Kur’an: ‘Ey Peygamber Hanımları! Sizden her kim bir ahlâksızlık ederse ona iki kat ceza verilir’ (Ahzab/30) diyor.
Buna göre temsil makamında olanların hakkı imtiyaz değil aksine cezanın iki mislidir.
‘İlâhi Adalet’in tanımı bu olsa gerektir.
Hz Ömer’in her yıl Hac mevsiminde Mekke’de valilerle yönettiği şehrin halkını buluşturup dilek ve şikayetlerini dinlediği bir uygulaması vardı.
Sn İçişleri Bakanımızın önemli bir denetim imkânı sağladığını düşündüğüm bu tecrübeden yararlanacağını ümit ediyorum.
Siyonist Rejim Arap-İsrail savaşlarında üç günde görmeye alıştığı beyaz bayrakları bu sefer kendisi hem de big braderin eliyle çekti.
28 Şubat 2026 hem uluslararası diplomasi tarihinde yeni bir edebiyat hem de yeni bir dünya düzeni için çok önemli bir miladın adıdır artık.
Dünyadaki varoluş imkânını hızla tüketmenin etkisiyle kuduz nöbetleri iyice artan it, belli ki, Sultanahmet’i görmeye başlamış ve
o geri zekasıyla da Kürt taşıyla iki kuşu hedeflemiş.
Oysa her Kürdün en büyük arzusunun atası Selahaddin gibi KUDÜS olduğunu en iyi kendisi bilir.
Ticaret Bakanlığı zincir marketlerin 30 liraya aldıkları ayvayı 220 liraya sattıklarını tespit etmiş.
Maşallah!
Yıllardır devam eden bu soygunu bilmeyen mi var?
Sen bana bu düzene son verecek yaptırımı söyle.
Verdiğin iki kuruşluk cezayı değil ama.
Yazıktır, günahtır, ayıptır.
ABD hazine bakanı dolar oyunu ile İran’da nasıl bir ayaklanma tertip ettiklerini anlatıyor.
Medeniyet denilen bu maskara mahluku insan hakları, demokrasi, hukuk, hümanizm, modernism gibi kahpe ambalajlara sarıp satan alçaklara ve alan aptallara lanet olsun
تن فدای وطن
Vatan’a Can Feda çağrısına bizzat katılarak cevap veren İranlı sayısı 14 milyona ulaşmış.
İşte Büyük Şeytan’ı ve Soykırımcı Siyonist Rejimi korkutan şey bu şehadet bilinci ve aşkıdır.
Yaşasın İran İslam Cumhuriyeti
Kahrolsun Büyük Şeytan
Kahrolsun Siyonist Rejim
İsrail’in abd’ye ihtiyaç duymasının birincil nedeninin bölge ülkelerinin sesini kesmek olduğu gerçeği gün gibi aşikâr olmuştur.
İspanya’dan İtalya’dan gördüğümüz izzete hasret bırakan bu zelil teslimiyet kıyamete dek sinemizde derin bir kahır, alnımızda koca bir lekedir artık.
Gazze'deki gazeteciler dünyaya sesleniyorlar:
-"Filistinlileri asarak öldürmeyi öngören İsrail yasası Nazilerden daha kötü."
Farkındalığı artırmak için lütfen bu videoyu yayalım.
Sahte Karayip Korsanı’nın kara harekâtına bir türlü cesaret edemeyişinin sebebi geçen bir aylık savaşta yaşadığı şoklar olsa gerek.
Dünya tarihinin en denî suçlarıyla malul kaltaban sürüsü ilk kez şehadete inanmış ciddi bir orduyla savaşmanın ne demek olduğunu yakinen görecektir
Birkaç yıl önce Dakar’daki Gore adasını ziyaret etmiştim.
Orada ‘Dönüşü Olmayan Kapı’ denilen ve asırlar boyu ‘Köleleştirme Okulu’ olarak çalışmış bir müze bulunur.
O müzede dün BM’de köleliği kınama teklifine hayır (x) diyen ‘çağdaş’ batılı ülkelerin hikâyeleri anlatılır.
Büyük Şeytan’ın tutuşturduğu ateş iyice yayılmadan ‘hemen şimdi’ yapılması gereken en acil şey,
İran’ın bölge ülkelerinin toprak bütünlüğüne ve egemenlik haklarına dair yaptığı açıklamalarını bölgesel bir konferansa dönüştürmesidir.
Bunun için en uygun yer İstanbul’dur.
Başından beri takipçisi ve okuru olduğum bazı gazete ve yazarların sanki yazılacak hiçbir şey yokmuş gibi birden bire ‘ehli sünnetçi’ bir edebiyata soyunmalarını büyük bir şaşkınlık ve hayret içinde izliyorum.
Meleklerin cinsiyetini tartışacak başka bir zaman bulamadınız mı?
Bölgemiz için hiç olmadığı kadar kritik olan bu tarihsel bağlamda her kim tarafından ve ne adına olursa olsun İran aleyhine söylenecek her sözün ‘zâlime taraf olmayı’ reddeden ma’şeri vicdan tarafından Mossad yapımı olarak telakki edileceği açıktır.
İran, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ve bugün bir varlık-yokluk kavgası içinde.
Diğer üyelere düşen asgari yükümlülük o ‘işbirliği’nin gereğini sembolik de olsa göstermektir.
57 ülkeden bir yiğit çıksın, üye ülkeleri TAHRAN’da bir toplantıya davet etsin de koy kıyamet kopsun.
Sadece İran’ı kınayan bir bildiri için tertip ettiği Riyad toplantısından sonra dün de İranlı diplomatları gönderme kararı alan Suud Yönetimi, belli ki, siyonizmin ilan askısında onlarca yıldır talip bekleyen ‘Büyük Fitne’ ihalesine müşteri olmuş.
Lawrence yine işbaşında.