Doç. Dr. Buğra Gökce

21.6K posts

Doç. Dr. Buğra Gökce banner
Doç. Dr. Buğra Gökce

Doç. Dr. Buğra Gökce

@gokcebugra

İstanbul Planlama Ajansı Başkanı @ipaistanbul, Şehir Plancısı (Phd), https://t.co/masxz1wDVK

İstanbul, İzmir Katılım Şubat 2012
1.8K Takip Edilen124.4K Takipçiler
Doç. Dr. Buğra Gökce
“Duruşma Günlükleri 10” Nezarethanede doğum günü 25 Mart. Doğum günüme uyandım elli ikinci kez. Cezaevinde ise ikinci kez! Ömrümün en kıymetli bir yılını buraya gömmüşken, ikinci yılın doğum gününe de buradan başlamak… İlk yıldan farklı yanları olsa da acının dili aynı: Can yakıcı, yürek sızlatıcı. Sabah kalktım, toparlandım, giyindim. Çıkmadan önce telefon görüşmesi yaptırdılar. Filiz’imi aradım. 5-10 dakika gecikmeli de olsa “İyi ki doğdun aşkım” diye açtı telefonu. O an, bir insanın içinde kaç duygu birden yaşayabileceğini yeniden öğrendim. Hüzünle sevinç, umutla karamsarlık, özlemle teselli… Hepsi aynı cümlede, aynı nefeste buluştu. Zaman ise acımasız, 10 dakika dediğin, bir kalp atımı kadar kısa. Biter bitmez cezaevine çıktık. Otobüsten itibaren başlayan o küçük, içten kutlamalar… Bilen, fark eden, kitaptan okuyup öğrenenlerin samimi sözleri… Dışarıdan kantin alışverişi çıkarabilen arkadaşların getirdiği kurabiyeler, kuru pastalar… Bir masanın etrafında toplanan iyi niyet… Sonra duruşma salonu… “İyi ki doğdun” sözleriyle, şarkılarla karşılandım. Günün adı konmamış misafiri gibi. Eşimle uzaktan öpüştük. Aramızda mesafe vardı ama duyguların mesafesi yok ki. Kevser, Yusuf… Seslendiler. Sonra ellerinde hazırladıkları kalplerle doğum günü kutlamasını gösterdiler. Filiz’im sandalyenin üzerine çıkıp o kalpleri kaldırdı. O an, kalabalığın içinde bir tek o görüntü kaldı bende…. Başkan geldiğinde sarılıp öptü. “Herkes adına öpüyorum, kutluyorum. Evliliğinle, yuvanla kavuşacağın bir yıl diliyorum” dedi. Sonra durdu, ekledi: “Ona ermiş muamelesi yapıyorum, ermiş" mutlu etti var olsun! Öğle arası geri döndüğümüzde nezarethaneye, bu kez bambaşka bir sahne vardı. Yavuz Saltık başta olmak üzere Gürkan Alpay, Gökhan Akgün, Ramazan Gülten, Mehmet Murat Çalık… Hep bir ağızdan “İyi ki doğdun Buğra” diye şarkı söylemeye başladılar. Sesleri duvarlara çarptı, geri geldi, sanki dar alan genişledi o an. Yavuz’un çokoprensleri üst üste dizip, çakmağı yanına yakarak yaptığı o pasta… “Üfle” dediğinde, bir çakmağın alevine dilek tutuldu. Pastam da böyle oldu yani nezarette! Nezarette geçen bir doğum günü… Ama unutulacak gibi değil. Hatta belki de en çok hatırlanacak olanlardan biri. Bakışlar, uzaktan yapılan kalpler, gönderilen öpücükler… Günün yıldızı ise Mehmet Murat Çalık’tı. Savunmasıyla yalnız kendini değil, bir düşünceyi ayağa kaldırdı: “Belediyecilik faaliyeti suç değildir. Kamusal hizmeti, kamuya kazandırmak suç değildir” derken, sadece bir cümle kurmadı bir anlamı yeniden yerine koydu. İddianame bugün bir kez daha çöktü. Doğum günümde, bütün bu imkânsızlıkların içinde bile beni mutlu edebilen eşim, dostlarım başta olmak üzere herkese minnettarım. Varlığınız yokluğun içinde süzülen ışık… İyi ki varsınız.
Doç. Dr. Buğra Gökce tweet media
Türkçe
14
97
847
10.3K
Doç. Dr. Buğra Gökce
Bugün benim doğum günüm. 22 metrekare gökyüzüne bakarak geçirdiğim ikinci doğum günü. Sevgili eşim, yol arkadaşlarım, değerli avukatım bugün Silivri'de bana özel bir sürpriz yaptılar. Elbette hasretle sarılmak, birlikte kutlamak isterdim. Burada büyük bir haksızlığa karşı sadece bizim değil bu güzel ülkede yaşayan herkesin özgürlüğü ve adalet için mücadele ediyoruz. İstiyoruz ki kimse bizim yaşadıklarımızı yaşamasın, kimse haksız yere tutuklanmasın, özgürlüğünü kaybetmesin, sevdiklerinden, ailesinden uzak bir hücreye konulmasın. İstiyoruz ki yargı siyasetin aracı olmasın, 86 milyon vatandaşımızın hak ve özgürlüklerini herkese karşı korusun. İstiyoruz ki bu güzel ülkede kimse korku içinde yaşamasın. Düşüncelerini özgürce söylesin, özgürce yaşasın, özgürce çalışsın. Biliyoruz ki büyük milletimiz de aynı hasreti ve özlemi çekiyor. Bu haksızlıklar son bulacak, kavuşacağız, özgürlük ve adalet hakim olacak. Söz olsun, ülkemizin en güzel günlerini de birlikte yaşayacağız!
Doç. Dr. Buğra Gökce tweet mediaDoç. Dr. Buğra Gökce tweet media
Türkçe
241
749
6.1K
87.7K
Doç. Dr. Buğra Gökce
Geçip giden ekinoks gününün, geceyle gündüzün eşitlendiği o ince çizginin ardından “yeni gün”ün anlamını taşıyan Nevruz’un izleri hâlâ içimizdeyken merhaba… Buz gibi bir Silivri sabahından, geceyi boyayan ve şimdi avluyu sesiyle, suyun sürekliliğiyle yıkayan yağmurun içinden tüm dostlara günaydın. Ramazan Bayramı’nın sıcaklığı hâlâ yüreğimizdeyken; bu bayramın ardından da tüm sevdiklerime, tüm sevenlerime yürek dolusu merhaba, kucak dolusu sevgilerle bir kez daha günaydın demek istiyorum. Cezaevi beton kafesinin, küf kokulu duvarları arasında; demir kapıların ağır sürgülerinin yürek burkan sesleri içinden sizlere tertemiz bir sevgiyle sesleniyorum. Umutla, heyecanla ve hüznü kıran, göğü yaran bir yaşama sevinciyle… Özdemir Asaf’ın bahsettiği, “Hiç kimsenin kafesine Koyamayacağı bir kuş... Kaçmasını öylesine Uçmasını böylesine Unutmuş… Bir insan sesine Gelip konmuş…” Diye sesime gelip konan saka kuşlarının sessizliği içinden umudu çağırıyorum. 1 yıl sonra tekrar avluma sesleri ile soluk olan bu doğanın canlanışını da hatırlatan kuş cıvıltıları ile beşinci mevsimin içinden sevdiklerime, geleceğe dair heyecanla sesleniyorum. Sabahın ilk ışıklarıyla hiç susmayan kuşların cıvıltısı nasıl karanlığı dağıtıyorsa, umutsuzluğu da öyle dağıtıyor. Tıpkı bu eşsiz ülkenin üzerine giydirilmeye çalışılan “deli gömleğini” bir gün yırtıp atacağı gibi… Eğer hâlâ hayata bağlandığımız o incecik teller üzerinden umutla doluysa nefesim, sesim özgürlüğe ulaşabiliyorsa, duruşum zamanın çaresizliğini aşabiliyorsa; bu da o kuşların kanadıyla sizlere ulaşsın istiyorum. Yüzünüzü asmayın. Hiç yılmayacağız. Asla teslim olmayacağız. Burada, sizlerin inancı, umudu ve heyecanıyla atan koca bir yürek var. Ve gün gelecek; o demir kapılar açıldığında, sadece biz çıkmayacağız içinden. Aynı zamanda bu ülkenin üzerine örtülmek istenen korku da parçalanıp düşecek. O güne kadar değil, o gün gelene kadar değil , biz zaten o günü büyütenleriz. “Yol bir dakka miktarınca… Gidiyorum gündüz gece…"
Doç. Dr. Buğra Gökce tweet media
Türkçe
7
122
900
10.9K
Doç. Dr. Buğra Gökce
Bayramların en güzel yanı bütün ailenin kavuşması, sevdiklerimizle birlikte olmak, büyüklerin sohbetinden yararlanmak, küçüklerin neşesine şahit olmak. O sıcacık buluşmalar insanın içini huzurla, mutlulukla doldurur. Adeta insan yenilenir, yeni deyimle şarj olur. Burada ne yazık ki ailemizden, sevdiklerimizden uzak, bu duyguları yaşamaya da hasretiz. Bu hasreti biraz olsun dindiren, adeta bize güç veren hediyeler de var. Çok güzel mektuplar, dilekler, mesajlar, dualar alıyoruz. Ancak itiraf etmem gerekir, beni en çok çocuklardan gelen mektuplar, resimler, mutlu ediyor, yüzümü güldürüyor. Sevgili yol arkadaşım Yusuf'un aslan oğlu İsmail Selim harika bir mektup yazmış. O da benim gibi Beşiktaşlı. "Biz Beşiktaşlıyız sevdiğimizi bırakmayız, bekleriz" diyor. İnşallah çok beklemeyeceğiz. Adalet, vicdan, hukuk galip gelecek. Biz de Selim'le elele İnönü'ye gidecek, Beşiktaşımızı izleyecek, yanyana o neşeyi, sevgiyi yaşayacağız.
Doç. Dr. Buğra Gökce tweet media
Türkçe
6
110
1.1K
7.2K
Doç. Dr. Buğra Gökce
"Bütün iyi kitapların sonunda Bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda Meltemi senden esen Soluğu sende olan Yeni bir başlangıç vardır. Parmağını sürsen elmaya, rengini anlarsın Gözünle görsen elmayı, sesini duyarsın Onu işitsen, yuvarlağı sende kalır Her başlangıçta yeni bir anlam vardır. Nedensiz bir çocuk ağlaması bile Çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır." — Edip Cansever Parmağım elmanın üstünde gezerken aklıma geldi bu şiir. Henüz parmağımla rengini anlayacak hissi derinliğe sahip değilim. Gözümle baktığım kırmızı elmanın sesini, soluğunu duymaya çalıştım bu bayram arifesinde. Onu işitip yalnızlığımı paylaşmaya çalıştım. Bayram geldiğinde yaşanan heyecan ve aileyle bayramlaşma çoşkusu 3 bayramdır hüzün ve ağırlaşan bir yalnızlık yüküyle yüreğime doluyor çünkü. Bu cezaevinde olmanın ağır, soğuk yükünü en fazla bayram günlerinde hissediyor insan. Geçen yıl ilk cezaevine girdiğimizin hemen ardından Ramazan Bayramı yaşamış ve o şok halinde acıyla dağılan her hücremde direnebilme gücüyle özel bir çaba sarf etmiştim. Hemen ardından Kurban Bayramı sırasında bir sonraki bayramı ailelerimizle geçireceğimize hepimiz inanıyorduk. Oysa üçüncü bayramı da en ağır yalnızlığı ile bu beton kafesin küf kokulu duvarları, demirden nefret ettiren kapıları, hücrenin soğukluğunda en yakın biçimde yürek yangınımızla kucaklıyoruz. Hemen bayram ertesi ikinci kez doğum günümü de burada yaşayacak olmama takılmamaya uğraşırken, elmanın meltemi benden esen, soluğu benden olan bir başlangıcı, içime ferahlık veren güzelliği olarak anlamlandırmaya çalışıyorum Edip Cansever'in dizelerinde. Ve biliyorum bütün iyi kitapların sonunda, bütün gecelerin sonunda yeni bir başlangıç var. Bu "Araf'ın alacakaranlığı", Ramazan kardeşimin güzeller güzeli kızı Maya'nın nedensiz sandığımız gözyaşlarında, bize sonradan gülüşlerinin başlangıcını anımsatıyor. Bu eşsiz milletin de elbet yüzü gülecek. Bizlerin de, ailelerimizin de sevdiklerimizin de elbet doyasıya yüzü gülecek, gözlerinin içi bayram edecek. Hepsinin ve hepimizin bayramını gözyaşlarınızdan öperek kutluyorum. Herkesin bayramını sımsıkı sarılarak kutluyorum. Bizi merak eden, sahiplenen, yanımızda olan, güzel ülkemiz için adalet ve özgürlük isteyen tüm milletimizin bayramı kutlu olsun. İyi ki varsınız.
Doç. Dr. Buğra Gökce tweet media
Türkçe
37
220
1.7K
20.7K
Doç. Dr. Buğra Gökce
Doç. Dr. Buğra Gökce@gokcebugra·
22 Metrekare Gökyüzü kitabımız sizlerin ilgisiyle 4'üncü baskısını da yaptı. Kitapta değerli gazeteci ve yazarların da tanıklıkları var. O güzel yazılardan biri değerli @KucukkayaIsmail 'ya ait. Şöyle diyor İsmail Küçükkaya: "Buğra Gökce neden tutuklu? Bana bu soruldu, çok soruluyor. Yanıtım tek kelimelik: Bilmiyorum. Şöyle düşünüyorum… Tanıdığım Buğra Gökce’yi anımsıyorum. Onunla yaptığımız yayınları, konuşmaları hatırlıyorum. Kendisiyle ilgili üçüncü kişilerle benim aramda geçen diyalogları da göz önüne getiriyorum. Yanıtım aynı; Bilmiyorum. Buğra Gökce neden tutuklanır anlamıyorum. Türkiye’yi düşünen birisi olduğunu biliyorum. Memleketin sorunlarını dert edinen ve çözüm önerilerini araştıran birisi olduğuna eminim buna şahidim. Entelektüel birisi. İyi bir insan. Geçen yıl kendisini iki kez arayıp ricada bulunmuştum. Adıyaman’da yaşayan yaşlı bir izleyenim köyü için kitap istemişti. Diğeri, üniversiteyi kazanıp İstanbul’a gelen bir başka genç izleyenim belediye yurdunda kalmak için başvurmuştu, ben de bu iki izleyenimin taleplerini İPA Başkanı Gökce’ye aktarmıştım. İki izleyenim de bana, bir süre sonra sevinç içinde taleplerinin yerine getirildiğini duyurmuştu. Bunları unutamam. Onun suç işleyeceğine ihtimal vermem. Onun için iddianameyi çok merak ediyorum. İddianameyi, isnat edilen suçu ve kanıtları. Mahkûmiyet kararı kesinleşene kadar herkes masumdur. Bu evrensel hukuk kuralı hepimiz için olduğu gibi Gökçe için de geçerli. Tutuklanmasında politik motiflerin etkili olduğu kanaatindeyim. İmamoğlu’nun tüm kurmay ekibinin tutuklanmasını başka türlü açıklayamıyorum. Son yerel seçimde Gökce’nin adı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak geçiyordu. Ben de o dönem CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e sormuştum. Buğra Gökce’yi tanımanız için o gün Özgür Özel’in yaptığı değerlendirmeyi aktarayım: “Başta kent kültürü, göç politikaları ve sosyoloji konusunda o kadar bilgili ki; ve üstelik Ankara, İstanbul, İzmir’i o kadar iyi tanıyor ki.. Üçüne de aday olabilir. Olursa kazanır ve çok da iyi yönetir.” Özgür Özel’in bu değerlendirmesi çok şey anlatıyor. Sözlerimin sonunda Buğra Gökce’nin özgürlüğüne kavuşmasını ve cezaevindeyken evlendiği hayat arkadaşıyla özgürce mutlu bir ömür sürmesini tüm kalbimle diliyorum. İsmail Küçükkaya Gazeteci.
Doç. Dr. Buğra Gökce tweet media
Türkçe
2
74
425
5.8K
Doç. Dr. Buğra Gökce
Doç. Dr. Buğra Gökce@gokcebugra·
Değerli hocamız İlber Ortaylı'nın Fatih Haziresi'ne defnedilmesi bir ömürle hak edilmiş bir makamdır. Ürettiği eserler ve akademik çalışmalarıyla sadece bizim değil Chicago Üniversitesi, Paris’te Ecole des Hautes Etudes, Berlin Freie Universität, Princeton, Viyana, Moskova, Roma, Münih, Strasbourg, Yanya, Sofya, Kiel, Cambridge, Oxford ve Tunus’taki üniversitelerde yaptığı çalışmalar ile dünyada tarih bilimine katkıları saygıyla anılır. Bir yanıyla Fatih Sultan Mehmet'in huzurunda, diğer yanıyla Ahmed Cevdet Paşa, Gazi Osman Paşa gibi abidevi devlet insanlarımız, Ali Emiri Efendi, İsmail Hakkı, Halil İnalcık, Kemal Karpat gibi alim ve bilim insanlarımızla komşu olacak olması da şüphesiz hak edilmiştir. Çok sevdiği İstanbulumuzun tarihi ve kültürel merkezinde sonsuza kadar bizleri izleyen bir örnek olacak. Kendisi ile Çekmeköy'de bir araya gelmiş, kültürü ve güzel anlatımından istifade etmiş, kent yoksulluğunu değerlendirmiştik. Bizim için önerileri hayata geçirilmeyi bekleyen bir vasiyettir. Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş. Nice hoş sadalarına şahit olduk. Mekanı cennet, ruhu şad olsun.
Doç. Dr. Buğra Gökce tweet mediaDoç. Dr. Buğra Gökce tweet media
Türkçe
1
40
497
8.2K
Doç. Dr. Buğra Gökce
Doç. Dr. Buğra Gökce@gokcebugra·
Akademisyen, yazar, tarihçi olmanın ötesinde önemli bir aydın, bilim insanı ve düşünürü kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Ortaya koyduğu eserler hem Osmanlı İmparatorluğu hem de Cumhuriyet tarihimiz açısından ufuk açıcıdır. Engin bilgisi tarih disiplinini aşarak hukuk, felsefe, antropoloji gibi alanlara uzanır. Bütün dünyada saygı duyulan görüşleri, kendi tarihimiz hakkında bildiklerimizi de derinleştirmiş, geliştirmiş ve tarih anlatamımızı etkilemiştir. Hakikate duyduğu saygı, vatanseverliği, Atatürk sevgisi, bilimsel yönteme titizlikle riayet etmesi, bilimsel ve analitik düşünceyi her zaman öne koyması ile yeri doldurulması zor örnek bir insandı. Umuyorum kendisini örnek alan tarihçiler aynı hakikate saygı, vatanseverlik duygusu ve bilimsel yönteme riayet ederek "gerçek ötesi" çağında, yalanlarla yazılmak istenen yeni tarihe karşı gerçek tarihi halkımıza anlatmaya devam edecekler. Allah rahmet eylesin, ruhu şad, mekanı cennet olsun.
Doç. Dr. Buğra Gökce tweet media
Türkçe
7
43
559
4.5K
Doç. Dr. Buğra Gökce
Doç. Dr. Buğra Gökce@gokcebugra·
Değerli avukatım @atuncelyazgan 'ın sıralı açıklamalarına aşağıdan da ulaşabilirsiniz 👇 x.com/atuncelyazgan/…
Aynur Tuncel Yazgan@atuncelyazgan

@gazetepencere Meğersem değil, gerçeği dile getirdim; yalancı değilim. Müvekkilim hakkında düzenlenmiş bir MASAK Raporu yok dosyada. Tüm avukatlara verilen CD, tüm dosyayı içermiyor. MASAK Raporu ile ilgili dosya içinde bize dair bir inceleme yok. Varsa, lütfen versinler okuyup değerlendirelim.

Türkçe
1
71
281
11.3K
Doç. Dr. Buğra Gökce
Doç. Dr. Buğra Gökce@gokcebugra·
Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili @avabdullahguler herhalde yanlış bilgilendirilmiş. Hakkımda verilen tutuklama ve tutuklamamın devamı kararlarında MASAK raporu dayanak olarak gösterildi. Değerli avukatım @atuncelyazgan bir çok defa hakkımda MASAK raporu varsa tarafımıza verilmesini talep etti. Bu rapor verilmedi. Tutuklu yargılama kararına Temmuz ayında itiraz edildi. İtirazımız hakkında bir işlem yapılmadı. Bir karar alındıysa da bize tebliğ edilmedi. Tüm avukatlara verilen CD tüm dosyayı içermiyor. CD'deki MASAK raporları içinde bize dair bir rapor da yok. Yani varolduğu iddiasıyla hakkımda tutuklu yargılama kararı verilen MASAK raporu ya YOK, ya da var ve bize hukuka aykırı şekilde verilmiyor. Sayın Grup başkanvekili herhalde avukat kimliği ile bu durumun yarattığı hukuka aykırılıktan rahatsızlık duyacaktır.
Gazete Pencere@gazetepencere

Abdullah Güler, itirafçı sanık arayan avukat sorusuna yanıt vermedi

Türkçe
22
511
1.8K
134K
Doç. Dr. Buğra Gökce retweetledi
NOW HABER
NOW HABER@nowhaber·
İBB davasında 3. gün! Ailelerine el sallamak isteyen sanıklar jandarma engeliyle karşı karşıya kaldı. #laflarabak
Türkçe
5
26
177
16.2K
Doç. Dr. Buğra Gökce
Doç. Dr. Buğra Gökce@gokcebugra·
Gerçekten çok üzgünüm. Değerli Avukatım Aynur Tuncel Yazgan MASAK raporlarının bize verilmediğini ifade etti. TRT aşağıdaki paylaşımı yaparak avukatımın verdiği bilginin gerçeği yansıtmadığını söyleyip, "Raporlar daha önce CD içerisinde verildi" dedi. Halbuki TRT'nin bu paylaşımı gerçeğe aykırı. TRT’nin sözünü ettiği CD’nin içinde, İlbak Holding, Eyüp Subaşı, Murat Kapki gibi isimlerle ilgili raporlar yer alıyor. Yani, alt yüklenici firmalar ve ilgilileri hakkında hazırlanan raporlar. Bu raporlarda İBB yöneticisi olarak benim adım veya kaydım bulunmuyor. Raporlarda, malvarlığıma ilişkin bir inceleme de yer almıyor. Zaten kamu görevlisi olduğum için düzenli olarak mal beyanı sunuyorum. TRT 62 yıllık çok önemli bir kurum. Kamu yayıncısı olarak 86 milyon vatandaşımız tarafından finanse ediliyor. Herkese eşit mesafede olması, masumiyet karinesini ve lekelenmeme hakkını koruması gerekir. Nereden temin edildiği bilinmeyen tek taraflı beyanları yayınlamak yerine avukatıma ulaşıp doğru bilgiyi alabilir ve halkımızı doğru bilgilendirebilirlerdi. TRT yöneticilerinin kurumun kültürüne, tarihine ve yayıncılık ilkelerine uygun hareket etmesini bekliyoruz.
TRT HABER@trthaber

✅İmamoğlu'nun talepleri usule aykırı olduğu için reddedildi. ✅MASAK raporları avukata daha önce verildi. ✅Duruşmaya katılım için bekleyip içeri alınmayan kimse yok. İmamoğlu Suç Örgütü davasıyla ilgili ortaya atılan iddialar ve gerçekler👇🏻

Türkçe
123
1.3K
4.7K
202.7K
Doç. Dr. Buğra Gökce retweetledi
DW Türkçe
DW Türkçe@dw_turkce·
Buğra Gökçe'nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan: Müvekkilim Masak raporu gerekçesiyle tutuklu ama biz bu Masak raporunu göremedik. Masak raporu bir bilirkişi incelemesiyse savcılığın bize vermesi gerekiyordu. Siz cmk 191/1 e göre iddianamenin kabul kararını okumalıydınız ama okumadınız ve Uyap’ta iddianamenin kabul kararı yok Duruşma hukuken başlamamıştır p.dw.com/p/5A3i6
Türkçe
3
89
367
61.1K
Doç. Dr. Buğra Gökce retweetledi
Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi
Bu mübarek günde yüreğime dağlar oturdu. Meğer yollarımız, Yuvamız İstanbul’da; güzel bir gelecek hayalinde kesişmiş Hifa İkra kızım. Kreşimizin bahçesinde, oyunların ve umutların arasında dolaşmışsın. Bu topraklarda doğan her çocuk, güven içinde büyüme hakkıyla doğar. Her can bize emanettir; her hayatın vebali büyüktür. Bu umut dolu resme bakarken bu ağırlığı bir kez daha hissettim. Ama yılgınlık yok. Bu ülkenin hiçbir çocuğu sahipsiz kalmasın diye mücadeleye devam. Hifa İkra’nın hatrına her şey çok güzel olacak!
Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi tweet media
Türkçe
146
1.8K
11.5K
167.4K
Doç. Dr. Buğra Gökce
Doç. Dr. Buğra Gökce@gokcebugra·
8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde 1 yılı aşkın süredir çok ağır koşullarda tutulan, ailesinden, çocuklarından uzakta çeşitli cezaevlerinde adalet bekleyen kadın Belediye Başkanlarımız, bürokratlarımız ve yol arkadaşlarımızın bir an önce özgürlüğe kavuşmasını diliyorum. Bizler cezaevindeyken, maddi ve manevi çok ağır yükleri sırtlayan, her gün hem hüznü yaşayan, hem umudu büyüten annelerimize, eşlerimize, güzel çocuklarımıza kalpten sevgilerimi gönderiyorum. Gerçekten hakları ödenmez. Kadınlarımıza hak ve özgürlüklerinin korunduğu, ekonomik ve sosyal hayatta eşit yer aldıkları, İstanbul Sözleşmesi'nin yürürlüğe girdiği güzel bir Türkiye diliyorum.
Aile Dayanışma Ağı@ailedayanismagi

Sesimiz, sessiz bırakılanların yankısıdır. 8 Mart bizim için yalnızca bir kutlama değil; adalet yerini bulana kadar sürecek bir dayanışmadır. Çünkü her isim bir hayat, adalet ise özgürlükle anlam bulur. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.

Türkçe
1
54
318
4.7K
Doç. Dr. Buğra Gökce
Doç. Dr. Buğra Gökce@gokcebugra·
SEVGİ KUŞUN KANADINDA Sabah erken saatlerde, rüyamda mı gerçekte mi olduğundan emin olamadığım bir halde, kuş seslerinin içime dolduğu bir mutlulukla uyandım. Daha saat 8 olmamıştı, avlu kapısı da açılmamıştı. Kuş seslerinin rüyamdan aklımda kaldığını düşündüm. Kalkıp heyecanla hazırlanmaya başladım. Yüzüm gülüyor, içim kıpır kıpır. Niye mi? Açık görüş günü bugün. Sevdiklerim gelecek. Kısacık da olsa onları görüp öpebileceğim. Bir yıldaki 19. Görüş bu… 19 saat, ellerine ve yüzlerine dokunabilme fırsatım olmuş. Kıymetini bilmez miyim? Heyecanla penceremi açtım. Yatağımı havalandırırken elimi yüzümü şevkle yıkadım. Aynada kendime şöyle bir baktım. Altı paslanmış, dökülmüş de olsa yüzümü ve duruşumu gayet yakışıklı gösteren aynı aynada mutlulukla selam verdim kendime. “Maşallah” dedim. İnsan kendini beğenmezse çatlarmış😊 Yatağımı ters yüz edip çarşaflarımı düzeltirken tekrar kuş sesleri geldi. “Anam!” diyerek irkildim. Avlum açılmıştı artık. Kendimi avluya bir attım ki karşı köşedeki en eski ve büyük yuvada iki kuş bana sesleniyor. Ben de onlara ses verdim: “Hoş geldiniz.” Ben konuştukça onlar da şakıyor, cevap veriyorlar sanki. Bir süre böyle konuştuk. Sonra üşüdüğümü hissettim. İçeri girdim, giyindim, görüşe hazırlandım. Ara ara sesleri geliyor; ben de açık pencereden onlara bağırıyorum. Güzelce giyindim. Ekmeklerimden hazırlayıp azıcık suyla ıslattım, karşı pencere denizliğinin yanına koydum. Hiç oralı değiller gibi uçuştular. Vakit geldi. Giyinmiş, hazırlanmıştım. İçim pırpır… Sevdiklerimi görmeye gittim. Bir saatlik cennete düştüm. Öyle eşsiz ki… Bir yıldır burada yaşanabilecek en güzel ve eşsiz anlar; açık görüşte sevdiklerine temas etmek demek. Nasıl geçtiğini anlamadım bile. Eşimin eli elimde. Filiz’imi öptüm. Annem hasta ama koşup oğluna gelmiş. Ahmet Baba, Sevim Anne… Heyecan ve umut dolu. Beyza’m hasret oldu sıcacık. Cem ve Ulaş, aslanlar gibi… O azıcık bir saatlik halde hiçbir şeye doymak mümkün değil. Ağzıma bir parça özgürlük balı sürdüler. Kendimi bal kutusuna yakın hissettim, çok yakın… Ve çok özlemiş. Koğuşa “geride kalmış” psikolojisiyle gelmenin ağır yıkımını anlatıyorum her görüş sonrası. Tek başına gelip bu beton kafeste tutulmanın dayanılmaz ağırlığı… Bu kez de geldim. Öyle geldim. Ama ağzımda çok daha fazla özgürlük tadı, yüreğimde hürriyet atışı vardı. Kendimi avluya attım. Yürüyüp sakinleşeyim diye… Bir baktım, koyduğum ekmekler yenmiş. Bir kısmı geriye dökülmüş. Hatta yerlere pislemişlerdi. Altı aydır temizlemiyordum. “İyi oldu” diye kendi kendime soğuk bir espri bile yaptım. Sonra kafamı kaldırdım. Kuşlardan biri kuyunun dibine hafif bir uçuş yaptı. Beni selamladı. Belki… belki de teşekkür etti, kim bilir. Belki de Sarsuk ve Marsuk geri geldi. Olmaz mı? Olur. Bana müjdeler, baharlarla geldiler. Hoş geldiler. Hoş gelip sefa getirmişler. Bana ses, nefes, umut ve heyecan veriyorlar. Belki de bir yıl sonra özgürlük umudumu geri getirdiler. 5. mevsimi yaşıyorum burada. Sarsuk’la Marsuk… Belki onların dostları bana o bir parmak balı büyüten umutların tatlı heyecanıyla sevdiklerimin sesini, soluğunu getirdiler. O kuşlar sadece kuşlar değiller. Sevdiklerimin sadece yakınlarım olmadığı gibi… Onlar benim canlarım, canımın içleri. Geri gelen kuşlar ise canlarımın sesi soluğu. İlk defa Onların sesiyle burada hayata tutunma kararı vermiştim. Yine onların sesi ve soluğuyla canlarıma, yüreğime, aydınlığıma, eşime, anama kavuşacağım. Sarsuk ve Marsuk üzerinden sizlere de selam yolluyorum. Aldınız mı selamımı, ey özgürlük? İnsan bazen bir kuş sesinde, bir ekmek kırıntısında, bir avlu köşesinde dünyanın bütün tarihini hissedebiliyor. Çünkü özgürlük dediğimiz şey büyük meydanlarda değil, insanın yüreğinde başlıyor. Demir kapılar onu geciktirebilir ama yok edemez. Nice zindanlar gördü bu dünya; fakat o zindanların duvarları insanın umudundan daha kalın çıkmadı. Düşünüyorum da… İnsanlık tarihi biraz da zindanların ve pencerelerin tarihidir. Bir yanda kapatanlar, diğer yanda o küçücük pencereden gökyüzünü görmeye devam edenler. Sokrates’in baldıran içmeden önceki sükûnetinde de Namık Kemal’in sürgün satırlarında da nice bilinmeyen mahpusun duvara kazıdığı cümlelerde de aynı şey vardır: İnsan ruhu, kendisine çizilen sınırdan daha büyüktür. Belki de bu yüzden kuşlar her zaman umut sayılmıştır. Çünkü gökyüzünü kimse hapsedemez. Bir kuşun kanadı, bir mahpusun kalbinde bazen bütün bir mevsimi başlatabilir. Bahar dediğimiz şey de zaten önce insanın içinde başlar, sonra dünyaya yayılır. Ben burada beş mevsim yaşıyorum demiştim ya… Belki de altıncı mevsim umuttur. Ve insan, umut ettiği sürece aslında hiçbir yerde tamamen kapalı değildir.
Doç. Dr. Buğra Gökce tweet media
Türkçe
43
256
2K
24.6K
Doç. Dr. Buğra Gökce
Doç. Dr. Buğra Gökce@gokcebugra·
İspanyol dostlarımızın bu güzel hikayeyi okumasını dilerim. İspanya ile güzel ülkemiz arasındaki dayanışma ve sevginin güçlenmesi hepimizin kalbini ısıtıyor. Nâzım’ın, “kırk günlük yolda yaprak kımıldasa/ Sen ürpermelisin içerde” diye anlattığı duyguyla hareket eden merhum Vedat Dalokay'ı da saygıyla anıyorum. "El pueblo unido jamás será vencido!" @PSOE @sanchezcastejon
Ulaş Aydın@UlasAydin

1975 yılında İspanyol Büyükelçiliği’ne bir mektup gelir: “7 gün boyunca İspanya Elçiliği’ne su, havagazı ve elektrik verilmeyecek. Ankara halkı, özgürlük mücadelesi veren İspanyol halkını desteklemektedir.” Mektubun altında dönemin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Vedat Dalokay’ın imzası vardır. Faşist diktatör Franco, beş İspanyol vatandaşını idam etmiştir. Dünyanın birçok yerinde yükselen tepkiler arasında, belki de en çarpıcı olanlardan biri Ankara’dan gelir. Dalokay, bu eylemi nedeniyle Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanır ve kendini şöyle savunur: “1936’dan beri bir milyon insanın canına kıyan bir yönetimden söz ediyoruz. Benim yaptığım suç değildir. Etimle, kemiğimle onların yanındayım.” Hiçbir şey olmasa bile, İspanyollarla aramızda daima bir şeyler oluyor. Büyük afetlerde dayanışmayla, büyük baskılar karşısında hürriyet aşkıyla, büyük savaşlar karşısında vicdan barikatıyla bir şekilde yan yana geliyoruz. Akdeniz’in o kadim medeniyet havzasının mucizesi belki de bu: Bazen bir belediye başkanı, bir askeri diktatöre karşı elçiliğin suyunu kesiveriyor; bazen bir halk, emperyal planlara karşı en güçlü itirazı yükselterek çoluk çocuk katledilen sivillerin sesi oluyor. Bugün yine Türk ve İspanyol halkları arasında kurulan bir küresel vicdan ittifakının dijital bir kardeşlik festivalini izliyoruz. Aynı anda hüzünlü, keyifli, eğlenceli, şamatalı ve dramatik… Tıpkı Akdeniz gibi. Vedat Dalokay’a saygıyla…

Türkçe
2
55
377
11.3K
Doç. Dr. Buğra Gökce
Doç. Dr. Buğra Gökce@gokcebugra·
Çeşme Belediye Başkanımız sevgili @laldenizlicesme hakkında çok ağır iftiralar, kabul edilemez yalanlar söylendi. Bu yalanları söyleyen ve iftira atanlar elbette hukuk önünde hesap verecektir ancak genç ve kadın bir belediye başkanı hakkında atılan bu iftiraları yayınlayanlar, kamuoyuna yayanlar, sorgusuz, sualsiz gazetelerde, televizyonlarda yer verenler de sorumluluk sahibi. Masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı gibi temel ilkeler insanlığın büyük tecrübesi sonucunda masum insanları korumak, onların şeref ve onurlarına zarar gelmesini engellemek için kabul edildi. Bu ilkeleri bir kenara atıp basın yayın organlarında insanların itibarlarına saldırmak da iftiracıların suçuna ortak olmak demektir. 86 milyon vatandaşımızın onuru, namusu, şerefi değerlidir. Hiç kimse bir başka insanın şeref, namus ve onuruna saldıramaz. Adalet mekanizması herkesin haklarını ve insanlık onurunu korumak için var. Umuyorum güzel ülkemiz hak ettiği adalete kavuşacak.
Doç. Dr. Buğra Gökce tweet media
Türkçe
11
174
1.3K
9.8K