Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU

2K posts

Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU banner
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU

Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU

@drzaimsihlioglu

@AnahtarParti İletişimden Sor. Teşkilat Bşk. Yrd. / Dr. Öğr Üyesi / Siyasal İletişim / Eğitim İletişimi / Yeni Medya / Yazar

Katılım Mayıs 2015
516 Takip Edilen5.3K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU@drzaimsihlioglu·
SİYASETE, YAVUZ AĞIRALİOĞLU ANJİYOSU Konuşurken dinlenilmediği gibi, yazarken de okunmuyor. Bu yüzden konuşmayanların konuşmaya, yazmayanların yazmaya başladığı günlere şahitlik ettiğimiz için dikkatimizi derli toplu tutmak gerekiyordu. Yazılanları hiç acele etmeden tane tane okumak, konuşanları sabırla tekrar tekrar izlemek gerekiyordu. Şimdi, sözü zâyi etmeden dikkatle birkaç şey söylenebilir. Hatta sözün sonunda söyleyeceğimizi başında söyleyelim: Siyaset okumalarındaki bu “agresifliği”, bütün bu söylenenleri, zihinlerde yaşanan karıncalanmaları, hareketlenmeleri ve canlanmaları Sn. Yavuz Ağıralioğlu ve Anahtar Parti perspektifinden bakınca “müsbet” nazarıyla değerlendirmek gerekir. Çünkü siyasetin tıkanmış damarları yüzünden kısmi felç olmuş, huysuzlaşmış, kutuplaşmış sisteme; “Yavuz Ağıralioğlu anjiyosu” izliyoruz. İzliyorlar. Tıkanan damarlara kan gitmeye başladıkça felç olmuş noktalarda karıncalanmalar başlıyor. İnce ağrılar… Hafif sızlanmalar… Tende renk değişimleri… Beklenmedik hareketlenmeler… Hepsi hayra alâmet. Önce siyasetin, sonra devletin damarları açılacak; millet yavaş yavaş doğrulup yeniden ayağa kalkacak. Hepsi güzelliğe, hayra alâmet. Söylenen doğru söze işaret. Yapılan doğru işe kuvvete dalâlet… ••• İyi de bu kuvvet nerden geliyor? Yoksa ? “2002 ruhu 2026’da tekrar mı ediyor?” Sorunun cevabı “evet” ya da “hayır” değil. Çünkü; 2002 ile benzeyen bir şey yok. 2002 ile aynı olan iki şey var. Birincisi “ihtiyaç” kavramı. Aynı olan şey ihtiyaçların kendisi değil; “ihtiyaç” kavramının kendisi. Yavuz Ağıralioğlu üzerine mıknatıslanan ilginin sebebi, halktaki “ihtiyaç” olgusu. Bu ihtiyacın ne olduğuna geçmeden önce, 2002’de halkın hangi ihtiyacının AK Parti’yi ayağa kaldırdığına bakalım: Nezaketsizlik etmeden, toplumsal karşılık bağlamında ve hataya düşmeden bazı teşbihlerle ifade etmeye çalışalım. 2002’ye kadar siyasetin hâkim parametreleri; pasif, ihtiyar, yorgun, edilgen, pısırık, çok başlılıktan sonuç alamayan güçsüz koalisyonlar, tıkanmış bürokrasi, ekonomik buhran, belirsizlik vs… Ve sonuç: “Kaotik bir bıkkınlık.” Peki 2002’de bu “kaotik bıkkınlık” hangi ihtiyaçlarla umuda dönüştü? Güç, birlik, kuvvet, tek lider, tek iktidar, istikrar, sert çıkışlar, çatık kaşlar, çatallanan sesler, yüzükler… Ya vaatler? Hızlı bürokrasi, adil hukuk, kalkınma programları ve millete patronun millet olduğunun yeniden hatırlatılması… “Yeter, karar milletindir” duygusunun vurgulanması… Sonuç: Başarı. Yıl 2026… Elimizde ne var? Evet, güçlü bir iktidar ama güçsüz millet… Evet, karizmatik bir lider ama sindirilmiş devlet… Evet, koalisyondan kurtarılmış ama ittifaka mahkûm edilmiş hükümet… Evet, çok başlılıktan kurtarılmış ama bütün damarları kayırmacılıkla, yolsuzlukla, adamcılıkla ve torpille felç olmuş bir siyaset… Evet, hızlı bürokrasi ama hesap verme, denetlenebilirlik, bedel ödeme ve adil yargılama mekanizmaları çürümüş bir adalet sistemi… Tuttuğun yerde elinde kalan, entübe hâle gelmiş eğitim… Söylenecek sözün bittiği ekonomi… Darmadağın olmuş değerler, toplum, aile ve huzur… Ve tüm bunların arkasında aslanlar gibi konuşan, dünyaya ayar veren “karizmatik” bir dünya lideri (!) İşte 2026 tomografisinin reçetesini 2002’ye bağlayan nokta burada saklı. Şimdi tekrar bugünün siyasi tomografisine göz atıp Yavuz Ağıralioğlu’nu çekim merkezi hâline getiren diyagrama ve bu noktadaki saldırılara sebep olan rahatsızlığa odaklanacağız. Milletin 2002’de “ilaç olur” diye tercih ettiği reçete, bugün hastalığın kendisi haline geldi. Sebebi ilacın kendisi değil. Doz aşımı idi. Çünkü 2002’de ihtiyaç hissedilip Ak Parti’yi seçtiren gerekçelerin hiçbiri yersiz ya da yanlış değildi. Nitekim bu durum, 2010’a kadar müreffeh bir toplum pratiğiyle kendini gösterdi. Ama kuvvet devletten ve toplumdan kişiye tenzil edildiği andan itibaren her şey değişti, bu yüzden artık sistemi konuşmak, sistemdeki sorunlara odaklanmak en riskli ve zor yol hâline geldi. (>>>)
Türkçe
19
173
335
132.5K
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU@drzaimsihlioglu·
“İdeoloji” enfeksiyonuyla entübe edilmiş milletimizin kulaklarının pasının silindiği nefes alabildiği, umutla ayağa kalkacağını hissettiği yeni şeyler duymasından ve konfor alanlarının bozulacak olmasından rahatsız olanlar iyi duysun! Canımızı emanet ederken liyakatinden başka bir şeyi önemsemediğimiz doktorluk hattına çekilen siyasetle; devletin kılavuzu akıl, direği ahlak, dini adalet olacak… Az kaldı! #YavuzAğıralioğlu
Anahtar Parti@anahtarparti

Anahtar Parti bir kesimin değil, 86 milyonun partisidir! Cumhuriyeti çocuklarımız için nimet görenlerin de… Milliyetçiliğin bugünkü karnesinden mahcup olan ülkücülerin de… Bu kadar sorunun dindarlıkla yan yana gelmesine itiraz eden muhafazakârların da adresidir. Türkiye’de yıllardır bir alışkanlık var: “Aleviler oraya” “Kürtler buraya” “Milliyetçiler şuraya” “Muhafazakârlar buraya” Milleti tapulu seçmen gibi gören bu anlayışı değiştireceğiz. Ay yıldızlı al bayrağa bağlı herkesin; kendini ait hissedebileceği, rahatlıkla oy verebileceği parti Anahtar Parti’dir.

Türkçe
3
9
50
1.1K
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU@drzaimsihlioglu·
SİYASETE, YAVUZ AĞIRALİOĞLU ANJİYOSU Konuşurken dinlenilmediği gibi, yazarken de okunmuyor. Bu yüzden konuşmayanların konuşmaya, yazmayanların yazmaya başladığı günlere şahitlik ettiğimiz için dikkatimizi derli toplu tutmak gerekiyordu. Yazılanları hiç acele etmeden tane tane okumak, konuşanları sabırla tekrar tekrar izlemek gerekiyordu. Şimdi, sözü zâyi etmeden dikkatle birkaç şey söylenebilir. Hatta sözün sonunda söyleyeceğimizi başında söyleyelim: Siyaset okumalarındaki bu “agresifliği”, bütün bu söylenenleri, zihinlerde yaşanan karıncalanmaları, hareketlenmeleri ve canlanmaları Sn. Yavuz Ağıralioğlu ve Anahtar Parti perspektifinden bakınca “müsbet” nazarıyla değerlendirmek gerekir. Çünkü siyasetin tıkanmış damarları yüzünden kısmi felç olmuş, huysuzlaşmış, kutuplaşmış sisteme; “Yavuz Ağıralioğlu anjiyosu” izliyoruz. İzliyorlar. Tıkanan damarlara kan gitmeye başladıkça felç olmuş noktalarda karıncalanmalar başlıyor. İnce ağrılar… Hafif sızlanmalar… Tende renk değişimleri… Beklenmedik hareketlenmeler… Hepsi hayra alâmet. Önce siyasetin, sonra devletin damarları açılacak; millet yavaş yavaş doğrulup yeniden ayağa kalkacak. Hepsi güzelliğe, hayra alâmet. Söylenen doğru söze işaret. Yapılan doğru işe kuvvete dalâlet… ••• İyi de bu kuvvet nerden geliyor? Yoksa ? “2002 ruhu 2026’da tekrar mı ediyor?” Sorunun cevabı “evet” ya da “hayır” değil. Çünkü; 2002 ile benzeyen bir şey yok. 2002 ile aynı olan iki şey var. Birincisi “ihtiyaç” kavramı. Aynı olan şey ihtiyaçların kendisi değil; “ihtiyaç” kavramının kendisi. Yavuz Ağıralioğlu üzerine mıknatıslanan ilginin sebebi, halktaki “ihtiyaç” olgusu. Bu ihtiyacın ne olduğuna geçmeden önce, 2002’de halkın hangi ihtiyacının AK Parti’yi ayağa kaldırdığına bakalım: Nezaketsizlik etmeden, toplumsal karşılık bağlamında ve hataya düşmeden bazı teşbihlerle ifade etmeye çalışalım. 2002’ye kadar siyasetin hâkim parametreleri; pasif, ihtiyar, yorgun, edilgen, pısırık, çok başlılıktan sonuç alamayan güçsüz koalisyonlar, tıkanmış bürokrasi, ekonomik buhran, belirsizlik vs… Ve sonuç: “Kaotik bir bıkkınlık.” Peki 2002’de bu “kaotik bıkkınlık” hangi ihtiyaçlarla umuda dönüştü? Güç, birlik, kuvvet, tek lider, tek iktidar, istikrar, sert çıkışlar, çatık kaşlar, çatallanan sesler, yüzükler… Ya vaatler? Hızlı bürokrasi, adil hukuk, kalkınma programları ve millete patronun millet olduğunun yeniden hatırlatılması… “Yeter, karar milletindir” duygusunun vurgulanması… Sonuç: Başarı. Yıl 2026… Elimizde ne var? Evet, güçlü bir iktidar ama güçsüz millet… Evet, karizmatik bir lider ama sindirilmiş devlet… Evet, koalisyondan kurtarılmış ama ittifaka mahkûm edilmiş hükümet… Evet, çok başlılıktan kurtarılmış ama bütün damarları kayırmacılıkla, yolsuzlukla, adamcılıkla ve torpille felç olmuş bir siyaset… Evet, hızlı bürokrasi ama hesap verme, denetlenebilirlik, bedel ödeme ve adil yargılama mekanizmaları çürümüş bir adalet sistemi… Tuttuğun yerde elinde kalan, entübe hâle gelmiş eğitim… Söylenecek sözün bittiği ekonomi… Darmadağın olmuş değerler, toplum, aile ve huzur… Ve tüm bunların arkasında aslanlar gibi konuşan, dünyaya ayar veren “karizmatik” bir dünya lideri (!) İşte 2026 tomografisinin reçetesini 2002’ye bağlayan nokta burada saklı. Şimdi tekrar bugünün siyasi tomografisine göz atıp Yavuz Ağıralioğlu’nu çekim merkezi hâline getiren diyagrama ve bu noktadaki saldırılara sebep olan rahatsızlığa odaklanacağız. Milletin 2002’de “ilaç olur” diye tercih ettiği reçete, bugün hastalığın kendisi haline geldi. Sebebi ilacın kendisi değil. Doz aşımı idi. Çünkü 2002’de ihtiyaç hissedilip Ak Parti’yi seçtiren gerekçelerin hiçbiri yersiz ya da yanlış değildi. Nitekim bu durum, 2010’a kadar müreffeh bir toplum pratiğiyle kendini gösterdi. Ama kuvvet devletten ve toplumdan kişiye tenzil edildiği andan itibaren her şey değişti, bu yüzden artık sistemi konuşmak, sistemdeki sorunlara odaklanmak en riskli ve zor yol hâline geldi. (>>>)
Türkçe
19
173
335
132.5K
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU retweetledi
Anahtar Parti
Anahtar Parti@anahtarparti·
Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu, basın toplantısı gerçekleştiriyor. x.com/i/broadcasts/1…
Türkçe
62
324
607
5.3K
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU@drzaimsihlioglu·
Bu yüzden iktidara yenilmeye doymayan muhalefetin gözünü hırs bürüdü ve oyunun kurallarının çoktan değiştiğini göremedi. Farkında olmadan, iktidarın hasar verdiği sistemin başka bir versiyonuna evrildi. Ve mücadelesinin yanlışlarla, sorunlarla değil; sadece iktidarla olduğu mesajını bütün millete gösterdi. Tepki oylarıyla elde ettiği kuvvetin daha dumanı üstündeyken, eleştirdiği ve kızdığı her şeyin daha beterini ortaya serdi. İşte tam da bu yüzden muhalefet, milletin gözünde iktidarla kısır bir yarışın ötesine geçemeyen; iktidarın sadece “solak” versiyonu hâline geldi. Bu yüzden halkın kime oy vermeyeceğinin keskinleştiği ve kararsızların büyüdüğü bir tabloda, “dipten gelen başka bir ses”, başka bir ihtiyaç yükseldi. İşte o ihtiyacın adı: “YETER” idi. Ve bu 2002 ile 2026’da aynı olan ikinci şeydi. Dolayısıyla sistemden bir yönüyle memnun olup aynı kuvveti sadece kendisi için isteyen bir muhalefetin “intikam” hırsıyla; A kutuplaşmasından bıkmış milleti bu kez C kutuplaşmasına sürüklemesini kimse istemiyor. Bu istemeyiş kendini KARARSIZLARA YIĞILARAK gösterdi. Sakin, kapsayıcı, düşmanlık etmeyen, tahriklere kapılmayan, saygılı, akıllı, adil ve istişareye açık bir sistem vaadi, bu milletin en büyük ihtiyacı. Bu yüzden milletin “ihtiyacını” konuşan ve bu ihtiyaca doğrudan karşılık veren birinin “yeter” ruhuyla oyunu bozacağı anlaşılmaya başlayınca; sistemden memnun ama kuvvetsizlikten şikâyetçi kutuplar ortak saldırıya geçti. İşte biz buna “Siyasete Yavuz Ağıralioğlu anjiyosu” diyoruz. Ve tıkanmış damarlara kan gittikçe bu kımıldanmaları, karıncalanmaları ve sızlanmaları son derece normal buluyoruz. Şimdi geriye sadece kuvvetli sorular bırakıyoruz… 1- Halkın ihtiyacı; Erdoğan’dan daha iyi konuşan, daha karizmatik, daha güçlü, daha öfkeli, daha agresif, daha “Kasımpaşalı” bir lider mi? 2- Millet neden bıktı? 3- iktidarın ve muhalefetin 25 yıldır biriktirdiği, son 3 yılda da büyüttüğü “intikam-rövanş” ruhu milletin dertlerine çözüm üretebilir mi? 4- Muhalefetin kendi içindeki liderlik savaşları, ayak oyunları ve antidemokratik hamleleri; milletin bıktığı şeylere çare olabilir mi? 5- İktidar seçmeninin hiçbir saygısızlıkla ilişkilendirmediği, hiçbir ithamla bağdaştırmadığı; hatta dillendirilemeyen sorunları kimseyi incitmeden ve ötekileştirmeden dile getirdiği için dikkatle takip ettiği Yavuz Ağıralioğlu’na “Erdoğan’a yanlayacak” diye saldıran muhalefet; ülkenin durumundan çok neden bütün gündemini Yavuz Ağıralioğlu’na kaydırıyor? 6- Muhalefet kanadı neden kendi seçmenini büyütmek, partisine teveccühü artırmak ve iddia ettiği demokrasi iklimini oluşturmak için çaba göstermek yerine; “karşı mahalle” ilan ettiği yeni bir partiye hiçbir ispat olmadan zan ve iftirayla saldırıyor? 7- İktidarın 25 yılda kurduğu nefret, öfke, gerginlik ve kutuplaştırma siyasetinin sadece öznesi değişirse; yöntem aynı kaldığında ve yalnızca kuvvet el değiştirdiğinde ülke gerçekten daha iyi bir yere gider mi? Ve son soru: İktidar’ın elindeki tek kozu “milli duruş” iken terör yandaşlarıyla masada pazarlık dönüyor diye tüm gücü makamı kuvveti reddedip masadan kalkmış bir adam milli duruş sergilerken gitmediği bir partiye parti “ÖCALAN’la YOL YÜRÜDÜĞÜNÜ AÇIKLADIKTAN SONRA GİDER Mİ?” Sorular, çoğu zaman cevaplardan daha dürüsttür. Bu sorularımızı ve milletimizin sıkıştırıldığı tahterevalli düzenine itirazımızı aziz milletimize emanettir. Biz, Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in şu sözünü kılavuz edindik: “Düşmanına benzeyerek kazanılan şeyin adı zafer değil, gerçek mağlubiyettir.”
Türkçe
1
7
41
850
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU@drzaimsihlioglu·
Anne deyip geçme; bir evlat doğurur dünyası değişir… Evlat hayırlı çıkar, dünyayı değiştirir… #AnnelerGünüKutluOlsun #YavuzAğıralioğlu
Türkçe
2
9
40
507
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU retweetledi
Anahtar Parti
Anahtar Parti@anahtarparti·
STATÜYÜ MİLLETİNİZE SORUN Kİ; MİLLET SİZİN STATÜNÜZÜ SİZE GÖSTERSİN! -Kimi anketlerde dördüncü, kimi anketlerde beşinci parti çıkan Anahtar Parti, iktidar iddiası olan merkez parti olma hüviyetiyle siyasetini her geçen gün milletin kalbine mayalıyor. -Artık iktidardan umut kalmadı; muhalefet de bu tahterevalli içerisinde bunca soruna rağmen umut olamadı. Eğer kendinize güveniyorsanız Anayasa’ya ‘sekiz çeyrekte enflasyonu tek haneli rakama düşüremeyen hükümetler, doksan gün içinde seçime giderler’ şeklinde bir madde yazın ki ciddiyetinizi görelim. -Türkiye’nin siyasi problemleri var ve bu siyasi problemlerin merkezinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bulunuyor. -‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ statü teklifiniz var! Madem eski söylediklerinizden vazgeçtiniz, bu yaptığınız şeyi milletinize soracaksınız. öcalan’a statü mü vereceksiniz, milletinize sorun ki millet sizin statünüzü size göstersin. -Ordu’da, Giresun’da kanun tanımaz bir pervasızlıkla verilen maden ruhsatları, insanların yaşam alanlarını, sularını, topraklarını ve meralarını berbat ediyor ama umursamıyorsunuz.
Anahtar Parti tweet mediaAnahtar Parti tweet media
Türkçe
21
225
534
6.4K
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU retweetledi
A Plus Medya
A Plus Medya@aplusmedya·
🚨Levent Gültekin, Murat Ongun’un Yavuz Ağıralioğlu hakkındaki ithamlarına ve son dönemde yapılan Sinan Oğan benzetmelerine çok sert tepki gösterdi: “Normalde hapisteki insanlarla ilgili Murat Ongun hakkında bir şey söylemem ama hayatta en nefret ettiğim şey pişkinlik. Maaşının 10 katı bir evde oturduğu ortaya çıkmış, karısının üzerine bir şirket kurup o şirket üzerinden ona buna fatura kesmiş. Bundan dolayı gözaltına alınmış ve tutuklanmış ama arkadaş, öyle bir pişkinlikle video çekiyor, siyasete ayar veriyor. Çok çocukça bir hareket. Ağıralioğlu muhtemelen şundan gündeme geliyor: Ben seçimde itiraz hareketiyim. Arkadaş, eğer başa güreşecek pozisyona gelmezsen seçmenime diyeceğim ki ikisine de oy vermiyoruz. Biz Türkiye’yi AK Parti ve CHP girdabından çıkaracağız. Diğerleri bunu demiyor. Bundan dolayı Yavuz Ağıralioğlu’nun üzerinde sürekli bir soru işareti yapmaya çalışıyorlar.”
Türkçe
14
90
438
40.3K
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU retweetledi
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU@drzaimsihlioglu·
Bu “küçük rahatsızlıklar” bizden değil, halkımızın Anahtar Parti’ye doğru mıknatıslanmasındandır. Bu “küçük rahatsızlıklar” büyük rahatsızlıkların pusuda beklediğinin kanıtıdır. Biz farkında olmasak da aziz milletimizin gönlünde edindiğimiz yerimizi, sadece Anahtar Parti’yi sevenlerle değil, nefret edip düşmanlık edenlerle de şekillendiriyoruz. O yüzden kimseye kem söz etmeyen, bunca garezin, kinin, öfkenin standart siyaset formuna dönüştüğü berbat politik mecburiyet ekseninde, “durup dururken” yapılan bu iftira ve saldırılar; salt ve kurumsal olarak Anahtar Parti’ye değil; aziz milletimizin 25 yılda olan bitene “itiraz eden, daha iyisi mümkün” diyebilen yiğit evlatlarınadır. Doğruluğumuzun da sağlamasıdır. Allah, vatan bayrak düşmanlarının, milletine saygısızlık yapanların, dilinden şer damlayanların, sürekli öfke, nefret, garez, iftira kusanların her türlüsünün sevgisini, sempatisini, ilgisini bizden uzak kılsın. Yolumuzu çetin, işimiz zor… Ama biz hazırız! Nezaketle, asaletle, vakarla çalışacağız. Memleketimizi alacağız! Az kaldı.
Global Eksen@globaleksen1

🔴Naz Yavuzarslan'ın programına konuk olan İYİ Partili Lütfü Türkkan'dan Anahtar Parti'ye şok ifadeler: "Anahtar Partisinin şartlar ne olursa olsun 2. Sinan Oğan vakası olacağını garanti edebilirim. Ben parti kuran bir adamım. Birdenbire 81 ilde teşkilatlanmak ciddi bir kaynak gerektirir. Paranın kaynağını açıklarlarsa ben kendilerinden özür dileyeceğim." youtu.be/BgTCuXHxbSs?si…

Türkçe
23
57
148
194.3K
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU retweetledi
Anahtar Parti Kurumsal İlişkiler Başkanlığı
Teşkilatlarımızın sahadaki etkinliğini artırmak, kurumsal refleksini güçlendirmek ve uygulama birliğini sağlamak İçin biriz beraberiz!
Anahtar Parti Kurumsal İlişkiler Başkanlığı tweet media
Türkçe
0
4
26
398
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU retweetledi
Anahtar Parti Bursa
Anahtar Parti Bursa@BursaAParti·
İl Başkanlığımız bünyesinde, teşkilatımızın bilgi, donanım ve kurumsal kapasitesini artırmaya yönelik parti içi eğitim programı başarıyla gerçekleştirildi. Eğitim; Teşkilat Başkan Yardımcımız Dr. Zaim M. Şıhlıoğlu ve Eğitimden Sorumlu Kurumsal İlişkiler Başkan Yardımcımız Mehtap N. Göktaş’ın kıymetli katkılarıyla verimli bir şekilde tamamlandı. Teşkilatımızın her kademesinde daha güçlü, daha bilinçli ve daha etkin bir yapı oluşturma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Katkı sunan kıymetli eğitmenlerimize ve katılım sağlayan tüm teşkilat mensuplarımıza teşekkür ederiz.
Anahtar Parti Bursa tweet mediaAnahtar Parti Bursa tweet mediaAnahtar Parti Bursa tweet mediaAnahtar Parti Bursa tweet media
Türkçe
0
7
33
683
Dr. Zaim Mehmet ŞIHLIOĞLU retweetledi
Tahir KESKİNKILIÇ
Tahir KESKİNKILIÇ@tkeskinkilic·
“Alın teri kurumadan işçinin hakkını veriniz” düsturunu adaletin temeli sayıyor; emeğinin karşılığının ay sonunu getirmeye yetmediği işçilerimize, sadece hayatta kalmaya yetecek geçimin reva görüldüğü bu düzene “itiraz ediyoruz!” Aziz milletimizin bileğinin gücü olan işçilerimizin geleceğine umut, sofrasına bolluk ve bereket olacağımız günlerin gelmesi için gece gündüz çalışıyor, gerçekten bayram olacak 1 Mayıs’lar diliyoruz.
Tahir KESKİNKILIÇ tweet media
Türkçe
13
40
135
1.2K