Paul Attreides
690 posts

Paul Attreides
@ehistebirisiyim
Öncelikle selamın aleyküm arkadaşlar ben Dj Dikkat







Yüksek lisansta bir hocamız sayfalarca yazı istediği bütün ödevleri el yazısıyla yazmamızı istiyordu. Ben de el yazımı calligraphr’dan word’e yazı fontuna çevirip internette ne bulduysam copy+paste yapıp mavi pilot kalem rengi çıktısıyla veriyordum. AA’yla geçtim. Bizi yenemezsiniz dinozorlar🫵🏻🫵🏻🫵🏻

Kazakistan’dan Türk dünyasına yayılan “Türk Kartal Dansı” adeta dünyada “Gangnam Style” etkisi yarattı.

"Yalandan rüya gördüğünü söyleyen kimse, kıyamet günü iki arpa tanesini birbirine bağlamakla mükellef olacak, fakat asla onları birbirine bağlayamayacaktır.” (bk. Buhâri, Ta’bir: 45) "Yalanların en büyüğü, kişinin görmediği rüyayı gördüm demesidir." (Buhari, Tabir, 45; Müsned 2/96, 119)

gerçekte en çok fazla yarım bırakılan kitaplar (her iki cins ve tüm yaşlar için) hep klasikler ve ağdalı dilli felsefe / nonfic eserlerdir. ama yine aynı (imaj💀) kaygısıyla bir çok insan ünlü bir tuğla klasiği anlamadığı, yorulduğu için bıraktığını itiraf etmekten kaçınır.

İlişki bitmiş, engellenilmiş ama Canbay hala Aleyna’nın stüdyosu önünde saatlerce bekliyor. Kubilay’ı kendisi aracı yapıp ‘eski sevgili’ sıfatıyla bir kızı iş yerinde rahatsız ediyor. Bu tavra karşı neden hala susuluyor tepki verilmiyor ? Neden hiçbir yerde ismi geçmiyor ?

Dün gece uyuyabilen var mı? Hiç rahat bi gece değildi. Sabah kalktığınızda da uykunuzdan verim alamamış olabilirsiniz. Gördüğünüz rüyalar nasıldı?

Games > Books Some games have scripts so massive, they make books look like a light read. For comparison, the entire LOTR trilogy has ~481,000 words: 2.2M — KC: Deliverance II 2.0M — Baldur's Gate 3 1.2M — Disco Elysium 1.1M — Animal Crossing 1.0M — Baldur's Gate 2 1.0M — Cyberpunk 2077 950K — Planescape: Torment 740K — Dragon Age: Origins 650K — Fallout: New Vegas 450K — The Witcher 3: Wild Hunt Narrative designers write modern epics and voice actors record absolute libraries.





The only YouTube game reviewer that matters




biz bunları konuştuk hocam alim değilsek de arifizdir




ALİ ŞERİATÎ HAKKINDA HÜKÜM VERİRKEN TAKİP EDİLMESİ GEREKLİ İLMÎ VE AHLAKÎ USUL: CEMİL MERİÇ YAZIMA DAİR! Zannederim 2016 veya 2017 idi, Facebook arkadaşı olduğumuz Prof.Dr. Mehmet Çağatay Özdemir Hoca, Facebook'taki Cemil Meriç paylaşımlarımdan haberdar olduğundan hazırlayacağı Cemil Meriç kitabı için benim katkı sunup sunamayacağımı sordu. Çağatay Bey'e dilimin, üslubumun sivriliğinden, bundan rahatsız olacakların kendisine gönül koyabileceğini söyledim ama hoca, bir hukukçu okur-yazarın belli hudutlar dahilinde yazacaklarının müsamaha ile karışılanması gerektiğini söyleyerek beni ikna etti ama ben yine biraz ayak sürüdüm. "Meriç'in külliyatını bir defa okumak onun hakkında bilgi edinmenin asgarî şartıdır, hüküm vermenin değil; hele de kapsamlı bir hüküm vermek için külliyatını bir defa daha ve mümkünse kronolojik olarak okumak gerekir, mesleğim var, başka işlerim var, bunun için bana asgarî 6 ay lazım" dedim, hoca da kabul etti. Benim Cemil Meriç'e hiçbir peşinhükmüm, menfî yaklaşımım yoktu ancak başta Nurcular olmak üzere geniş bir muhafazakar-dindar kesimin ona muhabbet ve hürmetinin biraz da aşağılık kompleksinden kaynaklandığını görüyor, bunu garip buluyordum. Bizde soldan ve dinsizlikten gelenler ile kendilerini Müslüman olarak tanımlasın veya tanımlamasın İslam'a ve Osmanlı'ya sıcak mesaj verenler hep el üstünde tutulur. Cemil Meriç zannımca bizim bu zaafımızı çok iyi yakalamıştı ve ben sırf Çağatay Bey, Ümit Hanım karşısında zor durumda kalmasın diye bu gibi hususları ileride yazacağım Cemil Meriç kitabına bırakmıştım kaldı ki bir makale de kitap ebadında olmazdı. Yahya Kemal Beyatlı da Cemil Meriç de hakikaten bizim iki kıymetli münevverimizdir ancak benim itiraz ettiğim ilk şey bunların "Müslüman mübelliğ" hatta Müslümanlığın mümessili hatta ve hatta numune-i imtisali olarak görülmesiydi oysa Yahya Kemal ahiret inancı olmayan, Cemil Meriç de tereddütler içinde son günlerini yaşamış biriydi. Her ikisinin de müşterek vasfı, ağır bir Fransız tesirine maruz kalmaları idi. Osmanlı ve Türk münevverinin İslam düşmanlığı o raddeye gelmişti ki hangi niyet ve gayeye müstenit olursa olsun meşhur bir münevverin camiye gitmesi, İslam demesi paha biçilmez bir servet ve kazanç olarak görülüyordu. Zaten Kültürel Müslümanlığın bariz vasfı itikada değil, kültüre taalluk edişidir. Bu ifadem asla iman ve ahiret bekçiliği değildir. Roger Garaudy ve İsmet Özel muhtevadan müstakil ve muarra söylersek "İtikadî Müslüman"dır. Yahya Kemal ise Kültürel Müslüman. Cemil Meriç, "İtikadî Müslümanlık" halinde İslamcılığa sıcak bakacak biriydi çünkü kendisine kıymet veren ve onunla sıcak münasebetler tesis edenler arasında İslamcı bilinenler de vardı. Hasılı ben mübelliğ, müçtehid, mücahid, İslamı mümessili ve hatta mütefekkir Cemil Meriç yaklaşımlarını belki biraz sertçe tenkid ediyordum ama onun standart üstü münevverliğini, ihtisar sanatının şahikalarında dolanışını takdir ve bir nebze de taklit ediyor ve bundan gocunmuyordum. Bin sayfa okuyup onu iki sayfada hem de göz kamaştırıcı ihtişamda ihtisar edeceklerin başında Cemil Meriç gelir. Kamuoyunda pek bilinmeyen bir isim de Hikmet Zeyveli'dir. Hz.Peygamber haricinde hiç kimsenin hata ve günahtan masun olmadığına inanan biriyim, haliyle beni Sünnilerden evvel Şiilerin sevmemesi gerekir ancak naçizane Kur'an-Sünnet itikadı ile mezhep itikadını da tefrik eden biriyim. Ali Şeriati'yi yerden yere çalmak, paralamak çok kolay ancak bunu birinin kendisini ispat için yaparken paçavraya çevrileceği ihtimalini de yabana atmaması gerekir. Bir kitap, bir risale, bir konuşma metni tek başına hükme elverişli değildir. Bir metni bile tetkik ve tenkid ederken bağlam, konjonktür, muhit, muhatap gibi onlarca tahdit edici amil bulunabilir ama iş biri hakkında hüküm vermeye gelince "video çekeceğim, ebenizin örekesini göstereceğim" kabilinden hareket etmek en hafif tabirle ayıptır ve bu gibi sakil ve ucuz bir işe cüret ve ictisar edenin mesbuk hizmetini de rahnedar eder. Sert üslup hadsizlik değildir.

Bağışlar sayesinde ayakta kalabilen yüzlerce faydalı kanal var. Youtube şirketi, özellikle TR'deki yayıncılara kayda değer bir para ödemiyor. Evet, ENES BATUR'A BİLE doğru dürüst para vermiyor. Enes Batur 2,5 milyon görüntülemeyi aşmış olan bu son videosundan tahminimce 20-30 BİN LİRA ya kazanacak ya da kazanmayacak. (Sadece adsense'den bahsediyorum.) Yani Youtube şirketi biz yayıncılara diyor ki: "Benim adsense sistemim Türkiye'de para etmiyor kardeşim, çünkü halkınız fakir, ya gidip kendinize bir sponsor bulursunuz ya da izleyicilerinizden birebir destek istersiniz. Başka yolu yok." İşin özü tabii ki Youtube şirketinin tekelleşmesi ve bundan kaynaklı bir sömürü mekanizması inşa etmiş olması. Lakin yayıncılar buradan ayrılamıyor, çünkü kendine web sitesi kursan, izleyicilerin oraya gelmiyor. Bir çeşit tahakküm. Merak edersen bununla ilgili bir makale de yazmıştım, hatta rahmetli Nihat Genç'in de çok katkısı vardır o makalemde, al sana ordan bir alıntı: "Her hafta iki yüz bin, üç yüz bin izleyiciye ulaşsak bile gelen para birkaç bin lira -ki bu da yetmiyor.” (Nihat Genç, Veryansın TV, 2019). Makalemin linki: researchgate.net/publication/34… Son olarak, gerizekalı sensin Ekrem kardeşim, üzgünüm. :(

Kadıköy’de yaşayan bir vatandaş: “RANT nedir? Size görsel olarak göstereceğim. Bunlar mafya… Bunu başka bir ülkede göremezsin




