Dîsa îro;
Penaber bûm ji bo azadîya te, hewce me bi hesretim ji bo dîtina te.
Min te hez kir weke dayîk û bav û bra.
Nizanîm çareser çiye ji bo vê êş û eşq û kedera dila..
sibeye xezal xwe ji çiyayê bilind berdide,
ji nava gûl û sosinan,
wa çiçeka xezalam de bêje jana dila,
xezalê şiyar dike ji xewa şêrîn,
xezal were xezal were xezal xezal,
xezal were xezal, xezal were.
Ne için o zaman, ne için yaşıyoruz? Güvenlik yok, iş yok, gelecek yok, hukuk yok, anayasa yok ama yaşıyoruz. Bu yaşamak çok kutsal öyle mi? Öyle değil. Yaşamın kendisi değil kutsal olan. Kutsal olan adil bir yaşam, kutsal olan onurlu bir yaşam, kutsal olan güvenli bir yaşam..
Ben iki elimde iki hançer,
kıpkızıl günahlar örmüşüm.
Bu eller benim ellerim,
cennetten kovuldular.
Kan kusan geceye nehir nehir,
tükrükle boğulan, ezilen, lanetlenen.
İrin yüklü bakışlardan
bu kaçıncı kaçışım?
Bu kaçıncı saplayışım
tırnaklarımı yüreğime.
Ama ölmedim.
Neden..?
Bu ülkede bir kadının ölümü artık “haber” bile değil, sıradanlaştırıldı.
Tecavüz et, öldür, sonra devletin gücünün arkasına saklanıp izini kaybettir.
Koruması gerekenler susuyor,
adalet olması gereken yerde yok oluyor.
Yazık…
Bu ülkeye de, bu düzene de.
Adalet yok.
Güvenlik yok.