Ersin Elikoğlu

9.9K posts

Ersin Elikoğlu banner
Ersin Elikoğlu

Ersin Elikoğlu

@ersinelikoglu

Maritime Studies Ph.D @itu1773 | International Relations @Bahcesehir | Public Administration @EMUOFFICIAL #geopolitics #seapower #MaviVatan #maritimesecurity

İstanbul, Türkiye Katılım Aralık 2011
891 Takip Edilen3.2K Takipçiler
Ersin Elikoğlu retweetledi
KAAN TF-23
KAAN TF-23@KAANTF_23·
Kürecik Radar Kayıtlarında SİPER S Band Radarımızın kayıtlarında ▶️ Atıldığı yer tespit edilmiş ▶️ Uzayda Vurulduğu irtifa tespit edilmiş olmalıdır. Bu veriler bize kim ne attı, hedefi neresi idi anlatır. Bilgiler İran ile görüşmelerde de kullanılmalıdır. Yoksa ABD SM-3 attı diye UZAY'da İran füzesi var şeklinde bir "teknik" açıklama olamaz. SİPER S Band ARAMA RADARI UZAYDA ULUSLAR ARASI UZAY İSTASYONUNU 🚩425km irtifadaki 790km mesafedeki S Band RCS 41m2 olan Uluslararası Uzay İstasyonunu (ISS) tespit etti. Veriler ASELSAN Görselden alınmıştır. Balistik Füze S Band RCS'si 0.1m2 varsayalım, SİPER S Band Radarı, 175-200km menzilden ve Balistik füzeleri uzaydan geçişlerinde tespit edebilir.
KAAN TF-23 tweet media
T.C. Millî Savunma Bakanlığı@tcsavunma

Etkisiz hâle getirilen balistik mühimmat ile ilgili açıklama. Statement on the neutralization of ballistic munition. #MillîSavunmaBakanlığı

Türkçe
21
111
470
45.9K
Ersin Elikoğlu retweetledi
Cem GÜRDENİZ
Cem GÜRDENİZ@cemgurdeniznet·
MSB bugün İran’dan ateşlendiği belirtilen bir balistik mühimmatın Türk hava sahasına yöneldiğini ve Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından düşürüldüğünü açıkladı. Ancak geçen üç vakada olduğu gibi ortada hâlâ cevap bekleyen kritik sorular var. Füzenin radar izi nerede? Hangi rota ile geldi, hangi irtifada vuruldu? Hangi unsur angaje oldu? (Halen doğu Akdeniz‘de ABD Arleigh Burke sınıfı muhripler dışında bu Angajmanı yapabilecek başka bir unsur yok) Türkiye’nin Kürecik’ten Anamur’a kadar uzanan radar ve erken ihbar altyapısı bu verileri ortaya koyabilecek kapasitededir, dolayısıyla soyut açıklamalar yeterli değildir. Öte yandan bir yanda Adana’da NATO kolordusu, diğer yanda İstanbul Boğazı girişinde NATO deniz unsuru komutanlığı haberleri gündemdeyken, her seferinde füzelerden Türkiye’yi “NATO korudu” vurgusuyla gelen bu açıklamalar güçlü bir algı operasyonu izlenimi doğurmaktadır. Kısacası “füze İran’dan ateşlendi” algısı ile “ söz konusu füze Akdeniz’deki NATO unsurları tarafından önlendi” algısı sürekli tekrar ediyor. Türk milleti bu algı mesajını okumaktadır. Oysa gerçek tablo farklıdır. ABD’nin dışladığı NATO’nun cephane sorunu tartışılıyor, Avrupa ordularının hazırlık seviyesi sorgulanıyor, İngiltere’nin Kıbrıs’taki üssüne bile gemi sevkinde zorlandığı görülüyor. Yani NATO’nun taze kana, gönüllü figüranlara ihtiyacı var. Rusya Ukrayna Savaşında Kiev’e sınırsız sağlanan askeri, finansal ve siyasi desteğe rağmen NATO bu savaşta hedeflerini başaramamıştır. O nedenle Türkiye gibi büyük bir ülkenin aktif olarak Rusya ile olan tarafsız pozisyonunu bozarak Rusya düşmanı olarak yanlarına geçmesi istenmektedir. Çok ciddi finansal kriz içerisine giren Ankara, 100 günden az kalan bir süre içerisinde NATO’nun 2026 zirvesini yapacaktır. Bu nedenle Ankara’daki bürokratlara ve NATO Muhiplerine zirvede prestij sağlayacak projelere de ihtiyaç vardır. Türkiye bir yandan Gazze katliamını eleştiriyor, Filistin halkının çıkarlarını savunuyor ama diğer yandan fiilen İran’da savaşta olan İsrail ve ABD’ye en büyük siyasi ve kısmen askeri desteği sağlayan NATO’nun bir nevi reklam ajansı gibi davranıyor. Böyle bir ortamda Türkiye’nin bu denli NATO dümen suyuna sokulması Karadeniz’de, Doğu Akdeniz ‘de ve Hazar havzasında stratejik risk üretir. Türkiye figüran değildir, kendi hava savunmasını, kendi egemenlik refleksini esas almalı, teknik verileri açıklamalı ve bu tür sahte bayrak kokan yönlendirmelere karşı son derece dikkatli olmalıdır. Türkiye tarafsız rejimini korumalı, ikinci Dünya ve soğuk savaş yıllarında olduğu gibi çevresinde hiçbir tarafın kışkırtma ve manipülasyonlarına alet olmamalıdır.
Türkçe
0
1.5K
4.4K
213.5K
Ersin Elikoğlu
Ersin Elikoğlu@ersinelikoglu·
📌Miktarsal Sıkılaşma (Quantitative Tightening) x.com/i/status/20376…
Ersin Elikoğlu@ersinelikoglu

💵Ekonomiyi krize sokmadan parayı piyasadan nasıl çekerimin (silerim) mimarisi böyle birşey olsa gerek. 📈Miktarsal Sıkılaşma (Quantitative Tightening) için Fed elindeki tahvillerin süresi dolduğunda yeni tahvil almaz. Böylece piyasadaki "fazla" nakit geri çekilmiş olur. 📌Buna ne gerek var? 🔸️Fed'in bastığı veya dijital olarak yarattığı M0 (baz para) üzerinden yayılan M1 ve M2, ticari bankaların (JPMorgan, Bank of America vb.) Fed hesaplarındaki "temel" paraya ve buradan da doğrudan "katlanarak" piyasalarda "kaydi" paraya dönüştü. 📌Bu ne demek? 🔸️10 birim baz para piyasaya 100 birim kaydi para olarak yansıdı. (*teorik olarak) 📎Bu noktada Fed neden bilanço küçültmeyi değerlendiriyor sorusunu daha oturaklı bir zeminde anlamak mümkün. 🔸️Baz parayı azalttığınızda bankalar hassaslaşır, ellerindeki kaydi parayla yaratılmış parasal hacmin zemini aşındığı için krediler sıkılaşır/kesilir, faizler yükselir, ekonomi yavaşlatılır, paranın dolaşım hızı azalır. 📌Son soru; neden şimdi? Ve Fed bu mimaride yalnız mı? 🔸️Fed piyasadan trilyonlarca doları kendiliğinden, herhangi bir destek olmaksızın çekerse, ekonomi kesin ve sert bir resesyona (krize) girer. Tam da burada Amerikan hükümeti ve devasa harcamaları devreye girer. 🔸️Epic Fury, hem savunma sanayii harcamalarını yükseltecek hem de 39 trilyon $'ı aşan ABD ulusal borcuna eklenecek faizle beraber, yaklaşık ~450-500 milyar $ civarı harcama doğuracaktır. 🔸️Hükümet, Fed arka planda parasal temizlik yaparken, savunma, enerji ve çip üretimi, denizcilik gibi kritik sektörlere kaynak yönlendirerek ayakta tutar/ayağa kaldırır. Bu aynı zamanda Fed'in daralma operasyonunu da destekler, etkinsiz sektörler, firmalar ve atıl kapasite ortadan kaldırılır. Fed ve Hükümet, Miktarsal Sıkılaşma ve Epic Fury'i bir nevi Basınç Kompansatörü olarak kullanır. 📌Dolayısıyla ABD/İsrail-İran Savaşı'nda stratejik hedef İran ya da rejimi, petrolü, nükleer silahı değildir. Hükümet ve Fed, uluslararası sistemdeki birikmiş basınçtan kaynaklanan türbülansı Dünya-Ekonomi için "zaman/talep" denklemiyle dengelemeye çalışacaktır.

Türkçe
0
0
2
1.6K
lt col temmuz
lt col temmuz@temmuz1919·
ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell, 39 Trilyon dolarlık iç borç hakkında: Borcu tamamen ödemek zorunda değiliz. Eğer yakın zamanda ciddi bir şey yapmazsak, iyi sonuçlanmayacak.
Türkçe
39
94
925
91.1K
Ersin Elikoğlu
Ersin Elikoğlu@ersinelikoglu·
📎 Soru; Bu şirketin kıymetiharbiyesi ne? Aslına bakılırsa bunun bir önemi yok. Benim için bu ikincil bir konudur. 📌Şimdi esas meseleye gelelim; ABD'nin Teksas ve Oklahoma arasına kurmaya çalıştığı bu kapalı tedarik ağı, aslında Pasifik deniz jeopolitiğinin ürettiği sistemik risklere karşı alınmış bir "kıtasal savunma" tedbiridir. 📌ABD Güney Çin Denizi'nde, Tayvan Boğazı'nda ya da diğer Deniz İletişim Hatlarında karşılaşacağı Hürmüz benzeri, bugünkü gibi bir senaryoda, donanmasının ve savunma sanayisinin ham maddesiz kalarak paralize olmasını engellemeyi amaçlıyor. Tedarik zincirini okyanusların ötesinden kendi güvenli ve kesintisiz kara coğrafyasına çekmeyi planlıyor. 🔺️ Petrol 20. yüzyıl uluslararası sisteminin dinamiklerinde önemli yer işgal etti. Körfez Savaşı'ndan Irak işgaline, İran yaptırımlarından Suudi denge politikalarına kadar petrol jeopolitiğinin gölgesi tüm küredeydi. 🔺️Nadir toprak elementleri, 21. yüzyıl sistemik işleyişinde bu işlevi üstlenebilir, dahası bunu petrolden daha derinlemesine bir etkiyle gerçekleştirebilir. 🔺️Çünkü petrol, onlarca alternatif kaynaktan tedarik edilebiliyor. Buna karşın ağır nadir toprak elementlerinin jeolojik dağılımı çok daha seyrektir ve Neodyum veya Disprozyum mıknatıslarının bilinen hiçbir ticari ikamesi yoktur. Son olarak da işleme altyapısı/kapasitesi oldukça merkezileşmiştir. ⚓️Anglofon Deniz Gücü Kartaca yanılgısına düşmüştür. ⚓️Kendi inisiyatifiyle kıtaya çekilmektedir. Çin ise tam aksine, yükselen Deniz Gücü olarak kıtadan çıkmış, sadece donanma inşasıyla değil madenden tersaneye, çipten uyduya kadar tüm tedarik zincirini kendi ana karasında merkezileştirmiş bir gücün okyanuslara taşması portresini çizmektedir.
Türkçe
0
1
10
3.2K
Ersin Elikoğlu
Ersin Elikoğlu@ersinelikoglu·
⚠️Bu şirketin kıymetiharbiyesi ne? 🏭USA Rare Earth (USAR), Ocak 2026'da ABD Ticaret Bakanlığı'ndan (CHIPS Yasası kapsamında) yatırım almakla kalmadı, ABD hükümetinin %10'luk hissedarı olduğu bir şirkete dönüştü. 📌Kabaca iki başlık öne çıkıyor; 🧲​Şirketin Teksas'taki Round Top projesi, 17 nadir elementin 15'ini barındırıyor ve Kuzey Amerika'nın bilinen en zengin "ağır" nadir toprak elementi yatağı burası. 📎Not; Çin'in elindeki tekel, ağır nadir toprak elementleri için geçerli. 🧲Şirket sadece maden çıkarmayı vadetmiyor. Teksas'ta çıkaracağı cevheri işleyecek teknolojiyi geliştiriyor ve Oklahoma'da ABD'nin en büyük mıknatıs üretim tesislerinden birini kuruyor. Hammadde ve üretim ABD coğrafyasında. 📎Not;Teknoloji ve tesis olmadığı için topraktan çıkan cevher işlenmek üzere Çin'e gönderiliyordu. 🔸️USA Rare Earth'i sadece bir şirket olarak görmemek gerek, ABD'nin Çin tekelini kırmak için kendi topraklarında kurduğu "üretim ve dağıtım sistemi" projesidir.
Ersin Elikoğlu@ersinelikoglu

💵USA Rare Earth'e 1,6 milyar dolar yatırım. Haber bu, peki bu yatırım neden henüz ticari ölçekte üretim tecrübesi olmayan bir şirkete yapıldı. 🔺️Bu, kâr hesabıyla yapılan bir yatırım değil, bir nevi sigorta, güvence. 🔺️USA Rare Erath yatırımıyla Çin'in nadir toprak elementi hegemonyası karşısında bağımsızlık sağlamak elbette mümkün görünmez. Belki kriz anında birkaç ay tutunmak için iş görebilir. 📰bkz.bbc.com/news/articles/… 🔸️Ayırma, saflaştırma, alaşım, mıknatıs üretimi, bunların her biri ayrı bir proses ve altyapı zinciri demektir. 🔸️Cevher çıkarsan bile bu aşamalar için hâlâ Çin'e muhtaç kalabilirsin. Bağımlılığı kırmanın yolu sadece milyar dolarlık yatırımla aşılamayacak kadar kıvrımlı ve zorlu. 🧲Çin, nadir toprak elementlerini stratejik tekel inşası olarak kurguladı. Batı ise bunu sadece ucuz hammadde meselesi olarak gördü. 📊Halbuki Çin, düşük fiyatlarla pazara girdi, rakip madencileri piyasadan itti, işleme altyapısını merkezileştirdi. 🌏Bugün 17 nadir toprak elementinin 15'inde dominant, özellikle ağır elementlerde. Bunların ikamesi jeolojik olarak da, lojistik olarak da son derece zor. 🇨🇳🇯🇵Örneğin; 2010'da Japonya ile Senkaku krizinde Çin nadir toprak ihracatını fiilen kesti. Japonya birkaç haftada masaya oturmak zorunda kaldı. Savunma sistemleri mineral yoğun durumda, tedarik zincirleri derinleşmiş ve iç içe geçmiş halde. 🔺️Dünya-Ekonomi'de Çin ile geri kalanlar arasında Çin lehine karmaşık ama asimetrik bir bağımlılık doğmuş vaziyette.

Türkçe
1
1
3
422
Ersin Elikoğlu
Ersin Elikoğlu@ersinelikoglu·
💵USA Rare Earth'e 1,6 milyar dolar yatırım. Haber bu, peki bu yatırım neden henüz ticari ölçekte üretim tecrübesi olmayan bir şirkete yapıldı. 🔺️Bu, kâr hesabıyla yapılan bir yatırım değil, bir nevi sigorta, güvence. 🔺️USA Rare Erath yatırımıyla Çin'in nadir toprak elementi hegemonyası karşısında bağımsızlık sağlamak elbette mümkün görünmez. Belki kriz anında birkaç ay tutunmak için iş görebilir. 📰bkz.bbc.com/news/articles/… 🔸️Ayırma, saflaştırma, alaşım, mıknatıs üretimi, bunların her biri ayrı bir proses ve altyapı zinciri demektir. 🔸️Cevher çıkarsan bile bu aşamalar için hâlâ Çin'e muhtaç kalabilirsin. Bağımlılığı kırmanın yolu sadece milyar dolarlık yatırımla aşılamayacak kadar kıvrımlı ve zorlu. 🧲Çin, nadir toprak elementlerini stratejik tekel inşası olarak kurguladı. Batı ise bunu sadece ucuz hammadde meselesi olarak gördü. 📊Halbuki Çin, düşük fiyatlarla pazara girdi, rakip madencileri piyasadan itti, işleme altyapısını merkezileştirdi. 🌏Bugün 17 nadir toprak elementinin 15'inde dominant, özellikle ağır elementlerde. Bunların ikamesi jeolojik olarak da, lojistik olarak da son derece zor. 🇨🇳🇯🇵Örneğin; 2010'da Japonya ile Senkaku krizinde Çin nadir toprak ihracatını fiilen kesti. Japonya birkaç haftada masaya oturmak zorunda kaldı. Savunma sistemleri mineral yoğun durumda, tedarik zincirleri derinleşmiş ve iç içe geçmiş halde. 🔺️Dünya-Ekonomi'de Çin ile geri kalanlar arasında Çin lehine karmaşık ama asimetrik bir bağımlılık doğmuş vaziyette.
Ersin Elikoğlu@ersinelikoglu

⚠️Çip arzı tehlikeye girdiyse bundan en başta Çin rahatsız olur. Fakat bu rahatsızlığın yanında Çin açısında bir de fırsat doğuruyor. 🔸Çin, üretimde girdi bulamıyorum, enerji kısıtlı olduğu için mevcudu diğer tüketim ihtiyaçlarına veya savunma sanayisine kaydırıyorum diyebilir. 🔸Bu da nadir toprak elementleri, mıknatıslar, lityum batarya bileşenlerinin ihracatını azaltmasıyla Batı'yı teknolojik ham maddesiz bırakabilir. Çin'in ~%70 tekelinde olan Lityum ve Kobalt özellikle batarya teknolojisi için kritik önemde. 🔸Neodyum mıknatıslar olmaksızın yüksek teknolojik üretim ve modern savunma sanayii üretimi de aksar. 🔸Uluslararası sistemin yükselen basıncını olabildiğince kendi lehine çevirmek adına, enerji ve çip denklemi üzerinden kritik mineral ihracatını baskı altına alabilir. 📌x.com/ersinelikoglu/… 📌x.com/ersinelikoglu/…

Türkçe
0
3
9
1K
Ersin Elikoğlu
Ersin Elikoğlu@ersinelikoglu·
📌Panama, dünya deniz ticaret filosunun ~%20'lik kısmına bayrak sağlayan bir numaralı sicil ülkesi. Çin ise dünyanın en büyük ihracatçısı. 🚢Çin'in liman devleti kontrolü (PSC) bahanesi, tonlarca kapasitenin fiilen dolaşımdan kalkması, gemi arzının azalması sebebiyle de boş gemi bulmanın zorlaşması sonucunu doğurur. Navlun ve sigortalama fiyatlarının artışı olağan sonuçtur. 🚢Çin limanlarına taşınan yükler için, Panama bandıralı gemiler yerine Liberya, Marshall Adaları veya diğer ülke bandıralı gemiler tercih edilecektir. 🔹️Arz/talep, sigorta ve navlun kaynaklı konteyner ve dökme yük taşımacılığında endekslerinin hızla yukarı yönlü bir ivme kazanması beklenir. ⚓️Çin bunu niye yaptı? 🔸️Panama'nın Çinli bir şirketi (CK Hutchison) saf dışı bırakıp limanların geçici işletmesini Maersk ve MSC'ye vermesi birinci sebep. 🔸️Çin için bölgesel lojistik ağlarda istihbari bilgi ve operasyonel güç, kanalın hem Pasifik (Balboa) hem de Atlantik (Cristóbal) çıkışındaki limanları kontrol etmekle gerçekleşiyor. Bu ikinci sebep. 📎Uluslararası sistemdeki kriz alanları (Venezuela, İran, Grönland vb.) ve kriz zamanları sadece kendi içinde değerlendirilecek biçimde birbirinden izole olgular değillerdir. x.com/i/status/20262…
Ersin Elikoğlu tweet media
Marhelm@MarhelmData

China's detention of Panama-flagged vessels is leading to a geopolitical dispute over Panama Canal port concessions, causing operational uncertainty and diplomatic tensions.

Türkçe
0
9
21
5.3K
Ersin Elikoğlu
Ersin Elikoğlu@ersinelikoglu·
Merhum Oramiral Özden Örnek'in özellikle MİLGEM projesinin tasarımından inşasına kadar her aşamasında gösterdiği inanç ve dirayet, Cumhuriyet Donanmasının bugünkü vurucu gücünün, caydırıcılığının teknolojik zeminin hazırlamıştır. ⚓️Bugün Türkiye'nin TCG Anadolu gibi bir platformla denizlerde bayrak dalgalandırması ve MİLGEM vizyonuna erişmesi, MİLDEN (Milli Denizaltı) gibi dünyanın en zor mühendislik projelerinden birine cesaretle girişmesi, 1990'larda dar imkanlarla atılan zorlu ama kararlı adımların birer ürünüdür; 🔸️1991 yılında Uzun Ufuk Projesi, takiben 1993'te K-5 (GENESİS'e vizyon olarak öncü oldu), 1994 yılında Yazılım Geliştirme Merkezi (YAZGEM), 1996'da Araştırma ve Proje Geliştirme (APGE) Başkanlığı, 1998'den sonra Araştırma Merkezi Komutanlığı (ARMERKOM). ⚓️YAZGEM, APGE ve ARMERKOM ile kurumsal hafıza ve altyapı inşa edilmiş. GENESİS ile sistem ve yazılım bağımsızlığı yolunda kritik viraj dönülmüş, bununla birlikte Ada sınıfı korvetlerin (MİLGEM) ve denizaltı modernizasyon projelerinin donanımsal ve yazılımsal mimarisi oluşmuştur. Tüm bu süreçte Örnek Amiralimizin "başaramazsınız" diyenlerle, bilerek ya da bilmeyerek engel olmaya çalışanlarla verdiği mücadele bir yana, denizciliği Türkün ülküsü yapma çabasından asla vazgeçmediği unutulmamalıdır. Cumhuriyet Donanmasının "altın çocuğunun" rotası cennet olsun...
BATTLESHIP LOVER ⚓@Yamato_Armada

"Milgem’in babası, Türk Denizciliğinin dahi amirali, donanmanın altın çocuğu.." Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, Çimenlik Kalesi’nde bulunan ve restorasyonu tamamlanan Nusret Mayın Gemisi’ni yeniden halkın ziyaretine açarken… 11 Mayıs 2004, Çanakkale

Türkçe
1
4
18
787
Ersin Elikoğlu retweetledi
Cem GÜRDENİZ
Cem GÜRDENİZ@cemgurdeniznet·
Nürnberg Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) değerli üyelerinin davetiyle üç gün süren çok anlamlı bir buluşma gerçekleştirdik. Almanya’da yaşayan, Atatürk ilke ve devrimlerine gönülden bağlı, son derece nitelikli vatandaşlarımızın varlığı bizlere gelecek adına büyük bir güç ve umut verdi. Küresel düzende Batı hegemonyasının gerilemesi ve bu gerilemenin beraberinde getirdiği sarsıntılar, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi toplumları da etkiliyor. Ancak Nürnberg’de Türk toplumunda gözlemlediğim tablo son derece çarpıcıdır. Karmaşa arttıkça, Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılık daha da güçlenmekte, vefa duygusu adeta çelikleşmektedir. Bu anlamlı organizasyonu gerçekleştiren kıymetli yöneticilere ve katılımlarıyla değer katan seçkin Türk toplumuna içten teşekkür ediyorum.
Türkçe
0
105
587
16.3K
Ersin Elikoğlu
Ersin Elikoğlu@ersinelikoglu·
Hemen Türkiye-Irak sınırında, güzergahı belli, altyapısı tesis edilmiş, müşterisi hazır, kapasitesi olan bir hat; sadece "egemenlik hakkı, hukuki tahkimler ve bütçe anlaşmazlıkları" yüzünden yıllardır inaktif halde. DNO, Gulf Keystone Petroleum, HKN Energy, ShaMaran Petroleum gibi şirketler, geçmişten kalan milyarlarca dolarlık alacakları ödenmeden ve yeni ödemeler için Bağdat'tan devlet garantisi almadan petrol çıkarmayı reddetmişlerdi. Diğer taraftan, Suriye gibi egemenliği tahrip edilmiş, parçalanmış, onlarca farklı aktörün vekil güçler üzerinden savaştığı bir coğrafyada, sıfırdan bir enerji koridoru inşa edip bunu istikrarlı bir şekilde işletmeyi planlayacak olanlar yine bu coğrafyayı reorganize edenlerden başkaları olamazdı. Sadece bu yönüyle bile, söylem-amaç-eylem jeopolitik bir gerçekliğin tezahüründen ziyade bir "hegemonya illüzyonu" olarak anlaşılmaya daha müsait. Tek bir VLCC tankerin taşıdığı ortalama (2 milyon varil) petrolü, tam kapasite ve durmaksızın çalıştığında Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) ancak 2 günlük bir operasyonla tamamlar. Dahası; günlük ortalaması 20 milyon varil olan Hürmüz’ün kapasitesiyle bakarsak, tam kapasite ve durmaksızın çalışan yaklaşık 15-20 adet BTC büyüklüğünde boru hattına ihtiyaç vardır. Bu fiziksel ve teknik gerçeklik, karasal bir koridorun (Boru hattı ya da otoyol/demiryolu) deniz yollarının "yerini alamayacağını", ancak geçici ve kısıtlı çözümler sunabileceğini gösterir. 🔸Bkz.x.com/ersinelikoglu/… Türkiye’ye, küresel enerji pazarında rol biçerek paye verirmiş gibi yapanlar, Dört Deniz veya benzeri bir projenin başarılı olsa bile, küresel deniz ticaretinin kapasitesini ve esnekliğini ikame edemez olduğunu elbette çok iyi bilmektedirler. Bu kurgu, küresel ticaretin rotasını değiştirmekten ziyade Türkiye’yi jeopolitik dinamikler içerisinde pasivize etmek ve kendi ulusal çıkarlarının aksi yönünde savrulmasını kolaylaştırmak için uzatılan havuçtan başka bir şey değildir. Sunulan "havuç", milyarlarca dolarlık bir geçiş ücreti (transit fee) ve yabancı yatırım rüzgarıyla gelecek geçici bir ekonomik rahatlama olabilir. Fakat bedel, herhangi bir miktarda dolar karşılığı bulunmayan jeopolitik mevki kaybıdır. Dört Deniz’in ve o hattın "istikrarını" korumak adına kendi sınır ötesi inisiyatiflerinizden (ulusal güvenlik gereklilikleri) feragat etmeniz istenebilir. Akışkan sermaye mutlak bir sükûnet isteyecektir. Vana uluslararası sermayenin elinde ve güvenlik şemsiyesi ise uluslararası yapıların kontrolündeyken, Türkiye'den kendi ulusal çıkarlarını gözetmesi yerine kapitalist stratejinin gerekliliklerine odaklanması talep edilebilir. Türkiye’nin bağımsız hamle yapma kapasitesi görünürde “merkez ülke” olma rolüne "tahvil" edilebilir. Bugün Karadeniz'de, Doğu Akdeniz'de, Kafkasya'da (Karabağ) öyle ya da böyle inisiyatif üretebilen ve Montrö gibi kilit bir antlaşmayla dengeleyici rolünü koruyan bir Türkiye vardır. "Dört Deniz" gibi mimarisi dışarıda kurgulanmış, Dünya-Ekonomi içindeki sistemik basıncın maliyetlerini dışsallaştırmak merkezli, enerji arz/güvenliği hususunda fiilen uygulanmasının fayda/maliyet açısından etkinsiz olduğu ortada olan projelere Türkiye'nin "ana taşıyıcı kolon" gibi gösterilerek entegre edilmesi, dış politikada Türkiye'nin pergelinin iğnesini Ankara’ya koyabilme gücünü törpülemeyi hedefler.
Cem GÜRDENİZ@cemgurdeniznet

ABD’nin Epstein dosyalarında adı sık geçen Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın “4 Deniz” söylemi İran, İsrail ve Suriye’deki konjonktür göz önüne alındığında gerçeklikten uzak Türkiye’ye yönelik ucuz bir jeopolitik pazarlama hamlesidir. Hürmüz Boğazından geçen günlük ham petrol ve türevlerinin normal şartlarda miktarı 20 milyon varil idi. Bu dünya tüketiminin % 20 siydi. Bugün için Türkiye üzerinden geçen petrol akışı azami kapasitede Azeri kaynaklı BTC ile 1,3 milyon varil; henüz tam açık olmayan Kerkük kaynaklı Irak sahipli ancak Erbil kontrollü Kerkük-Ceyhan hattı ile 1,5 milyon varil yani en iyi koşullarda üç milyon varil civarındadır. Kerkük–Ceyhan’dan fiili akış yıllardır siyasi krizler, tahkim kararları ve güvenlik sorunları nedeniyle ya çok düşük ya da sıfıra yakındır. Mart 2023’ten Mart 2026’ya kadar neredeyse tamamen kapalı kalmıştır. Eski emlakçı Barrack’ın hayalindeki hatlar aslında mevcut değil. Irak’ın kuzeyinden Suriye’ye, oradan Akdeniz’e uzanan eski Kerkük–Baniyas hattı onlarca yıldır devre dışıdır. Suriye’de egemenlik Ankara’nın da büyük hatası ile parçalanmıştır. Suriyede İsrail, ABD, Rusya ve İran etkisi mevcuttur. Kısacası Suriye konjonktürü karmakarışıktır ve Suriye tekrardan büyük istikrarsızlıklarla karşılaşma potansiyeline sahiptir. İsrailli hükümet üyeleri Suriye devlet başkanı Colani için Sürekli tasfiye kararları ve tehditler savurmaktadır. Lübnan’da istikrarsızlık İsrail Katliamlarıyla devam ederken Suriye’de Dürzilerin, Kürtlerin kışkırtılması ve Golan tepeleri ile Suriye’nin güneyinde İsrail işgalleri her geçen gün artmaktadır. Böylesi koşullarda büyükelçinin Suriye için istikrarlı kelimesini kullanması gerçeklerden çok uzak ancak ABD ve İsrail çıkarlarına hizmet eden bir açıklamadır. Diğer yandan Basra petrolünü kuzeye çıkarıp Suriye veya Türkiye üzerinden taşıyacak bir hat yoktur. Kısacası Aktif olan BTC hariç Kerkük–Ceyhan dışında Türkiye’ye bugün akacak yeni bir petrol akışı yoktur. Türkiye üzerinden geçen petrol yaklaşık 1 milyon varil/gün seviyesindedir. Son tahlilde 3 milyon varil olabilir. Buna karşılık Hürmüz Boğazı’ndan geçen miktarla devasa fark kapanmadan Türkiye için dört denizi buluşturan“alternatif koridor” söylemi teknik değil tamamen siyasidir. Bu nedenle sorun petrolün ya da gazın nereden akacağı değil, bu akışın kim tarafından kontrol edileceğidir. Diğer yandan 14 trilyon dolar yöneten BlackRock yöneticisini devreye girdiği anda konuşulan şey enerji değil, enerji üzerinden kurulan güç mimarisidir. Türkiye’ye biçilen rol “merkez ülke” olarak sunulsa da gerçekte teklif edilen geçiş koridoru olmaktır. Yani sadece taşımak. Sonuç olarak sunulan hayal kapasite ile ilgili değil, kurulmak istenen yeni bir hegemonya düzeni beyanıdır. Eğer bu düzenin vanası Türkiye’de olmazsa, Türkiye enerji merkezi değil, başkalarının kurduğu sistemin taşıyıcısı olur. Asıl mesele tam da budur. Sorun Türklerin İsrail/ABD kurgulu planın parçası olup olmayacağıdır.

Türkçe
0
7
30
6.2K
Ersin Elikoğlu
Ersin Elikoğlu@ersinelikoglu·
⚓️Birleşik Krallık Parlamentosu Savunma Komitesi (Defence Committee) tarafından 2021 yılı sonlarında yayımlanan "We're going to need a bigger Navy" başlıklı rapora göre; Donanmanın mevcut büyüklüğü, gemi inşa kapasitesi, bütçe kısıtlamaları ve artan küresel tehditlere karşısındaki yetersizlik hali vurgulanıyor. Raporda dikkatimi çeken öneri niteliğindeki başlıca maddeleri sıraladım👇 🔸️Refakatçi filonun (escort fleet) boyutunun iki katına çıkarılması 🔸️Denizaltı (attack submarine) sayılarının da artırılması 🔸️İngiltere'nin güçlü bir yerli gemi inşa kapasitesine ihtiyacı olduğu, Ulusal Gemi İnşa Stratejisi'nin (National Shipbuilding Strategy) güncellenerek sektöre ve tersanelere tam destek vermesi 🔹️bkz.committees.parliament.uk/publications/8… Aradan geçen yaklaşık 5 yılda bu gereksinimlerin karşılanmadığı, aksine ihtiyaçların giderek şiddetlendiği de açıktır. Artık "Ironclad çağının yenilmez armadası" okyanusları terk etmiş durumda. 🔹️bkz.TheTelegraph;x.com/i/status/20376… Kraliyet Donanması, her ne kadar bir denizci kurumsallaşmanın sahaya somut yansıması olsa da Birleşik Krallık bugün o denizci ulus olma meziyetlerinden uzaklaşarak kurumsal yapıyı baltalamıştır. Denizcilik yetenekleri uzunca yıllarda kazanılır. Deniz miyopisinin etkisiyle çok daha kısa zamanda kaybedilebilir. Küre'deki herhangi ulus denizci doğmaz ve denizci bir ulus ilelebet denizci kalamaz. Bu organik bir süreçtir. Elbette, Donanmanın yetenek setinin limitlerini Deniz Kuvveti değil Deniz Gücü belirler. Deniz Gücünün sınırlarını ise Denizcilik Gücü çizer. Royal Navy bundan mustariptir. Kuvvet planlama, denizde varlık gösterme ve donanma mevcudiyeti noktasında kan kaybetmiş, Krallığın denizel menfaatlerini ve jeopolitik seviyedeki stratejilerini uygulayacak durumdan uzaktır. 🔹️bkz.x.com/i/status/20371…
Simon Harley@simonharley

Türkçe
0
9
28
6.5K
Ersin Elikoğlu retweetledi
Deniz Güler
Deniz Güler@DzFGlr·
💐Madem büyük bir şahsiyetin ismi geçti, bu Altın Çocuk, Türk Deniz Kuvvetleri'nin 20. Komutanı ve Kumpas Davaların hedefi olan Amiralimizle ilgili bir bilinmeyeni de ben kamuoyunun dikkatine sunayım. 📌Kaç kişi Amiral Özden ÖRNEK'in Roma İmparatorluğu Emporium'ları içinde yer alan en büyük üç deniz fenerinden biri olan Patara Feneri'nin bulunup ortaya çıkarılmasındaki çabalarını biliyor? 🔸Emporium: Roma'nın büyük liman kentlerine, ticaret metropollerine verdiği isimdir. 📌MİLGEM'de gösterdiği çabaya benzer bu çabayı bizzat Prof. Dr. Havva İŞKAN hocamızdan dinleme onuruna sahip oldum. 📌Aşağıya konuyla ilgili, Amiral Cem GÜRDENİZ direktörlüğünde Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu'nda düzenlediğimiz anma etkinliği kapsamındaki iletiyi de bırakıyorum. 📌Bkz. x.com/i/status/17848…
BATTLESHIP LOVER ⚓@Yamato_Armada

"Milgem’in babası, Türk Denizciliğinin dahi amirali, donanmanın altın çocuğu.." Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, Çimenlik Kalesi’nde bulunan ve restorasyonu tamamlanan Nusret Mayın Gemisi’ni yeniden halkın ziyaretine açarken… 11 Mayıs 2004, Çanakkale

Türkçe
2
43
216
20.6K
Ersin Elikoğlu retweetledi
Volkan Özdemir
Volkan Özdemir@VozdemirV·
Kraldan çok kralcılığa dair örnek çok. Mesela Trump, uçak gemilerinin İran tarafından vurulduğunu canlı yayında itiraf ediyor fakat burada bazıları buna inan(a)mıyor! Bu durum öyle kültürel hegemonya gibi kavramlarla yumuşatılarak açıklanamaz. Basbaya zihinsel kölelik, bağımlılık
Türkçe
0
27
72
2.2K
Ersin Elikoğlu retweetledi
Ersin Elikoğlu
Ersin Elikoğlu@ersinelikoglu·
💵Ekonomiyi krize sokmadan parayı piyasadan nasıl çekerimin (silerim) mimarisi böyle birşey olsa gerek. 📈Miktarsal Sıkılaşma (Quantitative Tightening) için Fed elindeki tahvillerin süresi dolduğunda yeni tahvil almaz. Böylece piyasadaki "fazla" nakit geri çekilmiş olur. 📌Buna ne gerek var? 🔸️Fed'in bastığı veya dijital olarak yarattığı M0 (baz para) üzerinden yayılan M1 ve M2, ticari bankaların (JPMorgan, Bank of America vb.) Fed hesaplarındaki "temel" paraya ve buradan da doğrudan "katlanarak" piyasalarda "kaydi" paraya dönüştü. 📌Bu ne demek? 🔸️10 birim baz para piyasaya 100 birim kaydi para olarak yansıdı. (*teorik olarak) 📎Bu noktada Fed neden bilanço küçültmeyi değerlendiriyor sorusunu daha oturaklı bir zeminde anlamak mümkün. 🔸️Baz parayı azalttığınızda bankalar hassaslaşır, ellerindeki kaydi parayla yaratılmış parasal hacmin zemini aşındığı için krediler sıkılaşır/kesilir, faizler yükselir, ekonomi yavaşlatılır, paranın dolaşım hızı azalır. 📌Son soru; neden şimdi? Ve Fed bu mimaride yalnız mı? 🔸️Fed piyasadan trilyonlarca doları kendiliğinden, herhangi bir destek olmaksızın çekerse, ekonomi kesin ve sert bir resesyona (krize) girer. Tam da burada Amerikan hükümeti ve devasa harcamaları devreye girer. 🔸️Epic Fury, hem savunma sanayii harcamalarını yükseltecek hem de 39 trilyon $'ı aşan ABD ulusal borcuna eklenecek faizle beraber, yaklaşık ~450-500 milyar $ civarı harcama doğuracaktır. 🔸️Hükümet, Fed arka planda parasal temizlik yaparken, savunma, enerji ve çip üretimi, denizcilik gibi kritik sektörlere kaynak yönlendirerek ayakta tutar/ayağa kaldırır. Bu aynı zamanda Fed'in daralma operasyonunu da destekler, etkinsiz sektörler, firmalar ve atıl kapasite ortadan kaldırılır. Fed ve Hükümet, Miktarsal Sıkılaşma ve Epic Fury'i bir nevi Basınç Kompansatörü olarak kullanır. 📌Dolayısıyla ABD/İsrail-İran Savaşı'nda stratejik hedef İran ya da rejimi, petrolü, nükleer silahı değildir. Hükümet ve Fed, uluslararası sistemdeki birikmiş basınçtan kaynaklanan türbülansı Dünya-Ekonomi için "zaman/talep" denklemiyle dengelemeye çalışacaktır.
Stephen Miran@SteveMiran

A User's Guide to Reducing the Federal Reserve's Balance Sheet federalreserve.gov/econres/feds/a…

Türkçe
0
5
11
2.8K
Ersin Elikoğlu
Ersin Elikoğlu@ersinelikoglu·
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack'ın bugün dillendirdiği Dört Deniz Projesi (The Four Seas), yaklaşık 15 yıl önce Kafkaslar, Levant ve Körfez coğrafyalarında, özellikle enerji arz ve tedariği merkezinde kurgulanmış, İsrail'siz bir proje olarak ortaya atılmıştı. Hangi Dört Deniz? 🌊Akdeniz 🌊​Karadeniz 🌊​Hazar Denizi 🌊​Basra Körfezi (Umman Denizi bağlantısı) Suriye iç savaşıyla rafa kalkan proje bugün Türkiye ve Suriye üzerinden yeniden gündeme geliyor ancak bu defa İsrail'siz olmayacaktır. Tüm Doğu Akdeniz, Körfez ve Ortadoğu enerji arz güvenliği ekseninde yeniden dizayn ediliyorken aksi de beklenmemelidir. İbrahim Anlaşmaları (Abraham Accords), Doğu Akdeniz'deki Leviathan gaz sahası ve Çin-Hindistan-Avrupa ekonomik koridoru (IMEC) gibi güncel projeler düşünüldüğünde resim daha da belirginleşir. Kızıldeniz'deki Husiler ve Hürmüz Boğazı'ndaki düğüm nedeniyle mevcut deniz ticaret yollarının artık güvenliksizleştirilmesi, BlackRock gibi akışkan sermayeye yön veren, ~14 trilyon $'lık varlığı yöneten bir varlık yönetim şirketinin sermayeyi yeniden mekânsallaştırması için gerekli zemini hazırlamış durumdadır. Enerji altyapısı nispeten oturmuş ve Türkiye'yle iyi ilişkileri olan Suriye aradan geçen 15 yılda bambaşka bir çehreye bürünmüş durumda. Bugün, iç savaş sebebiyle bu altyapı artık yok denecek seviyede ve İsrail'in Suriye siyasetindeki nüfuzu da ortadadır. Vaktiyle Irak petrolünün, Mısır ve Hazar havzası doğal gazının (ve belki de diğer yeraltı kaynaklarının) inşa edilecek boru hatları ile Suriye'ye, oradan da deniz/boru hattı vasıtasıyla Türkiye üzerinden Avrupa'ya aktarılması planlanmıştı. Bugün bu plan yine gündemde olsa da önce altyapı ve yeniden dizayn edilmesi gereken bir bölge jeopolitiği var. Tam da bu noktada ihtiyaç olan ilk şey "yatırım", diğer bir ifadeyle kapitalist stratejinin ihtiyaç duyduğu iktisadi hacim. Bu hacmin üretilmesi bağlamında Suriye-Türkiye hattı, enerjinin Batı'ya taşınmasında en istikrarlı ve güvenli rota olarak dizayn ediliyor. İstanbul Boğazı Anadolu Kavağı’nda bir NATO Deniz Unsur Komutanlığı kurulacak olması haberi ve Güneydoğu’daki NATO Müşterek Kolordu Karargâhı planlamasının bu "enerji" ve "sermaye" denkleminden ayrı düşünülmemesi gereklidir. Ayrıca; Boğazlar bölgesinde NATO unsur komutanlığı konumlandırmanın Türkiye'nin Karadeniz'deki geleneksel "dengeleyici" (Montrö kaynaklı) politikasıyla çatıştığına dair ufak bir şerh düşmek istiyorum. Türkiye'nin yıllar içinde Karadeniz'de kurduğu dengeyi bozmaya çalışan, özellikle Ukrayna-Rusya çatışmasının başladığı günden beri bölgedeki aktörlerin Savaşın Sisi'nden istifade ederek, Türkiye'ye stratejik derinliğini ve inisiyatifini kaybettirecek hamlelerle yönelmeleri, Türkiye'ye karşı kurulmaya çalışılan jeopolitik baskının aparatlarıdır. Bunların tamamı Karadeniz bölgesel alt güvenlik sisteminin, Türk inisiyatifi minimize edilerek yeniden organize edilmesine yöneliktir. Dört Deniz Projesi ve bu enerji koridorunu kimin kontrol edeceği ve Türkiye'nin ulusal güvenliği, bekâsı çatışma halindedir. Umuyorum yanılan ben ve benim gibi düşünenler olur ancak jeopolitik gerçeklikler ve uluslararası sistemin işleyişi alenen ortadadır.
Cem GÜRDENİZ@cemgurdeniznet

İstanbul Boğazı’nın kalbinde, Anadolu Kavağı’nda bir NATO Deniz Unsur Komutanlığı kurulacağı haberi; Güneydoğu’da NATO Müşterek Kolordu Karargâhı planının hemen ardından gündeme geldi. Buna, iki gün önce Boğaz yaklaşma sularında 1.500.000 varil ham petrol taşıyan Türk sahipli bir tankere, Ukrayna taktik ve teknikleriyle örtüşen insansız hava ve deniz araçlarıyla müdahale edilmesi eklendi. Aynı dönemde küresel finansın en büyük aktörlerinden BlackRock’un Ankara ziyareti de tabloyu tamamlıyor. Tüm bu gelişmeler, birbirinden bağımsız değil; aksine aynı jeopolitik baskı hattının parçaları olarak görülmelidir. İran-ABD-İsrail çatışmaları sürerken ve İran sahada direnç göstermeye devam ederken, Türkiye’nin Karadeniz’de Rusya’yı doğrudan karşısına alabilecek bir NATO deniz unsurunu İstanbul Boğazı girişine konuşlandırması, stratejik denge açısından son derece riskli bir adımdır. Bu hamle, sadece askeri değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Dört yılı aşkın süredir devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı boyunca Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 19. maddesini uygulayarak dengeli ve tarafsız bir politika izlemeyi başarmıştı. Bugün ise bu dengeyi zedeleyebilecek bir kararın gündeme gelmesi ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Türkiye bu kararı hangi koşullar altında almıştır? Yoğun bir dış baskı mı söz konusudur? Yoksa ülke, NATO’nun bölgesel hamlelerinde ön cepheye sürülen bir araç haline mi getirilmektedir? Daha da önemlisi; bu adım, Karadeniz’de başta Romanya olmak üzere bazı aktörlerin oldubittilerine ve olası “sahte bayrak” senaryolarına zemin hazırlayacak bir sürecin kapısını mı aralamaktadır? Bu soruların cevabı, yalnızca bugünü değil, Türkiye’nin önümüzdeki dönemdeki jeopolitik konumunu da belirleyecektir.

Türkçe
3
76
218
30.3K