Gülbin Çakmak

1.8K posts

Gülbin Çakmak banner
Gülbin Çakmak

Gülbin Çakmak

@glbn_ckmk

başkalarının düdüğünü çalacağıma, sesi az çıksada kendi ıslığımı çalarım. https://t.co/y3Ut0ZgnzG

Katılım Şubat 2024
304 Takip Edilen87 Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Gülbin Çakmak
Gülbin Çakmak@glbn_ckmk·
"cehennem boş, bütün şeytanlar burada." william shakespeare
Türkçe
2
0
9
6.4K
Gülbin Çakmak
Gülbin Çakmak@glbn_ckmk·
Furkan Karabay@karabayfurkan5

Fatoş Pınar Türker, tutuklandıktan sonra savcının yeniden ifadesini almak için çağırdığını söyledi. Türker, avukatları olmadan ifade vermek istemediğini söylemesi üzerine İBB dosyası savcısının, “Sen bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin. Artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını” dediğini anlattı. Türker, şunları söyledi: “Savcı dedi ki: ‘Ya Fatoş, şimdi anlarsın.’ Böyle karşımda durdu. ‘Ben sana ne dedim?’ dedi. ‘Ben sana ne dedim?’ ‘Ben senin ne olduğunu biliyorum ama bu adamların sana kumpas kuracağını söylemedim mi? Niye konuşmadın sen?’ dedi. ‘Verecektin ifadeni, gidecektin’ dedi. Ben de dedim ki: ‘Sayın Savcım, ben bildiğim her şeyi anlattım.’ ‘Bak şimdi’ dedi. ‘Sen git, eşyalarını topla. Ben sana Çağlayan’dan araba göndereceğim. Geleceksin burada bana ifadeni vereceksin. Buradan da çocuklarına gidersin.’ Ben de dedim ki: ‘Savcım, yeniden ifade veririm. Vermemi istiyorsanız veririm. Bir avukatıma sorayım.’ Şimdi karşındaki savcı. ‘Yok efendim’ diyecek hâlim yok. Ben de bilmiyorum hakikaten. İlk kez tutuklanmışız. ‘Tamam’ dedim. ‘Ben avukatıma bir danışayım.’ Böyle yaptı. ‘Hâlâ avukat diyorsun bana’ dedi. ‘Sen bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin’ dedi. ‘Sen bekârsın değil mi?’ dedi. ‘Evet.’ ‘Velayetleri de sende?’ ‘Evet.’ ‘Senin çocukların reşit de değil mi?’ ‘Değil’ dedim. ‘E, artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi. Bir anneye böyle denilir mi? Sonra dedi ki: ‘Sen bakıyordun değil mi?’ ‘Evet.’ ‘Bak’ dedi, ‘mal varlığına tedbir için karar var benim elimde.’ ‘Ama ben’ dedi, ‘28 mahkeme gününe saygı için ne kadarsa süre, o kadar bekletiyorum.’" ‘Savcım, bunu…’ dedim. ‘Ve o gün tebliğ edilir’ dedi. ‘Ya bana gelir konuşursun ya da…’”

QHT
0
0
1
88
Gülbin Çakmak
Gülbin Çakmak@glbn_ckmk·
"devletin memurları" şiddetin her türlüsünü yaşatmışlar
Fatoş Erdoğan@puleragema

LÜTFEN OKUYUN #İBBDavası'nda 47.gün "Cinayet büro ev baskına gönderilmiş" Medya AŞ Genel Müdürü #FatoşPınarTürker beyanda bulunuyor. "Bir gün sonra sabah saat 05.30'da evime polis geldi. Ben iki kızımla yalnız yaşıyorum. Kapı çaldığında ekran üzerinden polisleri gördüm ve Allah'tan avukatımı arayabildim. Çünkü polisler içeri girdikten hemen sonra telefonumu aldılar. "Hiçbir şeye dokunmayın" dediler. Çocuklar ağlıyordu. "Bir bardak su vereyim" dedim. "Hayır." "Küçük kızım okula gidecek." "Hayır." "Sakın kimse yerinden kıpırdamasın." Sürekli delil karartmaktan söz ediliyordu. Oradaki polislerden biri, sanırım bir komiserdi. Gözlerindeki ifadeyi hiç unutamayacağım. Bir ara bana: "Kaşe var mı?" diye sordu. "Ne kaşesi?" dedim. "Şirket kaşesi." "Yok" dedim. "Ben şirketin genel müdürüyüm, şirket kaşesini evimde ne yapayım?" Buna rağmen evi aramaya devam ettiler. Biz pijamalarımızla öylece bekliyorduk. Çocuklar ağlıyor, kimse hareket edemiyordu. Bir noktada polise: "Siz mali suçlar için gelmediniz mi?" diye sordum. Polis: "Biz Cinayet Büro'dan geldik" dedi. Bunu duyunca kızlarım daha da korktu. "Ne cinayeti?" dedim. "Şu anda operasyon yürütülüyor, biz görevlendirildik" dedi. O an yaşadıklarımız gerçekten tarif edilmesi zor şeylerdi. Bir bardak su bile veremediğim çocuklarımın yanında, ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Bugün geriye dönüp baktığımda yaşananların bir tiyatro mu yoksa bir kâbus mu olduğunu hâlâ tarif edemiyorum. Sonrasında sağlık kontrolüne götürüldüm. Orada bir polis memuru, başına bir şey gelmediğinden emin olmak için annemi aramama izin verdi. Daha sonra tekrar aramama da izin verdi. Kendisine bu insani davranışı nedeniyle teşekkür borçluyum. Ben evden bu şekilde ayrıldım. Küçük kızımı son kez okuluna bırakmış oldum. Akşam geri döneceğimi düşünüyordum. Sonra Vatan Emniyet'e götürüldük. Açıkçası ilk başta oradan çıkamayacağımı düşündüm. Fakat içeri girince asistanımı gördüm. "Canan, sen neden buradasın?" dedim. "Beni de aldılar" dedi. Sonra diğer arkadaşlarımız gelmeye başladı. Tanıdığım ve tanımadığım birçok insan getirildi. Sonrasında artık orada yaşamaya başladık. Nezarethane şartlarını anlatmak istemiyorum ama umarım hiçbiriniz hayatınız boyunca görmek zorunda kalmazsınız. Bodrum katta olduğu için cam yoktu, pencere yoktu. Gün mü gece mi anlamıyordunuz. Bir gün kadın polis memuru geldi. "Arama yapılacak" dedi. Bizi sıraya dizdiler. Sonra beni küçük bir odaya aldılar. Odayı da, o polis memurunu da hayatım boyunca unutmayacağım. Memur: "Üstünü çıkar" dedi. Çıkardım. Sonra: "Altını da çıkar" dedi. Şaşırdım. Ama çıkardım. Ardından: "İç çamaşırını da çıkar" dedi. Ne olduğunu anlayamadım. Ama söylediklerini yaptım. Sonra: "Çömel" dedi. Daha sonra çeşitli hareketler yapmamı istedi. O an ne yaşadığımızı gerçekten anlamıyorduk. Kadın memurun eldiven takması bile bize normal bir sağlık kontrolü yapılacağı hissini vermişti. O kadar yabancıydık bu sürece. Sonrasında tutuklandık. Akşam saatlerinde Silivri Cezaevi'ne getirildik. Hayatında hiç cezaevine girmemiş bir insan olarak yaşadıklarım gerçekten bir film sahnesi gibiydi. İnsan, suç işlemediği sürece bir gün cezaevine düşebileceğini hiç düşünmüyor. Ama olabiliyormuş. Her şey insana dair. Cezaevine geldiğimizde bize: "Merak etmeyin, siz beş kadınsınız. Sizi aynı koğuşa koyacağız." dediler. Buna çok sevindik. Ancak daha sonra müdür geldi ve: "Adalet Bakanlığı'ndan talimat geldi. Hepiniz ayrı ayrı koğuşlarda kalacaksınız." dedi. Bizi tek tek farklı koğuşlara götürdüler. İlk gün birbirimizi sadece pencerelerden görebildik. Ben koğuşa konulduğum anda pencereye koştum. Çünkü diğer arkadaşlarımın da yan koğuşlara yerleştirildiğini anlamıştım. Fatoş'un sesini duyuyordum. Çok ağlıyordu. Bir şey olacak diye korkuyordum. Bütün gece pencerelerden birbirimize seslenerek geçti. Birimiz ağlıyor, birimiz teselli etmeye çalışıyordu. İlk gecemiz böyle geçti."

Türkçe
0
0
2
43
Gülbin Çakmak retweetledi
Gülbin Çakmak
Gülbin Çakmak@glbn_ckmk·
on üç seçim kaybetmiş olan adam "inşallah iktidara geldiğimizde " demiş hem de yüzünde bir gülümsemeyle. böyle durumlarda kullanılan bazı cümleler var ama salon kadını çizgimden ödün vermek istemiyorum ;)
Türkçe
0
0
3
38
Şamil Tayyar
Şamil Tayyar@samiltayyar27·
Kılıçdaroğlu açık konuştu: “Mutlak butlan davasını başımıza bela edenlerden hesap sormazsam namerdim.” Sonra sözünü biraz daha açıp ‘pavyon köşelerinde para alanlara güle güle’ dedi. İhracın adresini gösterdi. Sabrının da sonu olduğunu belirtip o nokta aşıldığında kesip atacağını açıkladı.
Türkçe
1.1K
200
1.3K
123.2K
Gülbin Çakmak
Gülbin Çakmak@glbn_ckmk·
çıplak arama, güvenlik tedbiri değil işkencedir. insan hakları ihlalidir. insan onuru sorunudur. #ibbdavası
Fatoş Erdoğan@puleragema

#İBBDavası'nda 47.gün Elleri kelepçeli olarak 500 km götürülen Atayman'a "çıplak arama" yapılmış. #İpekElifAtayman’ın avukatlarından Faik Eren Kaptan, cezaevinde bir "avukat" tarafından ziyaret edilen müvekkiline avukatın "yeni beyan verirse tahliye edileceğinini" söylediğini açıkladı. "Cezaevi kayıtları incelenirse bu kişinin kim olduğu görülecektir" dedi. Elif Atayman Silivri’de önce hücreye konuyor sonra koğuşa yerleştiriliyor. 4-5 gün koğuşta kalıyor, belki bir yeni yatak veriliyor, orada vaktini geçireceğini düşünürken 'Hazırlan gidiyorsun' diyorlar. Nereye gittiği söylenmiyor ve müvekkili kapalı bir kafese koyuyorlar, 500 km uzaktaki Afyon'a gönderiyorlar. Şimdi bu kapalı kafes dediğimiz şey tabii... Şey değil, mübalağa gerçekten değil. Yani cezaevi nakil aracında ben bulunmadım ama dışarıdan görüyorsunuzdur; avuç kadar pencereleri var, metal bir kafes. İçerisinde insanlar elleri kelepçeli oturtuluyor. Bu belki 10 km, 20 km yere nakledilmek üzere, duruşmaya getirilmek üzere katlanılabilir bir mesafedir belki ama işte geçtiğimiz günlerde Sayın Ekrem İmamoğlu'nun da başına bir benzeri geliyor. Yani 50 km, 60 km duruşmaya götürülüyor, araç bozuldu diye geri getiriliyor, bir o kadar daha... Nasıl bir bozulmaysa 100 km'ye yakın belki bir yol gitmiş oluyor bu süreçte. Bu bile ne kadar garipken müvekkil 500 km gidiyor. 500 km boyunca bir insanın bileklerini neden bağlarsınız? Ve yani bu araç konforlu bir araç tabii ki değil, dışarıyı bile göremiyorsunuz. Mesela yabancı filmlerde görüyorsunuzdur, cezaevi nakil araçları otobüsler aslında. Büyük pencereleri olan, evet güvenliği alınmış, pencereleri güçlendirilmiş, parmaklıklarla donatılmış araçlar. Orada insanlar hiç değilse dışarıyı bile görerek gidebiliyor. Ama bir insanın 500 km dışarıyı göremeden bir kapalı kafeste elleri kelepçeli bir şekilde gittiğini bir düşünürsek gerçekten çok acı bir şey. Yani ben bunu tahayyül bile edemiyorum gerçekten. Ve müvekkil işte buna maruz kaldı. Orada tabii birçok mahkûmun Türkiye'de olduğu gibi yerde yattı, yerde... 🔴 Ve tabii cezaevine her girişte biliyorsunuz insanların çıplak aramayla arıyorlar. 🔴 Evet bu usulen gerekli olabilir ama müvekkil buna bir kere maruz kalmıyor ki. Buraya geldiğinde de aranıyor, Afyon'a götürüldüğünde de aranıyor, buraya getirildiğinde aranıyor. ⚫️ Müvekkilin buraya getirilmesine konu yazıda 'Duruşma bitiminde derhal geldiği ceza infaz kurumuna iade edilmesini' diyor kararı veren hakimlik. Şimdi bu ne demektir? Müvekkil burada tahliye olmazsa; 18 Haziran'daki duruşmada tahliye olmadığında müvekkil tekrar buradan alınacak, tekrar 500 km gidilecek, 500 km elleri kelepçeli Afyon'a gönderilecek, tekrar oraya girdiğinde bir çıplak aramaya maruz kalacak. Ve bu sefer yaz vakti gidecek. Yani o araçlar klimalı araçlar falan değil. O araçlar metalin bütün ısısını yayan metal bir kafesin içerisinde, kapalı kalınmış bir araç. 500 km dışarıyı bile görmeden... Yani bu çok, en hafif deyimle herhalde modern bir işkence olur. İnsanın bu kadar üst üste bir zulme maruz kalmasına sebep olacak bir neticeye gitmemelidir."

Türkçe
0
1
4
48
Gülbin Çakmak
Gülbin Çakmak@glbn_ckmk·
@hilmihacaloglu söylemleriyle yaptıkları ters orantılı olan adam ve avanelerinin sebep olacağı rezil bir güne uyandık
Türkçe
0
0
1
19
Gülbin Çakmak
Gülbin Çakmak@glbn_ckmk·
"kadınları yoksulluğa, şiddete ve eve kapatmaya mahkûm edecek hiçbir düzenlemeyi kabul etmiyoruz" #YasalaraDokunmaUygula
Nihaplus@Niha_plus

Foggo: "Nafaka anne ve çocuk için hayati bir destek" 📌 Anayasa Mahkemesi’nin boşanan eşin yoksulluk nafakasını “süresiz olarak” talep edebilmesini sağlayan düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı görerek iptal etmesine tepki gösteren @yoksulluk_ag’nın kurucusu @hacerfoggo, derin yoksulluk yaşayan yalnız annelerin hali hazırda düzensiz ve sigortasız işlerde çalıştığını hatırlattı. @dogatekneci0’nin haberi ✍️ nihaplus.com/foggo-nafaka-a…

Türkçe
3
0
3
88
Ahmed El-Madhoun
Ahmed El-Madhoun@madhoun95·
Today, we lost our cousin, Dina. She was martyred while returning from the educational center she led in western Gaza after a strike hit near her vehicle. She had spent her day teaching children, dedicated to bringing them knowledge and hope amid unimaginable circumstances. She left home to educate young minds and returned to her father as a martyr. When will this end?
Ahmed El-Madhoun tweet mediaAhmed El-Madhoun tweet mediaAhmed El-Madhoun tweet mediaAhmed El-Madhoun tweet media
English
62
1.1K
1.8K
29.4K
Gülbin Çakmak
Gülbin Çakmak@glbn_ckmk·
aynı amaç etrafında kenetlendiğini söylediği insanları, genel merkez kapısını kırdırıp, polis müdahalesiyle çıkartan, seçilmişin koltuğuna çöreklenen kendisi değilmiş gibi demokrasi ve adalette demiş #kurultay
Türkçe
0
0
2
47
Gülbin Çakmak retweetledi
Ensar çakır bulunsun
Ensar çakır bulunsun@fvckearthh·
@glbn_ckmk Rica etsem paylaşırmısınız 5 aydır Ensar Çakır'dan haber alamıyoruz. Yunanistan'da olma ihtimali üzerinde duruyoruz. Lütfen paylaşarak sesimizi duyurmamıza yardımcı olun. Gören veya bilgisi olanların acilen iletişime geçmesini rica ediyoruz #ensarçakır #ensarcakir
Ensar çakır bulunsun tweet media
Türkçe
0
1
1
43
Gülbin Çakmak
Gülbin Çakmak@glbn_ckmk·
"babacığım, sen şimdi oradan çıkmak için başkalarına iftira atma. onların da çocukları vardır, üzülmesinler.” 11 yaşındaki nilsu'nun vicdanına sahip olamayan @BocekMuhittin ve diğerleri utanır mı ki? #ibbdavası
Fatoş Erdoğan@puleragema

#İBBDavası'nda 46.gün İnan Güney benim arkadaşım. Savcı ısrarla "hiç mi yok" dedi. İş İnsanı #SerkanÖztürk "Canım kızım Nilsu burada şimdi. İsmini duyunca “Baba neden söyledin?” diyecek ama bunu paylaşmak zorundayım. Bir telefon görüşmesinde, o zaman 11 yaşındaydı, şimdi 12’sine bastı. 23 Nisan kızıdır kızım. Doğum gününü kutlayamadık. Tekrar kutluyorum burada. 🔴 Bir telefon konuşmamızda bana aynen şöyle bir şey söyledi: “Babacığım, sen şimdi oradan çıkmak için başkalarına iftira atma. Onların da çocukları vardır, üzülmesinler.” 11 yaşındaki yüreğiyle bunu söyledi. Ben çok gururlandım, çok onurlandım, çok duygulandım. Ne güzel çocuklar yetiştirebilmişiz diyorum. Bu yaşta bunları düşündürmüş olmak kötü bir şey tabii ama günün sonunda beni çok etkileyen bir durumdu. Sizlerle paylaşmak istedim. 🔴 Başkanım, eylemlere geçmeden önce bu dava sebebiyle hemen hemen tüm Türkiye’nin merak konusu olan İnan Güney ile Serkan Öztürk dostluğu üzerine de biraz konuşmak isterim. #İnanGüney, köklerden akraba olduğumuz, aynı coğrafyanın insanları olduğumuz birisidir. Dedelerimiz tanışır. Cenazelerde, düğünlerde beraber olduğumuz bir çevreden geliriz. 1995 yılında, tam tarihini kendisi daha iyi hatırlar; üniversiteyi kazanmasıyla Bursa’da yollarımız kesişti. Ben de Bursa’da doğup büyüdüm, Uludağ Üniversitesi mezunuyum. O da oradaydı. O dönemden bu yana arkadaşlığımızın geliştiği, dostum, kardeşim diyebileceğim, aynı partide siyaset yaptığımız, tanıdığım birisidir. İnan Güney’in başında bulunduğu hiçbir şirkette hiçbir zaman bana iş verilmedi. Bana pozitif ayrımcılık yapmış gibi gösterilen şeyler de doğru değildir. ⚫️ Az önce bahsettiğim savcılıktaki ifadelerimde bunlar farklı kullanılmış başkanım. 🔴 Bana “İnan Güney hiç mi destek olmadı?” diye soruluyor. Hiç mi olmadı? Oldu efendim. ⚫️ Nasıl oldu? Ben 3K firmasının kuruluşunda, firmanın anlatılması ve teklif alınacak zamanlarda teklif havuzuna eklenmesi için iki üç defa görüşme yaptım. Bu görüşmelerimde de Cem Istıranca yanımızdaydı. Özellikle Cem’in benim matbaa kökenli olduğumu bilmesi ayrı bir şey. Ben piyasada Cem Bey’e göre daha yeniyim. Cem’in geçmişini, daha önce Beşiktaş Belediyesi’nde çalıştığını, önceki şirketlerden iş aldıklarını, hangi reklam alanlarını kullandıklarını biliyordum. Ben de bir dönem Cem’le aynı firmada bulunmuştum. Cem Istıranca’nın bulunduğu firmada, İsmail Ünal döneminde Beşiktaş Belediyesi’nin dergisinin basım işiyle ilgilendiğim için bu konulara hâkimdim. Bunları anlatarak, güven sağlayarak o havuza girmek için görüşmeler yaptım başkanım. 🔴 Yani İnan Güney’den aldığım destek buysa, “Hiç mi destek olmadı?” sorusunun cevabı budur efendim. ⚫️ Bir de Sayın Savcılara defaatle söylediğim bir şey var. Allah korumuş bizi başkanım. Onu da söyleyeyim. 🔺️İnan Güney benim arkadaşım. Dostlar, arkadaşlar kendi aralarında para trafiğine girebilirler, birbirlerinden borç isteyebilirler. Allah korumuş ki istememişiz. Nasıl açıklayacaklar bilmiyorum ama borç isteyebilirdik. Bilmiyorum nasıl bir borç olurdu. ⚫️ Bu yüzden Sayın Savcılara şunu söyledim: Kendi ailemden, yakınlarımdan, kardeşimden, yeğenimden, İnan’ın ailesinden, kim olursa olsun; MASAK vasıtasıyla araştırın. Yapın incelemeyi. Bir tek kuruş bulun. Yani biz böyle kasa işlerine de girmişiz deniyor. Kasası... Ya ben kasa olmuşum. 🔴 Savcılar bana hakkınızda 15 sayfalık MASAK rapor var dedi.. "ben de benim hesabım yok nasıl olur" dedim. Sonra o MASAK raporu bir daha ortaya çıkmadı. Ben Ekrem İmamoğlu ile burada tanıştım. Partili olarak biliyorum tabi ki ama aramızda hiç görüşme olmadı.

Türkçe
0
1
3
141
Gülbin Çakmak
Gülbin Çakmak@glbn_ckmk·
28 mayıs akşamı, MESEM kapsamında çalıştığı kuaförden evine dönmeyen 16 yaşındaki #YaseminBolatNerede? yetkililer neden sessiz?
Gülbin Çakmak tweet media
Türkçe
2
150
351
3.5K