Felikyan
19.5K posts



Bu ahmet’in bi soyadı yok mu diyodum, adamın soyadıymış olmuştur 🤦🏻♀️


Ben buyum kızım yayla yolları duyarsam oynarım


Toplumumuzda bazı gelenekler, arkasındaki mantık hiç düşünülmeden kestirip atılıyor. Bunlardan biri de cenaze evindeki yemek ve çay telaşı. Bazıları bunu eleştirerek, "Yahu ben acımı yaşarken adam gelmiş benden çay istiyor, şeker istiyor; lahmacunun yanına ayran istiyor" diyerek bu durumu anlamsız buluyor. Beklentisi ise şu: Cenaze sahibi olarak kimsenin olmadığı bir köşeye çekilsin, yasını tutsun ve sadece ağlasın... Ancak atlanan bir nokta var; yas süreci tam olarak böyle bir şey değildir. İnsanın en travmatize olduğu, yalnız kaldığında içinden çıkamayacağı o ağır buhranı atlatmanın en pratik yolu meşguliyettir. Üzüntünün en şok edici, en sert anında birileriyle oturup kalkmak, basit hizmetlerle veya kalabalıkla meşgul olmak, o acıya doğrudan toslamak yerine paylaştırmak demektir. Tarih boyunca kültürümüzde cenaze sahibinin hiç yalnız bırakılmaması, günlerce taziye mekanlarında veya evlerde gece gündüz vakit geçirilmesi boşuna değildir. Evet, gelene gidene ikramda bulunulur, hizmet edilir. Bu sayede insan, acının çıldırtıcı ve en tehlikeli ilk şokunu; çay, şeker, ikram gibi basit detaylarla meşgul olarak daha hafif atlatır. Birkaç günlük o yoğun meşguliyetten sonra kendiyle baş başa kaldığında, artık en sert dalga geçmiş, kayıp kabullenilmiş olur ve iyileşme süreci daha sağlıklı başlar. Üstelik bu süreçte insan, yapayalnız olmadığını ve bir sıkıntısı olduğunda etrafında kenetlenecek birilerinin varlığını hisseder. Anadolu kültüründe kural bellidir: Aslında cenaze sahibinden yemek beklenmez; komşular ve dostlar yemeği hazırlar, getirir. Ancak cenaze sahibinin de bu sürece dahil olmasında, misafirle ilgilenmesinde, servis etmesinde hiçbir mahsur yoktur; aksine bu durum psikolojik bir kalkan görevi görür. İnsan psikolojisi sadece terapilerle, doktorlarla veya ilaçlarla düzelmez. Geleneksel uygulamaların hayatımıza fark ettirmeden kattığı o iyileştirici dokunuşları küçümsememek gerekir. Mantıksız görünen pek çok geleneğin temelinde, aslında insan ruhunu koruyan köklü bir bilgelik yatar...















