phadme paimon •circus freak era•

6.4K posts

phadme paimon •circus freak era• banner
phadme paimon •circus freak era•

phadme paimon •circus freak era•

@f525625

T:Low Cookies:Accepted Gps Location:On

Katılım Nisan 2020
896 Takip Edilen112 Takipçiler
ETA
ETA@Kiosk_55·
Foto model kuş ücret 50 lira
ETA tweet mediaETA tweet media
Türkçe
2
0
16
212
phadme paimon •circus freak era• retweetledi
mfy
mfy@racerfatih·
@KeineAhnung_34 @acilaylayy Ortak seni bi skerim yani Ich werde dich ficken bu yazi ne mk
Türkçe
0
1
2
80
muse
muse@withmusee·
@raskolibov KİMSE ODYOLOJİ OKUMASIN SEVDİKLERİNE YAZDIRMASIN 🙌🏻
Türkçe
1
0
0
195
phadme paimon •circus freak era• retweetledi
fruitdestroyingskank
fruitdestroyingskank@HOSTACECONST·
Hair removal cream will have you smelling like a necrophilic brothel
English
60
2.2K
27.3K
357.9K
phadme paimon •circus freak era• retweetledi
simülakr özlemi ᛉ
simülakr özlemi ᛉ@ivmelenen·
ben de sana ultraviyole ışıkta parlayan desenli tshirt yapardım🥀
simülakr özlemi ᛉ tweet media
Türkçe
0
2
39
1.5K
phadme paimon •circus freak era•
Ama bir şey diyeceğim. Kedim normalde benimle hiç uyumaz ben çok kötü bir hastalık geçirmiştim yanıma gelip yattı uyudu.
hobo with a shotgun@esattimben

Şu haberin altına "Sokakta beslediğim kedi bile duygusal bağ geliştiriyor" falan diyenler olmuş bekleneceği üzere ama kediler öyle çalışmıyor arkadaşlar, üzgünüm. Kediler, kedigiller ailesindeki birçok tür gibi soliter ve zorunlu etçil hayvanlardır. Yalnız yaşar ve yalnız avlanırlar bir başka deyişle. Sürü dürtüleri bile yoktur yani. "Rızkımı veren hüdadır, kula minnet eylemem" sözünün yürüyen halidirler. Bu sebeple de sosyal bağları oldukça zayıftır. Sosyal iletişimleri de haliyle çok ilkel bencil dinamiklere dayanır sadece. Sokakta beslediğiniz bir kedi elbette sizi görünce yanınıza gelebilir, ama bu duygusal bir bağ değildir. Daha ziyade o sizi yürüyen bir otomat olarak kodlamıştır. "Bu şeyden yemek geliyor" diye yazar yani kafasına sizi ve görünce de "Yemeğimi ver" diye ses çıkarıp yanınıza gelir. Hatta canı isterse mesela "Beni sev" diye de yanınıza gelebilir. Hatta ve hatta "Bu otomat bana ait" diye kodlamak için üzerinize kokusunu bile bırakabilir. Bunların hiçbirisi "sevgi" gibi bir bağdan değil, tamamen bireysel çıkarcı bir mekanizmadan türer. Siz o ilişkinin nesnesisinizdir diyeyim de anlayın. Ha sevgiyi çok yüceltmek veya yermek için de söylemiyorum bunu, çünkü sevgi felsefi de bir kavram olmakla birlikte bundan farklı bir şeydir. Derin ve ilginç bir şeydir yani sevgi. Evrimsel psikoloji gibi bir saçmalıkla da açıklanamayacak kadar karmaşıktır. Sevgi dediğimiz şeyin hem en yalın, hem en ilkel, hem de en derin hallerinden birisini mesela anne-yavru ilişkisinde görürüz. Özellikle belli bir zamana kadar iki farklı şeyin tek bir şeymiş gibi davranması mekanizmasıdır anne-yavru ilişkisi dediğimiz şey. Memeli hayvanlar olarak kedilerin dünyasında da keza yavrularıyla ilişkilerinde sevgi bağını görürüz. Ama bunun dışında kediler için hemen her şey tamamen kendileriyle alakalıdır. Daha epistemolojik bir yerden ele alırsak sevgi denen şey yine ihtiyaçlarla ilişkilenebilmesine rağmen ihtiyaçlarla zıt düşecek şekilde daha derin katmanları da kapsayan bir şeydir diyebilirim. Mesela yine kedi üzerinden şöyle bir örnek vereyim; evinizde kediniz var ve sabah maması bitti diyelim. O kedi asla sizin için "Ya güzel güzel uyuyor şimdi, uyandırmayayım, nasılsa uyanınca verir mamamı" demez. Acıktığı anda gelir ve sizi hiçe sayarak uykunuzun ortasında yemeğinin verilmesini talep eder. Eğer kedi bir eyleminin sonuçlarına dair bir korkusu olmamasına rağmen sizin uykunuzu bölmemek diye bir şeyi tercih edebiliyor olsaydı, işte burada sevginin varlığı ihtimalini konuşuyor olabilirdik. "Duygusal bağ" demek bu demektir. Bir başkasının ihtiyacını, kendi ihtiyacınızın önüne koyabilme becerisiyle başlar sevgi. Sadece bu değildir elbette, ama bu bir ön koşuldur. Bunu derken hesap kitap yapmaktan bahsetmiyorum ama, onu karıştırmayın. Hatta hesaba kitaba girerseniz bile bu iş sevgi olmaktan çıkar. Atıyorum insanları rahatsız etmiyorsunuz diyelim, çünkü bunun uzun vadede daha büyük ve kolektif bir çıkar ağına dönüşeceğini umuyorsunuz diyelim, bu sevgi değildir. Bu kolektif bir bencilliktir. Genelde de korkaklıktan beslenir hatta. Sevgi değil, korkudur bunu tetikleyen yani. O yüzden ezik insanlar nefret dolu olmalarına rağmen ve sevmeyi bilmemelerine rağmen kendilerini çok iyi insanlar sanırlar. Zararsız olanın iyi olduğuna dair son yüzyılda türetilen modernist ve sığ iyilik tanımı propagandaları da hatta buna dayanır. Yalandır bu. Zararsızlık tek başına iyilik değildir, zararsızlık ekseriyetle zayıflıktan beslenir ve ezikliktir özü. Bir insanın iyi olup olmadığını bile eline güç geçtiğinde anlayabiliriz. Bir şey yapamamakla, bir şeyi yapmamayı seçmek hiçbir zaman aynı şey değildir çünkü malum. Evrimsel psikoloji bunu açıklamaya yetmez diye de o yüzden diyorum. Sevgi adına üreteceğiniz kolektif ve evrimsel iddialar tamamen ilk duyuşta kulağa bir ölçüde tutarlı geldiği için öyleymiş gibi düşünülebilecek, fakat esasında hem farklı dinamiklerde çalışan örneklerini çok gördüğümüz, hem de bundan ibaret olmadığını ölçebildiğimiz bir şey aslında. En basitinden mesela ölülerimizi bile sevmemiz gibi işte. Birisi ölür, ama onun bağlanma maliyeti bizimle yaşamaya devam eder. Evrimsel olup da çok zorlama olmayan hiçbir açıklaması yok bunun. Hal buyken de sevgi denen şey evrimsel mekanizmalarla da bir şekilde ilişkilenen (normal ve bekleneceği üzere), ama esasında özü itibariyle evrimsel bir mekanizmanın nihayeti olmayan, yani doğrudan eşyanın doğasında varolan bir şey olduğu için evrimsel olarak serüvene katılabilen bir şey gibi duruyor diyeyim. Malum 21. yüzyılın natüralist sığ bilim algısında bir şeylerin olduğu gibi olmasının kabulü bilimselmiş gibi algılanıyor artık ama evren büyüleyici bir karmaşa ve saçmalıkta işliyor aslında. Sadece gördüğünüz ve nedenselleyebildiğiniz için hiç öyle olmaması gereken şeylerin öyle olması çok normalmiş gibi geliyor yani size ama hiçbir şey aslında olduğu gibi olmak zorunda değildi. Keza bu duruşun felsefi olarak acayip sığ olmasını geçtim, bilimsel bile olmaması ayrı ironik. Bilmediği şeyi bildiğini sanma sanrısı bu tamamen. Velhasıl kedilerin bu bahsettiğim mekanizmalar neticesinde sevgiyi bizim kodladığımız tanımıyla yaşamıyor olması da kediyi küçülten veya sevgiyi aşağılayan/yücelten bir şey olmaktan çıkıyor haliyle. Kedi, kedi olabildiği kadar kedi ve bu muazzam bir şey. Sadece kedilerden insan olmasını beklemeyin, olmaz öyle şey. Eğer kedilerden kedi olmayan beklentileriniz varsa hayata biraz yanlış ve sığ bakıyorsunuz demektir. Onu olduğu haliyle görkemiyle anlayabilmek ve kabul edebilmek, insan olarak bile kendinize dair bile öğreneceğiniz, anlayacağınız çok şeyin kapısını açar. O taraftan yürümeyi öğrenmeye çalışın. Sevgiye dönüp toparlarsam; insan olarak bizde de işte sevgi denen şey, merhamet ve şefkat gibi şeylerden şekillenir. Büyük oranda da hesapsızlık ve diğerkamlık içerir. Sevgi alınan bir şeyden öte verilen bir şeydir yani. Kediye o varoluşunun ötesinde minnetsizlik taşıması nasıl bir lütuf olarak işlemişse, bize de sevginin varlığı lütuf olarak işlemiştir. E biz böyle olduğumuz için de, yani gerek sevmek, gerekse sevilmek bizim hamurumuza o kadar işli olduğu için, bunların bize özgü olduğunu bile unutabiliriz bazen. Bunu anlamadan da bunsuz olan kedilerin dünyaya bakışını anlamakta zorlanırız. Her şeyi anlayamasak bile anlayamadığımız şeyleri anladığımızda bile anlayışımız gelişir oysa. Tabi muhtemelen cinsiyetçilikle suçlanacağım yine biliyorum ama kadınların bunu anlaması da erkeklere kıyasla biraz daha zordur benzer sebeplerden ötürü. Kadın türün dişisidir, daha ezoteriktir, daha bencildir ve daha kendine dönüktür çünkü. Sevgiyi erkekten daha çok arzularken, daha çok beklerken, gündeminde daha çok dile getirirken, varlığını daha bunun çevresinde şekillendirirken, ironik şekilde sevgiden de daha uzakta yaşar kadın. Hem daha talepkar pozisyondadır, hem de sunmakta daha kaotik ve zayıftır. Zorlayıcıdır yani dişi olduğu için, olmasını istediği şeyleri, olmasını istemediği şekilde zorlayarak daha derinleştirmeye çalışır kadın. Atıyorum sevgiyi bile sevgiyi sınayarak ölçme meylindedir kadın. Bu yolla da sevgiyi hem ölçer, hem de sevgi denen şeyin derinliğini nesilden nesile arttırır. Hal buyken onu da mesela öyle kabul etmek gerekiyor aynı sebeple. Kediye kedi muamelesi yaptığın gibi, kadına da kadın muamelesi yapman gerekiyor. Dönemin getirileri neticesinde erkeğe erkek muamelesi artık düzgün yapılmadığı için erkek ayağını sormayın bana, o apayrı bir tartışmanın konusu, ama o kısmı da erkek kendi dünyasında çözecek artık. Ha çözebilecek mi derseniz de çözüldüğü kadarıyla çözülecek ve büyük ölçüde de çözülemeyecek bu deli kazanı gibi görünüyor. Bu süreç artık erkeği aştığı için de kalan kısmı bizden daha kudretli ve kadim olan doğa mekanizmaları halledecek. Yani devran çökecek, sonra insanlık kendisini regüle etmiş şekilde yeniden doğacak. Sonra da elde kalanla bir kez daha ayağa kalkacak ve benzer dinamikleri bir kez daha yaşayacağız. Büyük oranda daktilo gibi sürekli geriye saran, o kadar ki toplamda neredeyse ilerlemiyormuş gibi hissettirecek kadar çok ağır şekilde ilerleyen, ama borsa vari sürekli yükselip alçalarak da bir ilerlemesi dinemiği olan bu görkemli cümbüşe de kainat diyoruz işte. Evrim denen şey de böyle çalışır. Gözlemlerimizden anladığımız ise her neyse de bir şey olmaya çalışıyor bu evren ve biz de onun parçasıyız. Bundan ötesi tatava. Konuyu yine nereden nerelere getirdim gerçekten. Bugün niyeyse bir şeyler yazasım var galiba. Bir uçtan giriyorum, yazarken yazarken laf lafı açıyor. Özetle çok da şey yapmayın. Sevin, sevilin, ama eşyalardan, hayvanlardan ve hatta insanlardan bile sırf sizde bazı şeyler var diye veya sizde onların var olduğunu sanıyorsunuz diye talepkar koltuğa oturmayın. İstediğiniz şeyleri sırf istiyorsunuz diye siz olmayanlardan almaya zorlamayın. Şeyler oldukları halleriyle vardır, bırakın oldukları halleriyle olsunlar. Sevgi sizin için o kadar önemliyse de o şeyleri sevmeye başlayarak öğrenin sevmeyi. Yoksa da hayal kırıklığı yaşamaktan bir noktada varoluşla tüm ilişkiniz bozulur. Sevgi diye yola çıksanız bile nihayetinde sevgi dahil hiçbir şeysiz kaldığınız bir yere varırsınız.

Türkçe
1
0
0
953
phadme paimon •circus freak era•
Aile cidden suçlamak istemiyorum ama bir salın ya. Benim hayatımı bu yönden çok etkilediler.Şuan cidden net görüyorum. Ama acısını ben çekiyorum işte şimdi de.
Türkçe
0
0
0
18
phadme paimon •circus freak era•
Onlar istedi ki öğrenme hızı yavaş gibi derslere gömüleyim öyle bir performans. Dershanelere falan yazdırdılar bunaldım. Çünkü bu kadara gerek cidden yoktu.herkesin çalışması anlaması algılaması farklı ve ben başka birinin ayakkabılarını giyiyorum harbi. Aile suçlamak istemiyorm
phadme paimon •circus freak era•@f525625

Açıkçası kadınla aynı görüşteyim mat öğrt seçtiğim güne lanet girsin bari mühendislik yazsaydım öğretmenliğe göre daha geniş bir meslek birçok alt alanı var. Ya da daha sıkı çalışıp tıp-diş hekimliği falan. Keşke ailem çok üstüme gelmeseydi rahat bıraktıklarında başarıkı oluyorm

Türkçe
1
0
2
38
phadme paimon •circus freak era•
Açıkçası kadınla aynı görüşteyim mat öğrt seçtiğim güne lanet girsin bari mühendislik yazsaydım öğretmenliğe göre daha geniş bir meslek birçok alt alanı var. Ya da daha sıkı çalışıp tıp-diş hekimliği falan. Keşke ailem çok üstüme gelmeseydi rahat bıraktıklarında başarıkı oluyorm
Türkçe
0
0
2
219
ETA
ETA@Kiosk_55·
@f525625 Kakül. 15 yaşındaki kız çocuğu gibisin maalesef djdjsndmdn
Türkçe
1
0
1
59
phadme paimon •circus freak era•
Solculukla ilgili kafamdakileri yazmış beyefendi. Birebir. Çok güzel yazı olmuş.
Boratav@telesekretmez

Bizim soldan bi sikim olmaz. Artık net anladım. Yok jin jiyan azadiymiş, yok Kaypakkaya'nın şanlı mirasıymış, yok halk savaşıymış, yok yarı-sömürge yarı-feodalmiş, yok Rojava devrimiymiş. Finalde "where is US airforce" diye ağlayan emperyalizmin maşası sol. Altmış yıldır ne işçi sınıfı örgütlenebildi, ne köylülük harekete geçirilebildi, ne emperyalizme karşı anlamlı bir direniş hattı oluşturulabildi. Altmış yıl sonra hâlâ aynı metinleri kutsal kitap gibi okuyup aynı hatalara devam. Sorun cesaret eksikliği değil, stratejik körlük. Maoculuktan, Leninizmden, Latin Amerika deneyiminden ders çıkarırsın çıkarmalısın da zaten. Ama bir ülkenin devrim stratejisini başka bir coğrafyanın şablonuyla yazamazsın. Mao bunu Çin'in somut koşullarını tahlil ederek yaptı, Sovyet modelini kopyalamayı reddetti. Ho Chi Minh Vietnam'ın özgül dinamiklerini esas aldı. Başka ülkenin devrim şablonunu kopyala-yapıştırla Türkiye'ye uygulamaya kalktı bizim sol. Türkiye ne Rusya'dır ne Çin'dir ne Vietnam'dır ne Küba'dır. Kabul et veya etme kardeşim, bu ülkede öyle ya da böyle, büyük ölçüde zarar görmüş olsa da, güçlü bir devlet geleneği, köklü bir askeri-sivil aydın zümre, yüz yıllık bir modernleşme birikimi, laiklik mücadelesinin toplumsal hafızası vardır. Bunların hepsi dezavantaj değil, devrimci potansiyeldir. Bunu görmeyip reddet, sonra ergen gibi kimse bizi anlamıyor diye ağla. Her ülkenin devrimi kendi toprağından çıkar. Başkasının toprağına ekilen tohum bu toprakta filiz vermez. Biz benzememekle ve benzetmemekle iftihar etmeliyiz çünkü biz bize benzeriz. Bunu kavramak, bu ülkenin anti-emperyalist geleneğiyle barışmak, Kemalist mirası soldan sahiplenerek aşmak. Ya da altmış yıl daha sığır gibi aynı çıkmazda dönüp durmak.

Türkçe
0
0
1
119
phadme paimon •circus freak era• retweetledi
CineVow
CineVow@cinevow·
Kristin Kreuk and Tom Welling, 2003
CineVow tweet mediaCineVow tweet media
Nederlands
93
808
8.2K
7.7M
phadme paimon •circus freak era•
Microbang kestirmek için üçtür geminiın şu harcamasına müsade ediyorum. Ya yakışıyor ama gerçekte yakışmaz diye korkuyorum. Alt bir kadın olmak istiyorum!!!!!!
phadme paimon •circus freak era• tweet mediaphadme paimon •circus freak era• tweet media
Türkçe
0
0
3
237