onun yalanlarını tartışmanın doğal ekseni hâline getiriyor. Yani mesele artık sadece yalan söylenmesi değil, yalanın haberin omurgasına, algoritmanın yönüne ve kamusal algının merkezine yerleştirilmesidir. İşte meselenin en acı tarafı da burada ortaya çıkıyor. Trump ve Netanyahu gibi iki büyük yalancı, bugün yalanlarla kendi zulümlerine yeni hikâyeler arıyorlar. Biri Amerika’yı, diğeri Batı’yı, ikisi birlikte de geniş kitleleri manipülatif bir dil, korku siyaseti ve duygusal kutuplaşma üzerinden etkiliyor. Fakat belki de en trajik olan şudur: Netanyahu yalnızca kendi toplumunu değil, Amerikalıları ve Avrupalıları da kandırıyor. Hakikati örgütlemiyor; korkuyu örgütlüyor. Gerçeği açıklamıyor; algıyı yönetiyor. Ve bu yalan düzeni, yalnızca propaganda dili olarak kalmıyor; doğrudan ölümleri meşrulaştıran, suskunluğu büyüten ve uluslararası meşruiyet üreten bir siyasal makineye dönüşüyor.
Türkçe
2
18
48
3.5K
debuffer
debuffer@debuffer2·
@lobihaber Herkes üstüne düştüğü kadarını yapsa fakir fukara kalmaz. İslam bu yüzden çok güzel.
Türkçe
0
1
45
405
debuffer retweetledi
LOBİ
LOBİ@lobihaber·
Zimem Defteri geleneği sürüyor İstanbul Valiliği koordinasyonunda, zimem defteri geleneği kapsamında 2 bin 150 mahalle bakkalında toplam 32 bin 345 ailenin borcu ödenirken, toplamda 73 milyon 500 bin TL’lik borç kapatıldı.
Türkçe
8
17
144
17.7K
debuffer
debuffer@debuffer2·
@acarfaruka Ramazan ayı boyunca Ak Parti teşkilatı sahadaydı, şahidiz. Gürültüsüz ama etkili bir program yürüttü. Erdoğan'ın ilk yıllarındaki gibi, milletin gönlüne dokundu. Şahidiz.
Türkçe
0
2
50
611
debuffer retweetledi
Faruk Acar
Faruk Acar@acarfaruka·
Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Teşkilat Başkanlığımızın koordinasyonuyla, AK Parti’nin tüm kadrolarıyla sahada olduğu; vefayı merkeze alan ve vatandaşımızla birebir temas kuran devasa bir Ramazan seferberliğini daha alnımızın AKıyla tamamladık. Tanıtım ve Medya Başkanlığımızın belirlediği “Niyetimiz Bir, İnancımız Bir, Yolumuz Bir” ortak söylemi çatısı altında bu Ramazan’da Türkiye’nin her hanesine misafir olduk. Genel Merkezimizden, en uzak mahalle temsilciliğimize kadar, teşkilatımızın her bir ferdiyle adeta saat gibi işleyen muazzam bir koordinasyon sergiledik. Bakanlarımız, Milletvekillerimiz, MYK ve MKYK Üyelerimiz, her ilde siyasetin rotasını milletimizin taleplerine göre yeniden çizerek devletin vakur simasını mütevazı sofralara taşıdı. Sosyal Politikalar Başkanlığımız öncülüğünde şehit yakınlarımız, gazilerimiz ve engelli ailelerimize yönelik iftar ve sahur programlarıyla partimiz yine vefanın adresi oldu. Kadın Kollarımız, “merhamet elçileri” olarak çalınmadık kapı, girilmedik hane bırakmadı; mukabele ve hane ziyaretleriyle annelerimizin dualarını heybemize doldurdu. Gençlik Kollarımız, “İftara 5 Kala” ve “Sahura 5 Kala” programlarıyla sahadaki dinamizmin adı oldu; enerjilerini Türkiye’nin yarınlarına vakfetti. Yerel Yönetimler Başkanlığımızın koordinasyonunda belediyelerimiz, şehirlerimizin her köşesini Ramazan’ın manevi iklimine uygun şekilde donatarak dayanışma ruhunu meydanlara taşıdı. Bu Ramazan’ın en anlamlı duraklarından biri de şüphesiz deprem bölgemizdi. “Yeni evim, ilk iftarım” anlayışıyla, yeni yuvalarına kavuşan kardeşlerimizin sofralarına misafir olduk. Bu buluşmalar, omuz omuza yeniden ayağa kalkışımızın en güçlü sembolü oldu. Sokaklarda ve hanelerde hissettiğimiz o eşsiz duygu, aslında hepimizin özlediği o kadim ruhun yansımasıydı. Senelerdir dile getirilen “Nerede o eski Ramazanlar?” söylemine, AK Parti’nin özündeki “94 Ruhu” ile yani samimiyet, sahicilik ve vatandaşla birebir temasla en güçlü cevabı vererek o günlere olan özlemi giderdik. Meydanlardan sokaklara yayılan bu nostaljik ama diri ruh ile geçmişin bereketini Türkiye Yüzyılı’nın vizyonuyla birleştirdik. Gönül coğrafyamızın sınır tanımadığını bu yıl bir kez daha tüm dünyaya gösterdik. AK Parti’nin şefkat elini, Sivil Toplum Kuruluşlarımızla el ele vererek dünyanın neresinde bir mazlum varsa oraya uzattık. Suriye’den Gazze’ye kadar uzanan yardım köprülerimizle, kardeşlerimizin Ramazan sevincine iftar ve sahur sofralarıyla ortak olduk, acılarını paylaştık. Dış İlişkiler Başkanlığımız ve UID aracılığıyla, Avrupa’dan Asya’ya kadar gurbetteki vatandaşlarımızı da yalnız bırakmadık; “Sıla” özlemlerini kardeşlik sofralarında dindirdik. Gündüzden geceye, ışıl ışıl meydanlardan en sessiz mahallelere kadar bu Ramazan bir kez daha ortaya koydu ki; AK Parti’nin asıl gücü sahadadır, milletle kurduğu gönül bağındadır. Attığımız her adımda, çaldığımız her kapıda, sıkılan her elde, dokunduğumuz her gönülde aynı hakikati yeniden gördük: Biz bu milletin içinden doğan, bu milletle yürüyen, kaderi bu milletle aynı olan büyük ve güçlü bir hareketiz. Dün olduğu gibi bugün, bugün olduğu gibi yarın da milletimizle kol kola, omuz omuza ve gönül gönüle yürümeyi sürdüreceğiz. Çünkü niyetimiz bir, inancımız bir, yolumuz bir. Ve biz, birlikte Türkiye’yiz. Güven içinde, Hayırlı ve huzurlu bayramlar Türkiye.
Türkçe
197
918
1.9K
240.6K
debuffer
debuffer@debuffer2·
İsrail İran'da onlarca çocuğu katlettiğinde ehli sünnetin içi yandı. Siyonistlere lanet okudu. Esad Suriye'de binlerce çocuğu varil bombalarıyla katlederken rafıziler bayram etti. Ölen Sünni çocuklara siyonist yakıştırması yaptı. Bunların sadece itikadı değil mayası da bozuk.
debuffer tweet mediadebuffer tweet media
Türkçe
1
36
116
1.5K
Fatih Sultan Semiz
Fatih Sultan Semiz@fsultansemiz·
Kızım hafız oldu. Uzun bir hikaye anlattıktan sonra bu cümleyi yazmam gerekiyordu belki ama insanın içi içine sığmıyor. Bize çifte bayram yaşatan Allah’a sonsuz hamd olsun. Kızıma da sonsuz teşekkür ederim. Şu an yapılan araştırmalara göre yeryüzünün en mutlu babası benmişim.
Türkçe
98
80
4.9K
61.4K
debuffer retweetledi
Abese İrca
Abese İrca@Abese_irca·
2007-2010 hakim adayı ve taşra hakimliği 80-100 bin maaş. Toplamda ortalama 4 milyon TL eder. 2010-2014 orta kıdem hakim 100-140 bin maaş. ortalama 6.5 milyon eder. 2014-2016- İstanbul hakimliği 120-160 ortalama 4 milyon tl eder. 2016-2021- ağır ceza hakimliği 140-180 bin maaş ortalama 10 milyon lira eder. 2021-2022- 1. sınıf hakim 171-196 bin maaş ortalama 2.5 milyon tl eder. 2022 Haziran 2024 Ekim Adalet Bakan yardımcısı- 180-250 bin maaş ortalama 6.5 milyon eder. Şimdi buna savcı olan eşinin maaşını da ekle sonra taksitleri düş. Peki şimdi sen 85 bin lira maaşı olan Beşiktaş Belediye Başkanı CHP'li Rıza Akpolat'ın 30 milyonluk villanın 10 milyona varan taksitlerini nasıl ödediğini anlat bakalım.
Abese İrca tweet media
Türkçe
63
269
793
115.7K
debuffer retweetledi
Altay Cem Meriç
Altay Cem Meriç@AltayCemMeric·
Şöyle ifade edeyim ; Bunlar içinde en kolay okunur olanlar Peygamberliğin İspatı ve Öğrenmeyi Öğrenmektir. En önemli konu Peygamberliğin İspatıdır. Anlaşılır yazmak için en fazla uğraştığım da odur. Öğrenmeyi öğrenmek kolay anlaşılır olan diğer metindir. Önemli bir mevzudur bence. Öğrenmeyi öğrenmek ve peygamberliğin ispatı bence herkesin rahatça anlayabileceği metinler. Ben genelde belli bir zeka seviyesindeki lise-üniversite öğrencisinin emek verdiğinde anlayabileceği düzeyi esas alırım. Bundan daha kapalı yazmayı onları ilgilendiren meselelerde tercih etmiyorum. Muhtelifler ve Kötülük problemi metinleri itiraz cevaplama sadedinde kitaplar. Sadece propaganda değil felsefi-kelami ya da toplumsal esaslara da işaret ettiğimiz yerler içeriyor. Dolayısı ile yer yer ağırlaşan bölümler var. Mesela Muhtelif-2’deki mucizeler bahsi öyledir. Roman gibi okununca anlaşılmaz. Kötülük problemi de buna benzer. Ancak bunların hiçbiri emek verdiğinde anlaşılamaz şeyler değil. İletişim de eğitim de karşılıklı bir iştir. Salt anlatanın emeği ile olmaz, dinleyen de emek verdiğinde tamam olur.
Altay Cem Meriç@AltayCemMeric

An gelir ve sabit twit değişir. Elhamdulillah. Kitapların “İçindekiler” bölümleri aşağıda.

Türkçe
49
201
1.8K
68.7K
debuffer
debuffer@debuffer2·
Ekrem de tutuklanacağını anlayınca cumhurbaşkanlığı adaylığını ilan etmişti. Katranı kaynatmakla şeker olmuyor tabi.
Türkçe
0
7
126
4.2K
debuffer
debuffer@debuffer2·
Böcek'in itirafçı olacağı kulağına fısıldandıysa demek, ön almak için Akın Gürlek'e saldırıyor..
Türkçe
7
66
553
9.1K
debuffer
debuffer@debuffer2·
@elpatronus @avukathasan Memur göstermiş işte, aratmış, soruşturmuş. Harwardlı avukat da memurlar masumdur, soruşturma açılmaz diyor. Başka bir avukat, ben avukatım istediğim zaman kayıtları görebilirim diyor. Bu saçmalıklara değil savcıya takılıyorsan algındaki seçiciliğe sokim.
Türkçe
0
0
0
87
El Patron
El Patron@elpatronus·
@debuffer2 @avukathasan İlgisini ispat etmeyen kişi için savcılık izni filan gerekmez. Savcılık böyle bir şey için izin verme makamı değil. İlgisini ispat etmeyen kişiye tapu memuru göstermez konu orada kapanır. Hala aynı saçma şeyi yazıyorsun. Bu olayın hiç bir aşamasında savcı yok. Bitti.
Türkçe
1
0
0
86
debuffer
debuffer@debuffer2·
Tapu kayıtları kişiye özeldir. Kişinin kendi talebi ya da mahkeme kararı olmadan yetkili memurun arama yapması yasaktır. Her aramanın log kaydı tutulduğu için kolayca ortaya çıkar. Her memur bunu bilir ama Harward'da yüksek lisans yapan hukukçu bunu bilmiyor lol
Av. Dr. Gönenç Gürkaynak@GurkaynakGonenc

Önce yalan deyip sonra tapu sorgulayan memura karşı hukuki işlem başlatmanın mantığı ne? Yalansa zaten tapu sorgusuna dayanmıyordur; uydurmadır.

Türkçe
19
80
672
34K
debuffer
debuffer@debuffer2·
Mevzu ilgisini göstermeyen kişilere bilgi veren memurların masum olduğu iddia edilmesi. Masum mu? Değil. İlgisini ispat edemeyen avukat görebilir mi? Hayır, göremez. İlgisi olmayan kişilerle paylaşılması için sadece savcılık izni gerekir diyorum. 3 ev beyan etmiştir, üstüne kayıtlı 5 ev iddiaları vardır. Savcılık tapudan yazı ister, müdahil avukatlar belgeyi ancak bu şekilde görebilir diyorum. Kanun bu. Mevzuat bu. Hala bik bik bir şeyler anlatıyorsun. Harbiden mal mısın yoksa taklit mi yapıyorsun?
Türkçe
2
0
1
402
El Patron
El Patron@elpatronus·
@debuffer2 @avukathasan Sadece avukat değil, herkes ilgisini gösterebilirse evet. Türk Medeni Kanunu 1020. Madde, aç bak. Konu Akın Gürlekin tapusuna bakılması değil, senin tapu kaydının ancak savcı izni ile incelenebilir olduğunu iddia etmen bu arada.
Türkçe
1
0
0
393