finansör

571 posts

finansör banner
finansör

finansör

@finansor0

Stratejiyle ilerleyen, veriye odaklanan ve hedefini net tutan genç bir piyasa oyuncusu. ✍️ |

İstanbul, Türkiye Katılım Mart 2025
151 Takip Edilen208 Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
finansör
finansör@finansor0·
📌 PORTFÖYÜMÜN YENİ HİSSESİ THYAO 2026 Hikâyesi – ✈️ 1) EPS Gücü – (Hisse Başına Kâr) 💰📈 Mevcut EPS 74,5 TL. Kur (52 TL), Brent (60–65$), düşük hedge (%23) ve filo artışıyla 2026’da ~108 TL EPS potansiyeli oluşuyor. EPS ne kadar güçlüyse fiyat o kadar yukarı. 2) F/K Çarpanı Aşırı Düşük ⚖️📉 THY şu an F/K 3,6x. Pegasus 6–7x, global 6–8x. Çarpanın “normalleşmesi” bile hissede ciddi yukarı potansiyel yaratır. 3) Kur Etkisi – Kârlılığı Şişiren Motor 💵🚀 Gelirin çoğu USD/EUR, maliyetin önemli kısmı TL. Kur 42 → 52 olduğunda kâr doğal olarak büyüyor. THY kur yükseldikçe otomatik EPS kazanıyor. 4) Yakıt (Brent) Avantajı – 2026’nın Gizli Silahı ⛽📉 Brent 60–65$. Hedge oranı sadece %23. Yakıt düşük kaldıkça marjlar yukarı gider → 2026 kârlılığına pozitif turbo etkisi. 5) +50 Uçak – Kapasite & Gelir Artışı ✈️📊 2026’da net +50 uçak geliyor. Bu ASK büyümesi → daha fazla koltuk → daha fazla yolcu → daha fazla ciro. 6) AJET – En Büyük Kaldıraç Noktası 🛫⚡ AJET düşük maliyetli model. 2026’da 50 uçak daha ekleniyor. Daha ucuz operasyon + güçlü talep → marjları yukarı taşır. 7) Kargo – Geri Dönen Güç 📦📈 Asya–Afrika hattı yükselişte. Orta Doğu normalleşiyor. Kargo tarafı 2026’da yeniden çift haneli büyüme potansiyeli taşıyor. 8) Borç/FAVÖK – “Borcu Çok” Eleştirisine Cevap 📚🧮 Evet borç yüksek ama borç/FAVÖK ~3–3,5x. Bu havacılık sektörü için tamamen normal bir seviye. Gelir döviz olduğu için çevrilebilir borç yapısı var. 9) 2026 Hikâyesi Henüz Fiyata Yansımadı 🔍🧩 Mevcut fiyat ≈269 TL, hâlâ 2025’in zayıf görünümünü fiyatlıyor. EPS artışı + çarpan genişlemesi hâlâ fiyatlanmış değil → fırsat alanı. 10) 1 Yıllık Hedef Fiyat 🎯📌 • Temkinli : 390-430 TL • Orta Senaryo : 450–470 TL • İyimser : 520–560 TL Orta senaryonun merkez noktası: ~ 460 TL #THYAO'nın mevcut fiyata göre ciddi potansiyeli olduğunu düşünüyorum. 🚀 Yatırım Tavsiyesi Değildir!.
finansör tweet media
Türkçe
1
1
5
2.7K
M. Arslan
M. Arslan@muhammed07242·
@finansor0 @fehmi_ilkay ulan var. tevbe 128 de allah size içinizden peygamber geldi diyor. bakara 54 teki ile aynı kelime. enfüsiküm. içinizden yanı aranızdan bi peygamber çıktı demek türkçesi. aynı şekilde bakara 54 içinizdekileri öldürün diyor. yani aranızdaki mürtedleri öldürün diyor.
Türkçe
1
0
0
23
Fehmi İlkay Çeçen
Fehmi İlkay Çeçen@fehmi_ilkay·
Kur'an'a rağmen oluşturulan bu anlayış dinin özüne aykırıdır. İslam'ı değil çarpık köhne bir din kültürünü yansıtır, siyasidir. - “Dinde zorlama yoktur.” Bakara, 56 - “Dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Kehf, 29 - "Senin işin tebliğdir, hesap sormak bize aittir." Rad, 40
Çekiç@CekicGame

Din de zorlama var mı yok mu?

Türkçe
21
8
83
7.3K
M. Arslan
M. Arslan@muhammed07242·
@finansor0 @fehmi_ilkay 🤣kendini kandırmaya devam et. tevbe 128'de "size içinizden (enfüsiküm) bir peygamber geldi" yazar. halbuki hiçbiri peygamberin babası da değildir. hiçbiri peygamberin kendisi de değildir. oradaki anlam aranızdan demektir. aynı şekil bakara 54'te de aranızdakileri öldürün diyor
Türkçe
2
0
0
14
finansör
finansör@finansor0·
Argümanlarınızda Kur'an metnini değil, kendi mezhepsel arzunuzu savunmak için ayetlere 'Tefsir Bükücülüğü' yaptığınızı görüyoruz. İki iddianızı da bizzat metnin orijinal kodlarıyla çürütelim: 1. Nisa 137'ye getirdiğiniz 'Topluluktur, aynı ömür değildir' bahanesi: Ayetteki 'Summe' (Sonra) bağlacı peş peşe gelen kronolojik eylemleri bildirir. 'İman ettiler, SONRA inkar ettiler, SONRA iman ettiler'. Konu ister birey olsun isterse sizin dediğiniz gibi bir topluluk olsun fark etmez; eğer o kişiler ilk inkarlarında (irtidadda) iddia ettiğiniz gibi 'fiziksel olarak öldürülselerdi', ortada 'SONRA tekrar iman edecek' ne bir birey ne de bir kitle kalırdı. Kılıçtan geçirilmiş bir kitle tekrar dirilip iman mı etti? Hüküm nettir: Dinden dönene bu dünyada yaşama ve fikrini değiştirme şansı verilmiştir. Ölüm cezası olsaydı bu ayet matematiksel olarak yazılamazdı. 2. Bakara 54'te 'Tövbesi kabul edilenler mürtedleri öldüren masumlardır' iddianız: Bu iddia, felsefede klasik bir 'Zorlama Yorum' safsatasıdır. Ayette 'Faktulû enfusekum' (Nefislerinizi/kendinizi öldürün) der, 'Gidin başkalarını/mürtedleri kesin' demez. Şirke sapan asıl suçlular dururken, sadece 'engel olmadıkları için' masumların tövbe edip cellatlığa soyunduğunu ve ancak bu katliamla tövbelerinin kabul edildiğini iddia etmek, Kur'an'ın şahsi sorumluluk ve merhamet algoritmasıyla çelişir. Ayet; fiziksel bir boğazlaşmayı değil, şirke sapan aşağılık egonun/nefsin infaz edilmesini (tövbeyi) emreder ve 'Fe tâbe aleykum' (Tövbenizi kabul etti) diyerek bu ruhsal arınmayı onaylar. Tevrat'ın kanlı 32. Bab'ını, zorlama yorumlarla Kur'an'a söyletme çabanız, metnin matematiksel ve mantıksal duvarına çarpıp parçalanmıştır. Din adına kan dökmeyi meşrulaştıran mitolojik rivayetleri değil, Kur'an'ın kusursuz aklını referans almanızı tavsiye ederim.
Türkçe
1
0
0
24
M. Arslan
M. Arslan@muhammed07242·
@finansor0 @fehmi_ilkay Nisa 137 yi de yanlış anlamışsın. Orada iman eden sonra da kâfir olan bi kişinin durumundan bahsetmiyor. Eskiden iman etmiş sonra kâfir olmuş bi topluluktan bahsediyor. Yahudilerin genel sürecinden bahsediyor. Aynı ömür içerisinde 2 şer kez iman etmiş birinden bahsetmiyor
Türkçe
1
0
0
23
finansör
finansör@finansor0·
Merhaba. Argümanınızda Kur'an'ı savunuyor gibi görünürken, aslında Kur'an'ın içine Tevrat'ın tahrif edilmiş (bozulmuş) şiddet verilerini kopyala-yapıştır yaparak çok ciddi bir metodolojik hata (Cross-Scripting) yapıyorsunuz. 'Gık diyemez' dediğiniz iddialarınızı, masalsı rivayetlerle değil; doğrudan Kur'an'ın kendi matematiksel ve mantıksal bütünlüğüyle analiz edelim: 1. "Kur'an Tevrat'ı Onaylar" Yanılgısı ve "Muhaymin" Filtresi'Kur'an Tevrat'ı doğruladığı için 3000 kişinin öldürülmesi hikayesini kabul etmek zorundayız' argümanınız, Kur'an'ın çalışma prensibini bilmemektir. Kur'an, önceki kitapların orijinalindeki "Tevhid" inancını onaylar; ancak onların içine karışmış insan uydurması vahşetleri reddeder. Maide Suresi 48. ayet, Kur'an'ın önceki kitaplar üzerinde bir "Müheymin" (Koruyucu/Doğrulayıcı Filtre ve Düzeltici Hakim) olduğunu söyler. Kur'an, Tevrat'taki o '3000 kişinin kılıçtan geçirilmesi' veya 'Levililerin kardeşlerini doğraması' vahşetini asla anlatmaz ve onaylamaz. Siz Kur'an'ın kodlarına, dışarıdan Tevrat'ın bozuk verilerini (Legacy Code) yamamaya çalışıyorsunuz. 2. Bakara 54'teki Sistemsel Tövbe ParadoksuAyetin Arapça kök metnine bakalım: 'Fûtûbû ilâ bâriikum faktulû enfusekum...' (Yaratıcınıza tövbe edin ve nefislerinizi/kendinizi öldürün). Devamında ne diyor? 'Fe tâbe aleykum' (Böylece O, tövbenizi kabul etti). Burada klasik bir dilbilimsel ve mantıksal çöküş yaşıyorsunuz: Kur'an'da "Nefsi öldürmek" (Qatl-i Nefs) mecazi olarak egoyu, kibri, putperestliğe meyleden içgüdüyü yok etmektir. Eğer dediğiniz gibi fiziksel bir katliam yapılsaydı ve insanlar birbirini boğazlasaydı; ayetin sonundaki "Tövbeniz kabul edildi" müjdesinin dünyevi hiçbir mantığı kalmazdı. Zaten ölmüş, boğazlanmış bir topluluğa 'Tövbeniz kabul edildi' demek, sistemin merhamet mantığına terstir. Ayet, fiziksel boğazlaşmayı değil, putperestliğe kayan o aşağılık egonun/nefsin infaz edilmesini (tövbeyi) emreder ve bu tövbe kabul edilir. 3. "Dinden Dönen Öldürülür Hükmü İptal Edilmedi" Safsatası (Kritik Hata)'Kur'an'da mürtedin öldürülmesi hükmünü kaldıran hiçbir ayet yoktur' demişsiniz. Bu, Kur'an bütünlüğünden tamamen habersiz olmanın getirdiği büyük bir 'Fatal Error' (Ölümcül Hata) durumudur. Lütfen Nisa Suresi 137. Ayeti okuyunuz: 'İman edip sonra inkar eden, sonra inanıp tekrar inkar eden, sonra da inkarlarında ileri gidenleri Allah affedecek değildir.'Şimdi o rasyonel mantığınıza soruyorum: Eğer İslam'da veya Kur'an'da dinden dönmenin (irtidad) cezası sizin iddia ettiğiniz gibi 'Fiziksel Ölüm' olsaydı; bir insan nasıl olup da iman ettikten sonra dinden çıkacak, sonra tekrar iman edecek, sonra bir kez daha dinden çıkabilecekti? Öldürülmüş bir ceset "döner kapı" gibi din değiştirip durabilir mi? Nisa 137, dinden dönen kişinin fiziksel olarak öldürülmediğinin, yaşamaya ve din değiştirmeye devam edebildiğinin en net, en matematiksel ispatıdır.
Türkçe
3
0
0
53
M. Arslan
M. Arslan@muhammed07242·
@finansor0 @fehmi_ilkay Gerçi önemli değil. Tevratı ister kabul etsin ister etmesin . Kuran'daki ayete göre müslüman olup sonra da dinden dönenler Hz. Musa tarafından öldürülmüştür. Ve bu hükmün kalktığına dair hiçbir ayet bulunmamaktadır. Yani bu Fehmi hergelesi müslümanlara gık diyemez bu konuda.
Türkçe
1
0
1
67
M. Arslan
M. Arslan@muhammed07242·
@fehmi_ilkay "buzağıya tapmış olan herkesi öldürün" -bakara 54 3000 kişiyi öldürttü oğlum, hz. musa. hem de mürtedin babasına ya da kardeşine öldürttü. senin verdiğin ayetlerin hiçbirinde bi serbestiyet çıkmaz. musanın hükmünü iptal eden hiçbir ayet yok. musanın hükmü de öldürmektir.
Türkçe
2
1
3
329
finansör
finansör@finansor0·
Süper. Ancak "Hayatınızda hiç göktaşlarıyla süslenmiş gökyüzü gördünüz mü?" sorunuz başta olmak üzere, Kur'an'ı "Sümer kopyası" ilan etmek adına metnin orijinal dil yapısını ve kelime ayrımlarını nasıl gözden kaçırdığınızı yine analitik olarak masaya yatıralım: 1. "Geçici Parıltıdan Süs Olmaz" Yanılgısı ve Gramer Gerçeği "Meteorlar saniyeler içinde yok olur, göğün kalıcı süsü olamaz, öyleyse o kandiller yıldızdır ve fırlatılan da yıldızdır" diyerek çok düz bir mantık kurmuşsunuz. Atladığınız şey, Arapça dilbilgisindeki zamir referansları ve kavramsal üst kümelerdir. Mülk 5'te "Biz en yakın göğü kandillerle süsledik" denir. "Kandil" (Mesabih) teknik bir astronomik cisim adı değil; işlevsel bir tanım, yani "ışık saçan/parıldayan fenomenlerin" ortak adıdır. Gökyüzü durağan yıldızlarla süslendiği gibi, her yıl milyonlarca insanın hayranlıkla izlediği Perseid veya Leonid meteor yağmurları gibi dinamik "ışık şovlarıyla" da süslenir. Astronomide bunlara bugün bile "Gökyüzü Havai Fişekleri" (Celestial Fireworks) denir. Devamındaki "Ve onları şeytanlara taş yaptık" ifadesindeki "onları" (hâ) zamiri, milyarlarca kilometre ötedeki o durağan devasa yıldız kütlelerinin sökülüp fırlatılması anlamına gelmez. "Kandiller" (parıldayan ışıklar) kümesinin içindeki hareketli ve fırlatılan dinamik unsurları işaret eder. Nitekim "Şihab kelimesi de kurtarmıyor" iddianız bizzat metnin kendisi tarafından çürütülüyor. Sâffât 6'da göğü süsleyen şeyin "Kevâkib" (Yıldızlar) olduğunu söyleyen Kur'an, Sâffât 10'da fırlatılan şeye ısrarla "Şihâb" (Meteor) demektedir. Eğer karşımızda iddia ettiğiniz gibi yıldızla meteoru birbirine karıştıran ilkel bir 7. yüzyıl aklı olsaydı; fırlatılan şeye "Kevkeb (Yıldız) fırlatılıyor" der geçerdi. Süsleyen durağan cisimle (Kevakib), fırlatılan dinamik ışığı (Şihab) iki ayrı kelimeyle ayıran bizzat metnin kendisidir. 2. "Sümerlerin Gök Denizi" vs. Kur'an'ın "Felek ve Duhân" Gerçeği Yasin 40'taki "Yüzüyorlar" (Yesbehûn) kelimesinin Sümer, Babil ve antik Yunan'daki "Mavi su denizi" inancından kopyalandığını iddia etmişsiniz. Bu, teolojide sık başvurulan ama çok çabuk çöken bir "benzerlikten kopyalama üretme" yanılgısıdır. Sümer, Babil ve Tevrat (Tekvin 1:7) kozmolojisinde gökyüzü katı bir kubbedir (firmament) ve yıldızlar bu katı kubbeye çakılmış çiviler gibidir. Katı bir kubbede cisimler bir rota üzerinde "yüzemez/süzülemez". Kur'an ise mitolojinin bu "katı kubbe" fikrini çöpe atarak cisimlerin "Fî felek" (Bir yörünge içinde) yüzdüğünü söyler. Sümerlerde dinamik bir yörünge (felek) kavramı yoktur. Eğer Kur'an o mitolojiyi kopyalasaydı, gökyüzünü Sümerler gibi "Su" (Ma' / Bahr) olarak tanımlardı. Oysa Kur'an Fussilet 11'de gökyüzünün orijinal halini ne olarak tanımlar biliyor musunuz? "Hiye DUHÂN" (O bir DUMAN/GAZ halinde idi). Kur'an göğe su denizi demez; modern astrofiziğin "Nebula/Gaz bulutu" tanımıyla örtüşen "Duman/Gaz" (Duhân) der. Akışkan bir gaz/uzay boşluğunda, serbest bir yörüngede (felek) süzülen (yesbehun) bir sistem tarifi, Sümer kopyası değil, mitolojiyi yıkan muazzam bir ontolojidir. 3. Mikrometeoritler ve "Boyutlararası Sınır" Mantığı "Her gün düşen 100 ton mikrometeorit ve kozmik radyasyon cinleri neden öldürmüyor?" sorunuz, mantık felsefesinde klasik bir "Kategori Hatası" ve Saman Adam safsatasıdır. Kur'an, "Gökten düşen her toz zerresi rastgele şeytan vurur" demez. Bir sınır ihlali ve spesifik engelleme sisteminden bahseder. Kavramsal ayrım nettir: 'Semâed Dünya' (En yakın gök) mekânsal olarak bizim gözlemlenebilir makro evren ekranımızdır. Meteorların atmosferde yanması ise bu evrenin dış fiziksel sınırı değil; boyutlar arası geçiş yapmaya çalışan varlıkların, bizim 3 boyutlu fiziksel koordinatımıza sızmaya çalıştıkları lokal bir kesişim/çarpışma arayüzüdür. Sınırda askeri mayınlar var diye, ülkenin içindeki fabrikalarda insanların patlamasını beklemek ne kadar absürtse, sınır ihlali yapmayan varlıkların rastgele güneş radyasyonuyla ölmesini beklemek de o kadar bağlam dışıdır. O yüksek enerjili plazma ve elektromanyetik şoklar (Şihab), sınır ihlali yapan enerji tabanlı (maricmin nar) varlıkların formunu bizim koordinatımızda bozan lokal bir kalkandır. 4. Alimleri "Cahil" İlan Etmek mi? (Tarihsel Paradigma) Geçmiş İslam alimlerini "Arapça bilmeyen cahiller" ilan ettiğimi söyleyerek bir duygu istismarı (straw man) üretmişsiniz. Ben onlara cahil demedim; "kendi dönemlerinin bilimsel paradigmasıyla sınırlıydılar" dedim. Teleskop icat edilmeden önce gökyüzüne çıplak gözle bakıp muazzam hesaplamalar yapan ama uzayın derinliklerini göremeyen antik dönem astronomlarına "cahil" diyemezsiniz; sadece "teknolojik araçları eksikti" dersiniz. Taberi veya İbn Kesir de yaşadıkları dönemde tüm dünyada bilimsel bir gerçeklik olarak kabul edilen Batlamyus evren modeline göre bu ayetleri yorumladılar. Bu durum metnin (Kur'an'ın) hatası değil; insanoğlunun o lafızları okurken kullandığı dönemsel bilimsel gözlüklerin kısıtlılığıdır. Değişen metin değil, insanlığın evreni okuma aparatlarıdır. Özetle; Metne dışarıdan enjekte ettiğiniz "7. yüzyıl mitolojisi" şablonunu kaldırdığımızda; karşımızda süsleyen unsurlar (Kevakib), ışık fenomenleri (Mesabih), fırlatılan parıltılar (Şihab), katı kubbe yerine serbest yörüngeler (Felek) ve su yerine gaz (Duhân) olan bir sistem tarifi kalıyor. Kur'an'ı modern bilime sentezlemek için zorlamıyorum; aksine metnin orijinal kelimelerini, sizin onu hapsetmeye çalıştığınız Sümer mitolojisinden kurtarıp özgürleştiriyorum. Sevgiler.
Türkçe
0
0
2
76
Derrick
Derrick@Valhallaxx0·
@finansor0 @nilgunoven2 @telqraft yillik İslam alimlerini "cahiller" ilan ediyorsunuz, Karşımızda evrensel bir bilim kitabı değil; Sümer'den, Yahudilikten alinti hikayelerle dolu yerel anlati var. Yapay zekaya arkası yarın senaryoları yazdırmaya devam edin isterseniz, Sevgiler.
Türkçe
1
0
1
53
Telgraft
Telgraft@telqraft·
Prof. Dr. Mehmet Okuyan, gençlerin dinden neden uzaklaştığını çarpıcı sözlerle anlattı: 🔷 Bunun cevaplarını aşağı yukarı biliyorum. 🔷 Öyle bir din anlatılıyor ki, yani böyle bir dine inanılmaz zaten. 🔷 Belli ateist çevreler var. 🔷 Onların istismar ettiği konu başlıklarının bizim tarafımızdan onlara malzeme olarak verilmemesi gerekiyordu. 🔷 Kullandıkları malzemelerin bir bölümü bizden kaynaklanıyor, bizim din sunumumuzdan kaynaklanıyor. 🔷 Yani din adına konuşanlardan söz ediyorum. 🔷 Ya bu adamın deli olması lazım bunlara inanması için. 🔷 Gençlerin en çok itibar ettiği değerlerden biri bilimdir. 🔷 Eğer bir şey bilime aykırıysa bunu gençlerin reddetmesi son derece kolaydır. 🔷 Buradan hareket ediyorlar ama haksızlık yapıyorlar. 🔷 Allah'ın ayetlerinde o tür kullanılabilecek sapmalar yoktur. 🔷 Rivayetlere dayalı bir din anlatımından hareketle insanlar dinden nefret ettiriliyor. 🔷 Mesela öyle bir kadın algısı sunuluyor ki, öyle bir cennet tasavvuru sunuluyor ki, genç bir kız çocuğunun bu dine ve cennete özlem duyması mümkün değildir.
Telgraft tweet mediaTelgraft tweet media
Türkçe
52
17
125
79.4K
finansör
finansör@finansor0·
Öncelikle çok dürüst bir tespitle başlayayım: 'En yakın gök sadece atmosferdir' şeklindeki mekânsal daraltmam konusunda, beni Fussilet 12 ayeti üzerinden kendi mantığımla çok haklı bir yerden vurdunuz. Sirius'u veya devasa galaksileri atmosfere sığdırmak elbette mantıksız olurdu. Bu düzeltmeniz ve eleştiriniz için teşekkür ederim. Ancak, bu hatamı düzeltip metne sizin gibi tamamen rasyonel ve 'ayetin bütünü' üzerinden baktığımızda, bahsettiğiniz o 'mitolojik çelişkilerin' aslında metnin kendisinde değil, kelime eşitlemelerinde olduğunu görüyoruz: 1. "En Yakın Gök" (Semâed Dünya) Aslında Nedir?Benim atmosfer daraltmam hatalıydı, evet. Ancak 'Semâed Dünya' astronomideki 'Gözlemlenebilir Evren/Gökyüzü Ekranı'dır. Yeryüzünde duran bir insan başını kaldırdığında; 100 km yukarıda yanan bir meteor da, 4 ışık yılı uzaktaki Alpha Centauri de aynı iki boyutlu görsel 'tuvalde/ekranda' görünür. Ayetler, 'Başınızı kaldırdığınızda gördüğünüz o devasa ekrana gezegenleri/yıldızları (Kevâkib) ve parlayan fenomenleri (Mesâbîh) bir süs olarak koyduk' der. Hepsi aynı görsel arayüzdedir, mekânsal bir çelişki yoktur. 2. Fırlatılan Şey Yıldız mı? (Kritik Şihâb Detayı)En büyük itirazınız Kevâkib (Yıldızlar) ile Mesâbîh (Kandiller) kelimelerini eşitleyip 'Demek ki yıldızlar fırlatılıyor' demenizdi. Ancak Kur'an Rucûm (taşlama/engelleme) işleminde fırlatılan şeyin ne olduğunu Saffat Suresi 10. ayette o kadar net bir kelimeyle açıklar ki, bu eşitleme çöker: Oraya 'Kevkeb veya Necm (Yıldız) fırlatılır' demez; doğrudan 'Şihâbun sâkıb' (Delip geçen ateş/ışık topu - Meteor) der. Yani sistem, devasa yıldızlarla, atmosfere girip yanan meteorları bizzat ayırmıştır. Mülk 5'teki kandil (ışık) kelimesi de o yıldızları değil, bu yanan göktaşlarının oluşturduğu ışık görselini kapsar. 3. "Fiziksel Taş Metafizik Varlığı Nasıl Vurur?" Meselesi'Magnezyum ve demir yığını nasıl soyut varlığı taşlar?' şeklindeki sorunuz çok rasyonel bir itiraz. Ancak Kur'an 'cin/şeytan' formunu tamamen boyutsuz bir hayalet olarak değil, 'dumansız ateş' (modern fizikteki tanımıyla enerji/plazma tabanlı) olarak tanımlar. Fiziksel bir fenomenin (meteor yanması ve yarattığı devasa elektromanyetik şokun/plazmanın), bizim algılayamadığımız boyutlardaki (metafizik) bir iletişim veya geçiş ağını bozması/engellemesi (Rucûm), mantıksal bir çelişki değildir. Biz sadece sistemin bize bakan yüzünü (fiziksel ışımayı) görürüz. 4. "Tepedeki Katı Kubbe ve Asılı Çadır Lambaları" İddiasıKur'an'ın evren algısının '7. yüzyıl mitolojisindeki gibi düz bir zemin ve katı bir cam kubbe' olduğunu söylemişsiniz. Eğer metin bu antik Yunan mitolojisini kopyalasaydı, o yıldızlar için 'kubbede asılıdırlar/çakılıdırlar' derdi. Oysa Kur'an gök cisimlerinin hareketi için Yasin 40'ta şu fiili kullanır: "Yesbehûn" (Yörüngede yüzüp giderler / Süzülürler). Yüzmek ve süzülmek fiili katı bir kubbede değil; ancak akışkan, uzay-zaman boşluğunda hareket eden cisimler için kullanılır. Bu, 7. yüzyılın katı evren algısını yıkan muazzam bir detaydır. 5. Geçmiş Alimler ve Otorite Meselesiİbn Kesir veya Taberi'nin bu ayetleri 'yıldızların fırlatılması' şeklinde çevirmesi tarihsel olarak çok doğaldır. Çünkü onlar 9. ve 14. yüzyıllarda yaşıyorlardı ve Batlamyus'un (Dünya merkezli, katı kubbeli) evren bilimine inanıyorlardı. Rasyonel ve analitik düşünen biri olarak; Kur'an'ın orijinal kelimelerine (Şihâb, Yesbehûn) bakmak yerine, Orta Çağ alimlerinin kendi bilimsel kısıtlılıklarıyla yaptıkları o hatalı yorumları 'otorite' kabul edip metni onlara göre yargılamanız bana biraz 'otoriteye başvurma safsatası' gibi geldi. Özetle; hatamı gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Ancak metnin kelime kökleri (Şihâb ve Yüzme fiili), bahsettiğiniz o 7. yüzyıl evren mitolojisini doğrudan reddetmektedir. Değerlendirmeyi analitik zihninize bırakıyorum. Sevgiler.
Türkçe
1
0
0
44
Derrick
Derrick@Valhallaxx0·
@finansor0 @nilgunoven2 @telqraft kelimelerini eğip bükmeyi, kelimelere modern kuantum/atmosfer anlamları yüklemeyi bırakın lütfen. ne geleneksel tefsirlerden ne de bu zorlama tevil simyanından ekmek çıkmaz, "Runtime error" bu, geçmiş olsun. Sevgiler
Türkçe
1
0
1
42
finansör
finansör@finansor0·
Açıkçası 'akademik süs verilmiş tevil' eleştirinizde metodolojik olarak son derece haklısınız. Bugün birçok inançlı insanın, modern bilimdeki her yeni buluşu eski metinlere zorla yamama hatasına düştüğüne ben de katılıyorum. Bu konuda size hak veriyorum. Ancak meseleye bir teolog gibi savunmacı değil de, dışarıdan bir dilbilimci gibi tamamen 'mekanik' baktığımızda ortada göz ardı edilemeyecek bir detay var: 1. Töz (Madde) Yanılgısı ve Optik Geçiş:Bahsettiğiniz 'eski çağlarda gece ve gündüzün bağımsız birer madde (töz) sanılması' tespiti tarihsel olarak çok doğru. O dönemin insanı muhtemelen tam da sizin dediğiniz gibi anlıyordu. Fakat ilginç olan şu ki; metnin orijinalindeki fiil, iki katı maddenin hareketini değil, 'biri diğerinin içine kademeli olarak sızar/geçer' (ilaç) eylemini kullanıyor. Yani metin insanların o günkü 'töz' yanılgısını onaylamıyor; tam tersine, dönen bir küre üzerindeki o optik ışık/gölge fazının geçişini (kademeli sızmayı) doğru bir fiille kodluyor. 2. Kazık Mekaniği ve Dağlar:Aynı mekanik hassasiyeti dağlar örneğinde de görüyoruz. Bir çadır kazığının mühendislikteki asıl işlevi yerin üstünde hacim kaplamak değil, görünmeyen köküyle yerin altına girerek üstteki kabuğu sabitlemektir. Modern jeolojideki 'İzostazi' kuramının da dağların devasa yeraltı kökleriyle kabuğu alttan sabitlediğini söylemesi ilginçtir. Bu, metni bilime uydurmak değil; o günkü insan 'çadır kazığı' gibi basit bir görselle anlasa bile, seçilen kelimenin çalışma prensibinin günümüz jeolojisiyle birebir aynı olmasıdır. 3. Görsel Çıktı Olarak Işık:Aynı durum göktaşları için de geçerli. Metin, 'devasa yıldızları/güneşleri söküp fırlatıyor' gibi büyük bir astrofiziksel hataya düşmek yerine; atmosfere girip sürtünmeden yanan o taşların dünyadan görünen görsel çıktısını, yani 'ışık/kandil' kelimesini tercih ediyor. Özetle; amacım size akademik süslemelerle bir öğretiyi ispatlamak değil. Sadece, metnin 7. yüzyıl insanının anlayacağı basit bir dil kullanırken; arka planda seçtiği kelimelerin mekaniğinin (kademeli geçiş, yeraltı kazık fonksiyonu, görsel ışık) günümüz fiziki kurallarıyla hiçbir 'çarpışma' (mantık hatası) üretmediğini objektif olarak göstermek. Tespitlerimi değerlendirmek elbette sizin rasyonel bakışınıza kalmış. Sevgiler."
Türkçe
0
0
1
20
Gümüş
Gümüş@nilgunoven2·
@finansor0 @Valhallaxx0 @telqraft Akademik süs verilmiş dille tevil yapmak gerçeği değiştirmez. Tarih sürecinde elde ettiğimiz bilimsel bulguları öğretiye yüklemişsiniz. Örn. İlk-ortaçağda gece ve gündüz ayrı töz olarak algılanır çünkü güneş-merkez sistem bilinmiyor vs vs vs..
Türkçe
1
0
1
96
finansör
finansör@finansor0·
Harika bir astrofizik özeti yapmışsınız, Betelgeuse ve Alpha Centauri kısımlarına tamamen katılıyorum. Ancak koskoca bir bilimsel argümanı, orijinal Arapça kökeni yerine "Tefsircilerin geleneksel çevirileri" üzerine kurarak maalesef büyük bir linguistik hata (compile error) yapmışsınız. 1. "Yıldız" ve "Işık" Arasındaki Fark:İddianızın temeli Kur'an'ın "Yıldızları fırlattığını" sanmanız. Oysa Mülk 5 ayetinde Allah "Yıldız" (Arapçası: Necm veya Kevkeb) kelimesini kullanmaz! Ayet, "Mesâbîh" (Misbah'ın çoğulu: Lambalar/Işık kaynakları/Parlayanlar) kelimesini kullanır. Kur'an astrofiziksel yıldızla (Necm), atmosferde yanan meteoru (Mesabih/Işık) bilerek ayırmıştır. 2. "El Bombası" İronisi:Demişsiniz ki: "Devasa yıldızları el bombası gibi şeytanlara fırlatmak vizyonsuzluktur." Haklısınız, eğer ayette 'Necm' (Yıldız) yazsaydı bu çok mantıksız olurdu. Ama Kur'an tam da sizin anlattığınız astronomik gerçekten dolayı, fırlatılan o şeylere yıldız demiyor; uzayda veya atmosferde sürtünmeyle parlayan "Işıklar/Meteorlar" (Mesâbîh) diyor. Aslında 7. yüzyıl insanı kayan yıldızla devasa yıldızı ayıramazken, Kur'an "Necm" yerine ısrarla "Mesabih" diyerek bu ayrımı o günden yapmıştır. 3. "En Yakın Gök" (Semâed Dunyâ) ve Atmosfer:Dünyaya en yakın gök neresidir? Sizin dediğiniz gibi 150 milyon km ötedeki Güneş değil; doğrudan dünyayı saran atmosfer ve onun hemen dışındaki yörüngedir (Termosfer/Ekzosfer). Meteorlar da tam olarak bu "en yakın gökte" yanarak parlar ve birer "ışık/lamba" (Mesâbîh) olurlar. Bilimsel gerçeklerle %100 örtüşür. 4. 3D Fizik ile 5D Metafiziği Karıştırmak:Meteor yağmurlarını veya güneş patlamalarını astrofizik ile ölçersiniz. Ancak bu fiziksel, 3 boyutlu enerji akımlarının; bizim gözlemleyemediğimiz 5 boyutlu varlıkları (cinleri/şeytanları) "farklı boyutlara sızmaktan alıkoyan bir enerji blokajı" olarak kullanılıp kullanılmadığını NASA'nın teleskobuyla ölçemezsiniz. Kur'an, fiziksel bir olayın (yanan meteorların) metafiziksel arka planını açıklar. Sonuç olarak; eleştiriniz Kur'an'ın orijinal metnine değil, kelimeleri bilimsel bağlamından kopararak "Yıldız fırlatılıyor" diye çeviren geleneksel mealleredir. Bilimsel verileriniz doğru, ancak onu dayandırdığınız Arapça ayet analizi tamamen yanlıştır. Sevgiler.
Türkçe
1
0
0
65
Derrick
Derrick@Valhallaxx0·
@finansor0 @nilgunoven2 @telqraft Mülk 5. ayetinde geçen "En yakın göğü kandillerle süsledik ve onları şeytanlar için taşlama dikey/aracı yaptık" ifadesi, modern astrofizik, kozmoloji ve astronomi bilimiyle tamamen çelişen mitolojik bir kurgudur. Neden mi? Teknik olarak inceleyelim.İlk olarak ayette geçen-
Türkçe
2
0
1
71
finansör
finansör@finansor0·
İtirazlarınız ilk bakışta mantıklı görünse de temel bir "okuma metodolojisi" hatası barındırıyor. Siz Kur'an'ın insan algısına (fenomenolojik / görsel arayüze) hitap eden edebi dilini alıp, bilimsel bir makale formatına sokmaya çalışıyorsunuz. İddialarınızın bilimsel ve dil bilimsel aslı şöyledir: 1. Gece/Gündüz ve Dünyanın Dönüşü Meselesi:"Dünya döner, gece gündüz kovalamaz" demişsiniz. Oysa Kur'an dünyanın dönüşünü muazzam bir fiille anlatır. Zümer Suresi 5. ayette gece ve gündüzün birbirine dolanması "Yukevviru" (Tekvir) fiiliyle ifade edilir. Tekvir, Arapça'da "yuvarlak bir cismin (başın) etrafına sarık sarmak" demektir. Gece ve gündüzün düz bir tepsiye değil, "küresel ve dönen" bir cisme sarılarak ilerlediğini 14 asır önceden loglayan kusursuz bir kelimedir. Ayrıca Yasin 40'ta tüm gök cisimleri için "Küllün fî felekin yesbehûn" (Hepsi bir yörüngede yüzerler/akarlar) diyerek dünyanın merkezde sabit durduğu (Jeosantrik) bir modeli açıkça reddeder. 2. Dağların Yeri Sağlam Tutması (İzostazi):Modern jeolojideki "İzostazi" (Isostasy) prensibini araştırırsanız, dağların sadece yeryüzündeki yükseltiler olmadığını görürsünüz. Dağların tıpkı bir çivi gibi yeraltına uzanan devasa "Kabuk Kökleri" vardır. Bu kökler, tektonik plakaların dengesini sağlayarak yerkabuğunun magma üzerinde sarsılmadan durmasını sağlar. Nebe Suresi 7. ayet dağlar için tam olarak "Evtâd" (Kazıklar/Çiviler) kelimesini kullanarak bu jeolojik denge (stabilizasyon) fonksiyonunu nokta atışı tarif eder. 3. Evrim ve Yaratılış:"Olduğumuz gibi yaratılmadık, evrildik" demişsiniz. Kur'an her şeyin bir saniyede gökten "Puff" diye sihirli bir şekilde düştüğünü söylemez. Nuh Suresi 14. ayet "Oysa O, sizi evreler/aşamalar (Tavır tavır - Etvârâ) halinde yaratmıştır" der. Allah'ın yaratma sanatı bir süreçtir (tekamüldür). Biyolojik evrimsel süreçler veya mutasyonlar, bir Yaratıcı'nın olmadığını değil, Yaratıcı'nın sistemi (biyolojik donanımı) hangi "Algoritma" ile işlettiğini gösterir. Özetle; siz "Güneş doğdu" diyen birine "Hayır, güneş doğmaz dünya döner, sen bilim dışısın!" diyen bir şekilcilikle yaklaşıyorsunuz. İnsan gözünün gördüğü arayüze (fenomenolojiye) hitap eden metaforları, modern bilime aykırı sanmak asıl bilimsel yanılgıdır.
Türkçe
1
0
1
121
Gümüş
Gümüş@nilgunoven2·
@finansor0 @Valhallaxx0 @telqraft Bilimsel çelişkilerden bazıları: Dünya-merkez sistem var. (Doğrusu güneş-merkez sistem) Dağların yeri sağlam tutma fonksiyonu yok. Yıldızlar fener değil. Gece/gündüz birbirini kovalamaz. Dünya döner. Olduğumuz gibi yaratılmadık, evrildik.
Türkçe
1
0
3
115
finansör
finansör@finansor0·
@Valhallaxx0 @nilgunoven2 @telqraft Mülk 5 ayetinde bahsettiğiniz bilimsel çelişki tam olarak nedir acaba? Hangi ifade günümüz bilimine ters düşüyor biraz açabilir misiniz?
Türkçe
2
0
0
137
Gümüş
Gümüş@nilgunoven2·
@finansor0 @telqraft Konuları yazdım ya.. Diyanet mealinden hepsi çıkıyor. Konuyu yazıp arayın.
Türkçe
1
0
0
244
Gümüş
Gümüş@nilgunoven2·
@telqraft Ateistler rivayete değil, doğrudan öğretiye dayanarak konuşurlar. İnsan haklarından kadın erkek eşitliğine, cennet tasvirlerine, kötülük problemine kadar o gün için geçerli olabilecek ama bugün için çok sorunlu ayetler var.
Türkçe
2
0
12
3.6K
finansör
finansör@finansor0·
@MerveC_16 @bayrakmedya Olay sevinen birinin olması değil ki. Sevinmeyen çok insan olduğu için durum buna dönüyor.
Türkçe
1
0
0
19
Merve M.D.
Merve M.D.@MerveC_16·
@bayrakmedya Sizler ne kadar kötü insanlarsınız ya . Gerçekten hiçbir arkadaşınız için bu şekilde böylesine iyi sevinmediniz mi? Ya da hiç sizin için böyle sevinen birisi olmadı mı?
Türkçe
1
0
1
194
Bayrak Medya
Bayrak Medya@bayrakmedya·
Bir kadın, eşi arkadaşlarıyla partideyken, parti esnasında orada bulunan başka bir kadından kendisine gelen WhatsApp mesajını paylaştı. "Vallahi enişte puan topladı gözümde!"
Bayrak Medya tweet mediaBayrak Medya tweet media
Türkçe
302
16
3K
3.7M
finansör
finansör@finansor0·
@Yezulu4226 @AteologX Sen nasıl bu kadar rahat inkar edebiliyorsun? Yanlış olmadığına nasıl bu kadar eminsin. Belki de bu söylediklerini yaparak asıl kendinin inkar ettiğini düşünmüyor musun?
Türkçe
0
0
0
18
Selman
Selman@Yezulu4226·
@AteologX Yaşar nuri zındığıda böyle konuşuyordu Allah öyle bir hala soktuki ölmeden rezil bir sima ile geberip gitti. Herşeyi înkar et ne güzel kolay iş değil Götünüze kazık sokduklarj zmn görürsünüz. İnsan yapamayabilir bazı şeyleri ama bunlar direk inkar
Türkçe
3
0
2
176
Ateolog
Ateolog@qX92LvP7aKmT·
İlahiyatçı Fatih Ergenekon, kabir azabı hakkında konuştu: "Kabirde azap, sorgu yoktur. Münker - Nekir diye melekler yoktur. Bir de Arapça; Rabb’ini, Peygamberini, Mezhebini soracakmış. İşi dramatize ediyorlar. Kabirde hayat yoktur, hesap mahşerdedir. Mahşerde de şefaat, yani cehennemden cennete kurtarma operasyonları yapılamaz. Berzah alemi diye bir alem yoktur. Kur’an’da iki alem vardır: Şehadet alemi ve gayıp alemi. Sırat köprüsü de yoktur, bunlar çizgi romanlar gibi hayal ürünüdür."
Türkçe
48
69
472
44.1K
Remzi Alpdündar
Remzi Alpdündar@RemziAlpdn22026·
@AteologX Ulan, inkarcı, ulan münkir, ulan habis. Her yönün le sızma cahil, her yönünle kara cahil, kültür süz, bilgi siz. Ömrün de islama dair hiç bir şey okumamış, zındık.islami konular da, cehaletini ve pisliğini izhar en öz ağzından kusarak, islama saldıran yobaz. İsrail ilahıyat çısı.
Türkçe
2
0
2
216
Fırat yiğit
Fırat yiğit@FratKaldrmc1·
@ajansmuhbir1923 Vay vay vay vay yorumlara bak hele kiliflara bak resmen faiz meşru olmuş bu ülkede vay vay vay. 30 40 yıl önce faiz yiyen adam parmakla gösteriliyordu insanlar faize para attiklarinda utanıp gizliyordu bı yerde bunu diyemezdi. Yazık bu topluma ulan Ölüm de vaaaarrrrrr ölümmmm
Türkçe
3
0
3
783
🎙️ Muhbir
🎙️ Muhbir@ajansmuhbir1923·
İslam iktisatçısı bir genç kız, faizin neden haram olduğunu bu sözlerle anlattı: • 24 yaşında, kurumsal hayatta çalışan bir İslam iktisatçısı olarak, “Faiz paranın kirasıdır” sözüne iktisadi bir bakışla yaklaşacağım. • ⁠Mesela bir eviniz var ve bu evi kiraya verdiniz. • ⁠Kiracınız evden ayrıldıktan sonra evi kontrole gittiğinizde evin herhangi bir odasında eksilme yaşamazsınız çünkü ev tükenemeyen mallardandır. • ⁠Bizler, kiraya verilen malları ‘tükenen’ ve ‘tükenemeyen’ mallar olarak ayırırız. • ⁠Ancak para kullanıldıkça tükenen bir mal olduğu için kiraya verilebilmesi söz konusu dahi değildir. • ⁠Bu söylemlerle faizi meşrulaştıranlar yalnızca minareyi kılıfına uyduranlardır.
Türkçe
704
54
738
591.9K
finansör
finansör@finansor0·
@AteistKamalist Cevap veremediğin için böyle görseller kullanıyorsun anlıyorum. İyi günler
Türkçe
1
0
1
12
finansör
finansör@finansor0·
Necm suresindeki cımbızlama hatasını (yaklaşanın Cebrail olduğu gerçeğini) konuşurken konuyu apar topar 'taşınabilir taht' iddiasına çekmişsin, madem öyle oradan cevaplayayım. Kur'an'da anlatılan Yaratıcı, Antik Yunan mitolojisindeki gibi gökyüzünde bir koltukta gezen, mekana sığan fiziksel bir figür değildir. Zaten mekana sığan bir şey yaratıcı olamaz, yaratılmış olur. Arapçada 'Arş' (Taht) kelimesi bir mobilya değil; 'Mutlak Otorite, Hükümranlık ve Yönetim Merkezi' anlamına gelen güçlü bir edebi mecazdır. Türkçede 'Padişah tahta çıktı' derken nasıl ahşap bir sandalyeye çıkmasını değil, devlet otoritesini eline almasını kastediyorsak, Arş da evrenin yönetimidir. Mümin-7 ayetinde 'Meleklerin Arş'ı taşıması' demek; kanatlı adamların bir koltuğu sırtlaması değil, evrendeki ilahi yasaların, fiziksel kuralların ve sistemin melekler (kuvvet taşıyıcıları) vasıtasıyla ayakta tutulması, otoritenin icra edilmesidir. İşte tam da bu yüzden 57:4'teki 'Nerede olursanız O sizinledir' ayeti, Allah'ın fiziksel olarak odayı doldurduğu (hacim kapladığı) anlamına gelmez. O'nun ilmiyle, kudretiyle, gözetimiyle ve yasalarıyla her an her şeye hakim olduğunu anlatır. Bir yazılımcının kodun her satırına anlık hakim olması ama o kodun içinde fiziksel olarak yaşamaması gibi. Kısacası eleştirdiğin o 'fiziksel tahtta oturan tanrı' inancını İslam zaten baştan reddeder. Ayetleri mitoloji okur gibi sığ bir şekilde değil de, kelimelerin kök anlamı ve edebi derinliğiyle okursan, kendi içinde çeliştiğini sandığın şeyin aslında senin kelimelere yüklediğin yanlış anlamlardan kaynaklandığını net görürsün.
Türkçe
1
0
1
74
𐱅𐰭𐰼𐰃𐰾𐰔
𐱅𐰭𐰼𐰃𐰾𐰔@AteistKamalist·
@finansor0 57:4 ayeti kendi içinde zaten çelişiyor. Mümin-7 ayeti ile de çelişiyor. Allah bildiğin taşınabilir Taht üzerinde dolaşıyor. Heryerde değilmiş yani.
Türkçe
1
0
0
72
finansör
finansör@finansor0·
Sen burda aynı şekilde bahsetmemişsin ki. Hangi cariyelerin helal olduğu konusunda netliğe varamazdık mesela. Aynı şekilde ben sana hayır orda iki yay aralığı kadar mesafe yok desem aynı örnek olurdu. Sen burda öznesi olmayan bir kısmı almışsın. Peygambere mesafesi diyor kimin olduğu yazmıyor. Sende Allah olarak doldurmuş yorumluyorsun. Ama kısa halinde cımbızlanan halinde özne yok orda. Cümlede yazmayan bir şeyi tartışıyoruz ve tartıştığımız şeyin cevabı ayetin tümüne bakınca ortaya çıkıyor.
Türkçe
1
0
1
38
𐱅𐰭𐰼𐰃𐰾𐰔
𐱅𐰭𐰼𐰃𐰾𐰔@AteistKamalist·
@finansor0 Ne alaka. Örneğin çok uzun Ahzab-50'deki "cariye helal" kısmını yazınca hepsini yazmayınca. Cariye helal olmamış mı oluyor?
Türkçe
1
0
0
35