@FuatGecen Amaca yönelik bir mücadele olmadığı her halinden belli. Temiz eller operasyonları ancak temiz eller elleriyle yapılması halinde inandırıcı olur.
Yolsuzlukla mücadele kapsamında kamu kurumlarının ve kamu harcamalarının idari ve yargısal denetiminin yapılması vazgeçilmez bir gerekliliktir.
Bu kapsamda belediyelere yönelik gerçekleştirilen operasyonların büyük çoğunluğunda, denetim refleksinin ve saygınlığının dışına çıkıldığı, tarafsızlıktan uzaklaşıldığı kanaati kamuoyunda giderek güçlenmektedir.
Yolsuzlukla mücadele gibi son derece hayati bir konuda tarafsızlıktan uzaklaşıldığı ve siyasi kazanımlar peşinde koşulduğu algısı, hukuk sistemine ve adalete olan inancı da kalıcı şekilde tahrip etmektedir.
Sorumluluk sahipleri şunu çok iyi bilmelidirler ki:
Kamu denetim usul ve esaslarını zorlayan bu uygulamaların siyaset iklimimize zarar vermesinin yanı sıra uygulama sahiplerine de asla kalıcı fayda sağlamayacağı kaçınılmaz bir gerçektir.
İnsan sağlığı için büyük bir emek ve özveriyle görev yapan fedakar hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın tüm sorunlarının çözüme kavuşturulduğu; daha huzurlu ve güvenli bir şekilde mesleklerini icra edebildikleri bir çalışma ortamına kavuşmaları temennisiyle 14 Mart Tıp Bayramı’nı tebrik ediyorum.
“Dilini unutursan iş değişir. O zaman Türkiye de gider.”
“Ortadoğu’da bir harita çizilecekse biz çizeriz.”
“Biz burada yaşıyoruz. Gidecek başka bir yerimiz yok. Denize buradan çıktık. Uzaya da buradan çıkarız.”
“Biz burada olduğumuz sürece de bizden başkası bir harita çizemez” diyerek Türk yurduna ve Türk insanına olan güvenini her ortamda cesaretle dile getiren;
Türklüğüyle övünmekten çekinmeyen, vatanseverliğiyle nesillere örnek olan mümtaz tarihçimiz Prof. Dr. İlber ORTAYLI’ya Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve milletimize başsağlığı diliyorum.
“Terörsüz Türkiye” süreci ile ilgili muhatabımız AK Parti hükümetidir.
Bu süreçle ilgili yapılması düşünülen tüm yasal düzenlemelerin sorumlusu siyasal iktidardır.
34 yıl önce Hocalı’da Ermeniler tarafından acımasızca şehit edilen soydaşlarımızı rahmetle anıyorum.
Tarihe kara bir leke olarak geçen bu katliamın yıl dönümünde kardeş Azerbaycan halkının acısını yürekten paylaşıyorum.
Türk Silahlı Kuvvetlerimize ait C-130 tipi askeri kargo uçağının, Azerbaycan'dan Türkiye'ye dönüş yolunda düşmesi sonucu şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve milletimize başsağlığı diliyorum.
Cumhur İttifakı’nın başlattığı sözde “Terörsüz Türkiye” sürecinde her geçen gün Türk milletinin sinir uçlarına dokunan, üniter yapıyı tehdit eden, Anayasa ve kanunlara muhalefet eden, milletin iradesini yok sayan ve binlerce şehidimizin hatırasına ihanet sayılacak yeni gelişmelere tanık oluyoruz.
Millet iradesinin simgesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Cumhur İttifakı’nın yeni ortağı olarak gördüğümüz DEM Parti’nin Meclis grup toplantısında terör örgütü lideri katil Öcalan lehine slogan atılmasına da maalesef üzüntü ile şahit olduk.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, TBMM bünyesinde görev yapan milletvekillerinden kurulan komisyon heyetinin İmralı’ya gitmesi gerektiği yönündeki vahim açıklamasını da aynı üzüntü ile takip ettik.
Terörist başının yüceltildiği ve muhatap sayıldığını, milletvekillerinin terörist başının ayağına gönderilmek istendiğini ibretle, hayretle, üzüntü ile izliyor ve Cumhur İttifakını milletimizin ferasetine havale ediyoruz.
@FuatGecen Daha öncelerde olduğu gibi bu kez de gerçek ve doğru tesbit. Dileriz ki gidilen yol ülkeye önlenemez bir zarar vermeden uyarılarınız duyulur ve zayiat daha büyümeden durdurulur. Ülke sizlerden umut bekliyor. Başarı dileklerimizle
Ülkemizin gündemini günlerdir meşgul eden, iktidarın siyaset dışı enstrümanlara başvurarak siyaseti dizayn etme teşebbüsünü ibretle izliyor ve bunu doğru bulmuyoruz.
Yakın siyasi tarihimizde de siyasete benzeri müdahaleler söz konusu olmuş, sonuç itibariyle bu müdahalelerin hiçbir zaman ülkeye ve siyaset iklimine hayırlı sonuçları olmamıştır.
Geçmişte bu uygulamaları her fırsatta eleştiren Ak Parti hükümetinin bugün aynı yöntemlere yönelerek CHP’nin iç yönetimini tanzim etmeye çalıştığını görüyor ve bunu asla onaylamıyoruz.
Diğer yönden bakıldığında yargı kararlarına katılmamak, doğru bulmamak ve bu kararları eleştirmek elbette mümkün; ancak kararın uygulanmasını engellemek adına hukuk dışı yollara başvurulmasını da sakıncalı buluyoruz.
Siyaset kurumu ülke menfaatleri bilinciyle hareket etmeli, ülkeyi belirsizliğe sürükleyecek tutum ve davranışlardan ısrarla kaçınmalıdır.
Anahtar Parti olarak, Türkiye’nin ulusal meselelerinin ve iç sorunlarının tartışılmasını engelleyen bu suni gündemden bir an önce çıkılarak gerçek gündeme dönülmesinin gerekliliğine inanıyoruz.